“Ateş-i azîm vaki oldu…” ve 393 yıl önce bugün İstanbul cehenneme döndü şehir kül oldu, insanlar korkunç bir sobanın içine doldurulmuş karıncalar gibi kaldılar.
Bugün İstanbul’un yaşadığı en dehşetli olaylardan 1633 Cibali Yangını kıyametinin yıl dönümü.
Süleymaniye Camii avlusunda, sütunlardan birinin bronz bileziğine kazınmış küçük bir not, kentin topyekûn yanarak kül olduğu o günün anıtı gibi duruyor: "Ateş-i azîm vaki oldu Saferun yirmi birinde fî yevm-i Cuma. Sene 1043."
Yangın, bugün Unkapanı Köprüsü ile Balat arasındaki Cibali sahilinde, gemilere zift sürülen bir kalafat yerinde başladı. Zift kazanlarından sıçrayan ateş şiddetli rüzgarla birleşince cehenneme dönüştü. Alevler Cibali'den Zeyrek, Unkapanı, Fatih ve Atpazarı'na; oradan da Şehzadebaşı, Vezneciler ve İstanbul Üniversitesi'nin olduğu alanlara kadar büyüdü.
Tarihi yarımadayı ikiye bölen bu felakette 20 binden fazla ahşap ev ve yüzlerce dükkan kül oldu. Şehrin beşte biri haritadan silindi. Süleymaniye gibi taş yapılar ayakta kalsa da sivil doku tamamen yok oldu. O tarihten öncesine ait ahşap yapı izi bulmak imkansızlaştı. Bugün bölgedeki tarihi binaların restorasyon çalışmalarında bu yangının izleri hâlâ görülür.
IV. Murat'ın politik ve sosyolojik gerilimlerle dolu sert yıllarında, bu yangın bir uğursuzluk alameti sayıldı. Fatura, dönemin tartışmalı konusu kahvehanelere kesildi. Fitne yuvası oldukları gerekçesiyle tüm kahvehaneler yıkıldı, sosyalleşilen kamusal alanlar yasaklandı. Yasağa uymayanların ağır cezalandırıldığı bu zor yıllar, İstanbul'un hafızasına korkuyla kazındı.
Pek kimsenin hatırında kalmayan bu büyük yıkımın yıl dönümünde, yolunuz Süleymaniye Camii'ne düşerse o bronz bilezikteki yazıya bir de bu gözle, o büyük dehşetin izi olarak bakın.
Dünyanın en köklü tarihi kentlerinden birinde yaşıyoruz. İnsan tüm bu olaylar bu şehirde mi oldu diye düşündükçe bir ummana dalıyor.
Türk edebiyatının özel ismi Yusuf Atılgan’ın kabrinin tahrip edildiğine dair endişelerinizi ve paylaşımlarınızı görüyorum. Bu duyarlılığı ve hassasiyetinizi çok anlamlı buluyorum. Yusuf Atılgan’a ve İstanbul'un kültürel değerlerine gösterdiğiniz bu sevgi ve koruma emeği için her birinize yürekten teşekkür ediyorum.
Ancak ortada kabre yönelik bir tahribat veya sahipsizlik durumu söz konusu değil.
Ne yazık ki kısa bir süre önce, yazarımızın kıymetli eşi Serpil Atılgan’ı kaybettik ve kendisinin defni de aynı kabre gerçekleştirildi. Mezar taşında ve kabrin çevresinde gördüğünüz yıkılmışlık hali, ne yazık ki kimsenin tahribatıyla değil, tamamen bu defin işlemi sırasındaki zorunlu fiziki müdahalelerden kaynaklanıyor.
Şu anda annelerini de kaybetmenin derin acısını yaşayan kederli ailesini, çocuklarını daha fazla üzmemek adına, bu durumun bir saygısızlık sonucu olmadığını özellikle belirtmek istedim.
Geleneklerimize ve mezar yapım tekniğine uygun olarak; toprağın tam anlamıyla oturması ve çökme riskinin ortadan kalkması için üzerinden bir yağmur mevsiminin geçmesini bekliyoruz. Bu bekleme süresi tamamlanır tamamlanmaz bir başka büyük ustamız Cengiz Bektaş’ın tasarımı olan bu çok kıymetli mezarı restore edeceğiz.
İstanbul’un kültürel hafızasına, değerlerine hep birlikte sahip çıkmaya devam edelim. İBB Miras olarak her zaman takipteyiz.
İstanbul’un koynunda sonsuz uykularında her ikisine de Allah’tan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun.
İBB Miras olarak Falih Rıfkı Atay’ın mezarını restore ettik.
Bugün 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı… II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü sansür memurlarını içeri sokmama ve gazetelerini sansüre yollamadan basma kararı vermişti. Bu anlamlı günde, Cumhuriyet basınımızın kurucu kalemlerinden, 24 Temmuz’u basın bayramı olarak kutlanmasını teklif eden Türk siyasal tarihi ve edebiyatının eşsiz ismi Falih Rıfkı Atay’a olan vefamızı sunmanın gururunu yaşıyoruz.
Zeytindağı’nda uzak çöllerde yitip giden isimsiz Anadolu çocuklarının dramını sarsıcı bir gerçeklik ve derin bir insani duyarlılıkla satırlarına taşıyan büyük yazarımızın ebedi istirahatgâhı ne yazık ki oldukça yorgun ve bakımsız durumdaydı.
Onun süssüz, kaba ama sarsılmaz edebi duruşunu ve Anadolu’nun çıplak gerçekliğini yansıtan o özel “amorf taş” formundaki mezarını, taşıdığı derin anlama sadık kalarak özenle onardık ve ziyarete hazır hale getirdik.
Türkiye tarihinin hafızasını oluşturan önemli isimlerin anılarını, hak ettikleri saygıyla yaşatmaya devam ediyoruz.
“istasyonda bir kadın, vagon penceresine yaklaşarak soruyor:
— Benim Ahmet’imi gördünüz mü?
Hangi Ahmet’i? Yüz bin Ahmet’ten hangisini?
Yırtık basmadan donuyla, Anadolu köylerinden kopup gelen, Yemen çöllerinde, Filistin’in kavurucu güneşinde, Galiçya karlarında, Sarıkamış ayazında, Kafkas tepelerinde eriyen, biten, tükenen Ahmet’i...
Biz Ahmet’i kumarda kaybettik!”
Saygı, rahmet ve minnetle... #İBBMiras #FalihRıfkıAtay
Aşiyan... Sadece bir ev değil.
Dönemin boğucu politik ikliminden ve istibdattan bunalan Tevfik Fikret, planlarını bizzat kendi çizdiği bu evi bir kaçış, bir kurtuluş alanı olarak inşa etti. Ancak bu eşsiz yapı, zamanla sadece bir şairin sığınağı olmaktan çıktı; “Fikri hür, irfanı hür” bir neslin, yani Türk aydınlanmasının doğduğu yuva haline geldi.
İBB Miras olarak, her bir detayında Fikret’in ruhunu ve özgür düşüncesini barındıran bu tarihi yapıyı restore ediyoruz. Sadece taşını toprağını değil; Cumhuriyet’e ilham veren o aydınlık ruhu geleceğe taşıyoruz. 🌿🏛️
#İBBMiras #Aşiyan #TevfikFikret #KültürelMiras #İstanbul
İstanbul’da vapurda çay, simit ve şimdi de sinema festivali var!
İstanbul’da yaşamın olduğu her yere kültür ve sanatın yaşam sevincini taşımaya devam ediyoruz.
6. Sinemada Film Festivali ile 22-26 Temmuz’da Paşabahçe Vapuru’nda, Boğaz’ı geçerken film izlemenin eşsiz tadını çıkarıyoruz. Büyükada, Heybeliada ve Kınalıada duraklarımızda da sinemamızın kıymetli isimleri kentlilerle buluşacak.
#İBBKültür #SinemaAda @ibb_kultur
Şair Ahmet Telli bir röportajında:
Ben '68'liyim… '68'liler kendi arkadaşlarını, yoldaşlarını kaybedip gelenlerdir. Onlar belleğimizde, hafızamızda yaşayanlardır, diyerek bu kuşağa ait olduğunu vurgulamıştı.
Devr-i daim olsun, yattığı yer incitmesin.
#AhmetTelli
Hiçbir ithal efsane olamaz! Efsaneler sadece doğduğu topraklara aittir.
Anadolu Rock’ın yıldızı, bu toprakların efsanesi Kurtalan Ekspres için bu gece Harbiye’de buluşuyoruz. 3 saat sonra binlerce yürekle Harbiye’de buluşmak üzere 💫❤️
#İBBKültür#KurtalanEkspres#Harbiye
Yücel Paşmakçı hocamızı kaybettik.
İstanbul’un çok katmanlı, köklü kültürel birikimiyle yetişmiş gerçek bir İstanbulluydu. Onu eşsiz kılan, sahip olduğu bu derin şehirli kimliğiyle Anadolu’nun ses zenginliğine duyduğu samimi hürmetti.
Anadolu’ya ve geleneksel sanatlarımıza hiçbir zaman dışarıdan bakmadı; o görkemli kültürü bağlamasının tellerinde, kendi icrasında yaşattı. Kütahya’nın ağırbaşlı zeybeklerinden Erzurum’un barlarına, Sivas’ın halaylarından formüllerini çözdüğü serbest ritimli uzun havalara, bozlaklara kadar uzanan o devasa müzikal hafızayı sadece derlemekle kalmadı; bölgesel ‘tavırları’ ustalıkla icra ederek bağlama edebiyatımıza altın harflerle kazıdı.
Bize bu coğrafyanın ruhunu; Türk Halk Müziği’nin engin güzelliğine sahip çıkarak yeniden öğretti.
İBB Kültür ailesi olarak, bu zor gününde kıymetli ailesinin, öğrencilerinin ve tüm sanat camiasının yanındayız.
Uğurlar olsun Yücel Hocam, mekanın cennet olsun. #yücelpaşmakçı
İBB dev ekranları meydanlarda.
Binlerce İstanbullu bu sabah 06’dan itibaren meydanları doldurdu, milli takımı tek yürek ile takip ediyoruz.
Maltepe 50.000 kişiyi geçti
Yarın açılıyor!
Kasımpaşa sırtlarından Haliç’e bakan eşsiz bir noktada, yıllardır atıl kalan bir yapı yarın yeniden İstanbul’un kamusal hayatına katılıyor.
İBB Miras’ın yeniden işlevlendirme çalışmalarıyla hayat bulan İstanbul Sinema Ofisi; açık çalışma alanları, cep sineması, kütüphanesi, amfisi, sergi alanları ve atölyeleriyle sinemacıların üretim, buluşma ve paylaşım mekânı olacak.
Beyoğlu’nun sinema hafızasını geleceğin üretimleriyle buluşturacak bu alan; genç sinemacılardan sektör profesyonellerine, atölyelerden gösterimlere, söyleşilerden arşiv çalışmalarına kadar yaşayan bir kamusal merkez olarak tasarlandı.
Bugün İBB’ye yönelik operasyonda Oktay Özel dahil 29 kişi gözaltına alındı.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, İBB Miras’ta görev alarak Yerebatan Sarnıcı başta olmak üzere İstanbul’un birçok tarihi eserinin restorasyonunda yer almıştı.
“Ben hastalanmayacağım, ölmeyeceğim. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının bu ülkeye vereceği hizmetleri göreceğim.”
Bu sözlerin sahibi Hakkı amca 75 yaşında.
Hayatım boyunca gördüğüm en temiz pırıl pırıl bürokratlardan olan kardeşim Gürkan Akgün’ün babası.
Tutuklandığımızda annesi ve babası oğlumuzun nefes aldığı havayı soluyacağız diyerek Silivri Cezaevi’ne yakın bir eve taşındılar. Orada yaşıyorlar, oğulları ile aynı havayı soluyorlar.
Yarın 1 Mayıs, Gürkan’ın doğum günü.
Her yıl onun doğum günü şerefine boş Taksim Meydanı’na birlikte giderdik. Yarın bu defa oğlumla birlikte tüm arkadaşlarım ve başkanlarım için Kadıköy’de işçilerin ve emekçilerin arasında olacağım.
Doğum günün kutlu olsun Gürkancım. 1 Mayıs İşçi Bayramımız kutlu olsun ❤️🌿 #1Mayıs @akgungurkan@ailedayanismagi