Soma için Ankara’da önemli bir toplantı gerçekleştirdik.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar başkanlığında; Manisa Milletvekilimiz Tamer Akkal, Manisa Valimiz Sayın Vahdettin Özkan, İl Başkanımız Sayın Süleyman Turgut ve işletmeci firma temsilcilerinin katılımıyla Soma Termik Santrali’ne ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yaptık.
Özellikle işçilerimizin ücretlerinde yaşanan sıkıntıların çözümü için Bakanlığımız önemli bir inisiyatif aldı. Santralin teşvik paketlerinden yararlanması sağlanarak önümüzdeki birkaç ay için işçi ücretlerinin ödenmesi konusunda gerekli destek sağlanacak.
Toplantıda mevcut işletme modelinin sürdürülebilir olmadığı da açık şekilde değerlendirildi. Bu nedenle Soma Termik Santrali’nin uzun vadede güçlü ve sürdürülebilir bir yapıyla faaliyetlerini sürdürebilmesi için yeni bir işletme modeli üzerinde alternatif çalışmalar hazırlanıyor. Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalar kapsamında, santralin yaşatılması ve üretimin devam etmesi için birden fazla alternatif yol haritası oluşturuluyor.
İnşallah önümüzdeki günlerde bu alternatiflerden biri hayata geçirilecek ve Soma’daki üretimin devam etmesi için gerekli adımlar atılacaktır.
Soma kaderine terk edilmeyecek.
Biz varsak umut var, biz varsak gelecek var.
Soma ve Manisa için gösterdikleri güçlü destek ve hassasiyetleri dolayısıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar’a teşekkür ediyorum. Soma ve Manisa, bakanlarımızın bu çabasını unutmayacaktır.
Bizim tarafımız nettir: Manisa’mızın, Soma’mızın ve emekçi kardeşlerimizin yanındayız. Soma’nın emeğini, alın terini ve geleceğini korumak için çalışmaya devam edeceğiz.
Bu ülkenin kaptan köşkünde çiftçisini, üreticisini, çobanını kendisine dost ve yoldaş bilen Tayyip Erdoğan olduğu müddetçe millete parmak sallayan kibir abidelerinin hevesleri kursaklarında kalmaya devam edecek.
1945 yılında her yanı enkaz olan Almanya toparlanırken, iki atom bombası atılmış Japonya ayağa kalkarken, Fransa, İtalya savaşın yaralarını sararken Türkiye 52 yıl boyunca yerinde saydı.
1950-2002 arasındaki o 52 yılda Türkiye çok ağır badireler atlattı, çok ağır bedeller ödedi.
52 yılda Türkiye’de 39 hükûmet kuruldu. Bu, 52 yılda Türkiye’de ortalama her 16 ayda bir hükûmet değişmiş demek.
Hükûmetlerin ömrünün ortalama 16 ay olduğu bir ortamda yol yapamazsınız, okul açamazsınız, hastane inşa edemezsiniz, konut üretemezsiniz; tankın, topun, füzenin, uçağın, millî savaş gemisinin hayalini bile kuramazsınız.
Şimdi bize “tabii ki yapacaksınız, bu sizin göreviniz” diyorlar.
Elbette görevimiz, elbette yapacağız ama lütfen bir sorgulayın…
102 yaşındaki Cumhuriyet Halk Partisi kimi zaman seçimsiz, kimi zaman darbeyle, kimi zaman koalisyon ortağı olarak hükûmetteydi. Kendisi iktidarda olmadığında fikirleri iktidardaydı. Acaba şu ülkede dikili bir taşları var mı?
Sevgili gençler…
Büyüklerinize sorun, belgeselleri izleyin,
açın arşivden o dönemin gazetelerini okuyun; anarşi, terör, huzursuzluk, belirsizlik, karamsarlık, umutsuzluk dışında hiçbir şey göremeyeceksiniz.
AK Parti’nin daha 15 ay önce kurulmuş olmasına rağmen 3 Kasım seçimlerinde %36 oy oranına ulaşabilmesi, esasen bir isyanın, bir itirazın, bir çığlığın, büyük bir değişim talebinin tezahürüdür.
AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesi, açıkçası bir halk devrimi olmuştur. 23 yıl boyunca biz 3 Kasım devrimine sadakatle bağlı kaldık.
23 yıldır her seçimde kazanıyorsak işte bu, 3 Kasım seçim sonuçlarına olan sadakatimizin bir neticesidir.
Yeterli mi? Elbette değil. Daha yapacak çok işimiz var…
Bugün Türk siyasi tarihine “Anadolu ihtilali” olarak geçen 3 Kasım 2002 seçimlerinin 23’üncü seneidevriyesi…
Bundan tam 23 yıl önce, milletimizin sandıkta teveccühüne ilk defa mazhar olduğumuzda hangi duyguları taşıyorsak bugün de aynı heyecanı ve gururu hücrelerimize kadar taşıyoruz.
Bugün itibarıyla iktidardaki 23’üncü yılımızı şanla, şerefle geride bırakıyor, 24’üncü yıldan gün almaya başlıyoruz.
Çok partili demokrasi tarihimizde yeni bir rekora daha imza atmanın haklı kıvancını yaşıyoruz.
58’inci Hükûmetten bugüne kadar bakanlar kurulu ve kabinelerimizde görev alan tüm arkadaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyor; her birine ülkemize, milletimize ve davamıza olan hizmetleri dolayısıyla ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Girdiğimiz tüm seçimlerde desteğini ve duasını bizden esirgemeyen aziz milletimizin her bir ferdine aynı şekilde teşekkür ediyorum.
Biz ilk günkü gibi Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet sevdalısıyız.
İnşallah daha nice yıllar azimle, aşkla, şevkle, tutkuyla milletimize hizmet üretmeye, Türkiye’yi büyütmeye devam edeceğiz.
Küresel saygınlık, sadece ekonomik güçle değil; adalet, güven, istikrar ve doğru liderlikle kazanılır. Dünyada söz sahibi olmanın yolu, güven duyulan bir ülke olmaktan geçer.
#KüreselSaygınlık
27 Ağustos’ta toplam 47 araçtan oluşan Çelik Kubbe’yi envanterimize katarak tarihî bir eşiği daha geride bıraktık.
Bütün bunlar sadece birer başlangıç.
Savunma sanayisi destanımızı yazmaya henüz yeni başladık. İnşallah önümüzdeki dönemde daha gurur verici müjdelerimiz olacak.