ispanyollar dünyanın yarısını yönettiler, nasıl oldu da ing ve fransanın gerisine düştüler diye sormak çok haklı bi soru
1787 yılında, abdulhamitin madride gönderdiği ilk resmi osmanlı elçisi ahmet vasıf efendinin İspanya sefaretnamesini okumak gerekir bunu anlamak için, çünkü dönemi bizim dilimizde, bizim dünyamızda anlatan bi insan. vasıf efendi, dışarıdan bakıldığında ihtişamlı görünen bu imparatorluğun içten içe nasıl çürüdüğünü bizzat yerinde görmüş ve adeta bi iktisatçı gibi satır satır teşhis etmiştir
vasıf efendi, amerikadan gemilerle gelen külçe külçe altın ve gümüşün ispanyol ekonomisini nasıl tembelleştirdiğini açıkça anlatır. ispanyolların kendi memleketlerinde fabrika açmak, zanaat geliştirmek yerine ihtiyaç duydukları her şeyi ingiltere ve fransadan hazır satın aldıklarını yazar. yani sömürgelerden gelen o devasa servet ispanyada kalıcı bir sanayi yaratmamış, yalnızca rakiplerinin sanayi devrimini finanse eden bi nakit akışına dönüşmüştür hatta o kadar çok altın gelmiş ki avrupada altın enflasyonu olmuştur
sefaretnamede dikkat çeken en vurucu gözlemlerden biri halkın ve soyluların iş ahlakıdır :D vasıf efendi, sokaklarda cebinde tek kuruşu olmayan ama asilzade olduğu için ticaret yapmayı, tezgah başına geçmeyi ya da fiziki çalışmayı onuruna yediremeyen binlerce insan olduğunu aktarır. hatta halkın tembel ve miskin olduğunu yazmıştır. üretim ve zanaat aşağılık bir meşgale görüldüğü için ekonomi tamamen dışa bağımlı hale gelmiştir
vasıf efendi granada sokaklarını gezerken hayran kaldığı sulama kanallarını, tarım arazilerini ve şehir mimarisini uzun uzun anlatır, ama sonra acı bi gerçeği vurgular, bu toprakların asıl üretici gücü, zanaatkarı ve mühendisi olan müslümanlar ve yahudiler zorla sürgün edilmiştir. nşitelikli insan sermayesi ülkeden temizlenince geriye işlenmeyen verimli topraklar ve atıl kalmış bir ekonomi kalmıştır
ülkedeki kiliselerin, manastırların ve ruhban sınıfının büyüklüğüne değinen vasıf, hiçbir şey üretmeyip sadece hazineden ve halktan beslenen devasa bir kitlenin varlığına dikkat çeker. en zengin toprakların ve sermayenin bu kurumlarda bloke edilmesi, üretim sermayesini tamamen kilitlemiştir.
hatta hatıratlarından hatırladığım en komik ve vahim olaylardan biri, yine vasıf efendinin anılarında asıl şok yaşadığı kraliyet olayı da budur, padişahın kral üçüncü carlos için gönderdiği resmi hediyeleri teslim ettikten sonra kraliyet ailesinin diğer üyelerinin özellikle veliaht prens veliahtın eşi maria luisa ve kralın diğer çocuklarının "Padişah bize niye ayrı hediye göndermedi?" diyerek açıkça tavır koyup elçilik heyetinden yüzsüzce pay talep etmesidir.
osmanlı protokolünde devletlerarası hediyeler yalnızca hükümdara takdim edilirken, ispanyol saray hanedanının sanki sıradan bi miras kavgası verir gibi padişahın krala getirdiği samur kürkleri, kıymetli kumaşları ve mücevherleri aralarında paylaşmaya kalkışması, yetmeyip vasıf efendinin kendi yanında getirdiği şahsi eşya ve paraları da kraliyet üyelerine dağıtmak zorunda bırakılması karşısında sefir çileden çıkmış ve koca bir hanedanın yabancı bir elçinin hediyelerine böylesine arsızca tamah etmesini sarayın ahlaki sefaleti ve tükenmişliği olarak not düşmüştür.
pasifikten atlantike kadar uzanan o haritayı savunmanın bedelini, ispanyanın tersanelerini ve askeri yapısını incelerken, bu kadar geniş bi coğrafyada kale ve donanma tutmanın getirdiği muazzam lojistik masrafların sömürgelerden gelen parayı misliyle eritip tükettiğini anılarında söyler, madrid sarayını mimari olarak son derece haşmetli ve debdebeli bulsa da, içerideki kraliyet ailesi ve görevlilerin yabancı bir elçinin hediyelerine bile göz dikecek kadar asalak, dedikoducu, kuralcı ve ahlaken çürümüş bi dünya içinde yaşadığını anlatırç. sokakları ise taş döşemelerine rağmen pis kokuların sindiği, çöplerin saçıldığı ve asıl mesleği olmayan, pelerinlerine sarınıp köşe başlarında aylaklık yapan gururlu ama sefil hidalgo kalabalıklarıyla dolu tekinsiz bi çelişkiler şehri olarak tasvir eder
okumak isteyenler için çok eğlenceli bi hatırat:
https://t.co/3bFcWFQWUN
Allah rahmet eylesin. Bu bir Cem Yılmaz taklidi değil. Cem Yılmaz'ın mekaniğini uygulayarak onun gibi olabileceğini zanneden, bir numarası olmayan tiplerin taklidi. İticiliği çok çok başarılı bir şekilde ortaya koymuş.
Hayırlı uğurlu olsun.
Arife Hanım, ihtiyaç duyduğunda Barosunu yanında görmek isteyen her meslektaşına, Avukat Hakları Merkezi adına her şartta yetişmiş bir Üstaddır.
Arife Hanım'ın başkanlığında Baro, avukatların sırtını yaslayacağı çok daha sağlam bir Baro olacaktır.
İSTANBUL BAROSU BAŞKAN ADAYIMIZ AV. ARİFE GÖKKAYA DİNÇ
Bağımsız Avukatlar Kürsüsü ve Bağımsız Avukatlar Meclisinin yaptığı çalışmalar ve istişarelerin ardından Ekim ayında gerçekleşecek genel kurul için İstanbul Barosu Başkan Adayımız Avukat Arife Gökkaya Dinç olarak belirlendi.
Adaylık açıklamamızda bizimle olan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.
BAĞIMSIZ OL,
DEĞİŞTİR!
SON DURUM | Şam’da tarihi açıklama: SDG feshedildi.
SDG Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin feshedildiğini ve Suriye devlet kurumlarına tam entegre olduğunu duyurdu:
“Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) görevinin sona erdiğini, bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini ilan ediyoruz..."
https://t.co/nTcq8MoGSS
Artık “Günaydın dostlar” diye basit bir tweet atmak ile bir Opera bestelemek aynı zorluk mertebesine indi. Tek tık.
Yozlaşmış ve yüzeysel bir dünyada kimsenin umurunda olmayan bir gelişme yaşanıyor;
insanın umudu olan sanat, yapay zeka algoritması sisteminin yardımı ile milyar veri baabında kopyalandı, tek düğmeye basarak bir kaç saniye içinde Opera bestelemiş oluyorsunuz…
Artık filanca Yapay Zeka App. Kopyalaması ile, şiir yazıyor, şarkı besteliyor, şarkı söylüyor hatta tüm dillerde söylüyorsunuz.
Hiç müzisyen olmayan biri ile dünyanın en büyük müzisyenlerinin tamamen eşitlendiği bir fırsattasınız. Siz bunu eğlencesine yaptığınızı söyleyebilirsiniz, ama değil, sistemin ve yarışın içindesiniz, istemediğiniz halde dahil edildiniz.
İlginçtir,5 dakikalık şarkınıza 20 saniyede kavuşuyorsunuz.
Yani 5 dakika “ne çıktı sonuç” diye merak edip dinlemeye zahmet bile etmemiş bir yapay zeka yardımı.
Şarkınız hazır
Hayatı boyunca yeni bir müzik için ilk albümüne yoğunlaşmış bir genç sanatçıyı düşünün, bambaşka bir meslekteki bir arkadaşı ona 15. Albümünü yaptığını anlatıyor…
O arkadaşı bu genç sanatçıyı niye dinlesin? Şu yarını muallak dünyada?
“Ben yaptım” de geç..
Bu böyle bir çağ.
Çocukluğundan beri üstün yetenekleri, emeği, azmi, yıllarca süren öğrenimi, onyıllarca süren deneyimi , tecrübesi, ürünleri ile “sanatçılık” bir yaşam biçimi, bir ekmek kapısı idi.
İstisnai yeteneklerin vardıkları yüksek seviye noktaların dünyaya tüm gezegene bir çığlık gibi sunulması ve insanlık duvarına bir tuğla ekleyerek progres göstermesi idi.
Bir ses idi.
Bir varoluş idi.
Şu anda ise her gün herkes 2000 yıllık gelişime -kendisinin olmayan- bir “vasat ve amaçsız KOPYA” ile ürün güya ekleyebiliyor tüm bu pastaya ortak oluyor, “ben yaptım” diyor.
“Sanatın değil ama sanatçı kariyerlerin sonu” olarak gösterilen bu çağda, ilginç bir şekilde sanatçılar olmadan nasıl sanat olacağı beya sanatçılar karnını doyuramadan bu işin nasıl olacağı konuları asla cevaplanmıyor ve es geçiliyor.
Kayıt dünyasının dijital platformlara aktarılmasındaki kapitalizm büyük yara açmıştı, şimdi ölüm vuruşu yolda.
İnsana özgü gelişim progreslerine de Aİ ve robot teknolojisi dahil ediliyor.
Robot 100 metre dünya rekorunu kırıyor. Çok doğal. Kırar tabi.
O zaman insan niye ilerlesin ve rekoru kırmayı denesin?
Tek düğmeye basıp Senfoni besteliyorsanız gerçek bir sanatçının senfonisi ne olacak?
Tüm bunlar…
Bir “ses” oluyor mu?
Hayır.
“Mış gibi oluyor mu?”
Maalesef evet…
Fazıl Say
İsviçre’den Fakültemize Doğum Günü Hediyesi
Fakültemizin 150. kuruluş yıldönümünün yaklaşması vesilesiyle Zürih Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından Fakültemiz Kütüphanesine bağışlanan, hukukun farklı alanlarına ilişkin 234 kitap kütüphanemize ulaşmıştır.
Prof. Dr. Yeşim M. Atamer ve Prof. Dr. Halil Akkanat’ın katkıları, Zürih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kütüphanesi sorumlusu Julian Stettler’in desteği ve Fakültemiz Medeni Hukuk Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Abdullah Furkan Korkmaz’ın koordinasyonuyla yürütülen süreç sonucunda eserler öğrencilerimizin ve araştırmacılarımızın kullanımına sunulmuştur. Kitapların İsviçre’den Türkiye’ye ulaştırılması ise Ortadoğu Lojistik A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiştir.
Fakültemiz Kütüphanesinin yabancı dildeki akademik kaynaklarını zenginleştiren bu kıymetli bağışın eğitim ve bilimsel araştırma faaliyetlerine uzun yıllar katkı sağlamasını diliyor; emeği ve desteği bulunan tüm kişi ve kurumlara teşekkür ediyoruz.
Bağış kapsamında kütüphanemize kazandırılan eserlerin listesine aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:
https://t.co/TxKBOTNg7q
A Birthday Gift from Switzerland to Our Faculty
On the occasion of the approaching 150th anniversary of our Faculty, 234 books covering various fields of law, donated to our Faculty Library by the University of Zurich Faculty of Law, have arrived at our library.
The donation was made possible through the valuable contributions of Prof. Dr. Yeşim M. Atamer and Prof. Dr. Halil Akkanat, with the support of Julian Stettler, Head of the Library of the University of Zurich Faculty of Law, and was coordinated by Abdullah Furkan Korkmaz, Research Assistant at the Department of Civil Law of our Faculty. The transportation of the books from Switzerland to Türkiye was kindly undertaken by Ortadoğu Lojistik A.Ş.
We hope that this valuable donation, which enriches our Faculty Library’s collection of foreign-language academic resources, will contribute to education and academic research for many years to come. We extend our sincere gratitude to all individuals and institutions whose efforts and support made this donation possible.
The list of books donated to our Faculty Library is available at the link below: https://t.co/TxKBOTNg7q
Rakip takımın formasını giyen çocuğa dahi saldırmanın ardında ne tür bir zihniyet,kişilik ve ruh hali var,bunu konunun uzmanları değerlendirir.Söz konusu kişi hakkında da soruşturma başlatılmış.Ancak asıl soruna ilişkin adımlar atılmalı.Farklı takım taraftarları arasında düşmanlığa varmış cepheleşme var.Bunun doğurduğu şiddet riskinin giderilmesine yönelik etkin girişimler yok. Holiganizme"göz yumuluyor. ve futbolda şiddetin önlenmesine ilişkin kanunun etkin uygulanmıyor.
Dil, bu konuda bilgi sahibi insanların kaynak göstererek konuşması gereken bir alan. Kısıtlı bilgi ile büyük laflar etmek insanı rezil eder.
Kaynak göstermemek ciddiyetsizliktir.
Suha Bey aşağıda gördüğünüz fikrinde mutlak surette haksızdır.
Ben Suha Bey'in aksine kaynak vereyim:
İşçi Partisi lideri Andy Burnham İngiltere’nin yeni başbakanı oldu
▪️ Keir Starmer’ın istifasının ardından İşçi Partisi liderliğine seçilen Burnham, Kral 3. Charles’tan hükümeti kurma yetkisini aldı
▪️ Downing Sokağı’nda ilk açıklamasını yapan Burnham, İngiltere için 10 yıllık yeni plan açıklayacağını bildirdi
🎙️ AA Muhabiri Behlül Çetinkaya, Londra’daki görev değişimini ve Downing Sokağı’ndaki atmosferi anlattı https://t.co/UJurpBF5pb
🇫🇷 #TDF2026
Following a crash in Stage 15 of the Tour de France, Jonas sustained a fractured collarbone and multiple abrasions. Due to the severity of the collarbone fracture, surgical intervention has been recommended and will be performed in the coming days. Join us in wishing Jonas a smooth recovery.
Pogacar'ın @TamauPogi dominasyon ile yine kazanacağını biliyorduk. Fakat #TDF2026 'da rekabetin bu kadar erken sonlanacağını düşünmemiştik. Get well soon @VingegaardJonas
Sayın Hakim öte yanda doğrulatacak kadar, hâlâ tereddüt ediyorsa, vicdani kanaati oluşmadan mahkum etmiş demektir. Ceza muhakemesinde hiç kimse tam bir vicdani kanaat oluşmadan mahkum edilemez.
“Öbür dünyada Ramizle karşılaşırsam, sen mi öldürmüştün diye soracağım.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Ömer Uğur Gençcan 40 yıl önce ağır ceza üyesiyken verdikleri mahkumiyet kararını anlatıyor.👇
Deprem döneminde paylaştığım içeriği kaldırdım. Başta devlet kurumları ve yöneticileri olmak üzere tüm halkımızdan içtenlikle özür diliyorum. Geçerli olur mu bilmiyorum ama çok pişmanım. Dezenformasyon bazen hepimizi etkisine alabiliyor. Araştırmadan, güvenerek hareket etmek yanlıştı. İnsan neye ve kime güveneceğini şaşırıyor artık.
Bir diplomat kızı olarak bana yakışmadı.
FIFA Dünya Kupası’nda ülkemizi temsil edecek A Milli Takımımıza yürekten başarılar diliyoruz. 🇹🇷
Ay-yıldızlı formayla sahaya çıkacak Bizim Çocuklar’a güvenimiz tam!
Kalbimiz ve desteğimiz sizinle.
Başarılar Türkiye! 👏
#BizimÇocuklar