Genel Başkanımız Yavuz Ağıralioğlu liderliğinde vatan sevgisi ve milletimize duyduğumuz sorumlulukla yeni bir yola çıktık.
Anahtar Parti olarak ülkemize hizmet etmek, milletimize umut olmak için buradayız.
Türkiye’nin A Planı’nı birlikte inşa edeceğiz. 🇹🇷
O gece karanlık, millet ise aydınlıktı…
Tankların karşısına imanıyla, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle çıkan aziz milletimiz; demokrasisine, bayrağına ve devletine sahip çıktı.
15 Temmuz, sadece bir darbe girişiminin engellendiği gün değil; millet iradesinin her türlü vesayete karşı yazdığı şanlı destandır.
Bu topraklar uğruna can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, fedakârlıklarıyla destan yazan gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi ve devletimizi daim eylesin.
🇹🇷 Şehitlerimizi unutmadık, unutturmayacağız.
🇹🇷 Milletin iradesi geçilmez.
Srebrenitsa, tarihin en karanlık sayfalarından biridir.
Soykırımda hayatını kaybeden binlerce masum Boşnak kardeşimizi rahmetle yâd ediyor, geride kalanların acısını yüreğimizde hissediyoruz.
Srebrenitsa’yı unutmayacağız, unutturmayacağız.
Srebrenitsa’da hem insanlar hem de insanlığın vicdanı katledildi.
1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde soykırımda hayatını kaybeden masum Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum.
Srebrenitsa’yı unutmadık, unutturmayacağız!..
Uzun iktidar koltuğu bırakmayı unutur!..
Sonra Anayasa da hukuk da devlet de kişiye göre şekillenmeye başlar.
Türkiye'nin ihtiyacı; uzayan iktidar değil güçlü demokrasidir.
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu
🗓️ 1 Temmuz Çarşamba (Yarın)
⏰ 20.00
📺 Karar Tv
Taha Akyol ve Elif Çakır Soruyor programının canlı yayın konuğu oluyor.
Pençe-Kilit Harekât bölgesinde meydana gelen kazada yaralanmasının ardından tedavi gördüğü hastanede şehit olan kahraman Mehmetçiğimiz Uzman Çavuş Abdurrahman Hilal’e Allah’tan rahmet diliyorum.
Acılı ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.
Bugün Genel Merkezimizde, Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanlığımızın Stratejik Projeler Ekibi ile bir araya geldik.
“Türk’ün Medeniyet Planı” kapsamında; şehircilik, afet yönetimi, çevre ve su politikalarına ilişkin projelerimizi ve gelecek vizyonumuzu değerlendirdik.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu güçlü, sürdürülebilir ve millî politikaları hayata geçirmek için çalışmaya, üretmeye ve geleceği planlamaya devam ediyoruz.
@anahtarparti@yavuzagiraliog@EmineKucukali
Türkiye’nin beka sorunu hâline gelmeye başlayan madde bağımlılığına karşı bir an önce etkili ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Gençliğimizi zehirleyen bu tehlike, yalnızca bireyleri değil aileleri, toplumu ve ülkemizin geleceğini de tehdit etmektedir.
26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Bağımlılığı ve Yasadışı Ticaretle Mücadele Günü’nde, anneler bugün, milli güvenlik sorunumuz haline gelen asıl beka meselesi için parti genel merkezimizdeydi.
Bugün anlattıklarını 16 yıl önce de, 30 yıl önce de anlatmadıkları milletvekili, bakan, yetkili kalmamış.
O halde sormak zorundayız: Madem herkes biliyordu, neden zamanında önlem alınmadı? Neden bu tehlikenin büyümesine seyirci kalındı?
Devletin dolduramadığı her boşluğu uyuşturucu, sanal kumar ve sokak çeteleri doldurur. Kaybettiğimiz yalnızca çocuklarımız ve gençlerimiz değil, geleceğimizdir.
Bu mesele artık yalnızca bir asayiş sorunu değildir. Aileleri dağıtan, toplumu çürüten ve geleceğimizi tehdit eden büyük bir afettir.
Afetlerle mücadelede esas olan, felaket yaşandıktan sonra sonuçlarını yönetmek değil; daha yaşanmadan önlemektir.
Anneler feryat ettikten, çocuklarımız bağımlılığa sürüklendikten, gençlerimiz çetelerin eline düştükten sonra atılan adımlar yetmez.
Uyuşturucuya, kumara ve sokak çetelerine karşı devletin bütün kurumlarıyla harekete geçtiği gerçek, kararlı ve kesintisiz bir önleme seferberliği istiyoruz.
@anahtarparti@yavuzagiraliog@EmineKucukali@hguntulu
#AnahtarParti #YavuzAğıralioğlu #UluslararasıUyuşturucuBağımlılığıveYasadışıTicaretleMücadeleGünü
HÜKÛMETİN RUH ÇAĞIRMA SEANSLARINDAN İLLALLAH ETTİM!
Biz Anahtar Parti’yiz; bir kere daha üstüne basa basa söylüyorum: Biz Cumhuriyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir partiyiz. Koordinatlarımız bu. Dışarıdan iktidar dilenmedik, dileneni meşru görmedik. Hiçbir hevesin içerisinde, ay yıldızlı al bayrağa gölge olacak, devletimizi haleldar edecek en ufak bir lekeye tebessüm etmedik; tebessüm edenleri sevmedik.
Kendime ‘Türkmen’im’ dediğim gibi ‘Kürt’üm’ diyorum. Kürt’e dilediğim her şeyi kendime, evlatlarıma diliyorum; kendi evlatlarım için dilediğim her şeyi Kürtlere de diliyorum. Bizim üstümüze devlet ve millet düşmanlığının gölgesini düşüremezsiniz kardeşim! Yok FETÖ’ydü, yok PKK’ydı, bize imasında bile bulunamazsınız!
Hükûmetin ‘Yenikapı ruhu’ diye şimdilerde diline doladığı bir şey var. Terörsüz Türkiye’yi Yenikapı ruhuyla birleştirecekmiş. Hükûmetin ruh çağırma seanslarından illallah ettim!
NATO Zirvesi’nde bazı gazetecilerin ve bazı kurumların akreditasyonları onaylanmadı. ‘Ülkenizde demokrasi var, özgürlük var, basının hürriyeti var’ dedirtmek varken, kendi elinizi niçin zayıflatıyorsunuz? Siz sadece sizin dediklerinizi diyen insanların akredite olduğu bir Türkiye hayali mi kurdunuz?
Genel seçim barajının yüzde 7 olduğu bir ülkemizde, üstelik vitrininde öyle çok tanınmış, popüler, şöhretli isimlerin bulunmadığı yeni bir partinin yüzde 5’leri görmesi hafife alınacak bir gelişme değildir.
Yavuz Ağıralioğlu’nun ifadesiyle bu oran “önemli bir siyasi çıkış yakaladığını” gösterir.
Şunun altını ayrıca çizmek gerekiyor: Ülkemizde ana akım medyanın (gerçekte ana akımlık bir hali kalmadı ama) durumu ortada; iktidarın kontrolünde. Anahtar Parti’nin ana akım medyada kendisine yer bulamaması şaşırtıcı değil. Fakat muhalif medyada da kendine ferah feza yer bulabilen bir parti değil.
Buna rağmen kamuoyu araştırmalarında yüzde 5’leri de görebilmesi önemli. Bu oran, Anahtar Parti’nin artık sadece merak edilen bir parti olmadığını, belli bir seçmen grubunda karşılık bulmaya başladığını, yani artık yavaş yavaş siyaset sahnesinde hesaba katılması gereken bir aktöre dönüştüğünü gösteriyor.
Tek başına iktidar olamasa bile ittifak siyasetinin geçerli olduğu bu iklimde ikinci tur pazarlıklarını, büyük partilerin stratejilerini etkileyebilir.
Ben de işte bu sorunun peşinden gittim İzmir’e: Anahtar Parti kimlerden oy alıyor? Kim bu yüzde 5?
Ağıralioğlu’na “oyumuz size” diyenlerin büyük çoğunluğunun MHP, AK Parti ve Zafer Partisi seçmeni olduğunu görünce, PanoramaTR’nin Mayıs ayı araştırmasındaki “parti tercihine göre Yavuz Ağıralioğlu’nun performansı” bölümüne yeniden baktım.
Sahada gördüğüm ilginin veride de karşılığı vardı. Araştırmaya göre Ağıralioğlu’nun liderlik performansını başarılı bulanların oranı MHP seçmeninde yüzde 44, AK Parti seçmeninde ise yüzde 17. Bu tablo, Anahtar Parti’ye dönük ilginin rastgele bir meraktan ibaret olmadığını; özellikle iktidar bloğu ve milliyetçi seçmen içinde oluşan bir arayıştan beslendiğini gösteriyor.
#AnahtarParti #yavuzağıralioğlu
Bu maden işçilerinin çilesi nedir?
Edirne’den Yozgat’a kadar aynı şirkete bağlı işçiler, alın terlerinin karşılığını alabilmek için neden sürekli eylem yapmak zorunda kalıyor?
Kimi kendini madene kilitliyor.
Kimi açlık grevine başlıyor.
Kimi kilometrelerce yürüyüp Ankara’ya geliyor.
Bir işçi, çalıştığı ayın maaşını almak için neden canını ortaya koymak zorunda?
Devletin denetleyen kurumları bunları duymuyor mu?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, aynı şirkete bağlı işçilerin farklı şehirlerde neden sürekli mağdur edildiğini merak etmiyor mu?
Ticaret Bakanlığı, işçisini çalıştırdığı hâlde ücretini ödemeyen bu yapıyı incelemiyor mu?
Bu insanlar evlerinin kirasını nasıl ödeyecek?
Elektriğini, suyunu, doğal gazını nasıl yatıracak?
Çocuğunun ihtiyacını, mutfağının masrafını nasıl karşılayacak?
Ev sahibi beklemez.
Faturalar beklemez.
Çoluk çocuk beklemez.
Beklemek zorunda da değildir.
Bir insanın dört aylık maaşını vermeyip ondan hayatına devam etmesini bekleyemezsiniz.
İşçinin emeği şirketin keyfine bırakılamaz.
Alın terinin karşılığı lütuf değil, haktır.
Sorumluluk devleti kurumlarında ve bu kurumları yöneten hükümettedir.
@anahtarparti@yavuzagiraliog@apartiyozgat
#anahtarparti #yavuzağıralioğlu #madenişçileri
Hem de Türkiye’de tespit edilen diri fay sayısı 485’ten 700’e yükselmişken…
Hem de büyük Marmara depreminin oluşturacağı risk bütün açıklığıyla ortadayken…
Hem de Marmara Denizi yıllardır kirlilikle boğuşuyor, müsilaj tehdidi denizin derinliklerinde varlığını sürdürürken…
Hem de daha geçen yıl İklim Kanunu çıkarıp “yeşil büyüme” ve “net sıfır emisyon” hedeflerinden söz etmişken…
Hem de karbonu fiyatlandırmaya, sanayiyi Emisyon Ticaret Sistemine dahil etmeye hazırlanırken…
Hem de Türkiye ekonomisinin neredeyse yarısını ve nüfusun yaklaşık üçte birini Marmara’ya sıkıştırmışken…
Hem de ekonomik mecburiyetler yüzünden Anadolu’dan Marmara’ya süren iç göçü durduramamışken…
Hem de yıllardır “Marmara’nın nüfusunu ve sanayi yükünü Anadolu’ya taşıyacağız” diye söz vermişken…
Siz şimdi kalkmış, Bandırma Sahil Yenice’de köylünün merasının ve doğal alanların üzerine yeni bir polyester ve petrokimya tesisi kurmayı planlıyorsunuz.
Peki siz tam olarak neyi planlıyorsunuz?
Marmara’yı rahatlatmayı mı, daha da ağırlaştırmayı mı?
İklim krizine karşı mücadeleyi mi, karbon yutak alanlarını sanayiye açmayı mı?
Anadolu’yu kalkındırmayı mı, bütün nüfusu ve üretimi yine Marmara’ya toplamayı mı?
Bir yandan iklim kanunu çıkarıp karbonun hesabını yapacak, diğer yandan karbonu tutan merayı ve ormanı sanayiye açacaksınız.
Bir yandan müsilajla boğuşan Marmara’yı kurtarmaktan söz edecek, diğer yandan kıyısına yeni bir petrokimya yükü bindireceksiniz.
Bir yandan deprem riskini anlatacak, diğer yandan nüfusu, sanayiyi ve ekonomik hayatı aynı riskli bölgede yoğunlaştırmaya devam edeceksiniz.
Bu ne iklim politikasıdır ne sanayi politikası ne de ülke planlamasıdır. Bu, bir dediği diğerini tutmayan plansızlığın ta kendisidir.
Biz yatırıma, üretime ve kalkınmaya karşı değiliz. Biz, yatırım adı altında köylünün merasının, suyunun, ormanının ve geçim kaynağının yok edilmesine karşıyız.
Polyester ve petrokimya tesisi kurulacaksa bunun yeri köylünün merası değildir. Yeri; çevresel ve afet riskleri hesaplanmış, altyapısı ve lojistiği hazırlanmış, doğru planlanmış sanayi alanlarıdır.
Doğru planlayamadığınız sanayileşmenin faturasını memleketin doğasına ve köylüsüne kesmeyin.
Köyü, merayı, tarımı ve ormanı rahat bırakın!
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları Başkanlığımız tarafından hazırlanan çalışmalara ilişkin brifing aldı.
Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları Başkanımız Sayın Muhammed Hakan Tanrıöver, Genel Başkanımıza “Korkma” isimli yeni yayını takdim ederken; kültürden turizme uzanan politika başlıkları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Türkiye, sadece pazarlanan bir tatil ülkesi değildir! Tarihi, kültürü, sanatı ve medeniyet birikimiyle büyük bir ülkedir…
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları toplantısında; Anahtar Parti’nin kültür ve turizm vizyonu ele alındı.
Hazırlanan sunumda ise Türkiye’nin her değerini koruyan, kültürü ve sanatı güçlendiren, turizmi milletimizin kimliği ve menfaatleriyle uyumlu şekilde geliştiren politikalarımız aktarıldı.
Siz bir parti açmıyorsunuz; Türk milletinin ufkuna yelken açıyorsunuz...
Herkes susarken konuştunuz.
Herkes korkarken yürüdünüz.
Herkes vazgeçerken, “Biz yeniden başlıyoruz” dediniz.
Şimdi mesele bir partiyi büyütmek değil; güçlü, zengin ve umutlu Türkiye’yi yeniden kurmaktır.
Bir çocuk çalışsa, biriktirse, aylarca tasarruf etse ancak bir telefon alabiliyor.
Bir telefondan bile onlarca vergi alıyorsunuz.
Çocuklarımızın hayallerini vergilendirmeyin.
Memleketi yönetememenizin faturasını gençlere ödetmeyin…
Hani iklim önemliydi?
Hani meralar ve ormanlar en kıymetli karbon yutak alanlarımızdı?
Hani Marmara’nın sanayi yükünü Anadolu’ya yayacaktınız?
Öyleyse Bandırma Sahil Yenice Köyü’nde, mera ve doğal alanların üzerine kurulmak istenen bu polyester ve petrokimya tesisi neyin nesi?
Bir yandan iklim hedeflerinden söz edip diğer yandan karbon yutak alanlarını sanayiye açamazsınız. Bir yandan Marmara’nın yükünü azaltacağız deyip aynı bölgeye yeni ve ağır bir sanayi yükü bindiremezsiniz.
Bu, kalkınma değil; açık bir planlama çelişkisidir. Daha doğrusu, ülkeyi planlayamayan bir iktidarın günü kurtarma siyasetidir.
@anahtarparti@yavuzagiraliog@EmineKucukali@Apartiblk
#anahtarparti #yavuzağıralioğlu