Keşke Davutoğlu hep ilim aleminde kalsaydı.
Siyaset ona göre değildi.
Siyasete girdi diyelim; keşke ayrı parti kurmasaydı...
Parti kurmadan önce arif bir zat ile istişare etmiş; "yeni parti kurma" tavsiyesini almış ama uymamış...
Keşke o arif zatın tavsiyesine uysaydı
BU MİLLETİ KANDIRMAYA DEVAM ETMEKTEKİ MURAD NEDİR?
Ekteki arkadaş anladığımız kadarıyla yama işleriyle meşgul biridir. Zira kendi kafalarına göre üç beş yorum yapınca konuşan kim olursa olsun çürüttüklerini iddia ederler. Said Alpsoy hocada bundan nasibini almış.
Neymiş hoca tarihçi değilmiş! Bunların kafasındaki tarihçi modeli M. Kemal'i övmüyor ise isterse Oxford mezunu olsun bunlar nazarında tarihçi olmazlar, olamazlar.
Ali satan hocanın kitabına kendince izahat getirmiş. Bunların bir başka hasletide sanki Türkiye'de yakın tarih konusunda tüm vesikalar açılmış, hiç bir gizli evrak dâhi kalmamış gibi hüküm bina etmeleri dir. Efendim; net bir şekilde bunun evrakı yoktur, haim naum konusundaki şeyler uydurmadır gibi çıkış yaptıkları görülür.
Oysa kitabına atıf yaptığı Ali satan hoca kitabının ön sözünde bakın neler demiş. 👇
" Halifelik konusunda bize en fazla veriyi İngiltere sağladı. Bunların karşılaştırmasındaki sıkıntımız, bu bilgilerin karşılığını Türk arşiv belgeleri ile mukayese edememek oldu. Bu noktada en büyük eksiklik, Türk dışişleri, iç işleri, millî savunma bakanlıkları ve milli istihbarat teşkilatlarının evraklarının açılmaması oldu"
Şimdi diyecekler ki bu arkadaşlar açın kardeşim, elinizden tutan mı var. İyide aynı evrakları 30 yıl siz niye kapalı tuttunuz? Sanki bu arşivleri bunlar açık bıraktı, seksen sene açıktı da Reis, geldi kapattı. Belki, bu gizli arşivlerde herşey net ortaya çıkacak nereden biliyorsunuz, kaldı ki, zaten herşey net ortada, siz görmek istemiyorsunuz.
Ayrıca haim naum meselesi bir tek Rauf Orbay'ın anılarında geçmez ki. Operatör Emin Bey'in, yani İstanbul belediye başkanlığı yapmış olan Emin Erkulun da hatıratında geçtiğini ateş bey bilmiyor olabilir mi? 👇
" Bu sırada Ankara'da hilafetin ilgası esas itibari ile kararlaştırılmış bulunuyordu. Bunu nasılsa haber alan başı hayim Naum'un da hilafettin ilgası alarmın tatbik sahasına konulmasını tacil edecek bir takım faaliyetlerde bulunmuş olduğunu itimada şayan bir arkadaşımız ( ki emniyet-i umumiye'nin eski umum müdür muavinidir ) vermiş olduğu malumatı dercetmekle tarihi bir hakikati ifşa etmiş olacağım. Şöyle ki:
Yahudi siyonist teşkilatının protokollerinde hilafetin ortadan kaldırılması hakkında kararlar vardır. İstiklal Savaşı'nın kazanılması üzerine hem bu siyonist kararın tatbik sahasına konulması zamanının gelmiş olduğuna kanaat getirilmesi aynı zamanda Anadolu harekatının başında bulunan Gazi Paşa'nın teveccühünün kazanılmak istenmesi Bir taşla iki kuş vurmak kabilinden hahambaşı naum'un harekete geçmesine yol açmıştır.
Muamaileyh bilhassa lord gürzon ile temasa geçerek hilafetin lağvı halinde Türklere Lozan konferansı'nda bazı müzaheretler temin edilmesini sağlamış ve Ankara'ya giderek bu teşebbüsünü gazipaşa'ya arz eylemiştir."
Eminim bu arkadaş, bunada bir bahane bulacaktır. Biraz önce bu konu hakkında Sinan meydana bir cevap verdim ve o cevabımda, İngilizlerin Türkiye hakkındaki kararlarının daha 4 Mayıs 1919 günü verdiğini yine Ali satan Hoca'dan aktardım.
İngilizler o tarihte 👇
" Tek çözümün Türkiye'de Halifeyi sürgün etmek ve yerine yeni bir cumhuriyet kurmak olduğunu yazdım."
Hilâfet kalktığında sevinç narası atan İngilizlerden örnekler vererek, Atatürk'ün söylev ve demeçlerinden yolun başındaki yeminlerini ve finalinde ettiği" Osmanlı ölmüştür, iftihar ediyorum ölmüştür " sözünü de koydum.
Sen şimdi, bütün bunların üstüne hâlâ belge eksik diyor, Said hocaya çamur arıyorsan, diyecek lafımız yoktur.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
Memba. Ali satan. Halifeliğin kaldırılması. SF. 12
Operatör Emin bey. Hatıralar. SF. 44
Not: o yazımda da belgelerini bulabilirsiniz.
Cumhuriyet gazetesi İstanbul'da 3359 çocuğun açlıktan öldüğünü haberleştirmiş.
Akşam gazetesi ise millete kedi ve kurbağa eti yemeyi tavsiye etmiş.
Karanlık yıllar / 1929
Yeni Parti, Türk siyasal hayatında yepyeni bir adım attı ve Anıt-Kabir'i ziyaret etti. Siyasal gözlemciler, bu denli radikal ve yeni bir adım karşısında şaşkınlarını gizleyemediler.
Erdoğan:
"1920’de bize Sevr’i gösterdiler, 1923’te Lozan’a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan’ı ’zafer’ diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada. " 30.9.2016 https://t.co/sAOgWZDa8f
Yani: Ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler...
Lozan konusunda uzun analize gerek yok; reis-i cumhur hazretleri, Lozan'ı veciz bir şekilde analiz etmiş. Tarihçilerin yapamadığını, söyleyemediğini bir cümle ile söylemiş. Olup biten her şeyi özetleyen bu analizin üstüne ben başka bir şey söyleyemem:
https://t.co/sAOgWZDa8f
Tanselcim, elindeki benim kitabımda bulursun aynı bilgiyi de , ben yine sana bir kıyak geçip TTK'undan aktarayım.
👇
" Rumbold'a göre , İngiltere Kemalistlerin hem boğazlar, hemde ırak hududunda yaratmış olduğu tehlikeyie askerî açıdan karşı koyacak durumda değildi"
Bu sadece parçanın bir bölümü, elinin altındaki kitapta İngilizlerin ne halde olduğunu lozan'a kadar okuma şansın da var.
Siz kime ne anlatıyorsunuz Tansel.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
🔴 Akademisyen Mustafa Aylar:
BBC, o kadar zorluğa rağmen yedi yıl önce Çin Komünist rejiminin Uygur Türklerine yönelik ağır asimilasyon politikasını mükemmel bir şekilde anlatmış.
Bizim Türk gazeteciler belki biraz utanırlar.
Hacı Bayram, Hacı Bayram olalı böyle rezalet görmedi. Caminin bahçesinde parti kurdular; daha doğrusu parti yaptılar; rezalet çıkardılar...
Allah bunlara fırsat vermesin!..
İktidara gelseler neler yaparlar?...
Özel, aslında Ekrem'in tutuklanmasından, gizliden gizliye memnun...
Mansur'u da aday göstermek istemiyor...
Alttan alta, kendini hazırlıyor...
İma ediyor ki:
"Canım, benim onlardan kalır tarafım mı var; istemem ama yan cebime koyun, beni aday yapın..."
2018'den sonra siyasetin doğası değişti...
Artık parti değil başkan adayı önemlidir...
Önemli olan kazanacak başkan adayıdır...
Özgür Bey'in, yeni parti değil de yeni aday arayışına girmesi gerekiyor...
Bir de olaya tersinden bakmak lazım.
Nasreddin Hocanın fil fıkrasının neticesi:
Timur'un bir filine bakmaktan aciz kalmıştık; şimdi iki file birden nasıl bakacağız!
Biz de diyoruz ki:
Bir CHP bize yetiyordu; şimdi iki CHP'ye nasıl tahammül edeceğiz.
Bir koltukta iki CHP olmaz...
"Özgür Özel acaba samimi mi?" diye sormuştum
Cevap Barış Yarkadaş'tan geldi
Samimi değil dedi
Samimi olmasa da ben önemsiyorum
Bir yalancı Mevlana'ya Şems'in geldiğini söylemiş; Mevlana hırkasını vermiş, "ben bunun yalanına hırkamı veriyorum; doğrusuna canımı veririm" demiş...
TV100'de Barış Yarkadaş dedi ki:
"Özel ile üç yıl milletvekilliği yaptım bir gün camiye, cumaya gittiğini görmedim.
Genel başkan olduktan sonra her cuma nereye gideceğini önceden duyurdu.
Kılıçdaroğlu umreye gitti, kimseye duyurmadı
Baykal 30 gün oruç tutardı, kimseye duyurmazdı
İktidarın ve muhalefetin, cami ortak paydasında buluşması, milli birlik açısından olumlu bir şey
Milli birliğin, cami ekseninde gerçekleşeceğini görmüş olduk
Yahya Kemal de "Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine" demişti
İnşallah bu ortak payda, samimiyetle devam eder...
24 Temmuz, siyaset tarihimize geçen bir gün oldu...
Özgür Özel, Hacı Bayram camiinde kıldığı namazın ardından cami bahçesinde partisinin kuruluşunu ilan etti.
Erdoğan ise İstanbul'da kıldığı cuma namazından sonra Ayasofya'nın açılış yıldönümünü kutladı...
Eğer eski Türkiye ve eski Anayasa Mahkemesi mevcut olsaydı;
Özgür Özel'in yeni partisini, daha kurulmadan kapatırdı.
"Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu" gerekçesiyle...
Erdoğan'ın Yeni Türkiyesi sayesinde, serbestçe dini siyasete alet edebiliyorlar...
Özel, siyasi ihtiyaç anında camiye gidip sonra gitmezse, samimiyeti sorgulanır ve vatandaşın güvenini kaybeder...
Kemal Bey, CB seçim sürecinde bir defa cumaya gitmişti ve bir daha gitmemişti...
Bakalım, görelim, bir istismar mı var; samimiyet mi...