@Didem_Le0na@BirGun_Gazetesi Sonra da sıra güvercinlere,martılara mı sizce????Beton mezarlarda otursunlar köpek,kedi,kuş,ağaç olmadan.Nasıl bir zihniyetse.
Soluduğumuz hava, sağlığımızı ve yaşamımızı belirliyor. Havayı kirleten PM2.5, görünmez bir tehdit olarak her nefeste vücudumuza giriyor.
Türkiye’de bu kirletici için yasal sınır yok. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na sesleniyoruz, sen de katıl: https://t.co/Id3u4Ntg2e
Evde Kedi Besleyenlere Kızmadan Evvel Bilmeniz Gereken 15 Gerçek ! ...
1. Her tarafını ele geçirdiğiniz o şehirlerde artık doğa yok.
2. Çöp kutusu kenarları hiçbir zaman onların doğal yuvası olmadı.
3. Onları doğadan aldığımızda bazı yetenekleri vardı. Şu an bildikleri tek şey dilencilik.
4. Şehirlerde avlanacak hiçbir şey yok. Sadece çöpler ve onlar var.
5. Ortalama bir kedinin ömrü 16 sene, sokakta ise en fazla iki ya da üç yıl yaşayabiliyorlar.
6. Birçoğunun tek desteği onlara bakan insanlar.
7. ‘Ah ne kadar tatlı’ deyip geçtiğiniz yavru kedilerin çoğu sadece bir kaç gün yaşıyor.
8. Neredeyse hepsi bozuk gıda tüketmekten ya da onlara uygun olmayan şeyler yemekten sindirim sistemi hastalıklarına sahip.
9. Kısırlaştırma daha fazla muhtaç ve hasta hayvan ölümünü engellemek için yapılıyor.
10. Her yerde arabalar, binalar ve insanlar var. Zamanında içine sığındıkları ağaç kovukları, mağara ve oyuklar yok.
11. İnsanlar tarafından şiddet görüyorlar, dövülüyorlar ve öldürülüyorlar, ciddiye alınabilir hiç bir cezası yok.
12. Toprağa patilerini değdirebilen çok az şanslı var. Park ve mezarlık kedileri nispeten daha şanslı.
13. Soğuk ve karlı havaları atlatamıyorlar çoğu ölüyor. Esasında dokuz canları yok, yarım canları var.
14. Kendilerini korumayı bilmiyorlar, binlerce yıl önce bunu onların elinden aldık.
15. Onların mutlu ve huzurlu yaşamaları için elimizden geleni yapalım, doğalarını, yaşam alanlarını aldığımız bu canlılar şu anda bize muhtaçlar ... 😞🐱🐯🐈
Kapasite yetersiz, muamele kötü
İktidar kanadından sokak köpeklerinin yüzde 97’ye yakınının toplandığı açıklanırken sosyal medyada sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemleri de artıyor. Toplanan köpeklerin akıbeti ise belirsizliğini hâlâ koruyor
https://t.co/4r8ddAGLPr
Artık dayanacak direnecek güç kalmadı. Günlerdir mama duyurularımız bir kaç kişi harici karşılıksız kaldı. Pes etmek istemiyoruz. Ancak nereye kadar. Ünlüler burayı duymuyor görmüyor. Şmlanları kısıtlı bağışçılarımız ile ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Zordayız denekten bıktık usandık utandık. Sanki Bınca canı kurtarmadık da biz doğurmuşuz gibi herkes sırf patiliköyün güzel görseli nedeniyle elini çekti. Aynı sözler burası çok iyi görünüyor canlar iyi durumda biz daha kötü durumda görünen yerlere destek olacağız deniliyor..ne yapsaydık can dostlarım siz söyleyin ajite etmek mi gerekiyor. Canların hakkını canlara verdik bu hale düştük.
Şunu gördüm şu işleri yapıyorsan İyi film çekeceksin doğru olur ajite etmez iyi bakarsan yanında kimse kalmıyor. Biz yinede çizgimizi bozmayacağız.
Barınağımızın temizlik malzeme ihtiyacı var. Kliniklere çok ciddi borçlar birikti. En mühimi mama kalmadı.
Bu günden sonra mama duyurusu dahi yapmayacağım. Çünkü arttık cidden utanıyoruz. İnsanlar bin cana nasıl bakılır bilmiyorlar . Patiliköy sürekli mama İstiyor diyenler var. Yahu ne yapalım aç mı bırakalım. Bu son çağrım son seslenişim artık gücüm kalmadı. Gücenmiyor olabilirsiniz haklısınız bu işi yapanların çoğu bir kısım hariç sadece para kazanmak için yapıyor. Hayvan falan bakan çok az. İşin için berbat. Biliyoruz ama susuyoruz. Konuşan kötü olduğu için lanet olsun diyorum..O nedenle mama alıp gelip kendiniz besleme yapabilirsiniz. Biz yorulduk. Hemde çok. Dilenci olduk sosyal medyada .. bunu haketmedik. Buraya can bırakanlar birdaha aramayanlar buranın bu hale gelmesi en çokda sizin yüzünüzden. Vicdan rahatlattınız atıp gittiniz. Biz evlat bildik sahip çıktık ve çıkmaza girdik. Bizi duyacak ünlüler iş adamları lütfen lütfen biri elimizden tutsun. Çok kötü durumdayız.
Bir kilo mama 50 tl. 15 kg 750 tl. Profil başındaki linklerden yada dm den yazarak bağış yapabilirsiniz. Umarım Çığlığımız duyulur. Son kez sesleniyorum lütfen bizi duyun. Burada bin can var ve hepsi kurtarılmış.
Şu fotoğraflarda gördüğünüz kedinin ismi Şaşı. Kendisi kör ve sağır. Özdilek AVM'nin otoparkında küçücük bir yere yuva yapmış, orada kendi halinde yaşıyordu. Çevredeki insanlar tarafından da temizliği, bakımı ve her türlü ihtiyacı eksiksiz bir şekilde karşılanıyordu…Binlerce metrekarelik alanlara koca koca inşaatlar, AVM'ler yapıp bu hayvanların yaşam alanlarını işgal ettiğiniz yetmiyor, bir de onları buralarda barındırmak dahi istemiyorsunuz. Bu hayvan kör ve sağır halde kendisine sığınacak güvenli bir yuva bulmuş. Çevredeki duyarlı insanlar temizliğine kadar her şeyiyle ilgileniyor, ancak AVM yönetimi kediyi dışarı atmak istiyor. Bu can kör ve sağır, dışarıda tek başına yaşayabilecek durumda değil. Doğasını işgal ettiğiniz yetmiyormuş gibi bir metrekarelik alana dahi sığdıramıyorsunuz. Birçok AVM artık sokaktaki canlara ev sahipliği yapıp kapılarını açarken, Özdilek AVM, siz kör ve sağır bir kediyi ölüme mi terk etmek istiyorsunuz…Bırakın hayvan orada yaşasın, zaten herkes bakımını üstlenip gerekli bütün olanakları sağlıyor. Çevre ve hayvan dostu gibi gözüküp hayvan kat*li olmayın…
Merhaba, bu terk edilmiş gibi görünen bir kedi. Kısırlaştırılmış, ancak sokaklarda durumu kötüleşmiş.
Ev kedisi olduğu için sokakta yaşayamaz ve kendi yemeğini kendisi temin edemez. İstanbul Bağcılar
İnstagram @layhbi
Yavrusunu taşımak için seçtiği mağazaya gelen anne kedi, iş yerini kapalı buldu. Kameradan kediyi gören mağaza sahibi ise geri dönüp kapıyı açarak anne ve yavrusunu içeri aldı.
Geçenlerde carefoursa şubelerinden birine uğradım.
İçki satışı yasaklandığı haberlerine istinaden kasadaki arkadaşlara sordum:
“Böyle bir haber geziyor ortalıkta ama halen reyonlarınızda satış devam ediyor, yalan haber mi?” diye.
Cevap ise aynen şöyle oldu
“Yok haber gerçek, merkez depodaki stoklar tükenene dek içki satışına devam edeceğiz, sonrasında alkol satışımız olmayacak.”
“Peki dedim kim verdi bu talimatı? Kime ait carefour’lar?”
Dediler ki;
“Nur Cemaati”
O ürünleri içki firmalarına iade etmek varken haram dedikleri şeylerden stokları bitene dek kazanmak helal mi oluyor şimdi?
🚨 SUÇ DUYURUSUDUR!
Bunlar kim ki bu ülkede hayvanlar üzerinden bile “zengin-fakir” ayrımı yaratmaya, toplumu sınıflara bölmeye kalkıyor?
“Başıboş Köpek Tehlikesi” adıyla sayfa açan, hayvan karşıtı faaliyet yürüten çevrelerle ilişkili olduğunu ifade ettiğimiz bu hesap şimdi de kedileri hedefe koyuyor. Nefret dili, kışkırtıcı paylaşımlar, korku üretme çabası… Peki amaç ne? ⚠️
Daha birkaç gün önce Çanakkale’de insan kaynaklı devasa çöp yığınlarını paylaştım. Sahillerde, sokaklarda, doğada… Sağ olsun duyarlı insanlar seferber oluyor, temizliyor. 👏
Ama bu hesapların derdi gerçekten çevre mi?
Geçtiğimiz günlerde “kuduz” iddiasıyla yayılan ve gerçeği tartışmalı içeriklerin nasıl trol hesaplar eliyle büyütüldüğünü de gördük.
🐈 Kedi dünyanın neredeyse her yerinde var.
Bunu defalarca bilgiyle, görüntüyle, videolarla ortaya koyduk.
Peki dünyanın birçok ülkesinde sıradan olan bir görüntü neden Türkiye’de sistematik biçimde “tehdit”, “çete”, “güvenlik”, “çevre sorunu” söylemleriyle servis ediliyor?
Çünkü burada sorgulanması gereken yalnızca hayvanlar değil, bu iletişim faaliyetinin kendisidir.
📌 Kim yönetiyor bu hesapları?
📌 Birbirleriyle bağlantıları nedir?
📌 Aynı içerikleri neden belirli hesaplar eş zamanlı büyütüyor?
📌 Kapalı DM grupları veya koordineli etkileşim ağları var mı?
📌 Kamu görevlileri üzerinde sosyal medya baskısı kuruluyor mu?
📌 Amaç gerçekten güvenlik ve çevre ise neden sürekli korku, öfke ve kutuplaşma üretiliyor?
Bir de açıkça:
“Eylemlerimiz sürecek.”
deniliyor.
❗ NE EYLEMİ?
Kedilerin toplatılması mevcut mevzuat çerçevesinde keyfî biçimde yapılabilecek bir şey değil.
Öyleyse ne kastediliyor?
Her görülen kedi grubunu çekip “çete” diye sosyal medyaya mı koyacaksınız?
Koordineli hesaplarla etkileşim verip algı mı oluşturacaksınız?
Yetkililer üzerinde baskı mı kuracaksınız?
“Zengin-fakir”, “güvenlik”, “çevre” gibi kavramları kullanarak hayvanlar üzerinden yeni bir toplumsal gerilim mi yaratacaksınız?
“Eylemlerimiz sürecek” ifadesiyle tam olarak ne anlatılmak isteniyor? Kamuoyu bunu bilmek zorunda.
🚨 NEDEN BUNLARA HÂLÂ İZİN VERİLİYOR?
Neden bu hesapların faaliyetleri ve olası koordinasyon ağları incelenmiyor?
Neden hayvanları sistematik biçimde hedef gösteren, toplumda düşmanlık ve gerilim yaratabilecek yayınlar hakkında gerekli hukuki incelemeler yapılmıyor?
Hayvanları hedefe koymak, onların yaşam hakkını ortadan kaldırmaya yönelik çağrılar yapmak, korku üretmek ve toplumu hayvanlar üzerinden karşı karşıya getirmek bu kadar kolay mı?
⚖️ BU HESAP, ARKASINDAKİ KİŞİLER VE VARSA ORGANİZE İLİŞKİ AĞI HAKKINDA YETKİLİ MAKAMLARA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM.
Paylaşımların, hesaplar arasındaki olası koordinasyonun, finansal veya örgütsel bağlantıların ve kamuoyunu yönlendirmeye yönelik faaliyetlerin yetkili makamlarca incelenmesini talep ediyorum.
Çünkü mesele artık yalnızca köpek veya kedi meselesi değildir.
🇹🇷 Bu ülkede toplumun çok geniş kesimlerinin ortak değerlerinden biri hayvan sevgisi ve merhamettir.
Bizi birbirimize bağlayan bu değerlerin yerine nefret, korku ve kutuplaşma koymaya çalışan hiçbir yapının toplumsal huzurumuzu bozmasına izin verilmemelidir.
YETER!
Devletimizin ilgili kurumlarını göreve davet ediyor, konunun tüm yönleriyle araştırılarak gereğinin yapılmasını arz ediyorum. ⚖️🇹🇷
@RTErdogan@ikalin1@akparti@tcbestepe@iletisim@dmmiletisim@burhanduran@abakingurlek@adalet_bakanlik@mustafaciftcitr@TC_icisleri@EmniyetGM@jandarma@SiberayEGM@SiberDB@TEMDairesi@ankaracbs@istanbulCBS
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak
Eski Manisa valisiydi.
"İtibardan tasarruf olmaz" diyenlere....
Yıllar önce,İzmir ile Çeşme arası seyahat eden bir minibüsü,polis kimlik kontrolü için durdurur.
Ayakta seyahat eden bir bey'in kimliğine bakan polisler dona kalır.
İçışleri Bakanlığı tarafından verilen kimlikte,"Bilecik Valisi" yazmaktadır.
İlk şaşkınlığı atlatan polisler,
-"Sayın valim sizi biz götürelim"
teklifinde bulunsalar da;
-"Teşekkür ederim. Tatildeyken, devletin aracına binmem"
yanıtını alırlar.
Görev yaptığı,Bilecik, Erzincan, Manisa illerinde sabahları makama yürüyerek giden, Ankara'ya valiler toplantısına kendi biletini alarak otobüsle giden,gazeteci Saygı Öztürk'ünde ağabeyi,emekli vali Refik Arslan Öztürk vefat etti.
Mekanın cennet olsun...
Bu ülkenin sokak hayvanları bir sabah ansızın çoğalmadı. Onları bu hale getiren yılların ihmaliydi. Yapılması gereken kısırlaştırmalar yapılmadı, üretim durdurulmadı, terk edenler gerçekten cezalandırılmadı, yeterli ve insanca bakımevleri kurulmadı. İnsanların yıllarca yapmadıklarının hesabı, bugün konuşamayan canlardan soruluyor.
Sonra korku büyütüldü. Doğruluğu araştırılmadan yayılan haberler, görüntüsü ve delili sorgulanmadan hayvanların üzerine yıkılan olaylar, insanların içine yavaş yavaş nefret ekti. Bir anne çocuğu için korkutuldu, bir baba öfkelendirildi, bir toplumun merhameti korkuyla sınandı.
Ama o köpek bunların hiçbirini bilmiyor.
O sadece dün başını okşayan insanın bugün neden kendisine taş attığını anlamıyor.
Dün önüne bir kap su koyan mahallesini neden bir daha göremediğini bilmiyor.
Bir aracın arkasına bindirilirken nereye götürüldüğünü bilmiyor.
Barınağın bir köşesinde titrerken neden terk edildiğini bilmiyor.
Belki hâlâ sahibini bekliyor.
Belki kapıdan her girene “Beni almaya mı geldin?” diye bakıyor.
Belki yavrusunu arıyor.
Belki yavrusu annesini…
Ve insanın canını en çok yakan da bu: Onlar bize hâlâ inanıyorlar.
Kendilerine kötülük yapan insanın elinden bile bir lokma ekmek bekliyorlar. Dövüldükleri halde kuyruğunu sallayan, kovulduğu yere ertesi gün yine dönen canlılardan bahsediyoruz.
Şimdi soruyorum: Bu hayvanların suçu neydi?
Barınakları onlar mı yapmadı?
Kısırlaştırmayı onlar mı ihmal etti?
Üretimi onlar mı kontrol etmedi?
Onları sokağa atan yine insanlar değil miydi?
Bir gün bütün bu gürültü bitecek. Haberler unutulacak, tartışmalar sona erecek, makamlar değişecek. Fakat geriye bir şey kalacak:
Vicdanımız.
Ve belki yıllar sonra bir çocuk, eski görüntülere bakıp bize soracak:
“Baba, anne… Bunlar sadece yaşamak istiyormuş. Siz neden onları korumadınız?”
İşte ben o sorudan korkuyorum.
Çünkü o gün “Bilmiyorduk” diyemeyeceğiz.
Biliyorduk. Gördük. Duyduk.
Ve yine de sustuk.
Onların dili yoktu belki… Ama korkuları vardı, anneleri vardı, yavruları vardı, canları vardı.
Ve hepsinden önemlisi, yaşamak istiyorlardı.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil