Münir Özkul'un, 1990'larda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi görmesi, Türkiye'de ruh sağlığı bozukluklarına dair önemli bir farkındalık yaratmıştır. Özkul, bu deneyimini bir röportajda samimiyetle paylaşarak, psikolojik hastalıkların toplumda genellikle bir tabu olarak görüldüğüne dikkat çekmiştir.
Zülfü Livaneli:
💬"Bugün sağın kullandığı temel araçlar din, milliyetçilik ve sermayedir (para). Solun ise tek bir silahı vardır: kültür. Gramsci'nin de dediği gibi, sağ ne yaparsa yapsın kültürel hegemonya kuramayacaktır."
1974’te bu adam, gerçeklikte bir “aksaklık” yaşadı.
Matrix’i var olmadan 22 yıl önce keşfetti.
FBI ve CIA onun araştırmalarına el koydu. Ama 46 yıl sonra, Elon Musk ve kuantum fizikçileri onun haklı olduğunu kanıtladı.
Gizliliği kaldırılan dosyalar seni dehşete düşürecek.
Zira o, en başından beri ahlakın ya da aklın gücüne değil; silahın, yasanın ve kararnamenin gücüne, yani despotik rejimlerin nesneleştirici kiplerine (ve onların çoğu zaman uydurmaya dayalı nedenselliklerine) bağlıdır.
İnsanların bizim kültürümüzde özneye dönüştürülme kipleri hangileri?
Grammaire générale, filoloji ve dilbilim bizde hiç olmadığına, bilim olmadığına, emek harcayan öznenin nesneleştirilmesi safhasına bile tam geçilemediğine göre geriye 2 eksen kalır:
a. Foucault’nun “bölücü pratikler” adını verdiği eksen
b. İnsanın kendi kendini özneye dönüştürme biçimleri ekseni.
Ancak bu coğrafyada insanın kendi kendini özneye dönüştürmeye ne vakti ne de alanı vardır. İnsan en başta insan olarak dahi anılamamaktadır. Öğrenmeye ve “kendilik tekniklerini” geliştirmeye zamanı yoktur onun.
İktidar işte bu şekilde kendisini yeniden üretir, entelektüellerin siyasi işlevini yokeder, kendisini şiddetin meşrulaştırıcısı haline getirir ve hakikati sürekli olarak olabilecek en bayağı ve çürütülebilir yollarla üretmeye devam eder.
Ancak ürettiği hakikat olsa olsa bir kağıttan piramittir ve en küçük rüzgarda dağılmaktadır. Buna karşın bu tipteki iktidar kendi despotizmini sınırsız bir biçimde geliştirerek ahlakın ve aklın varolmadığı ideolojisini ruhların ve bedenlerin içerisine yerleştirmeye devam eder.