Kemalist. Saygıya, sevgiye, bilgiye, erdeme önem verir. Huzur veren yalanlara değil, rahatsız eden gerçeklere tutkun, en büyük amacı iyi insan olmak olan biri.
Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı...
Bir komedyen hiciv yaptığı için tutuklandı!
Mutsuz bir ülkeyi güldürdüğü için tutuklandı...
"Cumhurbaşkanı olmaya cüret" suçundan sonra "İnsanları kasten güldürme ve düşündürme" suçunu da gördük...
Koskoca yargının uğraştığı şeye bak; komedyen şakası. Aynı yargı daha geçen gün 6 yaşındaki kızını evlendiren tarikatçıyı serbest bıraktı, kahraman gibi karşılandı herif. Milleti dinden soğutan kim acaba? Yine aynı yargı bir gecede 50 bin mahkumu şak diye dışarı saldı. Aynı yargı Kemalistler P..tir diyen ucubeye dokunmadı bile.
Şakadan alınan incinen varsa eleştirirsin kınarsın, gitmezsin, bilet almazsın, gülmezsin. Çocuk zaten her gösteriden sonra geri bildirim kutusu açıyor sosyal medyasında, neyi sevmediniz diyor. Eleştirin beni diyor. Şak diye tatilden dönüp geliyor ifade vermeye. Hemen kodese tıkmak neyin kafası yahu ne yaşıyorsunuz siz? Bu günler için mi saldınız onbinlerce mahkumu bir gecede? Komedyene, gazeteciye, seçilmişlere, muhaliflere yer açmak için mi?
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Komedyen Deniz Göktaş gözaltına alındı… İBB davasında İmamoğlu salondan çıkartıldı.. Hakim CHP genel başkan yardımcısına SOYTARI dedi. bütün bunlar yarım günde oldu!
Bugün Deniz'e havaalanında, İmamoğlu'na mahkemede yapılan muamele hukukun geldiği halin kanıtı. Seçilmiş bld. başkanına ülkeyi yönetmesin diye bunları yaşat, komedyenin iki şakasına bu kadar tetiklen, sonra elalem geliyo diye yolları süsle. İtibar atlara bigudi takmakla olmuyor.
Allah'la, Kuran'la, dinimizle dalga geçiyor diye bir komedyeni hedef tahtasına koyanların dava arkadaşları Sivas'ta Allahu ekber sesleriyle coşkulu bir sevinçle 34 insanı diri diri yaktı. #UnutMADIMAKlımda
İmamoğlu'na "hırslı" deniyor. Ne yaptı İmamoğlu "hırslı" olarak? CB'lığına aday oldu ve yalandan değil gerçekten kazanmaya çalıştı. Ülke monarşiyle yönetilmiyor; siyasi makamlara seçilmek anayasaya göre her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hakkıdır. Buna rağmen, siyasi iktidarı demokratik yollarla değiştirmeye çalışmak kriminal bir aktiviteymiş gibi bir hava yaratılıyor ve buna özellikle ulusalcı kesimden muhalif görünümlü kişiler de destek oluyor.
Gerçekten çok hasta bir adam, oğluyla, geliniyle tehdit edilen bir adam, bir belediye başkanımız, hatta itirafçı olmadan 1 - 1,5 ay önce, “günü geldiğinde itirafçı olacak” diye Adalet Bakanı tarafından anons edilen Muhittin Böcek, benim hakkımda taksitle 4. defa verdiği ifadede yalan konuşmak zorunda kaldı.
Faydası olacaksa büyük bir yalan söylesin de bir an önce çıksın Muhittin Böcek.
250'ye yakın kuş türüne ev sahipliği yapan, ulusal öneme sahip bir sulak alan Bargilya Tuzla Sulak Alanı için "bütün izinler alındı, inşaat başlayacak" demek; hukuken tartışmalı, vicdanen ise kabul edilemez bir anlayışın ifadesidir.
Bir alana izin verilmiş olması, o projenin kamu yararına olduğu anlamına gelmez. Çevre hakkı Anayasa'nın 56. maddesiyle güvence altındadır. Sulak alanlar birkaç villa uğruna feda edilemez.
Doğa mirası; makamların, kurumların ya da kişilerin tasarrufunda değil, milletin ortak emanetidir. 250'ye yakın kuş türünün yaşam alanını riske atan her girişimin karşısında hukuk da, bilim de, vicdan da duracaktır.
Milli Takım'a ödül vermek ayağına Türkiye'nin ortak doğal mirasını feda etmeyi savunmak, gelecek nesillerin hakkını bugünden tüketmektir.
Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
Cumhuriyet kurulurken Anadolu
•Köylerde evlerin %97'sinde tuvalet yok
•Köylülerin %72'si bitli, %14'ü sıtmalı, %9'u frengili
•Köylülerin %20'sinin hiçbir tarım aleti yok, %50'sinin toprağı yok
•İstanbul'a buğday New York'tan geliyor
Emrah Safa Gürkan
Türk ordusunu İsa'dan önce 209'da METE HAN kurdu. Mete Han Tanrı diyordu. AKP geldi Türk ordusunun kurucusunun sözünü yasakladı. TSK'da yemek dualarında söylenen Tanrımıza hamdolsun sözündeki Tanrı sözcüğü yasaklandı.
Neyse ki Endüstri Devrimi ilk Türkiye'de başlamadı. Devlet "elle dokuma ustalarına haksız rekabet oluyor" diyerek tekstil makinelerini yasaklar insanlık ebediyen tarım toplumu olarak kalırdı.
Kesinleşen yargı kararına göre eski AKP milletvekili, eski güreşçi, Vakıfbank Y.K üyesi ve Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya'nın lise ve üniversite diplomalarının sahte olduğu tescil edilmiş.
Hamza için, "Vay sahtekar" demeyin hemen lütfen. En azından ilkokul diploması gerçek!
Dışişleri Bakanlığı’nda buharlaştırılan milyonlar!
Mahkemelik olan;
Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Büyükelçilik İdari Binası, Rezidans ve Lojman Binaları yapım işinde;
Dışişleri Bakanlığı’nın, inşaat şirketine yaptığı ödemeleri göstermek için mahkemeye sunduğu;
İlk 4 hakedişteki 15 milyon dolarlık ödeme tutanaklarının, üretilmiş belgeler olduğu ve sahte imzalı oldukları ortaya çıktı.
❗️Yani şirket paramı ödemediniz diyor,
❗️Dışişleri Bakanlığını mahkemeye veriyor.
❗️Dışişleri Bakanlığı, bu parayı ödedik diyor,
❗️Ancak mahkemeye sunduğu ödeme evrakları sahte çıkıyor.
Bu nasıl iş!
Dışişleri Bakanlığının, şirkete yapılan ödemelerle ilgili Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne sunduğu;
İşin ilk 4 hakedişine ait ödeme tutanaklarındaki;
🔴Büyükelçi’nin imzası sahte!
🔴İdari Ataşe’nin imzası sahte!
🔴Bölge Koordinatörü’nün adı, soyadı, imzası sahte!
Sahte imzalı ödeme tutanaklarının listesi⬇️
🔴02.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 1.539.518 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴06.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.267 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴04.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.874 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴31.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.883 Dolar tutarında düzenlenmiş.
Sahte imzalı üretilmiş belgelerin toplam tutarı: 15.074.542 Dolar
Güncel kurla 700 Milyon Lira!
Ödeme tutanaklarındaki imzalar sahte, belgeler üretilmiş olduğuna göre;
Dışişleri Bakanlığının bu belgelere dayanarak kasasından çıktığını beyan ettiği para da, ilgili şirkete ödenmediğine göre;
O halde bu paralar nerede?
15 Milyon Dolar kimlerin cebinde?
Dışişleri Bakanlığı yetkililerine soruyorum!
Nedir bu mahkemeye sunduğunuz sahte ödeme tutanakları? Derhal açıklayın!
Önemli not: Bu skandalın ortaya çıkarılmasındaki emekleri için Barış Terkoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sahte ödeme tutanakları⬇️
@frekanstr_ Doğada herşey değiştiği gibi insanların davranışlarına göre birbirlerine bakış açıları da pekala değişebilir. Mesela eskiden seni seviyordum ama son zamanlarda AKP'nin bir sürü pisliğini eleştireceğine CHP'yi 47 yıl sonra 1. Parti yapmış Özgür Özel'e salladığın için sevmiyorum.
Ekrem İmamoğlu'nun belediyecilik performansını değerlendirecek olan iktidarın medya elemanları değil vatandaştır. Eğer İstanbullular İmamoğlu'nun ulusal siyasetle ilgilendiği için belediye işlerini aksattığını düşünseydi 2019'da 2 kez seçtikten sonra bir de 2024'te %51 oyla İBB Başkanı seçmezdi.
Özgür Özel, Burdur'da konuştu:
"Bunlar dediler ki ‘Biz Ekrem’i içeri atarız, bunlar onu orada unutur. Yolumuza bakarız.’ Öyle olmadı. Biz hiçbir arkadaşımızı, ne Ekrem Başkanı ne de diğer belediye başkanlarımızı unuttuk
‘Sıra Mansur Yavaş’a gelir, onu karalarız. Onunla uğraşırız. Korkuturuz, bunlar kendi aralarında, Mansur Yavaş, korkar gider. Özgür Özel fırsat bilir. Birbirlerine düşerler, biz yolumuzu yürürüz.’ Öyle de olmadı
Ekrem Başkanımız da başımızın üstünde, Mansur Başkanımız da başımızın üstünde"
https://t.co/rduIe13MWc
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.