Bizi kötü işler yapmakla suçlayanlar; çok karanlık bir geceydi ve siz orada yoktunuz, biz yalnızdık. Çok karanlık bir gecede hepimizin kaderi için dövüştük
Eğitim çocuğu özgürleştirecek alan olmaktan çıkarılıp kimliği dönüştürecek devlet aygıtına bağlandığında, okul bilgi evi değil, hafıza karakolu hâline gelir.
"Bir ülkede sürekli yalanlar söylenmesinin vahim sonucu herkesin o yalanlara inanmaya başlaması değil, artık kimsenin hiçbir şeye inanmadığı bir iklim oluşmasıdır. Bu iklimde de istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz."
- Hannah Arendt / Totalitarizmin Kaynakları
YAŞAR GÜLER’İN ÇELİŞKİLİ AKIN ÖZTÜRK SÖZLERİ!
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, darbe girişimi gecesindeki karanlık olayları hâlâ anlatmadı. “Akın Öztürk beni kurtardı, kelepçelerimi çözdü.” demişti. Sonrasında ise “Darbenin bir numaralısı Akın Öztürk’tür.” dedi.
“Böyle gelmiş, böyle gider”, “Devlet bilir”, “Büyüklerin bir bildiği vardır” gibi cümleler yalnızca gündelik ifadeler değildir; siyasî itaatin küçük gramerleridir. Sağduyu çoğu zaman hakikatin değil, hegemonik alışkanlığın adıdır.
Temel soru: Türkiye, Kemalizm’i savunmak veya yıkmak ikiliğinden çıkıp Cumhuriyet’i kutsal kuruculara değil, özgür ve eşit yurttaşlara dayandırabilir mi?
İnsanlara nasıl işkence yapılması gerektiğini tv ekranlarından anlatıyordu. Rejim kullanır kullanır atar. İnsanlıkla ilgisi olmayan mahlukatlara acıyacak değiliz. Günü gelince açılacak defterler ve verilecek hesaplar var. Dilerim bu ilki olur.
12. yargı paketi ardından Kürt barış süreci tartışmaları derken toplumda büyük bir beklenti var. Toplumda şu anda herkes adaleti konuşuyor, yargıyı konuşuyor ve affı konuşuyor. Genel bir af olması gerektiğini söylüyor.
Rasyonel ve etik temelli bir İslâm pedagojisi mümkündür; fakat bu imkân, yalnızca yöntem meselesi değildir. Aynı zamanda siyasî, toplumsal ve ahlâkî bir tercihtir. Çünkü düşünen çocuk, ileride sorgulayan yetişkin olacaktır. Haksız emre itiraz eden, aidiyetini adaletin önüne geçirmeyen ve kutsal kelimelerin arkasına saklanan iktidarı tanıyabilen bir insan kolay yönetilemez. Bu nedenle otoriter düzenler ahlâkî özne değil, itaatkâr müntesip ister.
Bir insanın sağlığı söz konusu olduğunda, diğer her şey anlamını yitiriyor.
76 yaşındaki gazeteci Alaeddin Kaya, tam 10 yıldır cezaevi hücresinde bir yaşam mücadelesi veriyor. Beyninde su toplanması nedeniyle acil ameliyat olması şart. Ağır vertigo, şeker hastalığı ve günde kullandığı 24 ilaçla ayakta kalmaya çalışıyor. Tekerlekli sandalyeye bağımlı ve geçmişteki duruşmasına bile ambulans tahsis edilmediği için katılamadı.
Bu çağrı tamamen insani ve vicdani bir sesleniştir. 76 yaşında, ağır hastalıklarla boğuşan bir insanın durumu geri dönülemez bir noktaya gelmeden lütfen ses olalım. Yaşam ve sağlık hakkı her insan için temeldir.
@adalet_bakanlik@albayrak_kemal@cemre_birand2@myeneroglu@FigenCalikusu
#HerkesİçinAdalet
Rasyonel İslâm pedagojisi sınıfı bir itaat odası olmaktan çıkararak ahlâkî muhakeme atölyesine dönüştürmelidir. Burada çocuk hazır hükümlerin pasif taşıyıcısı değil; hükmün anlamını, sonucunu ve insan üzerindeki etkisini kavramaya çalışan bir öznedir. Böyle bir eğitim, çocuğa yalnızca iyiliğin adını öğretmez; iyilik yapmanın sorumluluğunu, kötülüğe karşı çıkmanın cesaretini ve verdiği zararı telâfi etmenin haysiyetini kazandırır.
Kur’ân’ın insan tasavvuru, zihnini kapatmış, kendisine söyleneni sorgulamadan tekrarlayan ve hakikati yalnızca otoritenin ağzından bekleyen bir müntesip tipine dayanmaz. Tam tersine Kur’ân, insanı gören, işiten, düşünen, karşılaştıran, hatırlayan, sonuç çıkaran ve kendi nefsini hesaba çeken bir varlık olarak muhatap alır. Bu nedenle Kur’ânî pedagojinin merkezinde kör itaat değil, ahlâkî muhakemebulunmaktadır. Vahiy insana ne düşüneceğini bildirmekle yetinmez; nasıl düşüneceğini, neye bakacağını, hangi sonuçlardan ibret çıkaracağını ve kendi davranışını hangi ölçülerle sorgulayacağını da öğretir.
VEFAT VE CENAZE DUYURUSU
Eski Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü personeli, KHK'lı Kamil Dayan, geçirdiği elim trafik kazası sonucu henüz 37 yaşında hayatını kaybetmiştir.
1989 doğumlu olan Kamil Dayan, ömrünün baharında aramızdan ayrıldı. Gözyaşları içinde bir eş ve henüz beş yaşındaki evladını geride bıraktı. Yaşanan bu acı kayıp; ailesini, yakınlarını, dostlarını ve kendisini tanıyan herkesi derin bir üzüntüye boğmuştur.
Merhum Kamil Dayan'ın cenazesi, bugün ikindi namazına müteakip Niğde Fatih Sultan Mehmet Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Niğde Hıdırlık Mezarlığı'nda defnedilecektir.
Merhuma Allah'tan rahmet; başta kıymetli ailesi olmak üzere tüm yakınlarına, sevenlerine ve dostlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.