Robert koleji, Boğaziçi üni mezunu, üst düzeyde yöneticilik, Uefa ve FIFA da en tepede yöneticilik, uluslararası alanda saygı gören kültürlü başkanlardan, okuma yazması bile doğru olmayan ilkokul terk kabadayı başkana geçersen, kıçının üzerinde düşer evine dönersin.
Psikoloji bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı kutluyoruz. Zekice yazılmış bu metni paylaşmadan edemedik. Mücadele her yerde her alanda!
-Bilkent Üniversitesi 2026 Mezuniyet, 1. Gün.
Kılıçdaroğlu: Libya ile yapılan anlaşma çok değerlidir, Türk cumhuriyetleriyle ortak alfabe çok değerlidir. Kara Kuvvetleri'nin kuruluş tarihi 1200 yazar, Cumhuriyetle kuruldu demiyoruz. İstanbul Üniversitesi 1453... Biz kendi tarihimizi bilmiyoruz.
Soru: Libya'da ne işimiz var lafını söylemiştiniz.
Kılıçdaroğlu: O, o dönemin koşulları.
Barış Pehlivan:
“İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın yeğenin kaçak yapısını yıkıyor.
Aynı gün ‘Siz bunun hesabını vereceksiniz’ diyor.”
@tvOnlar
Sabahattin Önkibar, bazı verilerle AKP öncesi Türkiye ile günümüzü kıyasladı:
• AKP öncesinde Türkiye'nin hapishanelerinde 57 bin kişi varken bugün 436 bin kişi var.
• AKP öncesi Türkiye’nin dış borcu 129 milyar dolar iken şimdi 576 milyar dolar.
• AKP öncesi emekli 8 çeyrek altın karşılığı aylık maaş alırken bugün 2 çeyrek altın karşılığı aylık maaş alamıyor.
• AKP öncesi Türkiye hukuk devletiyken şimdi ülke siyaseti şekillendiren saray savcıları tarafından yönetiliyor.
• AKP öncesi Doğu Akdeniz ve Ege, mavi vatanın parçası iken bugün değil.
• AKP öncesi Türkiye hukukta 55. sıradayken bugün 143 ülke içinde 118. sırada.
• AKP öncesinde ülkemiz Uluslararası Şeffaflık Örgütü verilerine göre yolsuzlukta 102 ülke arasında 64. sıradayken şimdi 182 ülke arasında 124. sırada.
• AKP öncesinde açlık sınırımız 120 dolar iken bugün 610 dolar.
• AKP öncesinde enflasyon ve faiz oranları makul seviyelerdeyken şimdi dünya şampiyonlarındanız.
• AKP öncesinde katil Apo hain iken şimdi siyasi Önder.
• AKP öncesi Ege'deki 19 ada Türk toprağı iken bugün Yunan toprağı.
GÖZALTINA ALINMA GÖRÜNTÜSÜ GEREKLİ DEMİŞLER... YANDAŞA SERVİS EDİLMİŞ
BUĞRA GÖKCE EMNİYETTE YAŞADIĞI İTİBAR SUİKASTİNİ ANLATTI:
Benim tutukluluk sürecim, o tarihte nişanlım olan kıymetli eşim Filiz Hanım'ın evine sabah saat 06.00 sıralarında —kendisi evde bulunmadığı hâlde— çilingir marifetiyle izinsiz girilmesiyle başladı ve esasında açık bir hak ihlali gerçekleştirildi.
Biz dosyasında bu aramanın tutanağına bile erişemedik; polisin evde ne bulduğunu, neyi tutanak altına aldığını bilmiyoruz.
Arandığımızı öğrenince ben kendim Vatan Emniyet'e giderek teslim oldum; nitekim bu fotoğraf da benim emniyete kendi ayağımla gittiğim dönemde, bilgim dışında arkadaşların çektiği bir fotoğraftır.
Akabinde sağlık kontrolüne sevk edildim ancak emniyete gelişim polisin beni zorla almasıyla gerçekleşmediği için, bir "gözaltına alma görüntüsüne" ihtiyaç duyulduğu söylenerek emniyete girişimiz tekrarlandı ve bir fotoğraf daha çekildi.
Yukarı çıkıp nezarethaneye konulduktan sonra, "İlk fotoğraf dikey olmuş, yatay çekmemiz gerekiyordu" denilerek üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve polis marifetiyle emniyete sokuluyormuşum gibi yeniden görüntü alındı.
Oysa ben emniyete en başında kendi ayaklarımla, teslim olmak üzere gitmiştim.
Sonra, dikkat ederseniz üstünde Takvim Gazetesi'nin web sayfasının yer aldığı takvim takılı görselde, "İBB'deki yolsuzluk soruşturmasında firari şüpheli Buğra Gökce yakalandı" ifadesi yer alıyor.
Bu haber sadece Takvim Gazetesi'nde çıkmadı; ben cezaevine girdikten sonra televizyonda kendim de gördüm ki birçok yayın organında "firari Buğra Gökce yakalandı" biçiminde haber olarak servis edildi.
İşte bana zorla çektirilen o fotoğraf, bu amaçla kullanılmıştır. Bunun da çok ağır bir hak ihlali olduğunu heyetinizin bilgisine sunmak isterim.
Ben bu fotoğrafların böyle kullanılacağını bildiğim için en başında rızamla kapının dışına çıkmamıştım; ancak prosedür böyle herhalde, demek ki böyle bir fotoğrafa ihtiyaç var diye düşünerek çıktım.
Ardından 23 Mart günü, bilindiği üzere birçok arkadaşımla birlikte tutuklanarak Silivri, sonrasındaysa Marmara 9 No'lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na konuldum.
Tek kişilik, tecrit edilmiş bir hayatı yaşamaya çalıştığım böylesi bir ortamda tam 15 aydır tutuklu bulunmaktayım.
Esasında bu "yakalandı" paylaşımı ve bunun arkasından yapılmış çok sayıdaki yayın o kadar saygısız ve hasmaneydi ki doğrudan itibarım hedef alındı.
Oysa ben oldukça saygın bir akademisyenim; bu hak ihlalini, hafızanızda tekrar yer etmesi adına özellikle belirtmek istedim.
#ibbdavası