Allah'ım lütfen şu sınavı geçeyim. İçinde yaşadığım evimi özledim. Yazlık domateslerden konserve, çeşit çeşit reçeller, kış için buzluk hazırlıkları yapmak istiyorum. Bekleyen filmlerim telefonumdan taştı, sıraya girmiş romanlardaki karakterler beni beklerken yaşlandı. Lütfen ya
Kendini umutsuz hisseden herkes ara sıra açıp şu videoyu izlesin.
Ben izlediğimde Ankara'nın halinden kafayı yiyecek gibi oluyorum. Ankara böyleyse, kalan şehirler ve köyler kim bilir nasıldır o dönem? İnsanların ne biçim canı sıkılıyormuştur düşünsenize o boşluğu, yokluğu.
Teknoloji yok, iletişim aracı yok, herhangi bir refah emaresi yok. Doğa ve insan baş başa. Topraktan ne alabilirse onu yiyor. Fiziksel zorluklar zaten had safhada ama ruhsal zorluklar da bir o kadar zor.
Sonra, videonun sonlarına doğru görünen o adam çıkıp geliyor ve bu yoklar ülkesine öyle bir temel atıyor ki; ülke 100 yıl sonra Avrupa'yla Amerika'yla yarışacak hale geliyor ve yarıştaki konumunu beğenmediği için mutsuz oluyor. Referans noktamızın buralar olması aslında müthiş bir şey.
Tabi bu mucizevi bir şekilde olmuyor. Ülke kurulduğu günden bu yana; açlık, salgınlar, işsizlik, yokluk, sanayisizlik, darbeler... Hepsi sınıyor bizleri. Ama işte bugün, her şeye rağmen modern bir toplum olmayı başarıyoruz.
Okumuş insanı olmayan ülkenin okumuş çocukları oluyoruz, sadece 100 yıl sonunda.
Doktoru, mühendisi geçtim; evlerinde cam bile olmayan Anadolu'nun evlatları olarak ülkeye camcılıktan kanalizasyona her şeyi ellerimizle biz yaptık ve yeni şeyler yapmaya devam ediyoruz. Bu ülkeyi biz gerçekten "kurduk" yani.
Herhangi bir bilgisayar oyununda böyle bir başarı elde etsek kendimizle gurur duyarız, ömür boyu anlatırız "ne güzel ülke yaptım" diye. Gerçek hayatta müthiş bir ülke kurmamıza rağmen nedense yeterince övünmüyoruz. Bunu pek sık hatırlamıyoruz ve umudu hep dışarıda arıyoruz. Dışarıdan gelmediğinde ise ülke bitmiş gibi davranıyoruz.
Halbuki bizim dış umut kaynaklarına ihtiyacımız yok. İçimizden bir kişi bile uygarlık savaşının bir ferdiyse, bu umut etmek için yeter de artar bile.
Kendinizi ve köklerinizi, 100 yıl öncenizi hatırlayın. Yeni birinin çıkıp yeni bir temel atması gerekmiyor. Biz zaten sağlam bir temel üzerindeyiz. Hiçbir şeye değil ama kendinize güvenin. Kendinize güvendiğiniz ölçüde umutlu olmaya devam edin. Türkiye, vatandaşları sayesinde her zaman iyiye gitti, yine gidecek.
If you are a lab researcher, I urge you to consider what the next few years will actually feel like. Do you want to kick off a superintelligent RL run without a rigorous understanding of its mind? Should you put your head down because “it’s happening anyway” - or take this moment to call for different conditions?
Beni destekleyen tek yer vatandaş. Bu da bana yeter. Bunun dışında dikkat ederseniz Sözcü TV, Halk TV gibi kanallar özellikle hiçbir zaman benim adımı vermez. Vize konusunda da vermediler.
Sahillerle ilgili örneğin muhalif partilerin belediye başkanları da işin içindeydi. Bir tanesi konuştu mu? Hayır. Karşı taraftakiler de susuyor. Bunlar da susuyor.
Bunların hepsi aynı. Sadece biri diğerinden daha az güce sahip. Youtube’da canlı yayın açıp yorum yapanlar gazeteci diyor kendisine işte. Allah’a şükür sizin dışınızda kimseye ihtiyacım yok hiç de olmadı.
Cansu madem blokta bu kadar büyük bir dezavantaj, Imoco ile Vakıf’ı niye yenemedin hamşo?! Oynasaydın üzerinden?!
Elif arkaya geldiğinde, Cansu ile değiştirdiğine göre Cansu’nun paslarını daha çok beğeniyorsun.
O zaman nedir bu inat?
Karşında Markova mı var?
Veya Cansu 1.70 mi?
Tutturdu bi’ blok üstünlüğü diye… Sanırsın Almanya’nın smaçörleri 2 metre!
🤦🏻♂️
Doktora bitene kadar evlenmek çocuk mocuk yok dediler. Herkese söylediler sanmıştık. Erkek asistanların takdiminde hiç sormamışlar bile medeni hal mal. Doktora bitene kadar evlenen çocuk yapan kadın asistanlara yetersiz hissettirmek için çamaşırcı kadın doktorası derlerdi.
Kavgada dayak yesen bir yerde pes edip dövsünler bir yerde biter dersin, her seferinde kalkıp tokat yiyip yere düşmek en kötüsü. üstelik kalkarsam döverim bile diyemiyorum en fazla bir tekme sallarım o da denk gelirse ne ala
Bir şeyde başarılı olmaya çalışmanın en zor yanı, başaramadığın her sonuçta ne kadar yetersiz, eksik, yorulmuş hissedersen hisset yeniden bi nefes alıp onu elde etmek için masa başına oturmak zorunda olmak
Bu fotoğraf abimin düğününden.. Aslında o gün hayatımıza giren abimin eşinin kardeşi çocukluğumu, hayalimi , geleceğimi elimden alıcakmış. Bu fotoğrafın üzerinden yıllar geçse de bu yara kapanmadı. Adalet yerini bulana kadar, failin ifadesi alınana kadar susmayacağım. Korkmuyorum ,çünkü artık yalnız değilim.
@adalet_bakanlik@kadindavalar@TC_icisleri@serakadigil
#ÇocukİstismarınaHayır #İstismarİnsanlıkSuçudur #SessizKalma
Epstein ile ilgili gerçekliği teyid edilmemiş sansasyonel bilgilerin ne yazık ki en çok dikkat çekenler olduğunu görüyoruz, “bebek yemişler, ayin yapmışlar” diye yorum yapılıyor, az önce yapay zeka ile üretildiği belli olan saçma şeyler gördüm, yayılmasın diye yayınlamıyorum.
Benim sözüm makul çoğunluğa olacak…
Üzerimize boca edilmiş milyonlarca belgedeki bilgi yığınını bu şekilde kullanmak bir fayda sağlamıyor. Bunları teyid etmeye çalışan gazeteciler var, belki uzun vadede bunlardan bir şey çıkar.
Bu konuyu ciddiye alan bir uzman hem de endişeli bir anne olarak şunu söylemek istiyorum:
Dokümanların içinde en rahatsız edici olanlar bence Epstein’in evinden ve ofisinden alınan gerçek kanıt olan fotoğraflar - bu fotoğraflar en küçük mağdurun 14 yaşında olduğu bilgisine ek daha da küçük çocukların olmuş olma ihtimalini gösteriyor.
Çocuğun yaşı küçüldükçe suç artmıyor, 5 de 9 da 14 de çocuk ve suç, kalbimizi aynı şekilde sızlatmalı, aynı öfkelendirmeli. Ama yaş küçüldükçe insanların konuya dikkati artıyor ama hepsi çocuk. Bunu yeterince anlattım.
Bizzat polis tarafından Epstein’in ofisinden ve evinden toplanan, “çerçevelenmiş” yani herhangi birimizin evindeki gibi etrafa yerleştirilmiş fotoğraflardaki çocuklar kim, eş dost çocuğu mu, ya da mağdurlar mı, neden çocuksuz bir adamın evinde ofisinde bu kadar çok “çerçeveli” çocuk fotoğrafı var bilmiyoruz.
Epstein’in ne yaptığını bilmesek bu fotoğraflar sevilen bir aile büyüğü gibi, çocuklarla gülen, eğlenen, gündelik hayata dair kareleri olan güvenilir bir insanın tatlı fotoğrafları hissini yaratabilirdi. Ama Epstein’in ne yaptığını bildiğinizde bu fotoğraflar son derece rahatsız edici hale geliyor. Bunu aramızdaki Epsteinları anlatan bir işaret olarak okuyorum. Tüm araştırmalar söylüyor ki özellikle yaşı daha küçük çocukları istismar edenler ağırlıklı olarak yakın çevreden.
Epstein ile ilgili dava kayıtların ve mağdurların anlattıkları Epstein’in çok planlı ve takıntılı bir cinsel saldırı örüntüsü olduğunu gösteriyor. Birbirlerini tanımayan mağdurlar bile Epstein’in adımlarını neredeyse tıpatıp aynı şekilde anlatıyorlar.
Okuduklarımdan seyir iştahınızı kabartacak şekilde detaylar ve açıklamalarla Epstein’in bu parafilisi hakkında konuşabilirim. Siz de “vay be ne sapıkmış, bak kadın ne güzel anlatıyor” dersiniz. Ama bunu yaparsam bu malzemeden beslenenlere malzeme vermiş olurum ve yeni mağdurların önlenmesine dair farkındalığı da yayamam. Çünkü herkes Epstein’in “sapıklığının” seyrine dalar.
Buradaki asıl mesele Epstein’in “ne kadar sapık” olduğu değil. Bazı “sapıklar” hep var. Asıl mesele, Epstein’in 30 sene boyunca herkesin gözü önünde, insanların bilmesine rağmen bunu yapabilmiş olması. Bizi koruyacak sandığımız sistemin buna izin vermesi. Gizli anlaşmalar, iyi hal indirimleri, güçlü insanların kollaması ile izin verilmiş. Epstein’in ofisindeki çerçevelenmiş çocuk resimleri gibi kendimizi ve çocuklarımızı emanet ettiğimiz güvenilir sandığımız sistem bu adamı idare etmiş.
Epstein in öldü olarak duyurulmasından tam 7 yıl sonra artık kimsenin yargılanamayacak olması bilgisi ile üzerimize boca edilen belgelerden bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz.
Ben diyorum ki Epstein’e “deccal”, “sapık”, “canavar”, “bebek yemiş” diye 3-5 gün söylenip durmak ve sonra kötü bir kabus gibi unutmak yerine sistemin Epstein’e nasıl izin verdiğini anlarsak, işte o zaman sistemden hesabını sorar ve sistemin içine koruyucu frenleri koyarsın.
Epstein ile yazışmaları olan Türk isimler hakkında soruşturma olacak mı? Epstein mahkemesinde de konuşulan Türkiye’den kaçırılmış olma ihtimali olan kayıp çocuklar konusu hakkında bir araştırma başlayacak mı?
Epstein’in bazı bozuklukları olduğu belli. Ama asıl kötülüğü “anormal bir sapık” olması değil, asıl kötülüğü karmakarışık bir çıkar ağını yönetmek için köle tüccarı gibi sistem kurmuş ve bu sistem de güçlü insanlar tarafından idare edilmiş.
Bir kötünün bu kadar güç biriktirebilmesine izin veren sistem asıl dehşet verici olan gerçek.
Yapay zeka destekli aplikasyonlarda duygusal yaklaşım nasıl değişebilir ya? Gemini pro aşırı mantıklı, üzüntüme karşı hiçbir duygusal sözü yok hep akılcı akılcı. Oysaki chatgpt öyle mi, bir derdimi yaziyim hemen sarıp sarmalıyor beni.....