ÖĞRETMEN VERİ GİRİŞ PERSONELİ DEĞİLDİR!
Millî Eğitim Bakanlığı, Ortak Yazılı Sınav Sistemi adı altında öğretmenlerin zaten ağır olan iş yüküne yeni bürokratik sorumluluklar ekliyor.
Öğretmenlerimiz ders anlatıyor, sınav hazırlıyor, sınav yapıyor, kâğıt okuyor, ölçme ve değerlendirme süreçlerini yürütüyor. Şimdi bunlara bir de her öğrencinin her sorusuna ait puanların ayrı ayrı sisteme girilmesi ekleniyor!
Peki, öğretmenin zamanı bu kadar değersiz mi?
Bir öğretmenin yüzlerce öğrencisi, binlerce soru bazlı puan girişi olabilir. Bakanlık, bu işlemlerin öğretmenlere getireceği ilave iş yükünü hesapladı mı?
Eğitimde dijital dönüşüm, öğretmenin işini kolaylaştırmak yerine onu ekran başına mahkûm ediyorsa ortada ciddi bir planlama sorunu vardır.
Bakanlığa açıkça soruyoruz:
Öğretmenlerin artan bürokratik iş yükünü azaltmak için hangi somut adımları attınız?
Yeni sistemin öğretmenlere yükleyeceği ilave mesaiyi nasıl karşılayacaksınız?
Öğretmenlerin asli görevlerine ayırması gereken zamanı neden sürekli yeni işlemlerle tüketiyorsunuz?
Ölçme ve değerlendirmeye değil, öğretmenlerin üzerine sürekli yeni bürokratik yükler bindirilmesine itiraz ediyoruz.
Öğretmenin görevi ekran doldurmak değil, eğitim vermektir!
Bakanlığı, yeni uygulamayı öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda gözden geçirmeye, gereksiz veri girişlerini kaldırmaya ve bürokratik iş yükünü azaltacak somut tedbirler almaya davet ediyoruz.
Öğretmene yeni görevler değil, mesleğini hakkıyla yapabileceği zaman ve çalışma şartları sağlayın!
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenin tüm yaşamını kuşatan sorunlarına çözüm üretmek yerine, öğretmenin mesleki özerkliğini yok sayan, eğitim ve ölçme-değerlendirme sürecini merkezileştiren antidemokratik uygulamalarına devam ediyor. Bakanlık, “yaptım oldu” anlayışıyla hayata geçirdiği uygulamalarla önce karar vermeyi, sonra duyurmayı, en son da sahadaki öğretmenden itaat beklemeyi alışkanlık haline getirmiştir.
MEB, birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala “Ortak Yazılı Sınav Sistemi” uygulamasını duyurdu. Yapılan duyuruya göre ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayan sistem, sınavsorularını merkezi bir soru havuzuna bağlayacak. Bir kez daha eğitim sürecinin asıl öznesi olan öğretmenler, kendilerine doğrudan ilgilendiren bir değişikliği haberlerden öğrenmiştir.
Ölçme-değerlendirme sürecini standartlaştırmak ve öğrencilerin eksikliklerini tespit etmekgibi gerekçelerle duyurulan ve tepeden inme biçimde yürürlüğe konan sistem; öğretmenin ölçme-değerlendirme sürecindeki yetkisini kısıtlayan, eğitimdeki mevcut eşitsizlikleri göz ardı ederek derinleştiren ve öğretmenin iş yükünü artıran yeni bir dayatmadır.
Yeni sistemde yazılı sınavın yalnızca iki sorusu zümre öğretmenlerince hazırlanacak, geri kalan sorular Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilecektir. Öğretmenin anlattığı dersin sınav sorusunu Bakanlık soracaktır.
Öğretmen, Bakanlığın ideolojik ve merkezi talimatlarını sınıfa taşıyan bir aracı değildir. Öğretmen, öğrencisini tanıyan, öğrenme süreçlerini gözlemleyen ve planlayan, ölçme-değerlendirme araçlarını öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre hazırlayan kişidir. Ölçme-değerlendirme süreci eğitimin olmazsa olmazıdır ve öğretme sürecinden koparılamaz. Müfredattan ders kitaplarına kadar her alanda söz hakkı kısılan öğretmenin elinden şimdi de öğrencisine soracağı soruyu hazırlama yetkisi alınmaktadır. Öğretme ve ölçme süreci teknik bir işleme indirgenemez.
Tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/jEIcqj2VW1
Köpeklerimiz alındı. Geride kalanları koruyabilmek için zamana karşı yarışıyoruz. Ege Üniversitesi Eğitim Alanı’ndan kurtarabildiğimiz canlarımıza acil geçici yuva, kalıcı yuva ve pansiyon gerekiyor. Sessiz kalmayın, paylaşın! 🚨
#egedekicanlar#egedekatliamvar
Manisa’da okul önünde silahlı saldırı gerçekleştiren saldırganın ilk sorgusundan…
Saldırıyı planlamış..
B. isimli bir arkadaşı ensesine tokat atmış..
Aşağılamışlar…
Akran zorbalığına maruz kaldığını söylemiş.
#CanDündar
"Özgür Özel teslimiyet belgesini yırtıp attı ve partisini doğduğu yere, Meclis'e çekip, direnişi oradan yönetmeye karar verdi.
Bu direniş, sadece bir partinin değil, bir ülkenin de kaderini belirleyecek..."
#CHPÖzgürÖzel#ChpBaşkanıÖzeldir
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in CHP Genel Merkezi'nden çevik kuvvetle çıkarılmasıyla parti binasına giren Kemal Kılıçdaroğlu’nun yandaşları, özel kalem odasında birbirine çikolata dağıttı.
Hiç yüzleri bile kızarmıyor...
#CHPÖzgürÖzel#KemalKılıçdaroğlu
Saye, Farsçada “gölge” demektir. Sayende ise “senin gölgende” anlamına gelir.
Sayende özgürüz,
sayende karanlıkta kalmıyoruz.
Sayende okuyoruz,
sayende söz hakkımız var.
Her şey senin sayende🇹🇷