Bu konu baya tartışma yaratmış galiba ya. İki taraftan bakıyorum olaya. Ben kimseye kolay kolay sellektör atmıyorum mesela. Sağ taraf müsait mi değil mi önce ona bakıyorum. Sağ müsait yol vermiyorsa bir iki sellektör atar yol isterim. İnatla vermezse başka şey konuşuruz. Bazen sağından söverek geçerim bazen arkasına yapışırım. Tam tersi senaryoyu düşünüyorum benden hızlı bi şekilde arkamdan geleni gördüğüm anda sağ müsaitse sağa geçer müsait değilse gaza basarım. İlk fırsatta veririm yolu istemesine gerek bile yok. Ama bir güruh var kiiii onların ta amına koyayım ben. Trafik akıyor ama sıkışık sağ da araba dolu sol da. Bu orrrrrrospu çocukları istiyor ki herkes sağa geçsin. Yol 90-100 kalabalık akıyor. Bu o ucuz göz siken lef farlarıyla selektör ata ata geliyor. O sellektörü anasının amına saplayasım geliyor işte o zaman.
Bak daha bugün kmoda sikik ticari doblosuyla 120yle sol şeridi kapatıp telefona baka baka giden adamı da nasıl sikmeyeceksin ki. Yani yarrrrak gibi bir trafik kültürümüz var. Delirdim bak durduk yere.
Fikstür nasıl gelirse gelsin, senaryo hiç değişmiyor.
Galatasaray sezona kolay fikstürle başlarsa:
“İlk haftalarda moral depolayacaklar, takım oturana kadar puan kaybetmeyecekler.”
Zor fikstürle başlarsa:
“İkinci yarının kader haftalarına rahat fikstür bırakmışlar. En kritik dönemi kayıpsız geçecekler.”
Fenerbahçe derbisi ikinci yarıda RAMS Park’taysa:
“En önemli maçı kendi sahalarında oynuyorlar.”
Derbi ilk yarıda RAMS Park’taysa:
“Avrupa trafiğinin en yoğun olduğu dönemde bile içeride oynayıp avantaj sağlayacaklar.”
Avrupa dönüşü lig maçını içeride oynarsa:
“Yorgunken deplasmana gitmiyorlar, doğal olarak puan kaybetmezler.”
Avrupa dönüşü deplasmana giderse:
“Takımın aklı Avrupa’da oluyor. Bu yüzden Avrupa öncesi iç saha maçları özellikle ayarlanıyor.”
Kısacası fikstürün nasıl çekildiğinin hiçbir önemi yok. Önce mağduriyet hazırlanıyor, sonra gerekçesi seçiliyor.
Sayın Fenerbahçeliler, asıl heyecanınız fikstürün nasıl geleceği değil; bu kez hangi bahaneyi kullanacağınıza karar vermek.
Sizin bakış açınıza göre Galatasaray’ın adil bir fikstürü olabilmesi için herhalde 34 haftanın 34’ünü de deplasmanda oynaması gerekiyor. Onun dışındaki her ihtimal, nedense mutlaka Galatasaray’a avantaj sağlıyor.
⚽️ Bu videoyu izlerken aklıma iş hayatı geldi...
Haaland sahada "geziyor" gibi. Ne deli gibi pres yapıyor, ne de sürekli koşuyor. Brezilyalı savunmacıların arasında sakin sakin yürüyor.
Sonra top geliyor...
Bir dokunuş.
Bir gol.
Maçın kaderi değişiyor.
İş hayatında da aynı kural geçerli:
Çoğu insan ofiste, Zoom’da, e-postada, LinkedIn’de koşuşturuyor. “Yoğunum” diyor. Ama sonuç alamıyor.
Kazananlar ise Haaland gibi davranıyor:
Oyunu okuyor (pazarı, fırsatları, rakipleri doğru analiz ediyor)
Gereksiz koşmuyor (tükenmişlik tuzağına düşmüyor)
Doğru pozisyonda bekliyor (doğru network, doğru skill, doğru zamanlama)
Fırsat geldiğinde anında vuruyor (hazır ve kararlı)
İş dünyasında başarı çoğu zaman “daha çok çalışmakla” değil, “doğru yerde durmakla” geliyor.
Sizce hangisi daha önemli?
Koşmak mı, yoksa pozisyon almak mı?
Aşağıya yazın 👇
cografya maalesef kaderdir. Bugun gectim gsyi. 2 sene once psg kendi seviyesinde gordugu bir genc topcu kovalasa ve ayni adama psgnin 2 3 sezon onceki seviyesinde bir top 6 takimi da talip olsa buyuk ihtimalle psgyi secmezdi lig faktoruyle. Gsnin tek basina clde 2 3 tur atlayarak asabilecegi bir esik degil bu maalesef. Gs tarihinde de bu tarz getirebildigi genc yildiz veya adayi bi brumadir bi de zaniolodur. Zani de dususte bir adamdi zaten. O yuzden bana gore gs bu adamlari kovalayarak bosuna zaman kaybediyor. Genc topcu mevzusunda zorunlu rota gayet ortada. Ya ngaha boey alacaksin ya yerli baris kerem vs alacaksin. Ote seviyesini belki torunlarimiz gorur. Bundan dolayi sizlere de tavsiyem yaaauuv iste sikimba tasakoto 12 milyona fulham yapmis gs de uyusun arastirmasin anca hazirdan yesin kafasindan cikmaniz. Bu kulubun profesyonelleri siz yatakta 31 cekerken her isme haiz zaten. Bu bizim asamayacagimiz bir duvar. Kendinizi de kulubu de yipratmayin
Geçen yıl bu kura çekimine bizzat katılmış, hem öncesinde hem de sonrasında basına çeşitli açıklamalarda bulunmuştum.
Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Süper Lig fikstürü aslında tam anlamıyla bir kura ile belirlenmiyor. Süreç, çok sayıda kısıtlamanın tanımlandığı yarı otomatik bir sistemle yürütülüyor. Bu nedenle kura başlamadan önce takımların hangi takvim içerisinde maçlarını oynayacağı büyük ölçüde belirlenmiş oluyor.
Üstelik kullanılan yazılımın bağımsız bir denetimden geçip geçmediği konusunda kamuoyuna açık bir güvence de bulunmuyor. Sonuç olarak her yıl birbirine oldukça benzeyen fikstürlerle karşılaşıyoruz.
Bu nedenle sistemin iki yoldan biriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyorum:
• Ya bu kadar fazla kısıtlama kaldırılmalı ve kura herkesin gözü önünde tamamen manuel şekilde çekilmeli,
• Ya da uluslararası standartlarda bağımsız olarak denetlenmiş bir yazılımla, hiçbir insan müdahalesi olmadan tamamen otomatik gerçekleştirilmeli.
Bugünkü haliyle, bu kadar yoğun kısıtlama içeren bir sistemin gerçek anlamda adil ve şeffaf bir kura oluşturduğunu söylemek mümkün değildir.
Göreceksiniz, bu sezon da Şampiyonlar Ligi’ne katılan takım ligin başında daha rahat bir fikstürle başlayacak; diğer takımlar ise ilk yarının ardından oluşan puan farkını kapatmaya çalışacaktır. Geçmiş yıllarda gördüğümüz tablo yine karşımıza çıkacaktır.
Federasyon, geçen yıl kulübümüze kullanılan sistemin bağımsız denetimi konusunda söz vermişti. Ancak bu denetimin gerçekten yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Bu konuyu mevcut yöneticilerimize de ilettim. Buradan bir kez daha hatırlatıyor ve kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesini bekliyorum.
Dünya'daki futbola dair bütün kaynaklar büyük ülkelere akıtılsın. Her şey kazanması gerekenin kazanacağı şekilde dizayn edilsin.
Ama bir adam çıkıp "ben bu oyunu bozarım" dediği ve oyuncularını yapmak istediği şeye ikna etti diye, çirkin olsun, kötü olsun öyle mi?
O harikulade kaleci maç bittiğinde Mbappe'ye elini uzatıyor ve Mbappe çirkin bir gülümsemeyle kafasını başka tarafa çevirip dans etmeye başlıyor. Neden? Çünkü yarısı şaibeli olan penaltının dışında ona gol izni vermedi diye. Üst üste vurduğu halde gole izin vermedi diye.
Paraguay gerçek bir takım. Ortak bir hedef için elinden gelenin maksimumunu, ağlamadan, sızlamadan, sonuna kadar mücadele ederek sahaya koyan bir takım.
Bahane üretmeden, Almanya'yı eledikten sonra Paraguay Teknik Direktörü Gustavo Alfaro'nun yaptığı açıklamalar bence Dünya Kupası'na bu takımın bıraktığı en kalın izdir: Formamızdaki çizgiler o kızıl toprakların izidir. O topraklarda yalın ayak oynayarak, anne babalarımızın çocukları antrenmana götürmek için yaptığı fedakarlıklarla, ay sonunu getiremeyen ebeveynlerin çabalarıyla büyüdük. Bu galibiyet, kanla ütopyanın mutlak bir birleşimiydi ve imkansız gibi görünen bir şeyi gerçeğe dönüştürmemizi sağladı. Bu tamamen bir öz saygı ve inanmışlık göstergesidir.
Çirkinleştirdi denen oyunda son dakikaya kadar birlikte mücadele eden o arka mahallenin çocukları, hangi ülkede olurlarsa olsunlar benim başımın tacıdır.
Paraguay'ı burada diğerleri gibi figüran yapmayan bu adam da hocaların hocasıdır. Tiki takalar sizin olsun, ben futbolda bu kavganın hastasıyım.
Kirli futbolu tabii ki bilirsiniz. 19 yaşında kendi ülkesinde oynamayı tercih eden Bouaddi sizin defterinizi dürecek.
Senin ülken, yani Afrika'nın futbol devrimini yapan Kamerun Dünya Kupası'nda yok. Eğer Fransa, 98 yılına kadar en az bir Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış olsaydı zaten sen şu an giydiğin formayı da giyemeyecektin. Sana o formayı vermeyeceklerdi.
Siz Avrupa'nın en kirli üç ülkesinden birinin oyuncularısınız. Ne zaman temizini oynadınız ki?
Haluk aslında maaş konusunu genelleme yaparak anlattı. Mesela Singo'nun aldığı 6 milyon garanti maaş. Barış ise bu rakama bonuslarla ulaşıyor; yani önüne "şu kadar skor katkısı yaparsan, şu hedefleri gerçekleştirirsen alırsın" denilen tüm şartları yerine getirip hak ederek kazanmış.
Ama haber dili bunu "Barış'ın maaşı 6 milyon" diye servis ediyor. Kimse çıkıp "Singo'nun katkısı ne ki Barış'la aynı maaşı alıyor?" demiyor. Haber başlıklarında sadece Barış'ın kazandığı para öne çıkarılıyor.
Barış alper'in hak ederek kazandığı para bir anda herkesin gözüne batıyor. Katkısı çok daha az olan oyuncuların maaşı ise hiç konuşulmuyor.
İşte bu yüzden insanlar "Keşke gitse" diyor. Çünkü Barış bu sezon her kulvarda oynayan, istikrar sağlayan, hem oyuna hem de skora en fazla katkı veren oyuncu olmasına rağmen, konuşulan tek şey maaşı oluyor.
📌Yeşil Burun Adaları'nın namağlup bir şekilde elenmesine çok üzüldüm.
Şu görüntüye bakın, Trabzonspor'un Cabo Verde'li futbolcusu maç sonu karısına ve çocuğuna sarılıp ağlıyor ve bunu 2 milyar kişi izliyor.
Adam ailesi ile beraber ülkesi için bir adım daha atamadığı için kahroluyor adeta.
Bizim eşekler ise özel uçakla yurda dönerken gülüyorlardı. Karıları da Beverly Hills'ten story paylaşıyordu.
Ne diyeyim. Trabzonspor Cabral'ı transfer ederek her şeyden önce karakterli, vatansever ve ahlaklı bir futbolcu almış.
Tüm Onurlu Cabo Verde halkına selam olsun. Namağlupsunuz. Benim gözümde Dünya şampiyonusunuz.
Allah Vatanını sevenlerle beraberdir.
Tebrik ederim, teşekkür ederim...
#CaboVerde #ARGvCPV #ARGCPV #FifaDünyaKupası #Cumartesi
🚨 Probability of winning the World Cup
🇲🇦 Morocco ~ 1%
🇪🇸 Spain ~ 4.9%
🇵🇹 Portugal ~ 5%
🇩🇪 Germany ~ 5%
🏴 England ~ 11%
🇲🇽 Mexico ~ 13%
🇫🇷 France ~ 16%
🇧🇷 Brazil ~ 2…. love
keramettin bakarken Barış Alper'in uçup gitmesi, yediremeyip sinirlenmesi ama kimsenin takmaması, sonra keramettin'in surat beş karışken herkesin sevinmesi.. Güncel dünyanın en keyif veren videosu falan
500 tane marşın yazıldığı villaların reklamların havada uçuştuğu bol gaz ve editler eşliğinde katıldığımız turnuvadan gol atamadan elendik bizim eşşekler 👏🏻👏🏻
Aferin çocuk ya... Nihayet.!
Yunus Akgün’ün açıklaması, milli takım kampından 1 haftadır duymayı beklediğimiz tek sağlıklı cümleydi…!
“İstatistik olarak iyiydik ama topu kaleye sokamayınca anlamı yok. Avustralya’nın tuzağına düştük.”
İşte bu kadar…. Bu kadar basit bir açıklama bekledik… !
1 haftadır milli takım iletişimi biz neyi yanlış yaptık? üzerinden DEĞİL…
millet bizi niye eleştiriyor? üzerinden kuruldu…
Eleştirirsen suçlusun, üzülürsen nankörsün, maçın kötü olduğunu söylersen motivasyon bozuyorsun...!
Bu millet sizden psikolojik destek talep etmedi..!
sadece hatanın farkında olduğunuzu duymak istedi…
Mentali tamamen çökmüş Montella’nın açıklamalarından sonra yüreğime su serpti…
Aferin çocuk. Çok net, çok doğru açıklama.
İşte şimdi #BizimÇocuklar #MilliTakım
#FIFAWorldCup
Sayın Hakan Safi;
Seçim süreci boyunca yaptığınız garip çıkışlarla ve iletişim hatalarıyla, “Seçilirse bu sene çok eğleneceğiz” diyerek size olan desteğimi açıkça ifade etmiştim. Seçilmeniz halinde, rakibiniz Aziz Yıldırım’a oranla biz Galatasaraylılara oldukça keyifli bir sene yaşatacağınızı düşünmüştüm. Ama hakkınızı yemişim. Bugün anlaşıldı ki, daha ilk icraatinde teknik direktör adayı Aykut Kocaman’dan posta yiyerek saniyenin onda biri sürede İsmail Kartal’a yönelen Aziz Yıldırım, bizleri sizden daha çok eğlendireceğini kararlılıkla göstermiştir.
Bu bağlamda sizden şahsım ve Galatasaraylı dostlarım adına özür diliyor, bir sonraki başkanlık seçiminde görevi devralarak bizleri Aziz Yıldırım’dan daha çok eğlendirmenizi diliyorum. Sayın Aziz Yıldırım’a da Galatasaray’ın 27. şampiyonluğu için elini taşın altına koyduğu bu kutlu görevinde başarılar diliyorum.
Sevgilerimle