ABD-İran ateşkes anlaşmasından memnun olmayanlar:
-İsrail,
-Türkiye, İran, Irak ve Suriye'de 1920'de çöpe atılan SEVR'deki "Kürt Devleti"nin kurulmasını heyecanla bekleyenler.
-Türkiye, bu gerçeği iyi okumalı. İran'a PJAK'a destek için kaç PKK teröristinin gittiği zaten belli?
ABD-İran savaşı sonuçları:
-Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ABD, İran'a diz çöktüremedi.
-Körfez Arap ülkeleri, ABD'nin kendilerini koruyamayacağını anladı, İran'la anlaşma seçeneğine yöneldi.
-Tayvan da, ABD'nin kendisini savunamayacağını anladı; Çin'le daha ılımlı politika izleme yolunda.
-İran silahlı kuvvetlerinin kuvveti değil, "iç cephe"nin gücü ABD'ye geri adım attırdı. 1921'de "iç cephe"nin önemini vurgulayan Atatürk'ün stratejik öngörüsü tekrar teyit edildi.
-Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip Arap ülkeleri, ABD'den en pahalı silahları satın almalarına rağmen varlık gösteremedi. Bu da, bu ülkelerde "savaşma azim ve iradesi"nin yokluğunu gösterir. İsrail'e karşı hiç bir dönemde varlık gösterememelerinin nedeni de bu. "Savaşma azim ve iradesi" her millette olmaz. Kuvvet çarpanıdır. ABD-İsrail saldırılarında, İran'dan göç olmadı. Ama Arap ülkelerinde, neredeyse nüfusun dörtte biri başka ülkelere kaçtı. "Vatan, millet" kavramının önemi ortaya çıktı.
-Atatürk'ün stratejik öngörüsü bugüne ışık tutuyor. 1934'te Balkan Antantı, 1937'de Sadabad Paktı (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) Türkiye'yi güvenlik ve barış çemberi içine aldı. 2026 Türkiyesi, benzer ittifaklar yapmalı. Çünkü, ABD hiç bir zaman Türkiye'nin müttefiki, olmadı. Ayrıca, Türkiye, "iç cephe"yi olumsuz etkileyecek göçmenlerden tamamen kurtulmalı.
-2026 Türkiyesi, "İÇ CEPHE" gerçeğinden hareketle, kutuplaşmayı ortadan kaldırmalı ve yozlaşmayı yok etmeli.
-Ve Türkiye'de yaşayan herkes, siyasi yelpaze farkı gözetmeksizin, her gün Atatürk'e şükretmeli ve dua etmeli.
Kaç yıl milletvekilliği yaptınız?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kürt yurttaşı değil mi? Mecliste, kaç Kürt vatandaşı milletvekili var? Kaç bakan var? Bu konuşma, Türkiye’yi bölme amaçlıdır. Hedefiniz, bölünmüş bir Türkiye. Tek derdiniz bu. Çünkü, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve Lozan’a düşmansınız. Nankörlüğün zirvesi.
Ağaç yerine, ormanı görelim...
"Butlan vakası” sanıldığı gibi yalnızca koltuk ya da makam meselesi değil...
Kılıçdaroğlu'nun misyonu düşünüldüğünden çok daha büyük.
Ve ABD Büyükelçisi Barrack'ın sıklıkla söz ettiği ABD hedefleriyle uyumludur.
Ve başta ABD olmak üzere Lozan'ı hazmedemeyenler, yüzyıl sonra böyle bir fırsatı yakalamıştır.
Bu tarihi fırsatı, "Kurultay", "seçim" gibi kavramlara feda etmez.
Atatürk'ü kendi evinden ve "Altı Ok"la vurma stratejisidir.
Ne ocuyum ne bucu…
9 milletvekilini sadece ekrandan tanırsam tanırım. Hiç bir partiye de üye değilim. Ama ortada çıplak bir gerçek var.
-Savaşta hedefi ele geçiren birliği,
“arınacağız” gerekçesiyle cephede olmayanlar cezalandırıyor. Başka birliğin komutanı ve ekibi cezalandırıyor. Parti üyelerinin büyük kısmının istemediği komutan ve ekibi cezalandırıyor. Bu meşru mu?
-Bence, siz asıl “Altı Ok”tan arındınız. Atatürk’ün vasiyetinden arındınız.
Mutlak Butlancıların beni takip etmesini istemiyorum.
Lütfen takipten çıkın.
Hiç bir tarafın destekçisi değilim. Benim tarafım Atatürk’tür ve Kemalizm’dir.
Atatürk olsa, sadece bu yüzden bana lanet okurdu.
Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı.
Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.
İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız.
Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!
https://t.co/39BNFNzjca
Yunanistan Karasularını 12 mile çıkarmak istiyor. Zaman zaman bunu dillendiriyor.
-15 Nisan 1976: Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil bunun bir savaş sebebi sayılacağını ABD'ye bildirdi. 12 mil değil, 6 milin üzerine çıkarması durumunda.
-8 Haziran 1995: TBMM bunun savaş nedeni sayılacağını kabul etti.
-Türkiye, savaş nedeni sayılacağını ABD, AB, NATO'ya bildirmeli.
-Gelecekte Yunanistan bu adımı atacaktır. Türkiye buna hazır olmalı.
Adaletin, hukukun, hakkaniyetin bittiği; geleceğe dair ümidin tükendiği toplumlarda var olma şevki çöküşe geçer. İnsanlar geleceğe güvenmediği için aile kurmaktan çekinir, doğurganlık düşer, nesiller eksilir ve millet içten içe bir yok oluşa, erimeye sürüklenir.
Liyakatsizliğin pençesinde umudunu da yitiren gençler, devletinden kaçar ve en büyük risklerden biri, beyin göçü başlar. Akıl sürgün edildiğinde devletin nizamı çöker, meydan bir avuç kifayetsiz muhterisle, dalkavuğa kalır.
Güzel ülkemizde bugün olanlar tam da budur.
Sevgili gençler,
Bu yürüyüş; adaletin, liyakatin, özgürlüğün, geleceğin yürüyüşüdür.
Bereketin, refahın, huzurun, sevginin, 86 milyon insanın yürüyüşüdür.
Hep birlikte, Genel Başkanımız @eczozgurozel ile birlikte yürüyelim arkadaşlar.
İnsanın midesi bulanır mı? İşte, bu rezil bulandırır. Onu kim yetiştirdi? Bu görevi kim verdi? Hangi millete mensup? Milli Mücadele'de Samsun ve çevresini İngilizler işgal etmişti. Hiç mi utanma duygusu yok...
Kim bu?.. Kimin provokatörü... Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu bu kadar sabitken yetkililer neyi bekliyor?
Utanç verici!
Bugün diplomamı iptal eden zihniyet, yarın sizin malınıza, mülkünüze, paranıza, işinize el koyar demiştim.
Asırlardır şehr-i emanete, İBB’ye ait olan; İBB Miras’ın olağanüstü restorasyonu ile 16 milyon’a ait Yerebatan Sarnıcı’na da göz koydular, el koydular.
İşte gelinen nokta budur.
Yazıklar olsun!
Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değil. Tarihi, gelenekleri ve yönetim anlayışı Suriye ve Irak’a hiç benzemez. ABD Büyükelçisinin bu zorlayıcı tanımı monarşiye ve ümmet anlayışına özlemini ifade eder. Ve Cumhuriyet’i reddeder.
-Türkiye bu söylemi kınamalıdır.
Tarihin görmediği kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum.
Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum.
Bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum.
Ruhumuz Kuvay-ı Milliye ruhudur. Hazır olun; çocuklar, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacaktır.
17 Haziran 1944.
Bir diktatörün ordusunu ve ülkesini felakete sürükleyişi. Moskova’da 57 bin Alman savaş esirinin yürütülmesi.
-Hitler 30 Nisan 1945’te Berlin’de sığınakta intihar edecekti.
-II.Dünya Savaşı bittiğinde Almanlar, molozlar arasında ölmüş at eti yerken, sonraki Alman Başbakanı Conrad Adenaur’un bu manzara karşısında söyle dediği söylenir:
“Umarım bir daha İsa bile gelse tüm yetkiyi tek kişiye verecek kadar aptal olmayız.”
Aziz milletim,
Siz darbeciyi de, yalancıyı da, fırsatçıyı da, korkakları da çok iyi tanırsınız.
Onları gözlerinden tanırsınız. Sözlerinden tanırsınız. Davranışlarından tanırsınız.
Ve en önemlisi, sandıktan kaçışlarından tanırsınız.
Onlar korkun istiyor, susun istiyor, rıza gösterin, demokrasiye sahip çıkmaktan vazgeçin istiyor.
Ama şimdi teslim olma değil; umutla, cesaretle, azimle ve kararlılıkla yürüme zamanıdır.
Güçlü olan sizsiniz, asıl olan sizin iradeniz.
Gelecek sizin ellerinizde.
Rehberimiz millettir.
31 Mayıs 1950, Churchill’den İnönü’ye mektup:
“Tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka, Türkiye Cumhuriyeti’ni 2.Dünya Savaşı’nın vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi kaydedecektir.”
-İstiklal Savaşı’nın Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk,
Batı Cephesi Komutanı Mustafa İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Mustafa Fevzi Çakmak…
-Bu 3 kahramana sadece dua edilir, minnet duyguları iletilir, teşekkür edilir.
-Düşmanı Churchill bile hakkını verir.
Onlar olmasaydı camide ezan okunamazdı, ataların mezarında dua okunamazdı. 17. Türk Devleti olmazdı. İstanbul işgalcilerin olurdu.
-Tarih nankör değildir, bu kahramanları asla unutmaz…
#atatürk #inönü
Balyoz davası sürerken Kılıçdaroğlu’na mektup yazarak davanın darbe davası olmadığını, demokrasinin tehlikede olduğunu yazdım. Cevap vermedi. Elini taşın altına sokmadı. Şimdi kalkmış ÖÖ’ye FETÖ iması yapıyor oysa ÖÖ o dönem yardım için çırpınanlardandı. Doğruya doğru! Ayıptır!
13 yılda 13 seçim kaybet…
Ardından, “iktidara yürüyoruz” de.
Dünya tarihinde 13 savaş kaybedip, liderlik görevini sürdüren başka bir örnek yoktur.
Bu vakanın Atatürk’ün kurduğu partide olması Atatürk’e nankörlüğün zirvesidir. Bu nankörlük kişisel ihtirasın ötesinde, ancak bilinçli bir stratejiyle açıklanır. Atatürk’ün kesinlikle reddettiği bir strateji…
Cumhuriyet, 1929’da lisede JEOLOJİ dersi okutuyordu.
-1929 Türkiyesi, eğitim yönünden 2024 Türkiyesi’nden daha ilerideydi. Kendi uçağını, aşısını, buğdayını, şekerini üreten ve geleceğe umutla bakan bir eğitim sistemi vardı. Biata değil, liyakata dayakı eğitim sistemi vardı.
-Akıla-bilime dayanan bir eğitim sistemiydi.