Babam, ben onunla konuşmadığım bir zamanda öldü.
Beş yıl sustuk birbirimize. Bir gün söylerim dediğim yüzlerce cümleyle birlikte gitti.
Bu yüzden ne zaman birinden uzaklaşsam aynı şeyi düşünüyorum: Ölüm var.
haziran diyince aklıma turgut uyar'ın çok beğendiğim bir şiirinde dedikleri geliyor: "ne kadar hüzün geçmişse dünyadan, ne kadar acı geçmişse yaşayaçacağız... ve bizim bir haziranımız bir yıl kadar yetecektir dünyaya." çok hoş.
Annem bugün izmire geri döndü. Öğlenden beri ağlamamı asla durduramadım. Hep geride kalan olmaktan, gidenlere el sallamaktan nefret ediyorum. Ben artık sonu olmayan kavuşmalar istiyorum.
Annem geldi. Her şey için Cem’e sordum, Cem öyle dedi falan diyor. Çok da anlamadım ama iş yerinden biri sandım. Sonra bana bir şey için dedi ki Cem’e sorsana. Dedim Cem kim anne? Gemini’den bahsediyormuş.
Ya da ne bileyim anneannem vardı. Çok güldük biz anneannemle. Gülerdik yani, biz çok gülerdik. Şimdi bi daha hiç birlikte gülemeyecek olmak çok akıl kaybedilecek bi şey değil mi
Ölen birini bir daha hiç görmemek çok sert ya. Baya hiç görmüyorsun bir daha, sıfır.hiç konuşamıyorsun, ona gülemiyorsun,onunla gülemiyorsun, içinde kalanları söyleyemiyorsun, yeni bir şey oluyor söyleyemiyorsun. Yüzünü unutuyorsun. Bir zamanlar buradaydı ama sonra yok. Yok yani.
Bi de hani ölüm sadece yaşlıya hastaya da değil ya. Bazen biri çat diye ölüyor. Bugün “şuyum” var dediğin yarın “şuyum” yok oluyor. Mesela ben 10 yıldır babam yok diyorum ama vardı yani. O da bir zamanlar hiç ölmeyecek gibi vardı. Hiç ölmeyecek gibi küstüm ben ona.