Dr Adem Çatak hala Denizli Odak Hastanesi’nde çalışmaya devam ediyor hiçbir ceza almadı, çekiçle öldürüldüğü ile kaldı Patron,
o yüzden siz yavru kedilere işkence edip öldüren C31K örgütü yakalanacak diye boşuna beklemeyin…
O ÖLDÜ.
BİZ HÂLÂ SAYIYORUZ.
1 gün geçti.
5 gün geçti.
10 gün geçti.
Bugün 14. gün.
Bir kedi işkence edilerek öldürüldü.
Vahşet videoya çekildi.
Ama bugün konuştuğumuz şey artık yalnızca o görüntüler değil.
14 gündür cevapsız kalan tek bir soru var:
BUNU YAPANLAR KİM?
O kedi kendisi için adalet isteyemez.
Adını gündemde tutamaz.
Sesini duyuramaz.
Biz duyurabiliriz.
Bu yüzden bugün bu etiketi bir kez daha yazıyoruz.
Yarın gerekirse yine yazacağız.
Çünkü unutulması bekleniyorsa, unutmayacağız.
Susmamız bekleniyorsa, susmayacağız.
14 GÜN OLDU.
FAİLLER BULUNSUN.
ADALET YERİNİ BULSUN.
#hayvankatillerinibul
KEDİ VAHŞETİNİN FAİLLERİ HALEN BULUNAMADI!
Bir cana işkence ederek vahşice katledenlerin hâlâ bulunamamış olması kabul edilemez!
Bu vahşetin faillerinin tespit edilmesi ve hak ettikleri cezayı almaları için vicdan sahibi herkesi vicdani ve insani bir göreve çağırıyoruz.
Şahısları tanıyan, bilen veya olayla ilgili herhangi bir bilgiye sahip olanların, faillerin yakalanmasına yardımcı olmak için EMNİYET BİRİMLERİNE YA DA BİZE BİLDİRMELERİNİ önemle rica ediyoruz.
0 506 287 71 45
0 538 519 44 34
0 551 550 12 04
Sessiz kalmayın!
Görmezden gelmeyin!
#HayvanlaraŞiddeteDurDe
📌 Batan Filo Jet’in arkasındaki şirket: Çağrı Lojistik, Filo Denizcilik ve MHP bağlantısı
Filo Denizcilik’in güncel ortakları, kazadan önceki denetim raporları ve gemiye sefer izninin hangi koşullarda verildiği açıklanmış değil
✒️ Deniz İpek yazdı
🔗https://t.co/vQdeJNdZKN
Israel's National Security Minister Itamar Ben-Gvir has deleted his video depicting kidnapped Palestinians being sent into an industrialized slaughterhouse.
Erdoğan says that after completing the Akkuyu nuclear power plant, Turkey will cooperate with Russia again to build another plant. this is surprising. I wonder whether this is part of Ankara’s strategy of encouraging competition among multiple vendors to secure better terms or whether Erdoğan is serious about working with Russia on a second plant. I would find the latter particularly surprising given the arrangement at akkuyu.
The plant operates under a build-own-operate (BOO) model, an unprecedented arrangement in the nuclear industry, under which Russia owns and operates the plant and retains responsibility for the supply and use of nuclear fuel as well as its eventual decommissioning.
The BOO model reduces Turkey’s financial exposure but also creates significant dependencies at a time when Ankara is seeking to develop indigenous nuclear capabilities and greater autonomy in the sector. A second agreement with Russia based on the same BOO model would therefore seem difficult to reconcile with those ambitions.
There are also animal torturers and killers in Türkiye while the government remains silent and supports these human beasts. And when killing animals is no longer enough for them and they turn to people, will anything be done?Or will they remain silent? #JusticeForWangWang#旺旺
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
Ben üç çocuk sahibi bir anneyim.
35 yıllık avukatım,
1 yıl belediye başkanlığı yaptım, 1,5 yıldır hapis yatıyorum.
Suçum yok, delil yok, suç iddiası olan kişilerle temasım yok.
Buna rağmen tutukluluğum devam ediyor. İddiaların hepsinden suçlu bulunsaydım bile yattığım süre göz önünde bulundurulup salınmam gerekirdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tip bir mağduriyet yaşatılan ilk kişiyim.
Benden ne isteniyor?
Çocuklarıma ve memleketime kavuşmak için ne yapmalıyım?
Gökçek ailesinin Avrupa’da yaptığı milyonlarca dolarlık yatırımlar…
Peki bu paranın kaynağı ne?
Bu servet nasıl oluştu?
Türkiye’den yurt dışına nasıl çıkarıldı?
Paralar hangi şirketler üzerinden taşındı?
Almanya’da neler satın alındı, hangi yatırımlar yapıldı?
Para trafiğini, şirket bağlantılarını ve satın alınan mal varlıklarını belgeleriyle ortaya koyacağız.
Bu akşam saat 21.00’de, Onlar DOSYA’da.
🇹🇷 The European Court of Human Rights has delivered a landmark judgment in the case of Osman #Kavala, unlawfully detained in #Türkiye since 2017. For nearly nine years, he has been deprived of his fundamental rights, while his aggravated life sentence has been found to violate the European Convention on Human Rights.
Senior figures within President #Erdoğan’s government are now openly questioning Türkiye’s commitment to the Convention and even its relationship with the Strasbourg Court.
Europe must respond with clarity and firmness. Membership of the European legal order comes with obligations: judgments must be implemented, including when governments disagree with them. The rule of law is not optional, nor can fundamental rights depend on political convenience. Respect for independent courts is what distinguishes a society governed by law from one governed by arbitrary power.
Hristiyan olarak "Hristiyanca" konuşmuyoruz.
Sünniler "Sünnice" ve Aleviler de "Alevice" konuşmuyor.
Saçmalamayı kesin.
Bizi kendi siyasi ajandanızın bir parçası yapamazsınız.
Sözde kürdistan, özde Siyonistan'a tek bir taviz vermeyiz.
Türkiye Türklerindir!
Ne Mutlu Türk'üm diyene!
#İBBDavası'nda 2.Celse 4.gün
9 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü #SabriCanerKırca beyanda bulundu.
"18. eylem kapsamında Sayın Başkanım, zaten 3 tane şoför arkadaşınızdan bunu dinlediniz.
Florya'daki bulunan makamda Fatih Keleş'in ofisi varmış. Zaten bu ofisi şunu da söyleyeyim, bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim.
Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak.
Makamın yerini bile bilmem.
Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum.
Bu arkadaşla tanımam vesilesi de şöyledir: Hepimiz makam şoförüz burada.
Üst yönetim toplantısı olduğunda bütün şoförler bir araya geliriz. Hep birlikte muhabbet ederiz.
Ki bu muhabbetlere çok fazla zaten katılmaz, arabasında sessiz sakin duran bir abidir.
Sadece ismini biliriz, hangi makamı taşıdığını biliriz.
Çağlayan Adliyesi'ndeki Sayın Hakim de sordu. "Ne husumetin var seninle de böyle bir şey söyledi?" dedi.
Tabii ki ben karakolda öğrenmediğim için onun, Vatan Emniyet'te öğrenmediğim için buna direkt bir yorum getirememiştim ama daha sonra öğrendikten sonra tabii yorum getirmek çok zor olmadı.
Bu arkadaş bizden önce tutuklanmış.
Maltepe Cezaevi'ne konulmuş. Ondan sonra da etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için ifade vermiş.
Bu ifade kapsamında da gördüğümüz üzere işte Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor.
Ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor.
Sonra öğrendiğimiz gibi, bildiğim gibi de zaten bizim gözaltına alındığımız 09.07.2025 tarihinde de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor.
Amacına ulaşmış bir şekilde.
Daha sonrasında zaten hiç ne ulaşma çabası ne de niye böyle bir şey yaptın abi deme şeyine de girmedik. Çünkü bizim artık, farklı bir safhaya geçtik biz. Yargılanmaya başladık.
🔺️Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler.
Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun.
2 tane kız çocuğum var.
Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında.
Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım.
Sonra baktık ki SEGBİS'te hiç böyle gitmiyor, sürekli tutukluluğa devam ediyor, dedik gelsinler artık.
Çünkü hani baba bir yere kadar, baba birazcık daha duygularını belli etmez, hep böyledir ama dedik olmuyor daha.
Sonra da sizin karşınıza çıkmadan heyetinizin ve sizin verdiğiniz kararla 2 Nisan'da tahliye olduk.
Hani bu olayla alakalı söyleyeceğim bir şey yok.
Niye yok? Hani birine bu suçu atarsınız, bizim Mustafa Ağabeyimizle de çok yaşadık, bazı şeyler olurdu.
Birisi karşısına geçtiğinde şey derdi: "Böyle böyle olay oldu ağabey." derdi. Mustafa Ağabeyimizin çok sevdiğim bir lafıdır: "Var mı bir ispatın?" derdi. "Bu adamla ilgili bir şey söylüyorsun ama önüme koyacağın bir şey var mı?" derdi.
Bu adamın önüne koyduğu bir şey de yok.
Sizin önünüze koyduğu bir şey de yok. Ne bir WhatsApp kaydı var, ne bir telefon konuşmam var, ne de olayın gerçekleştiğine dair yanında bir görgü tanığı var, hiçbir şey yok.
Bu hiçbir şeylikle biz 9 ay boyunca hayatında karakolun kapısından girmemiş bir insan olarak cezaevi arkadaşları olan bir insan haline döndüm ben.
Bunda da göreceğimiz varmış dedik, bunda da iyi tarafından baktık. Dedik dışarıda herhalde başımıza bir şey gelecekti de Rabbim bizi korudu. Sıkıntı yok.
Biz bunları da geçiyoruz dedik yani bir gün aklanacağız, biz suçsuzluğumuza inanıyoruz.
En ufak bir kaygım yok.
En ufak bir sizin karşınızda boynumu eğecek bir durumum yok.
Ben 40 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği bir evladım. Dediğim gibi karakolun içinin, duvarlarının ne renk olduğunu bile bilmem ben. Mahkeme salonlarına, işte sizin karşınıza geçip ifade vermeyle görecekmişiz. Söyleyeceklerim bu kadar."
Son dönemde AI ve Big Tech’in yarattığı riskleri vurgulayan Acemoğlu hakkında itibar suikasti yazısı yayınlayan The Economist dergisinin ekonomi editörü, Birleşik Krallık’ın dijital altyapısının neden Palantir’e sunulmaya devam edilmesi gerektiği hakkında yazı yayınlamış dergide.