üzerinden okunuyor. Bir kıyas var ortada “ilerici/gerici” düzeyine sıkıştırıp durma bir şeyleri. Önce okuduğunu anla, anlamak istemiyorsan çarpıtma. Şoven duygularından arın daha mutlu olacaksın söz veriyorum.
Sen okuduğunu anlamıyorsun dostum. Yazıya eleştirilerim olmasına rağmen tuttuğun yer yazıyla alakasız. Önce şunu anlaman lazım yazı istibdadı eleştiriyor çözümü de hilafette değil laik cumhuriyet, anayasal güvence ve yerel özyönetimde kuruyor. Abdülhamit meselesi Kürtler üzerin++
İbocu ve Apocular,
'1908 Devrimi, 1923'ten ileri' diye akla-hayale sığmaz,
saçmasapan, rezil bir görüşü savunuyorlardı.
Şimdi 'boynuz kulağı geçmiş'.
Abdülhamid bunların hepsinden 'daha ilerici' imiş!
Seviyesizliği anlamak için okuyalım👇
Twitter’da kaydırıyorum. Üstte Sarp Kuray’ın “İmralı açıldığında Öcalan beni çağırırsa tabii ki giderim, arkadaşım o benim” dediği söyleşi çıkıyor. Altında bu dangalağın yapmaya çalıştığı siyasi analiz.
Bu hamle, Ankara’daki bugünkü holdingleşmiş piyasacı elitler ile bölge siyasetinin elitlerinin yeni bir rejim üzerinde el sıkışma çabasıdır. Adına demokratik cumhuriyet demeleri, bu gerçeği örtmez.
Bu ülkenin emekçilerini, yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini kandıramazsınız.
Tutuklamalar ne gerçeği değiştirir ne de mücadeleyi durdurur. Emperyalizme karşı sesini yükselttiği için tutsak edilen NATO tutsaklarına ve tüm devrimci tutsaklara özgürlük!
Baskı ve tutuklamalar mücadeleyi susturamaz. Emperyalizme karşı ses yükselten ve “NATO defol!” diyenlerin yanında olmaya devam edeceğiz.
NATO tutsaklarına özgürlük!
Emeği, sol ve demokrat ilkeleri sahiplenen; kanı ise sarı lacivert akanlar olarak kurduğumuz anti-faşist taraftar oluşumumuzun kuruluş manifestosudur.
#FenerAntiFa
SPOR KULÜPLERİ İKTİDARIN ARKA BAHÇESİ, STADYUMLAR RANTIN MERKEZİ OLAMAZ!
Türkiye’de toplumsal yaşamın her alanını kuşatmaya çalışan AKP iktidarı, sporu ve tribünleri de uzun süredir kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarının aparatı haline getirmeye çalışmaktadır. Sermaye transferleri, şaibeli ihale süreçleri ve vergi aflarıyla beslenen bu mekanizma; futbolu bir kitle afyonu, stadyumları ise rant ve ideolojik gövde gösterisi alanına dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
Kamusal kaynakların yağmalanmasında başrol oynayan bir yapının, binlerce taraftarın emeği ve aidiyetiyle var olan bir spor kompleksinde ağırlanması tesadüf değildir. İktidarın doğrudan ideolojik aktarım organı ve gençlik kılıfı giydirilmiş rant mekanizması olarak tasarladığı TÜGVA’nın Galatasaray’ın stadyumunu kullanılarak düzenlediği etkinlik, inkar edilen ancak varlığı gün gibi ortada olan bu ilişkilerin gizlenemez bir itirafıdır.
Dursun Özbek liderliğindeki Galatasaray yönetimi, direksiyonu tamamen kırarak kulübü iyice iktidarın gölgesine yanaştırmış; siyasi meşruiyet ve ticari ayrıcalıklar karşılığında kulüp kimliğini teslim etmiştir. Galatasaray, bu politik tutumuyla adeta Steaua Bükreş gibi rejimin bayrak takımı, iktidarın spor alanındaki vitrin projesi haline getirilmiştir.
Saha içindeki ve dışındaki tüm ayrıcalıklarını iktidarla kurduğu bu organik bağdan alan bir anlayışın; gerici, antidemokratik ve rantçı yapılarla aynı fotoğraf karesine girmesi ve stadlarını büyük bir hoşnutlukla ev sahipliği için tesis etmesi şaşırtıcı değildir.
Fener AntiFa olarak örgütlemek ve parçası olmak istediğimiz öfke, hiçbir koşulda suyun karşısındaki rakibimizle sınırlı kalamaz. Bizler, AKP'nin toplum mühendisliğinin sac ayaklarından biri olarak gördüğü tribün planlamalarına direnen, gönül verdikleri kulübün 3 Temmuz'da bir tarikat tarafından ele geçirilmeye çalışılmasına göğüs germiş, senelerdir rakibinin AKP'nin rejim vitrinine koymak için parlatılıp korunmasından yaka silkmiş Fenerbahçe taraftarlarıyız. Varlık sebebimiz, saha içinde Fenerbahçe'nin sportif büyüklüğünü tesis etmek olduğu kadar, özgür ve adil bir spor ortamının oluşması için rejim ve aparatlarına karşı mücadele etmektir.
Fener AntiFa
Komik. Bugün KÖH’ün yaptığı her şey bulunduğu konum 99 öncesi kitaplarında, broşürlerinde anlatılıyor zaten anlattıklarının aksine tek tutumları yok. Daha komik olan paylaştığın eylemleri 99 öncesi bilmiyordunuz sanırım :) +++
Kapitalizmin geldiği aşamada benzer toplumsal sonuçlar üretmesi şaşırtıcı değil. Türkiye hala Güney Kore değildir ama benzer neoliberal dinamiklerin yarattığı krizleri giderek daha fazla yaşıyor.
-korkunç ekonomi
-haftalık 65 saat çalışma
-pratikte yok olan emeklilik hakkı
-gençlerin tüm hedefi 5 tane şirkette işe girmeye çalışmak
-rape culture
-ırkçılık ve antifeminizm
-bok gibi teen-band'ler
türkiye is the new south korea?
Yayın kurulu üyemiz @maxikalendierre 'in yazısı:
Gornik Maç Ertesi: Fenerbahçe'de Ne Eksik?
Fenerbahçe'miz, 1-0 kazandığı ilk maçın rövanşında Gornik Zabrze ile 1-1 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi elemelerinde bir üst tura yükseldi. Ancak iki maçta da oynanan oyun, birçok kişiyi tatmin etmedi. Peki, Fenerbahçe'nin mevcut yapılanmasındaki eksiklikler neler ve bunlar nasıl giderilebilir?
İsmail Kartal'ın 23-24 sezonunda Konferans Ligi elemelerinde gösterdiği dominant performans ve oyun, taraftarlarda Gornik turunda da benzer bir gidişat olacağına dair umut yaratmıştı. Ancak mevcut Fenerbahçe kadro yapılanması, 23-24 sezonunun kadro yapılanmasından hem nicelik, hem de nitelik olarak çok farklı.
İsmail hoca o sezon kağıt üstünde 4-2-3-1 oynatsa da, oyun içi dizilimiyle bir 3-5-2 oynatıyordu. Hücumlarda Ferdi bir playmaker bek olarak ofansif 8 gibi içe geçiyor, Osayi de sigorta bek olarak geride savunmayı 3'lüyordu. Ferdi ileri açılınca Szymanski ceza yayında bekleyecek krediyi buluyor, İsmail de süpürücü görev görüyordu. Dzeko'nun dinamizm eksikliğini Szymanski, Tadic'in dinamizm eksikliğini Ferdi, İrfan'ın eksikliğini de Osayi kapatıyordu.
O kadro set hücumu için adeta ilmek ilmek dokunmuştu. Mevcut kadro ise bu niteliklerden çok eksik. Her şeyden önce Fenerbahçe'nin ne kalite ne de profil olarak bir Ferdi'si yok. İki sezondur geçiş oyununu benimseyen hocalarla oynadığımız için Ferdi'nin yokluğu eksik yaratmıyordu ancak bu oyunda Ferdi profili olmazsa olmaz. Ne Jayden, ne Semedo ne de Archie Ferdi gibi ileri dripling yapacak, isabetli orta yapacak, iç 8 gibi oynayacak oyuncular. Fenerbahçe oyun kurulumuna bekten başlayamadığı için bunu Ake'yle yapmaya çalışıyor. Ancak bu da Guendouzi'yi ofansif 8 rolünden uzaklaştırıp savunmanın önünde top dağıtıcı konumuna koyuyor. Yani Fenerbahçe'nin 1 ve 2. bölgelerinde nitelik ve nicelik olarak bir oyun kurulumu eksiği doğuyor.
Bu eksikliğin son noktası ise ilerideki top tutucu, sırtı dönük oynayabilen santrafor eksikliği. Set oyunlarının alamet-i farikası topu ileride tutabilmek, topu kaybedince de 2-3. bölgelerde bunu geri kazanabilmektir. Bu takımlar bu tip santraforlara ekmek, su gibi ihtiyaç duyarlar. Talisca golcü bir oyuncu olsa da bu profille alakası yok. İleride top kalmadığı için Fenerbahçe'nin yaptığı kırık dökük hücumlar da adeta duvara çarpıp geri dönüyor.
Peki reçete ne? Yönetimin her şeyden önce takımdaki oyuncu enflasyonundan kurtulması gerekiyor. Takımda gönderilmesi gereken o kadar oyuncu var ki, gelen her teklif değerlendiriliyor ve Cherif, Nene gibi faydalı rotasyon oyuncularının adı ayrılıkla anılıyor.
Takiben, Fenerbahçe sol ya da sağ beke ana işi koşmak yerine top dağıtmak olan ofansif bir bek almalı. Mingueza, Mario Junior gibi. Para ve kontenjan yoksa Oğuz ya da Levent beklerden birine monte edilmeli. Vedat ana santrafor olarak düşünülüyorsa Cherif'in satışından acilen vazgeçilerek oyuncu Vedat iyileşene kadar pivot santrafor olarak takımdaki yerini almalı. Son olarak, Fred anlamsızlığından derhal vazgeçilerek Kante ya da İsmail Guendouzi'nin partneri olarak yerleşmeli.
Ancak o zaman 2024'ten akılda kalan oyuna dönülebilir. Yönetimin 1 ayda yapması gereken bir kadro devrimi var. Bakalım zaman yetecek mi yoksa her sezon olduğu gibi keşkeler ve eksikler içinde sezona mı gireceğiz.
Bomboş bir herifsin. Uzun uzun yazdım ama sana yine anlatacağım. “1923’te burjuvazi yoktu” ezberi, Türkiye’de sınıf oluşumunu tek bir fotoğraf karesiyle okumaya çalışmaktan ibaret. +++
1923’ten itibaren kurulan düzenin temel amacı özel mülkiyetin korunması, milli sermayenin yaratılması ve kapitalist üretim ilişkilerinin yaygınlaştırılmasıydı. Devletçilik de bu sürecin aracına dönüştü yerine geçmedi.
Mesele, mevcut sermaye unsurlarının devlet eliyle egemen sınıfa dönüştürülmesidir tam da Cumhuriyet’in yaptığı budur. Kimse 1923’te sanayi burjuvazisinin İngiltere’deki olgunluğunda olduğunu iddia etmiyor. Burjuva iktidarı ile gelişmiş burjuvazi aynı şey değildir. +++
Hasan Ali Yücel? Hümanizm? Ulan adam şark, iskan planlarının eğitim ayağı. Şu devletin yaptığı her şeye Fevzi Çakmak gibi “komünizm” demeyi bırakın artık. Gerçi komünizm değil pardon “aydınlanmacı” :)
Naziler Opernplatz'da kitap yakarken, Kemalistler Yunan klasiklerini çeviriyordu.
Basit bir örnek ama gelenekçi,kiliseci,meydanlarda kitap yakan faşistler ile aydınlanmacı,halkçı,hümanist Hasan Ali Yücel aynı ideolojide değil işte. 60 yıllık bayat tezleri savunmayın artık
“Hiç şüphe yok ki bugün de ordu içinde ilerici, radikal unsurlar vardır. Fakat bu unsurların toplu ve iktidara yönelik hareketleri beklenemez. Kısa dönemde devrimci mücadeleye ancak fert olarak katkıda bulunabilirler.”
Aynen dostum kesin öyledir. O sırada Hüseyin İnan…
Sen her gün Kemalizm'e, Kemalistlere küfr edersin bunu da Denizler namına yaparsın ; o (Deniz Gezmiş) da her allahın günü bir Kemalist'in ( Doğan Avcıoğlu) bürosuna gidip " sol kemalist cunta ne zaman geliyor " diye büro personellerini darlar :)
Şu kamucu, aydınlanmacı, laik vs vs safsatası çok sıktı artık. Önü arkası belirsiz terimler. Kamuculuk dediğimiz sermaye birikimini, aydınlanmacılık ezilen ulusların inkarını anlatıyor heralde. Kemalizme bu gibi sıfatlar atayıp sınıfsal niteliğini görmezden geliyorsunuz. +++
konuyu uzatmaya gerek yok. kemalizm dediğimiz olgu 20.yy’da muhteşem bir kurtuluş hareketidir, anti-emperyalist bir mücadeledir. ve kendisini bunun üzerinden aydınlanmacı, kamucu (30’lardan sonra), laik, ilerici bir şekilde kurgulanmıştır.+
@hkomiseri2 Sana uzun uzun Rojava ile bu konunun neden aynı olmadığını ve Rojava’ya neden devrim dendiğini anlatırdım. Ama bunu anlayabilmen için azda olsa teorik alt yapın olması lazım. Buralarda millete argüman sunamayıp boş polemik yapan tipler için kendimi yoramam. Halk komiseriymiş tırt