Biliyor musun, herkes yazmaz. Herkes aramaz. Herkes aklına geldiğinde harekete geçmez. Çoğu içinden geçirir ve geçer. Ama biri var ki, yoğunluğunun ortasında durup 'nasılsın' diyor. Sesini duymak istiyor. Gerçekten merak ediyor.
İşte orası samimiyet. Ben artık şunu öğrendim: Beni laf olsun diye değil, önemsediği için hatırlayanları kalbimde ayrı tutuyorum. Çünkü çaba sevginin dilidir. Vakit ayırmak, sormak, aramak... Küçük gibi durur ama aslında en büyük şeyler bunlar. Kimse mükemmel olmak zorunda değil. Ama çabalayan insan nadirdir. Ve ben nadir olanı kaybetmek istemiyorum. O yüzden yazan, arayan, halimi soran herkese aynı özenle dönmeye çalışıyorum. Samimi çaba karşılık görünce çoğalıyor. —Emre Valez
Özgür bir hayat sürmek istiyorsanız şu üç konuda usta olmanız gerekir: Bir, kendiniz olduğunuz için kimseden utanmamak. İki, size yapılan haksızlığa karşı koymaktan korkmamak. Üç, her insan gibi sizin de sevgi, saygı, hoşgörü ve güzel bir hayata layık olduğunuza yürekten inanmak.
Herkes beni iyi bilsin çabasını bırakın.
Ne yaparsanız yapın, insanlar sizi olduğunuz kişi olarak değil, kafalarındaki kişi olarak bilecek. Dahası, çoğunun umurunda bile değilsiniz.
İyi olmak, başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine göre şekillenen bir çaba değil, içten gelen bir haldir.
Ve o hal, sadece kendinizle ilgili hisleriniz ile şekillenir. İçi dolu bir insan, iyiliğini kanıtlamak ya da karşılık beklemek zorunda değildir. O sadece iyidir.
Yıldız Kenter'in "iyilik" temalı en bilinen ve etkili sözü şudur:
"İyilik benim kendime olan inancım. Yoksa ben de biliyorum kimsenin buna değmeyeceğini…