ODTÜ’lü devrimci Sinan Cemgil’i katledilişinin 55. yılında saygıyla anıyoruz. Memleketimizi emperyalistlere ve işbirlikçilere teslim etmeyeceğiz.
Yankee Go Home!
Biz ne yapacağız?
• Çok değil 3 yıl önce bugün hain olarak adlandırılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin tek adayı olarak girdiği bir seçim süreci yaşadık. Sosyalist sol bu dönemde Kılıçdaroğlu’nun altılı masasının destekçisi olmaya itildi.
• Bir tür “think-tank” rolüne soyunarak CHP’ye strateji önermek CHP’nin sahip olduğunu genişletmek bir yana, stratejiyi önerenlerin ufkunu daraltıyor.
• Sosyalist sol olarak dün görevimizi yerine getiremediğimiz için bugün etkisiziz.
• Halkın umudunu temsil edecek bir programın sosyalist bir adayla seçim iddiası ortaya koyması bizim ertelenemez görevimizdir.
✍️ Ercan Bölükbaşı (@ercan_bolukbasi) yazdı...
https://t.co/YCTerZtcuN
CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmeye yönelik polis saldırısı, karşı-devrim iktidarının siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun parçasıdır. İşçi düşmanı, gerici ve işbirlikçi politikalarıyla halkın geniş kesimlerinin öfkesini çeken AKP iktidarı artık halkı ikna şansının kalmadığını görmüş, iktidarını emperyalist merkezler ve uluslararası tekellerin himayesinde sürdürebilmek adına seçme-seçilme hakkına yönelik saldırılarını şiddetlendirmiştir. Gerek 19 Mart'ta gerekse "mutlak butlan" kararında AKP yargısının seçme-seçilme hakkını hedef alan operasyonlarının AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'la yaptığı telefon konuşmalarının ertesinde gelmesi de bu operasyonların ABD'den alınan güvencelerle yapıldığını göstermektedir.
Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetimini genel merkez binasından çıkarmaya yönelik gayrimeşru polis operasyonu, AKP yargısının bu partiye kayyum atadığı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talebiyle gerçekleşmiştir. Kılıçdaroğlu'nun 13 yıl genel başkanlık yaptığı partiye yönelik ağır bir saldırının piyonu ve siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun memuru olma hevesi, düzen siyasetinin karakterini de ortaya koymaktadır.
Halkı siyasal alanın dışına itmeye ne iktidar blokunun ne de iktidar blokunu himaye eden emperyalistlerin gücü yeter. Halk bu kirli oyunu mutlaka bozacak, AKP'yi de onu iktidarda tutanları da memleketten kovacaktır.
AKP yargısının iki buçuk yıl önceki CHP Kurultayı için aldığı mutlak butlan kararı, açıkça yargı darbesi anlamına gelmektedir. Siyasi parti kongreleriyle ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen şekil şartlarını ve zaman aşımı sürelerini hiçe sayarak alınan bu karar, karşı-devrim iktidarının seçme-seçilme hakkını ortadan kaldırmaya ve siyasal alanı daraltmaya yönelik hamlelerinden biridir. Siyaseten güç kaybeden ve toplumu ikna kabiliyetini her geçen gün yitiren AKP, devlet kurumlarındaki hakimiyeti üzerinden ana muhalefet partisini de bizzat yöneterek iktidarda kalmaya çalışmaktadır. Güdümlü yargı eliyle rakip partileri ele geçirerek halkı teslim alma hayalinin ifadesi olan bu karar, yasal bir zemine dayanmadığı gibi siyaseten de gayrimeşrudur.
Ana muhalefet partisinin yargı darbesiyle ele geçirilmesine yönelik operasyonda ilgili partide uzun yıllar her düzeyde sorumluluk almış ve halkın önüne "umut" olarak çıkarılmış içeriden isimlerin üstlendiği rol dikkat çekicidir. Gayrimeşru "mutlak butlan" kararı ile iktidar bloku tarafından CHP'nin başına kayyum atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı videonun zamanlaması, Kılıçdaroğlu liderliğindeki kliğin açıkça AKP ile birlikte çalıştığının kanıtıdır. Halkın AKP'ye ve karşı-devrimine yönelik öfkesinin düzen içinde tutulmasına hizmet eden güçler, halkın AKP'den kurtulma umutlarına uzun yıllar boyunca ihanet etmiştir ve bu gerçek bugün apaçık ortaya serilmiştir.
Yargı darbesi, artık AKP'nin halkı ikna etme umudunun da kalmadığının göstergesidir. AKP iktidarının yegane dayanağı hizmetinde olduğu emperyalist merkezlerin ve uluslararası tekellerin himayesidir. Bu halk AKP'den mutlaka kurtulacaktır. Kurtuluş, halkın AKP'yi iktidarda tutan güçlere karşı topyekun mücadelesinin eseri olacaktır.
Türkiye Bağımsız Olacak
Daha henüz direniş başlamamışken Mustafa Kemal tarafından “Geldikleri gibi giderler” denilerek ortaya konan irade, günümüzde de gösterilmesi gereken kararlılığa işaret ediyor. Ankara'da toplanacak NATO zirvesi yaklaşırken ülkemizin bağımsızlığına kavuşması ve dünya halklarına bir kez daha umut olması için yapılacak çok şey var. Bir asır önce Kuvayı Milliye'yi yaratan Türkiye bir kez daha ayağa kalkabilir; bölgemizde ve dünyada direnen onurlu halkların yanında yerini alabilir.
#19Mayıs1919 #19Mayıs
📢 Bağımsız Türkiye İçin Gençlik Buluşması
“Geldikleri Gibi Giderler” diyen lise ve üniversite gençliği, Bağımsız Türkiye için Kuğulu’da buluşuyor.
Kuğulu’daki buluşmaya birlikte yürümek için Esat Dörtyol’da toplanıyoruz.
Katılmak için 👉🏻https://t.co/82GXDiqVir
"NATO’yu savunan bu grup, modern mandacılardır.
Her yerde terör ve terörist arama sevdası Kurtuluş Savaşı’nı başlatan Mustafa Kemal hakkındaki idam fermanının günümüz versiyonudur.
Oysa ülkemizin bayrağı, emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı’nın simgesidir."
Ankara Üniversitesi öğrencileri olarak “Geldikleri gibi giderler” demek için 1 Mayıs alanlarındaydık.
Bir kez daha söylüyoruz: Geldikleri gibi gidecekler!
Ülkemizi, emeğimizi, haklarımızı, geleceğimizi mücadeleyle kazanacağız.
#1Mayıs
📍 Ankara
“Geldikleri gibi giderler” demek için 1 Mayıs alanlarındaydık.
Sermayesiyle, tarikatıyla, çetesiyle mücadele edeceğiz.
Patronları olan NATO’ya ve ABD’ye ülkemizin kapılarını kapatmak için birleşeceğiz.
Bir kez daha söylüyoruz: Geldikleri gibi gidecekler!
Ülkemizi, emeğimizi, haklarımızı, geleceğimizi mücadeleyle kazanacağız.
#1Mayıs
1 Mayıs'ta Alanlara
📌 Ankara - AKM Önü
⏰️ 11.00
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta alanları dolduracak, "Geldikleri Gibi Giderler" pankartının arkasında buluşacağız.
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta alanları dolduracak, "Geldikleri Gibi Giderler" pankartının arkasında buluşacağız.
Emekçi halkımızı "Geldikleri Gibi Giderler" diyen iradeyi büyütmeye, bağımsızlık mücadelesinin saflarına davet ediyoruz.
Ülkemizi, emeğimizi, haklarımızı, geleceğimizi mücadeleyle kazanacağız.
6. Filo’yu denize dökenlerden, Vietnam Kasabı Komer’e hak ettiği cevabı verenlerden öğrendiğimiz gibi: Bu memleketin kaderi emperyalistlere teslim edilemez. Temmuz’da uğursuz planlarını Türkiye'de kuracak NATO’ya karşı, FKF olarak sesimizi yükseltiyoruz: Geldikleri gibi giderler!
Sana, bana, bize, hepimize büyük görevler düşüyor.
Sen de bu mücadeleye katıl. Katıl ki göğsümüzü gere gere bir kez daha hep bir ağızdan söyleyelim.
Geldikleri gibi giderler!
https://t.co/uTkQlqMVuV
Ülkemiz fiili bir işgal altında.
İktisadi, siyasal ve askeri bağımsızlığımız ortadan kalkmış durumda.
Ülkemizin tüm bölgelerinde en az bir tane üs, emperyalist devletlere güvenlik hizmeti sunuyor. Aynı üsler, emperyalist baskıdan kurtulursak bizi yeniden emir altında sokmak için de hazır bekliyor.
Topraklarımız bölgemizdeki kardeş halklara karşı saldırılarda istihbarat sağlamak ve lojistik destek vermek için kullanılıyor. Gerektiğinde ise doğrudan saldırılara merkez olmamız için baskı altına alınıyoruz.
Ekonomi tamamen sömürü üzerine inşa edilmiş. Emeğiyle geçinenler yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle boğuşuyor. Bir avuç zengin servetlerine servet katıyor.
Koçlar, Sabancılar, Kaçak Saray’a ve çevresine çöreklenmiş yandaşlar; bir yandan kendi ceplerini dolduruyorlar, bir yandan da emperyalist efendilere akan kaynaklara bekçilik ediyorlar.
Yurttaşlık haklarımızın tamamı askıda. Ülkenin geleceği karşılığında emperyalist merkezlerle anlaşan siyasi iktidar, seçme ve seçilme hakkını gasbetmekten çekinmiyor.
Halkımız kafasını kaldırıp sorgulamasın, bir araya gelip bu karanlığı dağıtmasın diye her türlü oyun oynanıyor. Çeteler sokaklara salınıyor. Tarikatlar kreşlere kadar sokuluyor. Yetmediğinde yargı ve kolluk kuvvetleri bizzat halka karşı birer silah olarak kullanılıyor.
Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyaya kirden ve kandan başka hiçbir şey getirmeyen NATO’nun 2026 yılı toplantısı için adres olarak ise ülkemiz belirlendi.
Emperyalistler bu yılın Temmuz ayında daha fazla can almak ve daha fazla sömürmek üzere uğursuz planlarını Türkiye’de yapacaklar.
Her şey çok açık: Türkiye’de iktidar Amerikancıların, İsrailcilerin, padişahlık meraklılarının, paraya tapan yobazların elindedir.
Türkiye adeta bir savaş kaybetmiş bir ülke gibi yeniden ayağa kalkmayı, yeniden ayağa kaldırılmayı beklemektedir.
Bazı sözler ise yeniden söylenmelidir:
“Geldikleri gibi giderler”.
Tıpkı 1918 yılının sonlarında işgalcilerin donanması İstanbul Boğazı’nı geçerken görüldüğünde genç Mustafa Kemal’in söylediği ve elbette gerçeğe dönüşmesine öncülük ettiği gibi…
Emperyalizme karşı mücadele ve bağımsızlık bayrağını yeniden göndere çeken Denizler ve Mahirlerin 6. Filo’ya boğazları dar ettiği, Vietnam Kasabı Komer’e hak ettiği yanıtı verdiği gibi…
2003 yılında Irak’a yönelik Amerikan işgali için ülkemizi üs haline getirmek isteyen AKP iktidarına karşı sokakları dolduran kitlelerin ülkemizi savaşa sokmak için gelenleri eli boş gönderdiği gibi…
İnanıyor ve biliyoruz. Halkımız Pentagon’dan, Epstein adalarından kendileri için çizilen kadere razı gelmeyeceğini tüm dünyaya gösterecektir.
Türkiye iktisadi, siyasi ve askeri bağımsızlığını kazanmak için yeniden devrim rotasına yerleşecektir.
Ancak bu kendi kendine gerçekleşmez. Bize uzaklardan bir kurtarıcı gelmez. Kendi gücümüzle, kendi örgütlülüğümüzle, kendi mücadelemizle kazanmak zorundayız hakkımız olanı.
Sana, bana, bize, hepimize büyük görevler düşüyor.
Devrim Partisi, tüm yurttaşlarımızı bu görevleri birlikte sırtlanmaya çağırıyor.
Sen de bu mücadeleye katıl. Katıl ki göğsümüzü gere gere bir kez daha hep bir ağızdan söyleyelim.
Geldikleri gibi giderler!
https://t.co/J5EQ0RlNxn
Ülkemiz fiili bir işgal altında.
İktisadi, siyasal ve askeri bağımsızlığımız ortadan kalkmış durumda.
Ülkemizin tüm bölgelerinde en az bir tane üs, emperyalist devletlere güvenlik hizmeti sunuyor. Aynı üsler, emperyalist baskıdan kurtulursak bizi yeniden emir altında sokmak için de hazır bekliyor.
Topraklarımız bölgemizdeki kardeş halklara karşı saldırılarda istihbarat sağlamak ve lojistik destek vermek için kullanılıyor. Gerektiğinde ise doğrudan saldırılara merkez olmamız için baskı altına alınıyoruz.
Ekonomi tamamen sömürü üzerine inşa edilmiş. Emeğiyle geçinenler yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle boğuşuyor. Bir avuç zengin servetlerine servet katıyor.
Koçlar, Sabancılar, Kaçak Saray’a ve çevresine çöreklenmiş yandaşlar; bir yandan kendi ceplerini dolduruyorlar, bir yandan da emperyalist efendilere akan kaynaklara bekçilik ediyorlar.
Yurttaşlık haklarımızın tamamı askıda. Ülkenin geleceği karşılığında emperyalist merkezlerle anlaşan siyasi iktidar, seçme ve seçilme hakkını gasbetmekten çekinmiyor.
Halkımız kafasını kaldırıp sorgulamasın, bir araya gelip bu karanlığı dağıtmasın diye her türlü oyun oynanıyor. Çeteler sokaklara salınıyor. Tarikatlar kreşlere kadar sokuluyor. Yetmediğinde yargı ve kolluk kuvvetleri bizzat halka karşı birer silah olarak kullanılıyor.
Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyaya kirden ve kandan başka hiçbir şey getirmeyen NATO’nun 2026 yılı toplantısı için adres olarak ise ülkemiz belirlendi.
Emperyalistler bu yılın Temmuz ayında daha fazla can almak ve daha fazla sömürmek üzere uğursuz planlarını Türkiye’de yapacaklar.
Her şey çok açık: Türkiye’de iktidar Amerikancıların, İsrailcilerin, padişahlık meraklılarının, paraya tapan yobazların elindedir.
Türkiye adeta bir savaş kaybetmiş bir ülke gibi yeniden ayağa kalkmayı, yeniden ayağa kaldırılmayı beklemektedir.
Bazı sözler ise yeniden söylenmelidir:
“Geldikleri gibi giderler”.
Tıpkı 1918 yılının sonlarında işgalcilerin donanması İstanbul Boğazı’nı geçerken görüldüğünde genç Mustafa Kemal’in söylediği ve elbette gerçeğe dönüşmesine öncülük ettiği gibi…
Emperyalizme karşı mücadele ve bağımsızlık bayrağını yeniden göndere çeken Denizler ve Mahirlerin 6. Filo’ya boğazları dar ettiği, Vietnam Kasabı Komer’e hak ettiği yanıtı verdiği gibi…
2003 yılında Irak’a yönelik Amerikan işgali için ülkemizi üs haline getirmek isteyen AKP iktidarına karşı sokakları dolduran kitlelerin ülkemizi savaşa sokmak için gelenleri eli boş gönderdiği gibi…
İnanıyor ve biliyoruz. Halkımız Pentagon’dan, Epstein adalarından kendileri için çizilen kadere razı gelmeyeceğini tüm dünyaya gösterecektir.
Türkiye iktisadi, siyasi ve askeri bağımsızlığını kazanmak için yeniden devrim rotasına yerleşecektir.
Ancak bu kendi kendine gerçekleşmez. Bize uzaklardan bir kurtarıcı gelmez. Kendi gücümüzle, kendi örgütlülüğümüzle, kendi mücadelemizle kazanmak zorundayız hakkımız olanı.
Sana, bana, bize, hepimize büyük görevler düşüyor.
Devrim Partisi, tüm yurttaşlarımızı bu görevleri birlikte sırtlanmaya çağırıyor.
Sen de bu mücadeleye katıl. Katıl ki göğsümüzü gere gere bir kez daha hep bir ağızdan söyleyelim.
Geldikleri gibi giderler!
https://t.co/J5EQ0RlNxn