Bu kişiyi tanıdınız mı?
Pakistan'ın eski başkanı İmrân Han…
Pakistan ve İslam dünyasının şerefli devlet adamlarından biriydi.
Küresel sisteme karşı çıktı, Trump'ı Beyaz Saray'ın ortasında tehdit etti.
“Biz nükleeri kendimizi savunmak için yaptık, dekorasyon için değil…”
Koyu bir İsrail ve siyonist karşıtıydı.
Pakistanda yargı darbediyle devrildi. Yıllardır hapiste tutuluyor.
Şimdi görme yetisini kaybetti.
İşte İslam dünyasının kronik sorunu:
Aslanlarını kedilere boğdurmak…
Hastaneye gelirken üzerinde biraz para olur değil mi?
Devlet hastanesi olsa da...
Yüz lira, iki yüz lira, elli lira...
"Olur ya, bir şeye lazım olur." dersin.
Hasta giriyor içeriye.
Adını sisteme tıklıyoruz.
Sistem açılmıyor.
Çünkü ödenmemiş borcu var.
İşlem yapabilmemiz için vezneye gidip 26 TL yatırması gerekiyor.
Bir kısmı gidip yatırıp geliyor.
Sorun yok.
Bir kısmı ise ya bir daha gelmiyor.
Çünkü üzerinde 26 lira yok.
Ya da geri dönüp geliyor.
"Hocam, yanımda para yok ama bunu yaptırmam lazım." diyor.
Çantası var.
Cüzdanı var.
Ama içinde 26 TL yok.
Nasıl olur diyorsun?
26 liracık!!!
Kucağında bebeğiyle gelenler...
Yaşlı amcalar, teyzeler...
Öngöremezlik mi bu diye düşünüyorum.
Ve soruyorum.
"Eviniz nerede?"
Taa bilmem nerede.
"Nasıl döneceksiniz peki?" diyorum.
"Dinlene dinlene gideceğiz." diyorlar.
"Geldiğimiz gibi. "
Öğleden sonra...
Güneş tepende.
Onca yol.
Yani minibüs parası da yok.
Zaten borcunu ödeyememiş, tamam.
Ama katılım payı olan 26 TL'yi de ödeyemiyor.
Çoğu zaman aramızdan biri veriyor, kime denk geldiyse.
"Hocam, geri veremezsem hakkını helal et." diyor.
"Hakkım sana helal olsun. Hiç dert etme." diyorum.
İşlemlerini yapıyoruz.
Hakkımız helaldir size elbet...
Lakin; bu çaresizliği görüp göğsü boylu boyunca yakan o göğüs ağrısıyla yaşamaya çalışmak...
Gitgide daha da zor geliyor.
PKK açılımına karşı yeni açıklama:
Biz Türk milletiyiz! HAYIR diyoruz!
Aralarında akademisyen gazeteci emekli asker ve kitle örgütlerinin de bulunduğu isimler TBMM'de imzaya açılan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin ortak açıklamasında, "On binlerce insanımızın katili olarak hüküm giymiş bulunan bölücü başının muhatap alınması, ona statü verilmesi, şu veya bu şekilde bölücü terör mensuplarının affedilmesi hiçbir devlet kuruluşuna, hiçbir partiye ve gruba onur ve itibar kazandırmaz. Biz Türk milletiyiz ve 'hayır' diyoruz" denildi.
https://t.co/QcOsOdkkH3
Zincir markette alkollü içki satmaz günah ama...
1-Son kullanma tarihi geçmiş peynir...
2-İçinde hamam böceği ölmüş yoğurt...
3-Fahiş fiyattan kalitesiz bakliyat...
4-Kokmuş et, tavuk...
5-Gramajı azalırken fiyatı günden güne yükselen her türlü adi gıda ürünü satmak günah değil.
Ha bir de üç kuruşa köle gibi eleman çalıştırmak da günah değil.
Türk milleti kendisine yapılanları asla unutmaz. Zamanı gelir misliyle mukabele eder. Yasalar herzaman hayata geçmez geçemez. O yüzden süreci serinkanlı izleyin. Kimler kimlerle elele kimler saman altından su yürütüyor, bu süreç herkesin gerçek yüzünü ortaya koyuyor…
Bakın size pek bilinmeyen bir meseleyi anlatayım. Dikkatle okuyunuz.
Ermeni çeteler, Türkleri koyun gibi boğazlamış. Canice yok etmişler. Buraya kadarını biliyoruz. Ama dahası var. Geride kalan Türk çocuklarını da Ermenileştirmek için papazlara teslim etmişler.
Bunu nasıl yapmışlar biliyor musunuz?
Mondros Ateşkesi imzalandıktan ve İngilizler kontrolü ele aldıktan sonra, meydan Ermeni çeteler kaldı. Çok güçlendiler. Sözlerini geçirir isteklerini yapar oldular. Mesela tehcir olaylarını bahane ederek, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal'i astırmak için mahkeme kurdurdular, hakim değiştirdiler, idam kararı çıkardılar, Beyazıt Meydanı'nda gündüz gözüyle astırıp bir de kutlama yaptılar.
O dönemde bilhassa doğu cephesinde ailesini katliamlarda kaybeden pek çok yetim Türk çocuğu vardı. Subaylar, buldukları bu çocukları evlat edinmeyi adet edinmişti. Mesela Mustafa Kemal de cepheden bulduğu Abdürrahim'i evlat edinmiştir.
Fakat bu Ermeni çeteler, ailelerini katlettiği çocuklara da musallat oldu. Onları "ailesi katliamda yok edilmiş Ermeni çocukları" kisvesi altında toplamaya ve kiliselerde Hristiyanlaştırıp Ermenileştirmeyi amaçladılar.
Yani eğer Milli Mücadele olmasaydı, sadece topraklar gitmeyecekti, şehit çocukları bugün Erzurum'da Ağrı'da ne bileyim Van'da hüküm süren katıksız Ermeni milliyetçileri olacaktı.
Bu kapsamda 339 yetim Türk çocuğu patrikhane tarafından toplanıp Beyoğlu'nda bulunan Balıkpazarı Kilisesi'ne götürüldü.
Meraklı olanlar bilir, Atatürk, cepheden İstanbul'a geldiğinde, henüz Samsun'a çıkmadığında Akaretler'de ikamet ederken evi basılmıştır. Fakat bunun nedenini çoğu insan bilmez. Sebep, evlat edilien şehit çocuklarıydı. Atatürk'ün cephede Ermeni çocuğu kaçırdığı ve evde sakladığı ihbar edilmiş ve çocuklara el koymak istenmişti. Şehit çocuğu Abdürrahim'i kilisede Ermeni yapmak istiyorlardı ve bu nedenle ordu komutanının bile evi basılmıştı.
Celal Bayar da bu meseleyle ilgili mühim bir hadise aktarır:
Birkaç arkadaşla Beyler Sokağı’ndaki büromuzda toplantı halindeydik. Jandarma Yarbay Muhittin Bey’in sayın eşi ansızın içeri girdi. "Güya milletle ilgilisiniz dışarıda neler oluyor haberiniz bile yok" eleştirisi ile söze başladı. Temiz kalpli hanımı tanıyorduk. Hürmetle dinledik.
Vali Nurettin Paşa’dan geliyorum o da aciz o da zavallı derdimi dinlemekten bile çekiniyor bu ne hal ya Rabbi diye, gözyaşı döküyordu.
Mesele şu idi: Ailenin çocuğu olmadığı bir evlatlık alırlar büyütürler. Terbiye edip evlendirirlerdi. Bu tarzda bir hayli hayırları vardı.
Doğu vilayetlerinde bulundukları zaman usulüne göre kimsesiz bir yavruyu evlatlık edinmişlerdi. Ermeni komiteleri bu yavrunun annesini, babasını öldürmüşler kendisi de bu arada bir küp içinde saklanmak suretiyle hayatını kurtarmıştı. Ailesini, dinini biliyor faciayı bütün dehşetiyle hatırlayıp anlatıyordu. Anadan babadan tam Türk Müslüman bir ailenin evladı olduğuna şüphe yoktu. İşte bu çocuğu Ermenidir diye Ermeni papazlarının idare ettiği kampa teslim etmişlerdi.
İşte, tarihte bunlar olmuştu. Milli mücadele olmasaydı o çocukların torunları, bugün nerede ve nasıl olacaktı?
*Birgün Gazetesi'nden İsmail Arı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın bir yatırımı için devletin vergi muafiyeti, 49 yıllık arsa tahsisi ve altyapı desteği verdiğini haberleştirdi.
Selçuk Bayraktar, bu haber nedeniyle Birgün ve İsmail Arı'ya 2 milyon TL'lik tazminat davası açtı.
Mahkeme, haberde yer alan bilgileri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sordu. Bakanlık, mahkemeye gönderdiği yazıda Selçuk Bayraktar'a ait tesise haberde belirtilen teşviklerin verildiğini doğruladı. (Birgün)
ÇERÇEVENİZ BATSIN!
Çölde kum fırtınasının yaklaştığını gören Bedevi, derhal çadırını kurar ve içine girer. Deve kafasını çadıra sokar ve sahibine; “Kumlar gözüme girip kör edecek. Ya sahip, izin ver de başımı sokayım” der. Bedevi kabul eder. Biraz sonra deve; “Ya Efendi, kumlar karnımı delecek gibi acıtıyor. İzin ver de vücudumu da sokayım” der ve beklemeden koca gövdesiyle çadıra girmek için yüklenir. Yüklendiği gibi, çadır bağlarından kopar, ikisi de fırtınanın tam ortasında kalır!
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırcıyan şunları söyledi;
“Bu çerçeve yasa bir başlangıçtır, bu bir kapıdır. Biz bu kapıyı geçmek zorundayız. Evet, bu yasa herkesi tatmin etmeyebilir ama, Lider Öcalan’ın dediği gibi, esas yapılacaklar bu kapıyı geçtikten sonra yapılacak.”
Çerçeve yasaya oy verecek Sayın Milletvekilleri!
Sizlerde, kendinize saygının, haysiyet ve şerefin kırıntısı varsa bu yasaya oy vermezsiniz! Neden mi?
Yasa hazırlanırken, Sizlere, Bebek Katili Öcalan’a verilen bilginin kırkta biri kadar bilgi verildi mi? Ne düşündüğünüzü soran oldu mu?
PKK Narko-Terör örgütü tamamen silah bıraktı mı?
PKK ve türevleri, yılları kapsayan kongrelerinde, yurtdışındaki toplantılarında söyledikleri, karara bağladıkları taleplerinden vazgeçer mi?
“Hepiniz “Terörsüz Türkiye” projesinin, ABD-İSRAİL projesi olduğunu kabul ediyorsunuz. Bu emperyalistler, 100 yıllık bu projelerinden vaz geçerler mi?
Dış aktörler, bölgeyi yeniden şekillendirme planları dahilinde Türkiye’nin üniter yapısının veya güvenlik mimarisini uzun vadede zayıflatmaya çalışacaklarını da hiç unutmamak gerekir.
Sayın Milletvekilleri;
Bu iktidar, TBMM’yi ve Milletvekillerini İŞLEVSİZ hale getirmedi mi?
Şimdi de, önümüzdeki onlarca yıllık hukuk, güvenlik ve siyaset parametrelerini şekillendirmek için sizlerin oyunu alarak, suç ortağı durumuna düşürmek istiyor!
Bu günler gelir geçer. Fakat, bu yasaya oy verenler ileride mutlaka
YÜCE DİVANDA yargılanacaklardır. Hem Vatanınızı, hem de kendi geleceğinizi yakmayın…
Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
İspanya’daki göç dalgası Türkiye için açık bir alarmdır: Yeni bir kitlesel göçe hazır mısınız?
On binlerce düzensiz göçmenin kısa sürede İspanya’nın Sebte bölgesine ulaşması üzerine Avrupa ülkeleri derhal sınır tedbirlerini artırdı.
Türkiye ise halihazırda milyonlarca sığınmacının ekonomik ve toplumsal yükü altındayken, yeni bir göç dalgasına karşı hangi önlemleri aldı?
Yeni bir kitlesel göç; zaten tükenme noktasına getirilen ekonomimizi daha da sarsacak, Türk milletine eğitimde, sağlıkta, barınmada ve sosyal yardımlarda verilmeyen kaynakların daha da kısılmasına yol açacaktır.
Hudut namustur! Hükümet, yeni bir göç dalgasına karşı aldığı önlemleri derhâl Türk milletine açıklamalıdır. @umitozdag
Bodrum’da işletmelerin işgal ettiği halk plajlarıyla ilgili şikayetler sürüyor.
Bodrum’da tatil yapan çift:
“İşte 3 adımlık halk plajı… Halk plajının sonuna geldik. Bu kadar koskocaman işletmelerin arasında halka ayrılan alan burası.”
Yıllardır yeni bir kavimler göçü döneminin başladığını, Türkiye’nin geçiş coğrafyası olduğunu ve Türkiye’nin hem küresel ısınma kaynaklı kavimler göçünden hem hem Suriye’deki demografik mühendislikten en fazla etkilenen ülke olduğunu anlatıyoruz.
Kedi yavrusunun gözü 3 günde açılıyor. Aydınlarımızın gözünün açılması için 13 yıl gerekiyor. Bu güzel ülkeye yazık oluyor.
Sevgili Türk halkı, çok değil bundan 1912’de, 114 sene önce Rumeli’de 500 senelik bir vatan kaybettin. Bugün olmaz mı zannediyorsun?
735 yılında dikilen Orhun Abidelerinde Bilge Kağan “Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir?” diye seslenir.
Bundan 9 yıl sonra 744 yılında Göktürk devleti yıkılmıştır. Çok geç olmadan tehlikenin farkına varmak zorundayız. @zaferpartisi