Siyaseti un için yapanlar ile ün için yapanlar başkadır.
Ün, geleceğe bırakılacak temiz bir isimdir.
Yaptığının takdir edilmesidir.
Halkın beğenisidir.
Bu siyaset taş bir konaktır.
Kimse yerinden oynatamaz.
Konak bazen sahipsiz kalabilir ama değerini kaybetmez.
Un ise biter.
Yiyen yine acıkır.
Meraklısının eline yüzüne bulaşır…
Yanılmak ve hayal kırıklığına uğramak; hem de hiç beklemediğin bir yerden ihanete uğrayınca, çok daha yaralayıcı ve insanı cevapsız bırakan bir çaresizliğe dönüşüyor.
Karakterden yoksun, sinsice kılıf ayarlanmış bir ihanet oyunu.
Bedel ödeyen yol arkadaşlarından utanmadan, düşkünlük mertebesini önden kabul eden bir seviyesizlik.
Hayata aynı yerden bakıyoruz diye gençliğiyle, enerjisiyle doğru yolda yürüyeceğine duyduğumuz güvenimizden dolayı koca bir toplumu kandırmış bir vasatlık.
Daha gençsin; bu onursuzlukla yaşayacağın nice yılların olsun!
Transfer siyaseti, kaybedenlerin siyasetidir.
İki yıldır seçilmişlerimizi kuşatan baskı, iftira ve siyasi şantaj ile mücadele ediyoruz. Çok sayıda arkadaşımız bu taaruza direnirken, çok azı da onursuzca teslim oldular.
Bugün AKP İstanbul İl Başkanlığının etkinliğinde de "Ya hapishane ya AKP" taktiğiyle, transfer siyasetine sığınan kaybedenlerin halk iradesini gasp etmesine rakiplerimiz ve yılgınlar adına utanarak tanıklık ettik.
Gidip kapısına kul olunan bu karanlık düzen ve bu irade hırsızları bilsin ki: Sizlere hakkımız helal değildir.
Hiçbir karşılık beklemeden ekmeğinden, emeğinden fedakarlık yapıp bu ilçeleri kazanan örgütümüzün…
Yüreği bizimle atan, her türlü baskı ve saldırıya karşı yanımızda duran seçmenimizin...
Zindanlarda, sokaklarda ve hayatın her alanında direnen, halkın ve Hakk’ın sesine kulak veren yol arkadaşlarımızın hakkı helal değildir!
Biz bu hezimet siyasetiyle de, bu yozlaşmış düzenle de aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Bu karanlık günler geride kaldığında; teslim olanlar utançla ve ayıpla anılacak, dik duranlar, yüreğini sıkı tutup onuruna sahip çıkanlar, dostlarının yüzüne ferah bir gülümsemeyle bakanlar onurlu hayatlar yaşayacak.
Biz kazanacağız, halk kazanacak!
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 500 gündür tutuklu olan Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan için Beylikdüzü'nde yürüyüş gerçekleştiriyor.
Bugün, Farabi Alt Geçidi Sanatsal Dönüşüm Projesi’nin açılışındayız.
Gönüllü sanatçı gençlerimiz, gri ve karanlık Farabi Alt Geçiti’ni, rengarenk ve neşeli bir alana dönüştürdüler…
Çankaya ve Güvenevler Muhtarlarımızın işbirliği ve Ankara Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle harika bir dönüşüme tanıklık ettik.
ALT Geçit’ten ART Geçit’e…👏
@CKoleli@ankarabbld
Üç çeyrek yüzyıl önce “1 ADET AĞZI KIRIK, TEK KULPLU TOPRAK TESTİ” götürüldü CHP’den. Bugün ise CHP götürüldü.
O gün o testiyi alan mal müdürü utandı, bugün CHP’yi alanlarda ise bu duygudan eser yok.
Peki ne var şimdi elimizde? Mal müdürlüğünün kamyonunun hareket etmesi ile birlikte karşı kaldırımda bekleyen milyonlar hala bizimle.
Ahmet İsvan o günleri hatıratında şöyle anlatıyor.
“(…) Nihayet 1952’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin mallarına devletçe el konması kanunu çıkartıldı. Dramatik bir olaydı. Bu tarihi olaya Yalova’da tanık oldum. Mal müdürü gelip partinin mallarına devlet adına el koyacaktı. CHP Yalova ilçe merkezi, zemin katta, mütevazı, tek gözlü bir dükkândı. Mevcut bütün eşya; bir toplantı masası, sandalyeler, bir dosya dolabı ve bir daktilo masasından ibaretti.“
Belleğimde o günün bıraktığı en derin iz, karşı kaldırımda ellerinde eşyalarla bekleyen partililerin oluşturduğu olağanüstü büyük sessiz ve hareketsiz kalabalıktı. Karşı kaldırımda çok sayıda CHP’li, ellerinde partiye bağışlayacakları eşyalarla bekliyorlardı. Sandalyeler masalar, dolaplar, sehpalar, halılar, Atatürk ve İnönü fotoğrafları, oyalı örtüler, perdeler partililerin elinde, karşı kaldırımda büyük bir göç hazırlığını çağrıştıran görünüm oluşturuyordu. Herkes mal müdürünü bekliyordu.
Beklenen an geldi… Mal müdürü, zabıt kâtibi, hizmetliler ve kamyon parti binasının önünde durdu.
CHP’nin az sayıda olan eşyası zapta geçirilerek kısa zamanda kamyona taşındı. İş zaptın taraflarca imzalanmasına gelince İlçe Başkanı Rahmi Üstel zaptı imzalamaktan imtina etti.
‘Bu testiyi de alacaksın’ diye ağzı kırık testiyi gösterdi. Mal müdürü, bu kırık testiye devletçe el konmasının kendilerini küçük düşüreceğini anlamış, o kırık testiyi almamakta ısrar ediyordu. Tartışmalar büyüdü ve bizimkiler, ‘Bu testi Cumhuriyet Halk Partisi’nindir, bütün mallarımızı almakla görevlisin, bu testiyi de alacaksın’ diye bastırdılar. Yasadaki ifadeye göre CHP’liler tamamen haklıydılar. Zavallı mal müdürü öyle bir eziklik içindeydi ki bir süre direnmeye çalıştıktan sonra teslim oldu ve zapta ilave ettirdi:
‘1 adet ağzı kırık, tek kulplu toprak testi.’
Ağzı kırık testi de diğer malların yanına kamyona yüklendi ve mallar gitti.
Kamyonun hareket etmesi ile birlikte karşı kaldırımda sessiz bekleyen partililer, ellerinde eşyalar ve yüreklerinde kararlı bir hırsla içeriye doluştular. Eskisinden çok daha fazla ve çok daha değerli eşyalar getirilmişti.
İşte Ahmet İsvan o gün yaşananları böyle anlatıyor. Bugün görüyoruz ki 74 sene önce kırık testisi alınan CHP’nin bugün doğrudan kendisi alındı milyonların elinden. Ancak 74 sene bir şeyin de değişmediği gözlemlendi.
Mal müdürlüğünün kamyonunun hareket etmesi ile birlikte karşı kaldırımda bekleyen milyonlar bugün de yerli yerince duruyor. Şimdi o milyonlar ellerinde eşyalar, kampanyaya yapılan bağışlar ve yüreklerinde kararlı bir hırsla Yeni Parti’de toplanıyorlar. Yurttaşlarımız neyin ne olduğunun farkında olarak mallarına en konuşan CHP’nin ilçe başkanlığının önünde toplanır gibi CHP’ye el konulmasının ardından Yeni Parti’de toplanıyor.
Çeyrek yüzyıl önce olduğu gibi eskisinden çok daha fazla ve çok daha değerli eşyalarla, duygularla.
Umut Akdoğan
Yeni Parti Ankara Milletvekili
01.08.2026 | Ankara
Sevgili komşularım,
Çankaya ailemize yeni katılan 4 yavru kuğumuzun haberini @halktvcomtr aracılığıyla cezaevinden izledim, çok mutlu oldum.
Hepinizi hafta sonunun tadını çıkarmak üzere, Kuğulu Park başta olmak üzere Çankaya’mızın parklarına davet ediyorum.
Cumhuriyetimizin yetiştirdiği, bilgi birikimiyle, emeğiyle ve çalışkanlığıyla örnek olmuş bir kadın mühendis, bir kadın belediye başkanı olan Sinem Dedetaş’ın tutuklanması hepimizi derinden yaraladı.
Hukukun, adalet duygusunu güçlendiren, vicdanları rahatlatan ve toplumsal güveni pekiştiren bir zemin olması gerektiğine inanıyorum.
Dileğim; adaletin en kısa sürede tecelli etmesi ve bu ülkenin yetiştirdiği değerli insanların özgürce hizmet etmeye devam edebilmesidir.
#SinemDedetaşYalnızDeğildir