neden ali şeriati okuyoruz?
çünkü sizin alim dedikleriniz nasıl işeyeceğimizi, hangi ayakla tuvalete gireceğimizi, eteğin boyunu, kılı tüyü anlatırken; ali şeriati, adalet istiyor, yoksulun hukukuna sahip çıkıyor, zalim idareciye, sömürüye, ahlaksız düzene isyan ediyor.
Halkımız başıboş koyunlar gibi,
Çobanları onları yoldan çıkardı.
Dağlarda başıboş dolandırdılar onları,
Dağ, tepe avare dolaştılar,
Kendi evlerini unuttular.
Kim bulduysa yedi onları.
Düşmanları, ‘Biz suçlu değiliz’ dediler.
Yeremya, 50-6. ayet
Çok sinirliyim, elim ayağım titriyor, Tanrı'ya cihnêt'ini al da git, gözüm görmesin seni diyecek noktadayım.
Yakası en açık küfürler edebilmek için cehenneme atlayıp kendimi ateşe bırakabilirim.
Bu halkın tek suçu bize inanmak.
1978 dersim doğumluyum.
sünni/kürt/dindar bir ailede doğdum. köylü, alevilerle siyasal çekişmelerden kaynaklı milliyetçi bir çizgide. amcamların hilal bıyıklı fotoğrafları var. turgut özal'la birlikte anavatan partisi'ne yöneliyoruz, köyden bir grup gencin istanbul imam hatip lisesine kaydıyla birlikte de milli görüş çizgisine kayıyoruz. tunceli imam hatip lisesinde kaydımı dondurup istanbul'a geliyorum. kürt'lüğe dair en ufak bir hassasiyetim yok. "ümmet" çizgisinde tüm problemlerimizin çözüleceğini düşünüyorum. milli gençlik vakfı'na takılıyorum sık sık. çok değer verdiğim "dava adamı" bir hacı amca var. benimle özel olarak ilgileniyor. bir gün memleketimi merak ediyor, ardından "kürt müsün?" diye soruyor. utangaç bir şekilde "evet" diyorum. ondan sonra tüm tavırları değişiyor bana karşı. ilişkiyi sıfıra indiriyor. o gün bir gerçekle yüzleşiyorum. "ümmet" diyenlerin makyajı silinince altından kocaman bir ırkçılık çıkıyor. bugün hâlâ aynı fikirdeyim.
Bila kes li civata wêrekî, canbêzarî û fidakariyê li ser Kurdan “gotineka kin û dirêj” nebêje. Çi tiştên ji dest dihat û nedihat, me kirin. Zarokên me çargurçik in; pirpirkên li ser girmilkên “jeneralên tirsonek” şewitandin, dîkên tifingên bêseran qurifandin, tang û topên barbaran rûxandin, dêwên hesinî ji asîmanan xistin, bûn “dîwarê qalind li ser sînga” dagirkeran. Lê dinya têr û sertêra xwe bênamûs e!
Nabe em rewş û qerektera dinyayê û şaşîtî û bêtevdîriyên xwe bikin sedem û rewşa heyî rasyonalîze bikin. Divê em wek sedsal berê tevnegerin, divê em realîst bin; ev ne xapandin e; derbxwarin e, şikestin e, lê ne têkçûn e. Nabe em dest ji tevdîrê bikêşin, nabe em bişikên; têkçûna siyasî, leşkerî û ruhî luks e! Kî çi ji dest tê bila di vê roja hawarê de bike.
Kurdên Rojavayê Kurdistanê mirovên zana, bixîret û bişeref in. Bîrewer in. Dizanin çi çi ye. Wê tola xwe/me li erdê nehêlin.
Xwîşk û birayên Rojavayî, ezgorî, dilê min di sînga we de lê dide!
#Rojava
Roj wê bê! Em ê bi keserê piştî kenan veşartî jî, hestên niha bê xew dihêlin jî, rewşên dil disojin jî derbas kin!
Ji hêviyên îşev re..
Dîsa jî heke ku çep bizivire li serê me çerxê felekê û rast nezivire bila ev bext bişewite, çi bikim.
Hayatımda Rusça kadar beni aşağılayan, kendime karşı mahcup eden, bu kadar özgüvenimi yerle bir eden, kendimden şüphe ettiren, travma yaratan başka bir şey olmadı.
İmansizin evladı demir leblebi resmen, öğreneyim derken bildiğim her şeyi unuttum
Kendini eğitmiş geliştirmiş, eskilerin kamil dediği dingin huzurlu insanlar bu kadar az olmamalıydı. Herkeste bi telaş bi yeni keşifler uçmalar coşmalar; “aman tatmadığım bi şey kalmasın” açlığı..biriktirdiklerin depolarında küflenecek.. otur tasnif et düzenle kendini.
Nefes al.
İyi düşün dedim, düşündüm düşündüm ama olmadı çıkamadım.
Sonra bak olum dedim kendi kendime;
Yolu yok çekeceksin, kaderin böyle
Durum belli ey başını, dök soğuk suyu usul usul şimdi.
- Bu gecenin hikayesi