Bir süredir uzun uzun yazmıyorum. Bunun nedeni camiamızdaki bilinçsizlik, cehalet. Sürekli şu cümleyi tekrarlayıp duruyorum, "Fenerbahçeliler ve Fenerbahçe yönetimi, sorunun kadro ve hoca olmadığını; hakemler ve onları yönetenler olduğunu fark edene kadar bu oyun devam edecek. 10 yılda bir belki iki kez izin verecekler şampiyon olmamıza, çünkü çok büyük bir mali gücümüz var, silip atamazlar. Ama hep bir umut, hep bir acaba düşüncesi aklımıza sokacaklar. Beyler, oyun sahada oynanmıyor."
Bir şey söyleyip çekileceğim; geçen hafta puan farkı 6 olduğu zaman herkesi istifaya davet edenler arasında, geçtiğimiz sezonlarda 6 puan geriye düştüğümüz zaman ve hatta bitime çok daha az maç kalmışken, destekledikleri başkan/yönetime göre davranarak geleceğe umutla bakanlar vardı. Bir şer yapısıyla mücadele etmek için önce birlik olmamız gerekiyor. Biz bunu başaramadıkça herhangi bir yapıyı yok edemeyiz. Sadece bir tane Fenerbahçe olduğunu kabul edip, kendi içimizdeki tarafları bir yana bırakmadan mücadele etmemiz gerekiyor.
🚨 MHK Elit Hakem direktörü Anthony Taylor:
(Mert Müldür'ün Gençlerbirliği maçı penaltı beklediği pozisyon = Penaltı yok ❌)
"Temas, vuruş yapıldıktan sonra meydana geldiği için hücum oyuncusunun şut çekme veya kafa vuruşunu etkilememektedir."
Kombine erişilebilir bir şey olmaktan çıkıp gerçekten hakedene verilip, gerekirse sıra beklenmeli
Maç sırasında oyuncu yuhalayanın bileti ve kombinesi iptal edilip, çok uzun bir süre stada alınmamalı
Kadıköy'ün çözümü yeni bir kat çıkmak değil, kapasite değil, akustik değil. Kadıköy'ün problemi taraftar profili. Radikal çözümler düşünmeden istersen 100.000 kapasiteli stad yap, hiç bir şey farketmeyecek.
Artık Avrupa'da hangi model var ise kombine için o uygulanmalı +
🚨 İsmail Kartal'a su şişesi fırlatan kişinin ifadesi:
"Fenerbahçe kötü oynayınca moralim bozuldu, bir anda sahaya doğru fırlattım ama kimseye isabet etmedi. Niyetim zaten kimseye doğru atmak değildi. Pişmanım."
(Çağdaş Evren Şenlik)
Dünyanın dört bir yanında aynı sevdaya gönül vermiş, sarı ve laciverti yan yana görünce kalbi heyecanla atan milyonların günü…
19 Temmuz Dünya Fenerbahçeliler Günümüz kutlu olsun. 💛💙
Yolun Açık Olsun Tarık Biberovic! 💛💙
2018 yılında ailemize katılan, gösterdiği özveri, bitmek bilmeyen mücadelesi ve Fenerbahçelilik duruşuyla takımımızın simge isimlerinden biri hâline gelen Tarık Biberovic, kariyerine NBA'de devam etme kararı almıştır.
Henüz 17 yaşındayken Fenerbahçemize katılan Tarık; burada yetişmiş, gelişmiş ve adını Sarı Mirasımıza altın harflerle yazdırmıştır. Sporcumuz, Çubuklu formamız altında kazandığı 1 EuroLeague, 4 Türkiye Ligi, 5 Türkiye Kupası ve 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğuyla kulüp tarihimizin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır.
Tarık Biberovic, sahaya yansıttığı mücadele, takımına duyduğu bağlılık ve örnek karakteriyle yalnızca kazandığı kupalarla değil, Fenerbahçe ailesinin gönlünde edindiği yerle de daima hatırlanacaktır.
Kulübümüze verdiği emek, armamıza duyduğu bağlılık ve birlikte yaşadığımız unutulmaz zaferler için Tarık'a teşekkür ediyor; NBA kariyerinde de bizlere aynı gururu yaşatacağına yürekten inanıyoruz.
Yolun açık olsun Fenerbahçeli Tarık! Kalbimiz her zaman seninle. Bu bir veda değil… Tekrar görüşünceye dek.
#YellowLegacy
Flaşla çekilen fotoğrafta içerinin aydınlık görünmesine kanmayın. Zifiri karanlıkta duruyorlar. Maçtan kısa bir süre sonra ışıklar tamamen kapatılıyor. Bir saate yakın süre boyunca marş açıyorlar. Taraftar kupa ile bu şekilde buluşuyor. Herkes kendine yakışanı yapar.
Tarihte Yeni Bir Çığır Açıyoruz
Fenerbahçe Armasının Tarihi
“İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken ona şu manayı vermeye çalıştım: 'Kalpten gelen bir bağlılıkla bu kulübe hizmet etmek'.”
Fenerbahçe’nin kuruluş yıllarından bugüne, ana hatlarına dokunmadan kullandığı armasının hikayesini yaratıcısı Hikmet Topuzer böyle anlatır. İlk günden bugüne kulübün içinde birçok şey değişmesine rağmen asla dokunulmayan iki şey vardır: Çubuklu forma ve arma.
Bu çalışma, yıllardır ortalıkta dolaşan ve Fenerbahçe armalarını kronolojik bir sürece sığdırmaya çalışan mesnetsiz görsellere cevap niteliğinde oluşturulmuştur.
Yıllardır süren arşiv tarama çalışmalarımız sırasında karşımıza çıkan Fenerbahçe arma kullanımlarını bir kenara ayırarak işe başladık. Sonra bu çalışmaların benzerliklerini, kaynaklarını ve gerekçelerini araştırdık. En sonunda “Fenerbahçe Arma Tarihi” çalışması yapmak için gerekli kuralları belirledik.
Fenerbahçe arması, diğer kulüplerde gördüğümüz gibi kronolojik ve bilinçli değişimlerle güncellenmemiştir. Aksine kurumsal kimlik bilincinin zayıf olduğu ülkemizde kontrollü bir varlık bulamayan arma; matbaada ayrı, tekstilde ayrı, gazetede ayrı şekillerde kullanılmış. Fenerbahçe futbol takımının formalarında 1990 yılına kadar yer almayan arma, tarihsel sürecin takibi konusunda belirgin bir sorun yaratıyor.
Çalışmamızda öncelikli olarak kulüp kaynaklı materyallerde rastladığımız armaları listeledik. Gördüğünüz armaların altında yer alan yıllar, resmi kaynaklarda ilk görülme tarihini belirtiyor. Başta da söylediğimiz gibi kronolojik sınırlar olmadığı için bunu bir tarih aralığı olarak göstermeyi uygun görmedik, çünkü armaların son kez görülmesi, ya da bilinçli olarak iptal edilmesi, kullanımının sonlandırılması, değiştirilmesi, kulüp tarihinde kayıtlı olan hareketler değil.
İlk yıllarda, sınırlı kulüp kaynaklarının yanında güvenebileceğimiz bazı yayınları da çalışmamıza dahil ettik. Sonraki yıllarda kulüp sporcularının kıyafetleri üzerinde, kulüp tarafından yayımlanan basılı belgelerde (davetiye, makbuz, antetli kağıt), flamalarda ve kulüp binası duvarlarında iz sürdük. Bu sırada tamamen matbaa azizliğine uğradığını düşündüğümüz armaları çalışma dışı bıraktık. 1990 sonrası futbol takımının forması üzerindeki armalar, en güvenilir kaynaklarımız oldu.
Böyle bir çalışmanın tamamen sonlandırılabilmesi mümkün değil; bunu gelişime açık bir tarih projesi olarak görebiliriz. Ayrıca her bir armanın hikayesini ve nerede yakaladığımızı anlatabileceğimiz bir video projemiz de var. Böylelikle tüm detayları ilgilileriyle paylaşabiliriz.
Sonuç olarak hedefimize yaklaştığımızı düşünüyoruz ve elbette sizlerin katkılarıyla bu çalışmayı çok daha iyi yerlere getirebiliriz.
Tuncay Yavuz (@TuncayYavuz)
Murat Zorlu: “99 puan aldığı sezonun bıraktığı bir tat var İsmail Hoca'nın. Doğru. Ama baktığın zaman şampiyonluğu Aykut Kocaman'ın var, İsmail Kartal'ın yok. Avrupa yarı finali Aykut Kocaman'ın var, İsmail Kartal'ın yok. Türkiye Kupası, Aykut Hoca'nın iki tane var. İsmail Kartal'ın bir tane mi var? Yok, Süper Kupa'sı var. Yani, şuraya geliyorum. Bunların hepsini bir de temsiliyet var. Fenerbahçe'yi 3 Temmuz'daki temsilini de bir yana koyuyorum Aykut Hoca'nın. Aykut Hoca'nın hala bugün, beğenmeyenler dahil, bir sürü lafını paylaşıyor. Maç sonu demeçlerini, Fenerbahçe Kulübü ile ilgili söylediği lafı, Fenerbahçe'nin hakkını aramasını, işte 'gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi huyu vardır'dan tut, 'her şer, her toprak'... Yani bir ağırlığı ve bir o samimiyeti tekrar düzene sokacak. Oyuncularla iletişimi, camiayı temsil açısından kenarda durduğunda bir ağırlığı olacak.“