Bizim çocukluğumuzda masallar mutlu sonla biterdi.
İyiler kazanır, kötüler kaybeder, adalet yerini bulurdu.
Şimdi büyüdük…
Masallar değişti. Kötüler cezasız, iyiler çaresiz, adalet ise hâlâ bekleniyor.
@DemirDe348526@lemuryal@huaihaiLZ Üslubunu düzelt.
Tarihi kayıtlara göre 500.000 kişi. Ama insan 1000 kişi olsaydı bile değişen bir şey yok.
Yediğiniz kaba pislemeyi bırakın, nankör olmayın.
@DemirDe348526@lemuryal@huaihaiLZ Bunu bazen ben de sorguluyorum...
Eşit vatandaşlık vererek yanlış mı yaptık?
Biz de Saddam gibi ikinci sınıf vatandaş muamelesi mi yapsaydık?
Ya da Hafız Esad gibi hiç vatandaşlık mı vermeseydik diye.
@O_MADEN54@alfa_hak Üstüne üstlük o dönemde memur diye karalamaya çalıştıkları, algı yapmaya çalıştıkları şartları bugün özel sektör çalışanları yaşıyor :)
Biz polisimizin, güvenlik güçlerimizin ne sıkıntıları var, dün de biliyorduk, bugün de biliyoruz.
Çalışma şartlarını da biliyoruz, geçim sıkıntılarını da… Özlük haklarını, mesai yüklerini, tayin dertlerini, emeklilik kaygılarını da biliyoruz… Sendikal haklardan mahrum bırakılmalarını, haklarını ararken karşılaştıkları güçlükleri de biliyoruz…
Milletimizin huzurunu sağlamak için kendi huzurundan fedakârlık eden polislerimizin hakkını teslim etmek, devletimizin boynunun borcudur.
#PolisinBütçesi dediğimiz, yalnızca bir maaş meselesi değildir. Bu; emeğin karşılığını alması, özlük haklarının iyileştirilmesi, sendikal hakların güvence altına alınması ve fedakârlığın karşılıksız kalmaması meselesidir.
Biz milletimizin güvenliğini emanet ettiğimiz polisimizin haklarını korumak ve geleceğini güvence altına almak mecburiyetindeyiz.
Devletin varlık sebebi ve vatandaşına karşı birincil sorumluluğu hiç şüphesiz asayiştir; kamu düzeninin kesintisiz muhafazasıdır.
Bir yurttaşın evinden çıktığı an hiçbir korku taşımadan, güzergahını değiştirmek zorunda kalmadan ve kendi imkanlarıyla korunma ihtiyacı duymadan sokaklarda özgürce yürüyebilmesi, en temel hakkıdır.
Zira bir devlet, kağıt üzerindeki kanunlarından ziyade vatandaşının tedirgin olmadan adım attığı sokaklardaki hissettirdiği emniyet duygusuyla var olur.
Bu güven ortamının mimarları ise kuşkusuz polislerimizdir. Ne var ki, sokaktaki asayişin kalitesi, o asayişi tesis eden emniyet mensuplarının huzur ve refahıyla doğrudan bağlantılıdır. Polisin vatandaşa el uzatırken devletin şefkatini, suçluya karşı dururken de devletin kudretini hissettirebilmesi; evim dediği kurumunda hak ettiği adaleti bulmasıyla mümkündür. Bugün asıl eksiklik de maalesef buradadır...
Bakın; polis olmak, başkalarına güvenli bir ömür sunabilmek adına kendi hayatından feragat etmeyi göze almaktır. Bu meslekte zaman her şeyin ilacı da değildir. Bilakis hastalıkların kaynağıdır. Onlar için zaman uykusuz gecelerdir, yaşanamamış özel günlerdir, kavuşamamaktır, keşkelerdir...
Mesai meftun gözetmeksizin milletimizin huzur ve güvenliği için fedakârca çalışan emniyet mensuplarımızın özlük hakları vakit kaybedilmeksizin iyileştirilmelidir. Kahraman polislerimizin haklı talepleri, bu bütçe görüşmelerinde artık ertelenemez bir sorumluluk olarak ele alınmalı ve derhal karşılanmalıdır.
#PolisinBütçesi
@DemirDe348526@lemuryal@huaihaiLZ O öyle değil olum.
Onların anayasasında öyle bir madde yok.
Aksine orada devletin kendisi Uygur Özerk Bölgesi diyor.
Türkiye'deki gibi eşit vatandaşlık vermiyorlar.
Bu bir fon krizi değil.
Bu bir fon rezaletidir.
Hükûmet yönetirken bu meseleyi sanki kendilerinden önce olmuş, kendileri de bu sorunu kucaklarında bulmuş gibi konuşuyor.
Denetimsizliğin, kontrolsüzlüğün, alarmları kapatan para kazanma azgınlığının hesabı sorulmadan bu iş kapanmaz.
467 bin kişi fonda, 4 milyon kişi borsada aileleriyle beraber bakarsanız yaklaşık 15 milyon kişiyi etkileyen bir tablodan bahsediyoruz.
Kim çalmışsa onlardan alacaksınız.
Kimin sebepsiz zenginleşme imkânı olmuşsa onların mallarına el koyacaksınız.
Borsaya girmemesi gereken şirketlere kimin izin verdiğini, bu kararlara itiraz eden bürokratların kimler olduğunu da açıklayacaksınız.
Devlet vatandaşına “Ben seni uyarmıştım” demez.
Devlet vatandaşına “Ben buradayım, seni korumak benim vazifem” der.
Açın, sonuna kadar bütün listeyi yayınlayın.
Kim varsa, kime dokunuyorsa…
Milletin bahtını karartmayın.
AK Parti’nin Ekonomi İşleri Başkanı, fon skandalıyla ilgili kendi ağzıyla söylüyor:
“Yaklaşık 6 kamu kurumunun ihmali var. Bazı kamu görevlilerinin ağır ihmali, bazı kurumların yönetiminde ise ihmal ve suistimal var.”
Peki, soralım o hâlde:
Bu altı kurum hangileridir?
Bu kurumların yöneticilerini kim atamıştır?
Hangi ölçülerle, hangi kriterlerle o makamlara getirilmişlerdir?
Liyakat mi aranmıştır, sadakat mi?
Ehliyet mi esas alınmıştır, siyasi yakınlık mı?
Bir kamu görevlisinin ihmalini konuşurken, o kamu görevlisini o makama getiren iradeyi konuşmayacak mıyız?
Denetim görevini yerine getirmeyenlerin hesabını sorarken, onları denetlemekle sorumlu olanların hesabını sormayacak mıyız?
Devlet yönetiminde sorumluluk yalnızca imza atanların değil, o imza yetkisini verenlerin de sorumluluğudur.
Şimdi milletimiz adına cevap bekliyoruz:
Altı kamu kurumu hangileridir?
Denetim mekanizmaları neden işlememiştir?
İhmaller ne zaman tespit edilmiştir?
Suistimal iddialarıyla ilgili hangi soruşturmalar başlatılmıştır?
Ve en önemlisi, bu ihmallerin bedelini kim ödeyecektir?
Bizim devlet anlayışımızda makamlar, siyasi sadakatin mükâfatı değil, millete hizmetin emanetidir.
Anahtar Parti iktidarında kamu görevlerine atamalarda esas olan siyasi yakınlık değil, ehliyet ve liyakat olacaktır.
Görevini ihmal eden kim olursa olsun hesap verecek; o makama hangi gerekçeyle getirildiği de sorgulanacaktır.
Devletin itibarını korumak, yanlışları örtmekle değil, yanlış yapanlardan hesap sormakla mümkündür.
Unutulmasın!
Devlet kimsenin şahsi mülkü değildir.
Devlet milletindir.
Makam emanettir.
Yetki sorumluluktur.
Liyakat ise devlet yönetiminde bir tercih değil, mecburiyettir.
@kapitalbitik@Cinli_31 Solcular öyle lanet ki vatandaş solcular gelmesin diye bu başımızdakileri iktidarda tutuyor.
Siz olmasanız biz bu iktidarı bunların elinden alacaz da AKP'nin elinde Solcular kozu var.
AKP'nin en büyük dayanağı sizsiniz aw.