Baskılara, gerginliğe ve yaratılmak istenen umutsuzluğa karşı yalnız değilsin lubunya, biz buradayız!
Gözaltı kararları veya operasyon nedeniyle endişe duyan, hukuki/moral desteğe ihtiyaç duyan veya haber alamadığı bir tanıdığı olan tüm dostlarımız bana ve TİP LGBTİ+ Bürosu’na dilediği an ulaşabilir.
Yalnız hissettiğin her an buradayız, dayanışmayı birlikte büyüteceğiz!
@tiplgbtiburo
“Müvekkilim Deniz Göktaş hakkında, 29 Haziran 2026’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkilim hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” ve aynı Kanun’un 216/3. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamaları kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma bilgisini öğrendikten sonra Türkiye’ye dönen Göktaş, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmış, yapılan sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’ne götürülmüştür. Müdafi eşliğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde ifadesi alınan Deniz Göktaş, gözaltı tedbiri kapsamında bu geceyi emniyette geçirecektir. Müvekkilimin sağlık durumu iyidir. 3 Temmuz Cuma günü, İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilecek ve saat 10.30’da hâkimlik karşısına çıkarılacaktır.
Av. Metin Aslan”
Eşim de ben de Deniz Göktaş fanıyız. Bu gösterisine de daha önce gittik ve çok beğendik. Gösterisinde tutuklanmayı gerektirecek tek bir cümle bile yok. Saçma sapan "aman tutuklanmasın" paylaşımlarınızla iktidarın zaten yapmak istediğine çanak tutmayın. Mükemmel bir gösteri ve hepsi bu, endişelerinizi kendinize saklayın.
Ne şu anda abluka altındaki Bilgi Üniversitesi öğrencileri ne kendilerine 3 bakanın verdiği söz tutulmamış madenciler ne de Saray'ın kayyumuna direnen canlar, hiç kimse yalnız değil.
Hiçbirimiz yalnız değiliz.
Bu karanlığı hep birlikte yırtıp atacağız.
Akıl verme değil omuz verme zamanı✊🏿
Ya hep beraber
Ya hiçbirimiz
Bizler; 19 Mart 2025’te başlayan ve kamuoyunda İBB Davası olarak bilinen sürecin tutuklu kamu görevlileriyiz.
400 günü aşkın süredir çeşitli yazılı görsel medya organlarında türlü iftira, yalan, kara propaganda ve daha da önemlisi adil yargılanmayı etkileyecek açıklamalar ile karşı karşıya kaldık. Bizler, kamu görevlisi olmanın verdiği sorumlulukla; bize yöneltilen bu orantısız güce ve adeta düşmanlığa karşı bugüne kadar herhangi bir cevap vermedik.
Yargılamanın 40’ıncı gününde, yapılan her savunmada görülmektedir ki; hiçbir somut delile dayanmayan bu iddianame tek tek dökülmektedir.
Eğer gerçekten bu konuda merakı veya tereddütü olan varsa, kendilerini tarihe tanıklık etmek adına mahkeme salonuna davet ediyoruz.
Bizler devlet memurlarıyız. Bu dava ise siyasi saiklerle yürüyen bir davadır ve bu toplumun gönlünde çoktan mahkum edilmiştir.
Bu davayı olduğundan büyük, devasa boyutlarda göstermek için; liyakat, tecrübe ve emekleriyle Türkiye ve dünyaya model teşkil edecek, vizyoner ve halkın yararına projelerin altına imza atan bürokratların, seçilmiş belediye başkanımızın görevinin başında olmaması en basit ifadeyle halkımızın cezalandırılmasıdır.
Bu vesile ile bugüne kadar gerek tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza, bürokratlar olarak bizlere ve ailelerimize dayanışma duygularını göstererek bu haksız-hukuksuz yürütülen acımasız operasyonda yanımızda duran herkese, bize inanan ve güvenenlere, desteklerini korkmadan açıklayabilenlere, sahip çıkanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Üstümüzde hiçbir koruma kalkanı yoktur. Her sorumlu kamu görevlisi gibi hukuk önünde hesap verebilir, yargılanabiliriz. Bizi yetiştiren ailelerimiz, üstümüzde emeği olan her bir insan ve Türkiye kamuoyu bilmelidir ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şerefli ve onurlu bürokratları olarak; ne geçmişimizi temizlemeye ne de arınmaya ihtiyacımız vardır.
Ülkenin siyasetinden yegane beklentisi; daha fazla özgürlük, daha fazla adalet, daha fazla demokrasi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratları olarak bugün tutsak da olsak, Türkiye’nin aydınlık, güzel günlerine olan inancımızla çalışmaya ve üretmeye devam ediyoruz.
Geleceğe dair umudumuzu asla kaybetmedik. Geçmişin karanlık hesaplarına da hapsolmayacağız.
Bugün Silivri’de tutsak İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratları olarak biliyoruz ki yalnız değiliz. Bu yoksul ve onurlu ülkenin dört bir yanında bize tutunan vicdanlı yüreklere sözümüz, çocuklarımıza yeminimiz var.
Asla yılmayacağız, asla vazgeçmeyeceğiz!
TUTUKLU İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BÜROKRATLARI
Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
Tüm üyelerimizi, pankart ve dövizlerimizi birlikte üretmek üzere bir araya gelmeye çağırıyoruz.
🗓 Tarih: 30 Nisan 2026
🕡Saat: 18.30
📍Yer: TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi
Emeğimizle çizdiğimiz yarınlar için, dövizlerimizi birlikte dayanışmayla hazırlıyoruz!
Bağımsız Maden İşçileri sendikasının banka hesabı varmış. Acil ihtiyaçların giderilmesi için bağış toplanıyor. @hacerfoggo’dan gördüm. Ben gönderdim, haydi bütçemize göre az ya da çok demeden destek olalım. #MadencilerKazanacak@bagimsizmadenis#MadencininEliniTut
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası
IBAN: TR450006400000135260841437
Sizde hiç utanma, hiç arlanma yok mu?
Açık açık yazmışlar bi de “ortalama” 3 aylık maaşlarını ödemedik diye.
Maaşıyla kıt kanaat geçinen madencinin “ortalama” 3 aylık ücretini ödemediğini açık açık yazmış!
Bir de utanmadan devlete elektrik satamıyoruz ondan yazmış.
Asıl utanması gereken bu kan emiciler değil ama. Bunları başımıza bela edenler!
Asıl utanması gerekenler elektrik üretimi ve dağıtımı gibi zorunlu bir kamusal hizmeti bile özel sektöre parsel parsel peşkeş çekenler!
Asıl utanması gerekenler “şirket gibi” yönettikleri devlette açız diye başkentin ortasında haykıran madencilerin üstüne polis salanlar!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Kamu Hizmeti Suç Değildir!
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan meslektaşlarımızın yanındayız.
Hukukun siyasi bir araç olarak kullanılmamasını, sürecin şeffaf yürütülmesini ve arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Kent hakkı ve kamu yararı mücadelesi veren tüm meslektaşlarımızın yanındayız!
1) Günlerdir deprem bölgesinde YouTube kanalım için çekimler yaptık… CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuştuğu depremzede gibi birçok vatandaş çıktı karşımıza… Acı ve mağduriyet çok ama herşeyi sonsuza kadar devlet veremez. Maalesef bölgede depremzede rehaveti oluşmuş!
Devlet nedir? Devlet, sabahtan akşama binbir stres-yük altında çalıştırdıktan ve tüm vergileri senin omzumuza yükledikten sonra verdiği kuş kadar parayı zamlı faturalar, kredi ve vergi ödemeleriyle kendisine geri alandır.