"Milletvekili sayısı azaltılsın, 4 yıllık fakülte mezunu olmak ve yabancı dil bilmek ṣartı getirilsin, asgari ucretin biraz üstünde maaṣ alsın" dersem
Katılır mısınız...?!
Ceza infaz kurumları Atamasında mağduriyet yaşayan TEKNİK HİZMETLER personelin mağduriyetine çözüm istiyoruz
Talep edilen kurumlarda aynı nitelikte memurun olmaması
norm kadronun boş olması durumda dahi atamalar yapılmıyor
@turankuloglu@fserkang@YavuzEnis@edipuzen
Adalet Bakanlığı 22 Ağustos 2022 de Vakıfbank ile 3 yıllığına 25 Bin TL ye Promosyon Anlaşması İmzalamıştı. O Dönemki Maaşlarımız EN düşük 8 Bin TL idi. Yani 3 Katından fazla Fakat şuan Maaşlarımız en düşük 34 Bin TL civarında. Bu Yüzden:
34*3=102 bin
102-25=77
Promosyon anlaşmasının güncellemesini ve en az 75 Bin TL ek promosyon verilmesini bekliyoruz. Gerçekçi Olalım İsteklerimizi Tam İfade Edelim @RTErdogan@yilmaztunc@YavuzEnis@fserkang@VakifBank
Adalet bakanlığına bağlı merkez ve taşra teşkilatları , Adalet Bakanlığı
bünyesinde bulunan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu, Adliye
personeli, birimlerinde görev yapan personellere yönelik
olarak hizmet vermektedir.
ECEVİT'İN AŞÇISI ANLATIYOR;
ECEVİT BENİ AĞLATMIŞTIR.
Başbakanlık konutuna taşındığında, beni çağırıp
"Evlådim, burası benim evim ve devlet bana maaş veriyor. Bütün yediğimiz, içtiğimizin parasını benden alacaksın. Sakın ola, devletin tek zeytin tanesi boğazımdan geçmesin. Ben de çok dikkat edeceğim ama, sizden bu konuda çok hassas olmanızı rica ediyorum demişti. Bir gün kahvaltı yapılacak ve peynir yok. Her nasılsa ihmal etmişiz. Gittim bizzat kendisinden peynir almak için para istedim. Bütün ceplerini karıştırdı, para çıkmadı. Rahşan Hanım bir tasın içinde, o zaman iki buçuk lira vardı, buldu verdi... "
Gözyaşlarıma engel olamamıştım."
BİR İNSANIN NAMAZI NİYAZI SİZİ ALDATMASIN. ONUN PARAYLA MALLA MÜLKLE İŞİNE BAKIN. BU GÖRDÜĞÜNÜZ ADAM DEVLET MALINDAN TEK KURUŞ BİLE ŞAHSI İÇİN KULLANMAMIŞTIR.
IŞIKLAR İÇİNDE UYU ÖRNEK İNSAN...
@SismologTR Allah'ım sen bizleri koru bağışla affet rahmetini ve bereketini üzerimizden eksik etme
Geçmiş olsun bursa
Geçmiş olsun Malatyam Hatay im
Adanam
Adıyaman
Kahramanmaraş im
Geçmiş olsun Türkiyem
Allah'ım sen Bir daha yaşatma
🔟- İbadet etmeyi kolaylaştıran Atatürk. Hatta İnönü.
Atatürk’ün ibadet etmeyi yasakladığına dair değil belge, en ufak bir emare bile yoktur. Tam tersine Atatürk, Türk milletinin rahatça ibadet etmesi için kafa yormuş, bu noktada önemli adımlar atmıştır. Laiklik ilkesi zaten bütünüyle bireyin rahat ibadet edebilmesini teminat altına almaktadır. Buradan bile Atatürk’ün ibadet karşıtı olmadığını anlayabiliriz. Ancak biz Atatürk’ün ibadeti yasaklamadığına, hatta halkın ibadet etmesini kolaylaştıracak çözümler düşündüğüne dair somut örnekler de vereceğiz.
1929 yılından itibaren Çankaya Köşkü İkinci Kâtibi olarak Atatürk’ün hizmetinde bulunan Zühtü Uray anlatıyor:
“Aksaraylı Hafız Yaşar isminde bir hafızı vardı. Zaman zaman onu çağırır, Kur’an okutur, mevlid okuturdu. Camilerde namazda secdeye baş konan yerleri ayak basılan yerlerden ayırıp temiz kalması için tertipler hazırlamıştı. Bu çabaları dine de ne kadar ehemmiyet ve kutsiyet verdiğini gösterir.”
Zühtü Uray’dan bu bilgileri aldıktan sonra, Atatürk’ün camilerde secde yerlerinin temiz tutulması için hazırladığı tertiplerin neler olabileceği konusunda bir arşiv araştırması yaptım. Atatürk, camilerin temizliği meselesini Diyanet İşleri Başkanlığıyla görüşmüş, il ve ilçe müftülüklerinin camilerin secde yerlerinin temizliğine dikkat edilmesi konusunda uyarılmasını sağlamıştı. Dahası var. Diyanet İşlerinin camilerin temizliği konusundaki hassasiyeti Atatürk’ün vefatından sonra da devam etmişti. Görmüş olduğunuz belge 1947 yılına, İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olduğu döneme ait. 3 Aralık 1947 tarihli belgede Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin camilerin ve secde mahallerinin yanısıra imamların sarık ve cübbelerinin temizliğinin dinî ve zaruri bir şart olduğu konusunda Müftülükleri uyardığını görüyoruz.
9⃣- İslam Dini ve Köy Mektepleri İçin Dinimiz.
İlk baskısını 1927 yılında yapan bu kitap, İstanbul Darülfünûn İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri öğretim görevlilerinden Yusuf Ziya Efendi tarafından hazırlanmıştır. 1927’de Amedi Matbaası tarafından basılan kitabın Millî Talim ve Terbiye Dairesinin 13.08.1927 tarihli ve 120 numaralı; 24.08.1927 tarihli ve 143 numaralı kararlarıyla ilkokulların 3, 4, ve 5. sınıflarında okutulması uygun görülmüştür.
Kitap daha sonraki yıllarda, Sebat Matbaası ve Kanaat Kütüphanesi tarafından da neşredilmiştir.
8⃣- Cumhuriyet Mekteplerinde Din Dersleri
İlk baskısı 1929 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yapılan kitap, M. Ali Rıza tarafından yazılmıştır. Millî Talim ve Terbiye Dairesinin 7.8.1928 tarihli ve 145 numaralı kararıyla ilkokullarda ders kitabı olarak kabul edilmiştir. İlkokulların 3, 4, ve 5. sınıflarında okutulan kitap, 1930 ve 1949 yıllarında tekrar baskıya girmiştir.
7⃣- Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri.
İlk baskısını 1927’de yapan kitap, Muallim Abdülbaki tarafından yazılmıştır. Kitabın 3. sınıflar için olanı İkdam Matbaasında, 4. sınıflar için olanı Ahmed Kamil ve Şeriki Matbaasında, 5. sınıflar için olanı İlhami Fevzi Matbaasında basılmıştır.
1926 İlkokul Din Dersler Müfredatı “Çocuklarda Cenâb-ı Hakk’a karşı şükran ve muhabbet hisleri uyandırmak, onlara İs-lam dinini sevdirmek” gayesi gütmekteydi. Bu hedefe uygun olarak hazırlanan Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri kitabında Allah, Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi üzerinde durulmuş, dinin inananların birlik ve beraberliğini sağladığına vurgu yapılmıştır.
“Bizi dünyaya getirmiş, bize birçok nimetler vermiş. Bizi kalbimizin içinden, aklımızdan daima hayra, doğruluğa sevk ediyor. Böyle büyük bir Allah hiç sevilmez mi?”
“Akla, medeniyete en uygun bir din olan Müslümanlığı bize öğreten Peygamberimizi çok severiz.”
“Camilerde toplanan, bayramlarda birbirinin bayramını kutla-yan insanların duyguları, inandıkları şeyler, hep birdir. Bunları birleştiren, Müslümanlıktır.”
VOLKAN KONAK'IN DEDİKLERİNE BAKIN....
VOLKAN KONAK epeydir ekranda yoktu “Nerede?” diye merak edenlere, söyleyelim hemen. Amerika Birleşik Devletleri’nde, turnede.
En son New York’ta bir konser verdi. Ve sadece şarkı söylemedi.
Binlerce kişiye hitaben şöyle dedi:
“- Biz Türkiye’nin içindekileri sevdik, insanıyla, otuyla, akarsuyuyla, kayan yıldızlarıyla.
Ama şunu da söyleyeyim, bestelerimi beğenmezseniz size kırılmam, sizle ahbaplık edebilirim.
Tuttuğum takımdan hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık edebilirim, bir masada yemek yiyebilirim.
Sevdiğim ya da çıktığım bir kadından hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık kurabilirim.
Ama Mustafa Kemal’i sevmeyen bir adamla ahbaplık edemem, onun dostu olamam. Çünkü Mustafa Kemal uygarlıktır, çağdaşlıktır.”
Ey Kuzey’in oğlu.. Ey yurdumun delikanlısı.. Ey yiğit adam!
Al benden de o kadar.
Türk insanı para gibidir; ışığa tut, içinde Atatürk yoksa, sahtedir.
✍️CELAL ŞENGÖR HOCA'DAN DEĞERLENDİRME
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir..
Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı?
Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!.
Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz...
Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Prof. Dr. Celal Şengör
Müziğin efsane isimlerinden Erkin Koray’ı, akciğerlerindeki rahatsızlık ve yaşlılığa bağlı sağlık sorunları sebebiyle kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Erkin Koray, müziğiyle bir hayat boyu bizi bize anlatmanın en iyi yolunu aradı. Şaşkın, Estarabim, Çöpçüler, Fesuphanallah gibi parçalarıyla o gök kubbemizde baki kalacak bir sestir.