Bay Kibir Reklamoğlu'nun vaatlerini konuştuğumuz "Sor bakalım niye yapmadım?" programının ilk bölümü şimdi yayında! Reklamoğlu'nun sebeplerini ve yürekleri burkan açıklamalarını kaçırmayın!
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde 11 ilimizde 50 bin canımız gitti. Cumhuriyet tarihindeki depremlerdeyse toplam 130 bin kişi hayatını kaybetti. Aynı yayında ve aylar önceki yayınlarda da defalarca söylememize rağmen, bunun bugün bir siyasi polemik konusu haline getirilmesi gerçekten üzücü.
Yalana sarılan siyaset anlayışıyla hakikatli bir zafer kazanılamayacağını 31 Mart’ta kaybettiklerinde görecekler.
Oyuncu Eda Ece, ödül töreninde depremzedeleri hedef aldı:
“Deprem bölgesine yaptığımız herşeyi onlar başkaları yapıyor sandı. Sandıktan onu anladık ama neyse.”
Mansur Bey,
Örnek olmak ne kadar değerliyse örnek almak da o kadar değerlidir. Ancak yaptığınızı iddia ettiğiniz SMA tarama testleri ile ilgili örnek bir durum söz konusu değil. SMA taramaları sadece evlenecek çiftlere değil yeni doğan bebekler için de merkezi programa alınmış ve Bakanlığımızca etkin şekilde yürütülmektedir. Size biraz da bilgi içeren bazı sorularım var.
1. Belli hastalıkların toplumda taramalarının yapılması bir halk sağlığı görevidir ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce yürütülür. Bu faaliyetlerin yürütülmesinde rol almak isteyenler de Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünden izin alarak bu faaliyetlere katkı sunarlar. Bunun temel sebebi de atılan her adımın kaydının tek merkezde tutulması ve etkin mücadele için tedbir alınmasıdır. Kayıtlarımızda izin müracaatınıza rastlanmamıştır. Bizim bilmediğimiz bir müracaatınız oldu mu?
2. İzinsiz olarak ve “örnek olmak” amacıyla bu taramaları yapmışsanız bile nerede yaptığınızı öğrenmek isterim. Kayıtlarımızda belediyenize ait bu imkanları haiz bir laboratuvar ruhsatı bulunmamaktadır. Yaptık dediğiniz testleri nerede yaptınız?
3. Tarama testlerinin sonuçlarının Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile paylaşılması bir zorunluluktur. İddia ettiğiniz gibi örnek bir uygulama başlatarak test yapmışsanız bu testlerin neticesini Halk Sağlığı Genel Müdürlüğümüze bildirdiniz mi?
4. İddia ettiğiniz testlerin toplam sayısı kaçtır?
5. Belirttiğiniz tarihten itibaren, 2021 yılında, 2022 yılında ve 2023 yılında yılda kaç “örnek” test yaptınız?
6. Yaptığınızı iddia ettiğiniz testler neticesinde hiç taşıyıcı çift çıktı mı? Çıktıysa bunları kanuni ve insani bir zorunluluk olarak Bakanlığımıza bildirdiniz mi?
7. İddia ettiğiniz taramalarda eğer taşıyıcı tespit etmişseniz bunlarla ilgili bir tedbir ya da tasarrufunuz oldu mu?
8. Hiç yeni doğan SMA taraması yaptınız mı? Yaptıysanız Bakanlığa bildirdiniz mi?
9. Tespit ettiğiniz vaka var mı? Varsa kanuni ve insani bir zorunluluk olarak Bakanlığımıza bildirdiniz mi?
Sayın Yavaş,
Ben bu soruların hepsinin cevabını biliyorum. Sizin cevap vermenizi bekleyeceğim. Cevabınızın 14 Mayıs akşamı milletimizin huzurunda yaptığınız açıklamalar gibi olmamasını temenni ederim.
Sn. Kılıçdaroğlu, Baykar'dan bahsederken "tek sorunumuz rekabet ortamının yaratılması" demişsiniz.
Sadece siz değil, son dönemde karşılaştığımız iftira ve karalamaları dile getirenler de bu temelsiz argümana sarıldılar.
Daha önce size ve diğerlerine cevaben anlattıklarımızı tekrar tane tane izah edeceğim.
Hatırlarsanız, Milli SİHA’lara jitem diyen, bize devlet şirketlerinden insan kaynağı çalma iftirası atan, belediyeden para aldığımız yalanını söyleyen vekillerinizi neden Diyarbakır’da, İzmir’de, Malatya’da listelerde yükselttiğiniz sorusunu cevaplamamıştınız. Sezgin Tanrıkulu’nun ismi verilince duymazdan gelmiştiniz.
Rahmetli Babamız bu iftiraları size yıllar önce mektupla ve telefonda şikayet etmiş fakat o zaman da duyarsız kalmıştınız.
Nihayet, başka bir iftirayı siz atınca, Babamız Özdemir Bey size dava açmış ve mahkeme sizi tazminata mahkum etmişti.
Kazanılacak tutarın da şehit ailelerine bağışlanmasını vasiyet etmişti.
Bu tutarsız halinizi bir kez daha milletimizin takdirine sunuyoruz.
Rekabet meselesine gelince...
Baykar, rekabet sayesinde doğdu, rekabet ederek sektöründe dünyanın önde gelen firmalarından biri oldu.
Türkiye Baykar’dan önce İsrail’den İHA alıyordu. Baykar İHA üretti, İsrail firmasıyla rekabet etti ve Türkiye’ye daha kaliteli İHA’ları 10’da 1 maliyetle tedarik etti.
Hâlihazırda Türkiye’de İHA üretimi yapan biri vakıf şirketi, 7 firma var. Hangi tekelden bahsediyorsunuz?
Baykar, ABD, İsrail ve Çin firmalarını rekabette geride bıraktı, 30 ülkeye ihracat yaptı. Dünyanın en büyük İHA ihracatçısı oldu.
Biz mi rekabetten çekineceğiz?
Baykar, şimdiye kadar Ar-Ge yatırımının tamamını öz kaynaklarıyla yaptı. Tek kuruş nakit, devlet hibesi ya da banka kredisi almadı. Elde ettiği tüm gelirlerin %75’ini, bu yılki gelirlerinin %99,3’ünü ihracattan kazandı. 2022 ihracatı 1.2 milyar dolar.
Rekabetten neden korkalım?
Türkiye’de toplam savunma harcamaları içinde Baykar’ın payı %1’in altında. Hangi tekelden bahsediyorsunuz?
Baykar’ın öncülüğünde 2.5 milyonu aşkın ziyaretçinin katılımı ile düzenlenen Teknofest’te bu yıl yarışan 332 bin takım ve 1 milyon genç içinde 4.000’den fazla İHA takımı vardı. Bu yarışmalardan yepyeni teknoloji şirketleri doğuyor.
Siz değil Türkiye’den, dünyadan bize benzer bir örnek daha gösterebilir misiniz?
Yunanistan'dan Amerika'ya kadar dünyanın en önemli yayın organları Milli SİHA'larımızın paradigma değiştirdiğini, savunma doktrinlerinin yeniden yazıldığına dair makaleler yayınladı. Ancak içerde yaptığımız işe dair söylenen, yazılan, hep aynı algı, hep aynı iftiralar...
Baykar rekabetten kaçar mı?
Desteklerken (!) keşke hakikati çarpıtmasaymışsınız.
Tekrar anlatayım; derdimiz Türkiye’de tekel olmak filan değil. Biz Türkiye için, terörle mücadelemiz için bu İHA’ları ürettik. Asıl Baykar öncesinde tekel ve yurtdışı bağımlılığı vardı. Ülkemizin bu alanda yakaladığı dünya liderliğini sürdürmesini istiyoruz. Nuri Demirağ’a konulan engeller konulsa, üretim izni verilmese, test uçuşları için izin verilmese, bu İHA’lar geliştirilmeye nasıl devam edilecek?
Amasız, fakatsız bir desteğinizi görmek için daha ne olması lazım…
Bizim için "rekabete girmeden iş yapıyorlar" iması yapmaktan vazgeçin.
Bizi ziyaretinizi tekrar tekrar anlatıyorsunuz. Fakat o ziyarette size anlattıklarımızı da, sonrasında ortaya koyduklarımızı da malesef hiç anlamamışsınız.
Biz gerçekleri anlatmaktan yorulduk, siz ise cümle arasına, kelime oyunlarıyla sıkıştırılmış ifadelerle hakikati çarpıtmaktan yorulmadınız.
Destek talebimiz yok, TAKOZ koymayın başka ihsan istemeyiz…
HÜDAPAR Genel Başkan Yrd. Hüseyin Yılmaz:
“HÜDAPAR’lıların eşlerini çalıştırmadıkları, okutmadıkları, çocuklarını okutmadıkları şeklinde yalan ve iftira atıyorlar. Eşim ve iki kızım doktor.”
Oğuzhan Uğur bundan birkaç gün önce Melih Gökçek beyfendiye Kemal Kılıçdaroğlu ile yapacağı programına göndereceği üç kişiyi kabul edip soru sorduracağına söz verdi.
Bunun üzerine kendisine benimle birlikte üç kişinin ismi iletildi. Oğuzhan Uğur benim katılmama karşı çıkarak can güvenliğimi sağlayamayacağını, kendi ekibinin beni bir kenarda sıkıştırıp bazı şeyler yapabileceğini, buna engel olmasının zor olduğunu ifade etti.
Bunun üzerine ben can güvenliğim konusundaki sorumluluğu da kendi üzerime alacağımı, gerekirse bunun için bir belge de imzalayabileceğimi ilettim. Kendisi bunun üzerine ekibini ikna etmeye çalıştığını ama ikna edemediğini bildirdi.
Bunun üzerine ismi verilen üç kişi olarak programa katılmama kararı aldık.
Programına çağırdığı HDP'lilerin ve FETÖ'cülerin bile can güvenliğini sağlayabilen, hatta programına Hakan Şükür'ü bile davet edip, can güvenliğini sağlayabilen Oğuzhan Uğur, kendi iddiasına göre konukların büyük çoğunluğunun Ak Partililerden oluştuğu Kemal Kılıçdaroğlu programında benim can güvenliğimi hem de kendi ekibinin yapacağı saldırılara karşı sağlayamayacağını söyledi.
Bu adam daha bir basın mensubunun can güvenliğini sağlayamazken eğer katılsaydı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın can güvenliğini nasıl sağlayacaktı merak ediyorum.
Aylardır herkese hodri meydan diyen ama bana gelince köşe bucak kaçan Oğuzhan Uğur'un tutumunu ise sizlerin takdirine bırakıyorum.
Bununla birlikte programda Kemal Kılıçdaroğlu'na soracağım soruyu bir video olarak hazırlıyorum. Birazdan burada yayınlayacağım. Can güvenliğimi sağlayamayan Oğuzhan Uğur bakalım video yoluyla soracağım soruyu Kemal Kılıçdaroğlu'na sorabilecek mi?
Videolu soruya da can güvenliği gibi bahaneler bulamayacağına göre neler olacağını hep birlikte göreceğiz.
Fıkra değil!👇
Mitinge çelik yelekle çıkılmasına neden olan ve bizzat Kılıçdaroğlu’nun şikayetiyle gözaltına alınan kişinin telefonunda
CHP genel merkezi ile görüşmeler bulunmuş, şahsın CHP tarafından tutulduğu anlaşılmış.
Kemal Bey “yanlışlık oldu” diyerek şikayetini çekmiş.
▪ Şehit yakını: "Ben şehit verdim, bunun için mi şehit verdim?"
▪ CHP Kadın Kolları üyesi bir kadın: "Şehidi bana mı verdiniz, verdiyseniz kendinize verdiniz."
Yaşanan skandal diyalog üzerine Kütahya esnafı, CHP teşkilatını pazar yerine sokmadı.