Bugün Gezi Direnişi için
ceza emirleri verenler, o emirleri uygulayanlar bilsin! Hepiniz ama hepiniz tek tek yargılanacaksınız! Bunu asla unutmayın! Hepimiz Gezi’deydik.
Bugün de #GeziyiSavunuyoruz yarın da savunacağız!
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.
Torunum Asude hiç bayram görmedi,enkaz altında kaldığında daha 6aylıktı.Bu siyah tütü eteği, yaza bayramda giyer diye hediye almışlar.O bayram hiç gelmedi, Asude’yi süsleyemedik.Birilerinin çocukları daha fazla yesin diye benim süt kuzusu torunum Asude’m ;bayramın, şekerin, çikolatanın tadına hiç bakamadan gitti bu dünyadan. Adalet mi bu? biz bir daha bayrama kavuşamayacağız ama firariler şirket toplantısı yapmaktan bile geri durmuyor.Emniyet güçleri firarileri böyle mi arıyor?
Kamuoyuna
Bekçiye polis yeleği giydirildiğini kamuoyuna açıkladım. Bu gerçeği ifşa etmemin ardından şimdi de yeni bir kumpasla şahsımı hedef alıyorlar.
Sahte kimlikli kişileri “korumam” gibi göstermeye çalışanlar, bu algı operasyonuyla hem beni yıpratmayı hem de hukuksuz uygulamaları örtbas etmeyi amaçlıyor.
Merak etmeyin! Ne sizin kumpaslarınıza göz yumarım, ne de baskılarınıza boyun eğerim! Hukuksuzluğun olduğu her yerde insan hakları ve hukuk mücadelesini sürdüreceğim. Zulme sessiz kalmam, geri adım atmam!
Bunca yıldır; bazıları arkadaşım olan veya şahsen tanıdığım, bazıları ise tanımasam da başarılarını, yeteneklerini takdir ettiğim ya da sadece takip ettiğim meslektaşlarıma toplumsal olaylardaki tutumları nedeniyle aynı mesleğe sahip bir yurttaş olarak kızdığım, serzenişte bulunduğum olmuştur ama şimdiye dek hiçbirinden bugün olduğu kadar utandığımı hatırlamıyorum.
Onlardan ne mücadelenin neferi olmaları beklendi halk tarafından ne de kitle önderliği… Bütün beklenti; özellikle gençlerin her şeyi göze alarak çıkardıkları sese sevdikleri bu insanların da bir ses eklemesiydi o kadar. Sanatı meslek edinmiş insanların sanatçı olmanın gücünün farkında olup o sesi daha geniş kitlelere ulaştırarak, toplumun her kesiminden insanların ama en başta öğrencilerin; gözaltına alınırken ya da alındıktan sonra yaşadıkları işkencelerin, tacizlerin, saçma sapan sebeplerle tutuklanmalarının, gelecekleri ve yarınları ve hatta yarınımız için verdikleri mücadelenin duyulmasını sağlamak… Yani yalnız olmadıklarını bilmek, hissetmek… Aldıkları önce koca bir sessizlik sonra da çok azından uzun uzun ama içi bomboş yazılar, bazısındansa kibir dolu had bildirmeler oldu. Dizileri, filmleri, oyunları, gösterileri, videoları izleyenlerin bugün bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa, zulme uğrayan bu insanlar olduğu gerçeğini de geçtim siz sanatla ilgilenmenin, mesleğinizin ne olduğunu da mı anlamadınız arkadaşlar? Yazık… Gerçekten çok ama çok yazık!
Siyasete adım attığım ilk günden, Parti Meclisi’ne seçilmeme dek kimliğime, kişiliğime, kadın olmama ve ne yazık ki başörtüme saldıran ahlaksız bir zihniyete direniyorum.
Bu saygısız ve ahlaksız saldırıların arkasında, iktidarın emrinden çıkmayan, ruhu ve kalbi kirli bir yapı var, biliyorum.
Vicdanım çok rahat. Ne Sayın Ekrem İmamoğlu’yla ne de herhangi bir belediye ile en ufak bir ticari bağım olmamıştır. Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımızla güçlü bir gönül bağım ve siyasi mücadele ortaklığım vardır.
Mübarek Ramazan Bayramı’nın arifesinde bu iftirayı atarak, bana ve aileme bayramı zehir etmeye çalışan bu alçak operasyona boyun eğmeyeceğim! Ve açıkça söylüyorum: Bu saldırılara karşı susmayacağım…
Yıllardır bana yönelik tüm saldırılara karşı sustum. Elbette verecek cevabım olmadığından değil.
En başta ailem yıpranmasın diye dişimi sıktım. Artık yetti. Tedavisi devam eden babamın ahını aldınız, ben de sizden hesap sormazsam namerdim.
Ben sizin derdinizi biliyorum!
Başörtülü bir kadının özgürce siyaset yapabilmesinden rahatsızsınız. Benim gibi milyonlarca genç mütedeyyin kadının, haksızlık ve adaletsizliklerinize ortak olmayı reddetmesinden, inancımızı istismar etmeyin diyerek meydan okumasından rahatsızsınız.
Ben gücümü önce Allah’tan, sonra milletimizden, kadınlardan, partimden ve inandığım ahlaki değerlerden alıyorum. Sizinle hukuk önünde, siyaset arenasında ve bir gün mutlaka huzuru mahşerde hesaplaşacağım.
Şimdiye kadar bu konuları mahkemeye taşımamıştım, bundan sonra bu terbiyesizlerin hepsine tek tek dava açacağım.
Müfterilerden alacağım tazminatların her kuruşunu depremzede ailelere bağışlayacağım.
Ben başörtümü, bir avuç insan zenginlik içinde yaşasın diye değil, inancım gereği takıyorum.
Her görüşten ve yaşam tarzından kadınla, ortak dertlerde buluşuyor ve daha güzel bir Türkiye için mücadele ediyorum.
Zamanında beni “vitrin süsü” diyerek hedef gösterenler, sürekli diline doladıkları 28 Şubatçılardan daha beter bir zihniyeti temsil ediyor. Allah’a değil “bir kişiye” kulluk yapmamı istiyorsunuz. Yapmayacağım.
Haksızlığa susan dilsiz şeytanlardan olmayacağım.
Adaletsizliğe ve zalimliğe eyvallah etmeyeceğim.
Tescilli bir dolandırıcının uydurmalarını manşetlerine taşıyanların burnundan fitil fitil getireceğim.
Arsız, ahlaksız ve namertlere hakkımı iki cihanda da helal etmeyeceğim.
Ant olsun, bundan sonra sizin kirli zihniyetinizden güzel ülkemizi kurtarmak için daha çok çalışacağım.
Türkiye'nin sosyal devletine siyaset biliminde "sadaka devleti modeli" denildiğini biliyor muydunuz? Sadaka devleti bol bol para, hizmet, ürün dağıtabilir ama bunları yasal hak olarak vermez, sadaka olarak verir. Neden?
Madem bu tutuklamalar bu hukuki süreçler böyle hızlı oluyordu ,ben neden 2 yılı aşkın süredir;3 evladımı hayattan koparanların yakalanmasını bekliyorum. 2 yıldır her duruşmada evlatlarımı bir kez daha kaybettim, ve biz bu acıları yaşarken firariler şirketlerine gidip yönetim kurulu toplantısı yapacak kadar rahattı.Bir kere sadece bir kere mağdurun yanında olun!
“Camide içki içtiler” yalanına, “Ben din adamıyım, yalan söyleyemem. Camide içki içilmedi.” diyen, Caminin müezzini Fuat Yıldırım’ı unutmadınız değil mi?
Siyasi tarihimizin gördüğü en büyük adaletsizliklerden biriyle karşı karşıyayım.
Elbette 19 Mart darbesine karşı meşru her yolu kullanarak mücadele edeceğiz.
Ancak bu darbe için bile, ekmek gibi su gibi hava gibi mübarek bildiğim annelerimize hakaretler yağdırılmasına gönlüm razı gelmez.
Cumhurbaşkanının annesine yönelik hakaretleri tüm kalbimle sonuna kadar kınıyorum. Bu vesileyle kendisine yüce Yaradan’dan tekrar rahmet diliyorum.
Cezaevinde olmamızı fırsat bilip annemle, eşimle ve ailemle ilgili ahlaksız paylaşımlar yapan kişilerle ilgili de savcılığı göreve davet ediyorum.
Her konuda re’sen, jet hızında soruşturma açanlar söz konusu bizim ailemiz olunca kafasını sokacak yer arıyor.
Biz iktidara gelince sizin bize yaptığınızı yapmayacağız. Adalet herkesin güvencesi olacak, hukuk herkesin can ve mal güvenliğini sağlayacak, kimse kimsenin malına mülküne, şerefine, onuruna, haysiyetine el uzatamayacak.
Bu meydanı görmeyeceksin, ama bu meydandan para kazanacaksın. Yok öyle yağma!
Bundan sonra parayı bizden kazanıp, reytingi bizden yapıp, saraya hizmet edenleri tek tek ilan edeceğim. Tüm mallarına boykot geliyor. O tatlı günler bitti! Ya bizi göreceksin, ya dibi göreceksin!
“Her şey çok güzel olacak” sözünün mimarı müvekkilim Berkay Gezgin ne yazık ki tutuklandı. 22 yaşındaki bir genç tutuklandı.
Kendisinin son cümlesi şu oldu: “Lütfen beni unutturmayın!”
Asla unutmayacağız, unutturmayacağız! HER ŞEYE RAĞMEN HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!