İnanın hiç hoşlanmıyorum ama her paylaşımda destek talebimi yinelemek zorunda kalıyorum.
Birçok hesapta aynı sıkıntı var, maalesef.
Ya hesap kapatılıyor ya da görünürlük kısıtlanıyor; mücadele etmemiz, mağduriyetleri dile getirmemiz ve sesimizi duyurmamız zorlaştırılıyor.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
AKP’den istifa eden eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın, Özata Denizcilik hisselerindeki işlemlerden elde ettikleri öne sürülen yaklaşık 2,2 milyar lirayı iade etmiş(!) öyle söyleniyor.
Bu arada ortada böyle bir saçmalık da var. Neyin pazarlığı bu? Elinizde bilgi varsa ve açıklamıyorsanız, neden açıklamadığınızı da açıklayın.
@yenipartiyiz
Zeynel Emre:
“AKP’de birbirlerini yiyorlar, ihbar edip duruyorlar. Elinizdeki bilgileri siz açıklayın, bize bırakmayın. Açıklayamıyorsanız, failler ortaya çıkana kadar biz paylaşmaya devam edeceğiz.”
163 milyon lira yatırıp 2,17 milyar lira çekildiği iddiası!
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında ortaya atılan bu iddia son derece ciddi.
İddiaya göre çift, toplam 163 milyon 46 bin lira yatırım yaptı ve yaklaşık dört-beş ay içinde 2 milyar 170 milyon lira çekti.
Bu rakamlar doğru mu?
Bunu artık sosyal medya tartışmaları değil, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma ortaya çıkarmalıdır.
Fatma Betül Sayan Kaya, siyasi sorumluluk gerekçesiyle görevlerinden affını istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu talebi kabul etti.
Ama asıl mesele burada bitmiyor.
İddia doğruysa istifa yetmez; hukuk önünde hesabı verilmelidir. İddia doğru değilse de kamuoyuna açık, doyurucu bir açıklama yapılmalı ve gerekli hukukî yollara başvurulmalıdır.
Çünkü hiç kimse, hangi makamda bulunursa bulunsun, kamu görevini kişisel zenginleşme aracı olarak kullanamaz.
Kullanmamalı... Ahlâk, erdem ve etik değerler bunu gerektirir.
Milletin beklediği şey çok basit:
Gerçek ortaya çıksın. Varsa suç, kim işlemişse hesabını versin. Yoksa iftira sahipleri hukuk önünde hesap versin.
Devlet dediğiniz şey; Adaletin tecellisini ayrım gözetmeksizin sağlamak için vardır. Devletin aslî görevi budur.
Mevlânâ hırsı, "aklı ve ruhu bağlayan bir çarmıh" olarak nitelendirir.
Hırs insanı kör eder ve sonu hüsrandır!
#Husran
Salih Tanrıkulu, Devlet Denetleme Kurumu Başkanı. Borsa ve Fon skandalını inceleyecek!
Yalnız bir tuhaflık var; kendisi zaten Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesiydi!
Yönetiminde olduğu Borsada yıllardır yaşanan manipülasyonları görememiş.
Şimdi denetim yapacak!
Fıkra bu!
Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca, her paylaşımda destek talebimi yinelemek zorunda kalıyorum.
Birçok hesapta aynı sıkıntı var, maalesef.
Ya hesap kapatılıyor ya da görünürlük kısıtlanıyor; mücadele etmemiz, mağduriyetleri dile getirmemiz ve sesimizi duyurmamız zorlaştırılıyor.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Ankara'da seyyanen zam talebiyle AYM önünde eylem yapan emeklilerin protestosunda, #emekli polis Ali Şekeroğlu, beylik tabancasıyla intihar etti.
Anayasa Mahkemesi önüne gelirken elindeki pankartta şu yazıyordu:
“Para için değil, onurumuz için.”
Ali Şekeroğlu artık aramızda değil. Yaşamına son verdi.
Hepimizin içi acıyor.
Emekliler yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye emek verdi. Bugün istedikleri; insanca yaşayabilecekleri bir gelir ve onurlu bir hayat.
Dün, bugünlerin habercisiydi. Fakat toplum yaşanan acılara ve yapılan haksızlıklara duyarsız kaldı. Nice masum can hayatını yitirdi. Kadın, çocuk, genç, yaşlı, hasta… İntihar eden, bilmediği işlerde çalışırken iş kazalarında yitip giden bu toprağın insanı yüzlerce can…
Kimin umurunda?
Ötekileştir, hatta yiten insanların ve ailelerinin acısı üzerinden hamâset yap.
Efendiler, yapmayın! Haksızlığa karşı sessiz kalmayın. Yarın haksızlığa uğradığınızda yanınızda kimseyi bulamayacaksınız.
Dedik ama dinletemedik.
Hâlâ bildiklerini okumaya ve üstenci bir dil ile ötekileştirneye devam ediyor siyasiler ve taraftarları.
Bugün Ali Şekeroğlu’nun ardından üzülüyoruz. Toplum olarak birbirimizin acısına ne kadar duyarlıyız?
Haksızlık karşısında susmanın bedeli, oluşturduğu tahribat bu gidişle daha ağır ve hissedilir hâle gelecek.
Rahmet olsun yiten canlara ve Ali Şekeroğlu’na.
Bu ülke hepimizin!
“Pencereniz kirliydi, gördüğünüz her insana çamur attınız.”
Cemal Süreya, Günler
Kusuru başkasında arama huyunu bırakıp; kendimizi onarmaya çalışalım.
#KaraAyLilith
Değerli dostlar,
Aşağıdaki videomuz çok önemli.Lakin X’te görünürlük kısıtlaması var.Mesajlarımız hedef kitleye ulaşmıyor.Yapacağınız her retweet ve her yorum bir ailenin kurtulmasına, bir çocuğun veya bir gencin daha iyi yetişmesine vesile olabilir.
https://t.co/Q7dPDWKjJu
Üsteğmen Kerime Yıldırım’ın annesi Atiye Yıldırım, kızının 15 Temmuz gecesi yaralı askerleri kurtarmak üzere görevlendirildiğini anlatıyor. Silah donanımı bulunmayan bir helikopterle görevlendirilen Yıldırım’ın, kurtarma görevini başarıyla tamamlamasına rağmen “Meclisi bombalayan F-16 pilotu” şeklinde bir iftiraya maruz kaldığını belirtiyor.
@khktelevizyonu
#ÇerçeveYasaGenişletilsin
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR...
Sincan Cezaevi'ne nakil olan böbrek hastası, KHK'lı Mehmet Parlak'ın eşi Nurten Parlak:
"Ziyarette eşimi tanıyamadım.
45 kiloya düştü. Bir deri bir kemik kaldı. Uzman doktora gitmeli.
Henüz götürülmedi...”
#ÇerçeveYasaGeniṣletilsin
Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca S.O.S. sinyali vermek de normal olsa gerek.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Millî irade nedir?
Millî irade, milletin sandıkta ortaya koyduğu tercihtir. Ama yalnızca sandığa gitmek değildir. Sandıktan çıkan tercihe saygı göstermek, seçilmişlerin hukuk içinde görev yapabilmesini sağlamaktır.
Şimdi yeniden “vesâyet” ve “millî irade” deniliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bunun için bir panel düzenledi.
Peki, millî irade yalnızca darbeler söz konusu olduğunda mı hatırlanacak?
Muhalefet tam da buradan itiraz ediyor. Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerini, 'seçmen iradesinin etkisizleştirilmesi" olarak değerlendiriyorlar.
Ekrem İmamoğlu da bunu açıkça “millî iradenin yok sayılması ve gasp edilmesi” şeklinde ifade ediyor.
O hâlde soralım: Sandıkta seçilen bir iradeye, sandıktan sonra da saygı göstermek millî iradenin gereği değil midir?
Millî irade, işimize geldiğinde hatırlanacak bir kavram değildir.
Tıpkı “bekâ” gibi... Her meseleye beka demek, kavramın kendisini de değersizleştirir. Kebapçı esnafından üç harfli marketlere, hal esnafından kabzımala kadar ekonomik meselelerin bile bekâ başlığı altında tartışıldığı günleri gördük.
2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze-meyve fiyatları tartışması sırasında “halde terör estirenlerin” işini bitireceklerini söyledi.
Kaynak: AA
2021'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekonomik sıkıntılar ve işsizlik tartışılırken “teröre yardım ve yataklık yapan bölücü kebapçıların işsizlikte payı vardır” dedi.
Kaynak: TBMM
2022'de ise zincir marketlerdeki fiyat artışları tartışılırken, “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine de inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA
Millî irade de bekâ da bu kadar ucuzlatılmamalı.
Demokrasi, yalnızca sandığa gitmek değil; sandıkta ortaya çıkan iradeye hukuk içinde saygı göstermektir.
Kimseyle hısım/hasım değilim. Sadece adaletin, hukukun ve demokrasinin hâkim olduğu yaşanabilir bir ülke arzu ediyorum; ömrümün son demini de huzur içinde yaşamak istiyorum.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
#SOS
Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Venhar Can’ın mahkemesinde yaşananları aktardı:
“Baba, hakime adeta yalvardı. ‘En azından Yargıtay kararına kadar ev hapsi ile tutuklu kalsın’ dedi. Hakim dinlemedi.”
ÇocukHasta AnneHapiste
Ülkeden sürgün edilen bir gazetecinin bir videosunun yasaklanmasının ülkeye maliyeti 20 Milyar Dolar. Akp millet uyanmasın diye videoyu yasaklatıp milleti bir daha soydu.
Gazeteci Nihal Bengisu Karaca, 73 yaşındaki Abdullah Tırpan’ın durumuna ilişkin Adli Tıp bilirkişi raporuna dikkat çekti: “Umarım gereken değerlendirme yapılır. Hasta ve yaşlı mahkumlar hapiste ölmesin.”
AbdullahTırpan
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve diğer hâkimler,
Allah şahit, biz de şahidiz; yanlış kararlarla ziyan eylediniz.
Zira suç olmayan eylemlerden 1 milyona yakın terör dosyası oluşturdunuz.
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay
Ağır hasta mahpus Abdullah Tırpan (73) hakkında tahliye başvurusunda bulunan @mazlumder :
“Sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporları incelendiğinde, hastanın ağır
diyabete bağlı olarak gözlerinde, sinir sisteminde ve kaslarında ciddi hasarlar oluştuğu anlaşılmaktadır.”
AbdullahTırpan
Cezaevinde tutulan köfteci Abdullah Tırpan’ın sağlık durumunun çok ağır olduğunu ifade eden Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Tıbben her an ölebilir.”
AbdullahTırpan
Abdullah Tırpan’ın hastane ve cezaevi arasındaki sevkler sırasında daha da zayıfladığını belirten kızı Refia Tırpan:
“Babam gözlerimizin önünde eriyor. Tahliye edilmesini istiyoruz.”
AbdullahTırpan