Arnavutluk vatandaşı ne yapsın! Benzin litresi 205 Leke yani 2 buçuk dolar...
Eşel Mobil olmasaydı akaryakıt kaç TL olacaktı? - Son Dakika Haberi https://t.co/xgGQztCfUz
Arnavutluk, Sarande, (bizim Alaçatı..) Balık, şarap üç kişi 80 amerikan doları öderken, bir litre benzine iki buçuk dolar ödemek ; enteresan İstanbul da benzin $1, 43 ama balık şarap herhalde iki yüz dolardır... Bir başkadır benim memleketim.
Kanaatimce, sonuçlar ile birlikte "soruları" da görsek ve ne denli sondaj mı anket mi onu anlamış olsak... Bu konu bir bisküvi veya gazoz araştırması değil ki kamu konusu ciddiyet ister !
En son Betimar, Areda, ORC, Alf, Area, Özdemir, Sonar, Yön, GENAR anket açıkladı.
AK Parti en düşük oyu Yön’ün anketinden almış, yüzde 28.3’le ikinci sırada.
AK Parti diğer 8 firmanın anketinde yüzde 30’un üzerinde, Betimar ve Özdemir’in araştırmasında yüzde 35.8’le birinci sırada.
Yeni Parti’nin oyu 6 şirketin anketinde yüzde 20’nin altında, 2 şirketin anketinde yüzde 22-25 aralığında, sadece Sonar yüzde 34.3 çıkarmış.
Yeni Parti en düşük oyu yüzde 14.5’le GENAR’ın anketinden almış.
CHP’nin oyu ise Sonar ve Yön’ü saymazsak 7 şirketin anketinde yüzde 9.1 ile 15.4 arasında.
CHP’nin oyunu Sonar yüzde 5, Yön yüzde 5.9 çıkarmış.
Özetle.
AK Parti en dezavantajlı süreçte ve 25 yıl sonra hâlâ açık ara ilk sırada, amiyane tabirle ölüsü yüzde 30’un üzerinde.
Yeni Parti sanıldığının aksine yüzde 20’nin altında, CHP ise bitmiş ölmüş değil, ortalamaya göre yüzde 10’nun üzerinde.
Zamanla bu makas daha da daralabilir.
En zor şartlarda tablo buysa; seçime doğru son düzlükte özellikle ekonomideki iyileştirici düzenlemelerle birlikte oy tablosunun iktidar lehine değişme ihtimali hayli yüksek.
Mevcut parametrelere göre;
Zaman iktidarın lehine, muhalefetin aleyhine gelişiyor.
Bu kararın emsal olması konusu münazaalı bir durumdur ve "zincirleme hizmet " sözleşmesi gibi özel bir dava için uygulanabilir, lütfen 12/08/2026 tarihli kararı inceleyin.
#SONDAKİKA
🚨 ÇALIŞANLARIN YILLIK İZİN HESABINDA EMSAL KARAR!
⚖️ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nden yüz binlerce çalışanı ilgilendiren önemli karar!
Aynı işyerinde aralıklı çalışan veya emekli olduktan sonra aynı işverende yeniden çalışmaya başlayanların yıllık izin hesabında dikkat çeken bir hükme varıldı.
📌 Yargıtay’a göre;
İlk çalışma dönemindeki kullanılmayan izin ücretleri ödenerek hesap kapatılmış olsa bile, yeni dönemde yıllık izin gün sayısı belirlenirken önceki hizmet süresi (kıdem) yok sayılamayacak.
❗ Başka bir ifadeyle çalışan, aynı işverene yeniden döndüğünde yıllık izin süresi bakımından her durumda “sıfırdan başlamış” kabul edilemeyecek.
Özellikle EYT ile emekli olup aynı işyerinde çalışmaya devam edenler açısından karar büyük önem taşıyor.
⚠️ İşverenlerin ve mali müşavirlerin yıllık izin hesaplamalarında bu kararı dikkate almaları önem taşıyor.
#SONDAKİKA #Yargıtay #Yıllıkİzin #EYT #Çalışan #İşçi #İşveren #SGK #MaliMüşavir #Esnaf
Cebinde 4 milyon TL peşinatı olan adamın gidip ev aldığı devir çoktan BİTTİ.
Bugün o 4 milyonu bankaya koysan;
• Aylık faiz getirisi: 130.000 TL
• O parayla tutacağın lüks evin kirası: 40.000 TL
• Cebine her ay kalan net para: 90.000 TL
Aynı evi satın almaya kalksan aylık taksidi 120.000 TL!
Sistem sana açıkça diyor ki: Paranı betona gömen enayi, nakitte kalan kraldır.
#konut
Sayın @memetsimsek, çok basit bir hesap yapalım — kalem kâğıt yeter.
Kişi başı gelir 18.040 dolar diyorsunuz. Buradan devam edelim:
•Ortalama hane 3 kişi → yıllık 54.120 dolar
•2025 ortalama kur 39,54 → haneye yıllık 2.139.905 ₺ girmesi gerekiyor
•Aylığa vurursak: 178.000 ₺
Şimdi aynı haneyi gerçek hayata koyalım. Karı-koca çalışıyor, ikisi de ayda 70.000 ₺ net alıyor diyelim — ki bu, medyan ücret için fazlasıyla cömert bir varsayım:
•Yıllık hane geliri: 1.680.000 ₺
Aradaki fark: 459.905 ₺. Yani 11.631 dolar. Kişi başına 3.877 dolar.
Bu para nerede? Haneye girmiyor ama istatistikte duruyor.
Üstelik hesabı en iyimser haliyle yaptım. Emekliyi, asgari ücretliyi, işsizi de ortalamaya katsaydım tablo çok daha dramatik olurdu.
O yüzden “kişi başı gelirimiz 18.040 dolar” cümlesi, dinleyen için bir müjde değil; daha çok bir itiraf gibi duruyor:
“Geliri o kadar dengesiz dağıttık ki, ortalamada zenginsiniz, ama cebinizde yok.”
Naçizane, bu söylemi kullanmazdım. Çünkü vatandaş ortalamayı yaşamıyor, kendi payını yaşıyor. Bu gelirden pay alan da var, alamayan da.
Ortalama refahı gösterir; adaleti göstermez.
Saygılarımla.
Not: Kişi başı GSYH’nın sadece hanehalkı geliri olmadığını da biliyorum. İçinde şirket kârı, amortisman, kamu harcaması ve yatırım da var. Bu fark her ülkede mevcut. Lakin işgücünün milli gelirden aldığı payı TÜİK’in kendi serisinden hesapladığınızda da bu oranın son yıllarda belirgin biçimde gerilediğini görürsünüz.
Özgür Özel: O dönemde genel başkan adayı olan birine masraflar için para vermiş olsa dahi bunun neresi rüşvet? Utanmadan rüşvet diye düzenlediler. Yollarken, "Özgür Özel'e rüşvet fezlekesi." diye yolladılar.
Salı günü biz yeni partimizin toplantısını yapmışız. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, İstanbul'da aktör çetesinden gelen arkadaş, böyle bir şey yapıyor. Tarihte görülmemiş...
Adalet Bakanlığı'na yolladığı fezlekede zaten gizlilik kararı var. Zaten milletvekillerinin fezlekeleri kamuoyuna açıklanmaz.
Yahu gidin ilgili komisyonun başkanına sorun. Milletvekilinin dosyasını, milletvekilinin ıslak imzası olmadan danışmanına dahi vermiyor. Bir diğer milletvekili isteyince de vermiyor. Genel başkanın dosyasını grup başkanvekiline dahi vermeyiz diye direniyorlar.
Siz peşimizden koşuyorsunuz, "Fezlekenizde ne varmış?" diye. Bu adam fezlekede, "Zincirleme rüşvet suçuna iştirak." diye Özgür Özel hakkında basın açıklaması yaptı ya.
ENFLASYON DÜŞMEDİKÇE MAZERETLER ARTIYOR!
Sn. Mehmet Şimşek ve Sn. Cevdet Yılmaz, enflasyonun düşmemesini bugüne kadar onlarca farklı gerekçeyle (bahaneyle) açıkladılar.
📌 Gerekçelerden (!) bazıları şunlar:
* Zorlu küresel ve jeopolitik koşullar
* Artan enerji ve emtia fiyatları
* ABD-İran gerilimi
* Petrol fiyatlarındaki artış
* Yönetilen ve yönlendirilen fiyat ayarlamaları
* Taze meyve ve sebze fiyatları
* Akaryakıt ve elektrik fiyatları
* Bayram etkisi
* Kuraklık ve don olayları
* Küresel ticarette korumacılık eğilimi
* Gıda, eğitim ve ulaştırma fiyatlarındaki artışlar
* Temmuz ayına özgü gelişmeler
* Eylül ayına özgü gelişmeler
* Mevsim koşulları
* Ocak ayındaki ücret ve fiyat güncellemeleri
* Şubat ayında hava koşullarının gıda fiyatlarına etkisi
* Vergi ve yönetilen fiyat ayarlamaları
* Giyim ve ayakkabıda sezon geçişleri
* Savaşın neden olduğu arz şokları
* Bölgemizdeki çatışmaların enerji ve gıda fiyatlarına etkisi
* İşlenmemiş gıdada geçici arz sorunları
* Küresel enerji fiyatlarındaki arz şokları
* Dönemsel etkiler
* Geriye dönük fiyatlama davranışları…
Liste uzuyor.
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ( tütün vs.) hariç yıllık enflasyon %31.
Bu da demek oluyor ki gerekçelerinizi kabul etsek bile enflasyon %31!
Mazeret uydurmayı bile beceremiyorsunuz.
Ancak akla şu sorular geliyor:
❓ “Küresel” koşullar -adı üstünde küresel- neden sadece Türkiye’yi bu kadar etkiliyor ya da “dirençli ekonomi” dedikleri yapı neden bu kadar ağır etkileniyor?
📌 2023-2025 döneminde ciddi kuraklık ve don felaketleri yaşayan 22 ülke var.
Bunların arasında;
Çin, ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, İngiltere, Rusya, Şili, Arjantin, Bulgaristan, Macaristan ve Güney Afrika da bulunuyor. Neden bu gelişmeler bu ülkelerde Türkiye’deki kadar yüksek enflasyona yol açmadı?
Üstelik tablo ortada.
📌 190 ülkenin verilerine göre Türkiye en yüksek enflasyona sahip 5. ülke konumunda.
* Sadece 23 ülkenin yıllık enflasyonu çift haneli.
* 167 ülkenin yıllık enflasyonu ise %10’un altında.
* AB’de 2025 yılında enflasyonu en yüksek ülke %6,8 ile Romanya.
* G20 ülkeleri içinde yalnızca Arjantin ve Türkiye’nin enflasyonu %30’lar seviyesinde. Kalan 18 ülkenin ortalama enflasyonu sadece %3,3.
Bizi kıskandığı söylenen Almanya’nın enflasyonu %2,8, Başbakanı’nın hayran hayran Saray’a baktığı söylenen İzlanda’nın %5,3, savaş halindeki Rusya’nın %6, Ukrayna’nın %7,2, İsrail’in %1,6, ABD’nin ise %3,5.
🌍 Diğer ülkelerde;
* Yönetilen fiyatlar yok mu?
* Asgari ücret artışları yapılmıyor mu?
* Taze meyve ve sebze tüketilmiyor mu?
* Bayramlar, tatiller yaşanmıyor mu?
* Benzin ve mazot kullanılmıyor mu?
Yani sorun dış koşullar falan değil; ekonomi yönetiminin tercihleri ve uyguladığı politikalardır.
Enflasyon zaten yavaş düşüyordu. Son bir yıldır ise neredeyse hiç düşmüyor.
Son olarak Sn. Mehmet Şimşek ve Sn. Cevdet Yılmaz’a 2013 ve 2014 yıllarında yaptıkları açıklamaları hatırlatmakta fayda var.
O günün eleştirileriyle bugünün mazeretleri yan yana konulduğunda tabloyu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Uyguladığımız kararlı ve bütüncül politikalarla enflasyonla mücadeleye devam ediyoruz.
Tüketici enflasyonu Temmuz ayında yüzde 1,78 oranında gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,75 seviyesine gerilemiştir. Temel mallarda ise yıllık enflasyon yüzde 16,82’ye düşmüştür.
ABD-İran arasında çatışmaların yeniden başlamasıyla artan petrol fiyatları ve yönetilen yönlendirilen fiyat ayarlamalarının etkisiyle temmuz ayında geçen aya kıyasla aylık enflasyonda geçici bir artış yaşanmıştır.
İşlenmiş gıda aylık enflasyonundaki yavaşlamaya rağmen, taze meyve ve sebze fiyatlarındaki yükseliş gıda kaleminin yıllık enflasyonunda artışa neden olmuştur. Mayıs ve haziran ayında gerileyen yurt içi enerji fiyatları, jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle temmuz ayında akaryakıt ve elektrik fiyatları öncülüğünde aylık bazda yükselmiştir. Temel mal enflasyonunda ise giyim ve ayakkabı fiyatlarındaki sezon indiriminin etkisiyle aylık ve yıllık bazda düşüş görülmüştür.
Hizmet enflasyonunun aylık bazdaki artışında ulaştırma, haberleşme ve sağlık hizmetleri fiyatlarındaki artışın etkisi görülmektedir. Bununla birlikte hizmet enflasyonu yıllık bazda yatay seyretmiş, kira enflasyonu ise yıllık bazda düşmeye devam etmiştir.
Jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini yakından takip ederek bu etkileri sınırlamak amacıyla kurumlarımızla eşgüdüm içerisinde ve etkin bir şekilde aldığımız önlemleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Artan girdi ve finansman maliyetlerinin üretim ve fiyatlar üzerindeki etkilerini hafifletmeye yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. Üretim kapasitesini korumak, arz sürekliliğini sağlamak ve maliyet baskılarının tüketici fiyatlarına yansımasını sınırlamak amacıyla reel sektörümüzün uygun koşullarda finansmana erişimini destekliyor, üreticimizin yanında olmaya devam ediyoruz.
Üretim kapasitesini artıran, gıda ve enerji arz güvenliğini güçlendiren, konut ve lojistik maliyetlerini azaltan yapısal adımlarımız sayesinde ekonomimiz geçici dışsal şoklara karşı direncini korumaktadır.
Kalıcı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda vatandaşlarımızın alım gücünü güçlendirmek ve sürdürülebilir refah artışını sağlamak amacıyla para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü reform adımlarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz.
@haberaktifcom ... aman bu söylemler çok münazaalı konulara yol açar.. Kim gönderdiyse onun İBAN I referans alınır ; yani muhatap öğretmen falan değildir...
Vatandaş olarak anladığım kadarıyla ile ifadesinde bir yanlış durum yok. Ancak suç iddiası olan işlerin yapıldığı kurumun Yetkilisini -ki profesyonel bir kişi- o göreve getirdiği için bir durum söz konusu mu?
Sinem Dedetaş'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı https://t.co/x3brvGLFU5