Küçük Ayasofya Camii veya fetihten önceki ismiyle Sergios ve Bakhos Kilisesi’nde iki katı ayıran muhteşem frizler ve kitabe kuşağı 2003-2007 arasındaki restorasyonla en iyi şekilde günümüze ulaştırıldı.
Sultan II. Selim döneminde yaptırılan Ayasofya’nın güneybatısındaki minareden ağırlık kuleleri, Batı yarım kubbe, Ayasofya’nın eşsiz kubbesi ve kırmızı minare.
Beylerbeyi’nde Çamlıca Caddesi’nde İstanbul’un çok katmanlılığın en güzel örneklerinden biri bulunuyor. Önde I. Abdülhamid Çeşmesi, hemen arkasında ise Bizans dönemine tarihlenen sarnıç mevcut. Sadece tarihi yarımadada değil, İstanbul’un her semtinde farklı dönemlere ait eserler yan yana, üst üste.
Bebek Maksim Gazinosu’nun ender görsellerinden. “Gülerken Ağlayanlar” filminde Bebek Parkı tarafından yapılan çekimde Maksim gözüküyor. Bugün hem Maksim’in olduğu yerde hem de yanındaki Ziraat Bankası’nın olduğu yerde restoranlar mevcut.
Samandıra’da bulunan 6. yüzyıla tarihlenen Damatris Sarayı, bugün modern yapıların arasına sıkışmış büyüklüğü ve niteliğiyle önemli bir arkeolojik alan. Doğu Roma İmparatoru II. Tiberius tarafından yaptırılan yazlık saray özellikle Doğu’ya yapılan seferlerde imparator ve ordusu için bir istasyon olarak kullanılıyordu.
Yenikapı Limanı (Theodosius Limanı) Batı Bölümü, en az Yenikapı Metro İstasyonu’na komşu bölüm kadar ilginç… Burası da ilk kazılar sırasında çok temiz bir şekilde ortaya çıkarılsa da doğa kısa sürede tekrar liman kalıntılarının üzerini örttü.
Venedik lagünü 1708-1709 yıllarında donmuş ve dönemin ünlü ressamlarından Gabriele Bella donan lagünün üzerinden yürüyen Venedik ahalisini böyle resmetmişti. Keşke İstanbul Boğazı’nın donduğu (Tuna’dan buzulların geldiği) 1755 Kışı’ndan da böyle tablolar olsaydı.
Yeni yayınlar insanı her zaman heyecanlandırıyor. Kanuni Sultan Süleyman ve dönemini çalışanların çoğunun bihaber oldukları, savaş sanatını dönüştüren Bergamolu(dolayısıyla Venedikli) askeri mühendis Gabriele Tadino üzerine çok başarılı bir çalışma. Kendisi aslında “Sultan”ı tam anlamıyla durduramamış olsa da biraz yavaşlamasına sebep olmuş.
Sultanahmet Meydanı’nda geçmişin Tapu Kadastro Binası günümüzün Ayasofya Müzesi’nin altında saklı “İstanbul Hipodromu”nun altyapıları, hayranlık uyandırıcı şekilde içerisindeki toprak-moloz boşaltılarak temizlendi. Yüksekliği ve yayıldığı geniş alanla gerçekten muazzam.
Yenikapı Yalı Mahallesi’nin altında adeta bir yeraltı mahallesi daha mevcut. Neredeyse tamamı Osmanlı dönemine tarihlenen(18. yüzyıl) bu altyapılar, kent mekanının bir zamanların Yenikapı Limanı’na (Theodosius Limanı) doğru genişlemesinin önemli izlerinden biri.
Daha dikkat çekici bir tarihsel hata ise bahsedilen olayın 1929’daki “Kara Perşembe”de yaşandığı imasıdır fakat Rockefeller Center’ın inşası 1931’de başlamış, yine 1929 krizinden ötürü 1939’da tamamlanabilmiştir.
Bu anekdot daha çok Başkan J. F. Kennedy’nin babası Joseph P. Kennedy’ye mâl edilir zira Kennedy, Rockefeller’ın aksine 1920’lerin Wall Street’inde hisse yatırımları ile büyük kazançlar elde etmiştir.
Diğer bir görüşe göreyse hikayenin çıkışı ünlü Amerikalı finansçı Bernard Baruch’un başından geçen bir olaydır.
Yine çok benzer bir hikayeyi, 2008 krizini anlatan “The Big Short”u izleyenler Steve Carell’in bir sahnesinden hatırlayacaktır.
🔵 İktisatçı Mahfi Eğilmez:
▪️"Rockefeller, iş yerine giderken kapıda duran ayakkabı boyacısına hep ayakkabılarını boyatırmış."
▪️"O sabah ayakkabısını boyatırken ayakkabı boyacısı 'Mr. Rockefeller ben de borsaya girdim, çok iyi para kazanıyorum' demiş."
▪️"Rockefeler yukarı çıkar çıkmaz muhasebecisine 'elimizdeki bütün hisseleri sat' demiş."
▪️"1 hafta sonra da sattığı için 29 krizi çıkmış."
▪️"'Niye satıyoruz efendim?' diye sormuşlar. 'Ayakkabı boyacısı bile borsaya girdiyse o artık son noktaya gelmiş demektir' demiş."