Ağırlıklı olarak fon krizinin mali boyutu tartışıldığından toplumsal ve siyasal komplikasyonları üzerinde pek durulmuyor.
Doğrudan etkilenenlerin sayısı yaklaşık 500 bin civarında ama dolaylı etkilenenleri eklediğinizde bu sayı, kat be kat daha fazla.
Ayrıca bunların içinde fazlaca kamu çalışanı ve yöneticisi olduğu ifade ediliyor.
Tasfiye işlemleri deşifre olursa Türkiye birçok sürpriz ismi tartışmak durumunda kalabilir.
Asıl önemlisi, üreteceği muhtemel siyasi etkidir.
O sebeple.
Fon sorunu çözülürken yeni mağduriyetlere yol açılmamalıdır.
Zamana yayılmamalıdır.
Yeni kriz riskleri bertaraf edilmelidir.
İhmali olan kamu görevlileri hesap vermelidir.
Yeniden güven inşasında “kimsenin yanına kâr kalmadığı” duygusu hissettirilmelidir.
Ve adil olunmalıdır.
🔴SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ OYUNU GÖRDÜ, DÜĞMEYE BASTI HESAPLARI ALTÜST ETTİ!
Ben yaşananları sadece birkaç fonun, birkaç borsa oyuncusunun meselesi olarak görmüyorum. Bana göre burada daha büyük bir hesap vardı.
Sayın Cumhurbaşkanımız sonrası hesap yapanlar bu oyunun içindedir.
Sayın Cumhurbaşkanımıza direk operasyon planlıyorlardı ..
Şöyle bir analiz edelim:
Önce reklam yaptılar, algı oluşturdular, yüksek kazanç hayalleri sattılar. Çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın yıllarca dişinden tırnağından artırdığı küçücük tasarrufları sistemin içine çektiler.
Para büyüdükçe cesaretleri de büyüdü.
Sonra parayla nüfuz satın alabileceklerini, siyasetin çevresine yaklaşabileceklerini, Cumhurbaşkanımızın yakınındaki bazı insanlara ulaşarak kendilerine bir dokunulmazlık zırhı örebileceklerini düşündüler.
Hesapları basitti:
“Doğru insanlara ulaşır, bazılarına para kazandırır, güçlü isimlerle yan yana görünürsek bize kimse dokunamaz.”
Hatta Cumhurbaşkanımız sayesinde makam ve mevki sahibi olmuş bazı isimleri kendi gelecek hesaplarının parçası hâline getirebileceklerini düşündülerse, bunun da sonuna kadar araştırılması gerekir.
Fakat unuttukları bir şey vardı:
RECEP TAYYİP ERDOĞAN.
Benim gördüğüm şudur: Cumhurbaşkanımız bu oyunun devletin ve siyasetin etrafında örülmesine müsaade etmeyecek bir irade ortaya koydu.
Devletin kurumları harekete geçti, soruşturmalar başladı ve kurulan hesaplar bozulmaya başladı.
Şimdi mesele bunu sonuna kadar götürmektir.
Kim kime para kazandırdı?
Kim kimin kapısını çaldı?
Kim siyasi nüfuz satın almaya çalıştı?
Kim “Cumhurbaşkanına yakınım” diyerek kendisine kalkan oluşturdu?
Kim Cumhurbaşkanımız sayesinde bir yere gelip Cumhurbaşkanımız sonrasının hesabını yapmaya kalktı?
Savcılık bunların tamamının üzerine gitmeli, delili ortaya koymalı ve gerçek bağlantıları tek tek açığa çıkarmalıdır.
Çünkü Cumhurbaşkanımızın etrafında bulunmak kimseye suç işleme imtiyazı vermez.
Onun en yakınındaki kişinin yakını dahi olsanız, milletin alın terine el uzattıysanız hukuk önünde hesabını vermelisiniz.
Asıl temizlik de budur.
Kendi adamını korumak değil; kendi adını kullanarak korunmaya çalışanlara da dokunabilmektir.
Cumhurbaşkanımızın kararlılığının sınandığı yer tam burasıdır.
Dosyanın ucu kime giderse gitsin hukuk geri dönmemelidir.
Çünkü burada mesele birkaç zenginin kaybettiği para değildir.
Tarladaki çiftçinin parasıdır.
Fabrikadaki işçinin alın teridir.
Memurun yıllarca biriktirdiği üç kuruştur.
Çocuğuna ev almak isteyen annenin, babanın geleceğidir.
Kimse bu insanların parasını toplayıp yatlarda, katlarda, özel uçaklarda yaşayamaz; sonra da siyasetin gölgesine saklanarak kurtulacağını düşünemez.
Bu pilav daha çok su kaldırır.
Gerçek oyun kurucular kimse ortaya çıkarılmalı, para trafiği son kuruşuna kadar takip edilmeli ve siyasi bağlantı iddiası bulunan herkes hakkında deliller konuşmalıdır.
Ve herkes şunu bilmelidir:
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ADINI KULLANARAK CUMHURBAŞKANIMIZI KUŞATAMAZSINIZ.
MİLLETİN PARASIYLA NÜFUZ SATIN ALAMAZSINIZ.
DEVLETİN İÇİNDE KENDİNİZE SIĞINAK KURAMAZSINIZ.
OYUNU KURDUĞUNUZU ZANNEDERKEN, DEVLET O OYUNU BOZAR.
MİLLETİN PARASI KİMSENİN OYUN PARASI DEĞİLDİR!
Kim nehesabı yaparsa yapsın, hangi siyasi oyunu kurarsa kursun,kim kendisini ne kadar güçlü ve dokunulmaz zannederse zannetsin,devletin sabrını acizlik, sessizliğini de habersizlik sanmasın.
Ve rahmetli babamın yıllar önce söylediği o sözü hiç unutmayın:
“DEVLET TAVŞANI ÖKÜZ ARABASIYLA YAKALAR.”
Bugün kaçtığını, kurtulduğunu, izini kaybettirdiğini düşünenler yarın bu sözün ne anlama geldiğini çok iyi anlayacaktır.
DEVLET ACELE ETMEZ,
AMA UNUTMAZ.
GÜNÜ GELİR, HESABI DA DEFTERİ DE ÖNÜNÜZE KOYAR.
Finansal piyasaların temel kuralı risk ve kazancın kardeş olmasıdır. Ancak risk, piyasanın doğal dalgalanmasıdır. Denetim eksikliği, kötü yönetim veya suistimal bir risk değil, sistem ihlalidir. Devletin resmi gözetim mekanizmalarına güvenerek tasarruflarını sisteme sokan vatandaşın mağduriyeti giderilmedikçe, Türkiye'de sermaye piyasalarına olan güvenin yeniden tesisi çok zor olacaktır. Mağdurların sesi duyulmalı, tasfiye süreci şeffaf yürütülmeli ve fatura yalnızca tasarruf sahibine kesilmemelidir.
Bu büyük fon tasfiye krizinden doğrudan ve dolaylı yaklaşık 550 bin yatırımcı etkilenmiştir ailelerini ve esnfsa çalışanlarını işin içine katarsa tam 2 milyon mağdur bulunmaktadır. Birikimlerini devletin resmi kurumu olan SPK denetimindeki legal portföy şirketlerine ve devletin resmi altyapısı olan TEFAS platformuna emanet etmiş bu yatırımcılar sadece yüksek riskli hisse senedi serbest fonları değil , hisse senedi yoğun fonlar ve mevduat muadili olarak görülen ve en risksiz kabul edilen Para Piyasası Fonları (PPF) bile bu kriz nedeniyle kilitlenmiştir. Çocuğunun tedavi parasını, ev birikimini ya da emeklilik ikramiyesini bu fonlarda tutan vatandaşların açgözlülükle suçlanması haksızlıktır.
Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat, SPK'ya piyasa bozucu eylemleri geriye dönük olarak inceleme, fonu zarara uğratan karşı ayakları (karşı tarafları) tespit etme ve bu varlıkları fon havuzuna geri kazandırma konusunda çok güçlü yasal yetkiler vermektedir.SPK'nın bu usulsüz işlemleri iptal etme ve parayı geri isteme süreci şu mekanizmalarla işler:
1. İşlemlerin İptali ve Geri Alınması (İptal Davaları)Portföy yöneticileri, fonun parasını usulsüz bir şekilde kendi ilişkili oldukları şirketlere veya anlaştıkları üçüncü kişilere (karşı ayağa) aktarmak için piyasa fiyatının çok üzerinde hisse alımı yapmış olabilir.
Tespiti: SPK uzmanları ve denetçileri, Takasbank ve MKK kayıtları üzerinden bu emirlerin hangi hesaplar arasında, hangi fiyatlarla eşleştiğini saniye saniye tespit eder. İptal ve İade: SPK veya fonun yeni yönetimi (tasfiye masası olarak atanan Ziraat/İş Bankası), Borçlar Kanunu'ndaki muvazaa yani danışıklı işlem veya İcra İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali hükümlerine dayanarak bu usulsüz işlemlerin iptali için mahkemeye başvurur. Mahkeme kararıyla, fondan haksız yere çıkarılan paranın fona iadesi istenir.
2. Şahsi Sorumluluk ve Mal Varlıklarına El Konulması Paranın karşı ayağa kaçırıldığı durumlarda SPK yalnızca şirket tüzel kişiliğine değil, bu organizasyonu kuran kişilerin şahsına gider SPK, savcılığa suç duyurusunda bulunarak usulsüz işleme taraf olan aracıların, portföy yöneticilerinin ve parayı kaçıran karşı taraftaki kişilerin şahsi banka hesaplarına, gayrimenkullerine ve hisse senetlerine mahkeme kanalıyla ihtiyati tedbir koydurur. Usulsüz işlemle fonu zarara uğratan kişilerin el konulan bu şahsi mal varlıkları paraya çevrilerek doğrudan fonun tasfiye havuzuna aktarılır ve mağdur yatırımcılara dağıtılır.
3. Karşı Ayak Yabancı Ülke veya Kripto İse Ne Olur?
Eğer para yurt içindeki başka bir hesaba veya şirkete aktarıldıysa devletin bunu yakalaması ve bloke etmesi oldukça hızlı olur. Ancak para yurt dışındaki paravan şirketlere (offshore) veya izi sürülemeyen kripto varlıklara aktarıldıysa, paranın fiziki olarak fona geri döndürülmesi süreci uluslararası hukuki süreçler ve adli yardımlaşmalar nedeniyle oldukça uzayabilir veya zorlaşabilir.Özetle; SPK ve tasfiye masası, fondan usulsüz işlemlerle para kaçıran karşı ayağı yasal olarak takip etmek, o işlemleri iptal ettirmek ve parayı geri istemekle yükümlüdür. Devlet bütçesinden para ödemese bile, bu hortumlanan paraları bulup fon havuzuna geri getirmek için tüm adli ve idari gücünü kullanır.
Yeterki o irade gösterilmek istensin. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Aynı yönetim çatısı altındaki fonların, birbirlerinin nakit krizini çözmek veya piyasada fiyatı düşen hisselerini desteklemek amacıyla danışıklı işlem yapması SPK tarafından en ağır şekilde cezalandırılan fiiller arasındadır.
Bu durumun hukuki karşılıkları ve suç unsurları şu şekildedir:
1. Güveni ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m. 155 & SPK m. 110)Portföy yönetim şirketi ve fon müdürleri, her bir fonun yatırımcısına karşı ayrı ayrı sadakat ve özen borcu ile yükümlüdür.
Zararın Değer Fona Yıkılması: TLY fonunun nakit ihtiyacını karşılamak için, THF ve DOH fonlarındaki yatırımcıların parasıyla TLY’nin satmak zorunda kaldığı hisseleri almak, THF ve DOH yatırımcılarının hakkını gasp etmektir. Bu yüzden bu işlemler kesinlikle iptal edilmeli ve sağlanan menfaat geri çağrılmalıdır.
Bu işlem, bir fonun zararını veya likidite krizini diğer fonların üzerine yıkmak anlamına gelir. Fon yöneticileri için 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası gerektiren "Örtülü Kazanç Aktarımı" ve "Güveni Kötüye Kullanma" suçlarını oluşturur.
2. İşlem Bazlı Manipülasyon ve Yapay Piyasa Oluşturma (SPK m. 107)Aynı şirkete bağlı fonların kendi aralarında (biri satarken diğerinin alması şeklinde) organize olması, piyasada yapay bir arz-talep ve fiyat oluşmasına yol açar.
Eğer bu hisseler normal piyasa koşullarında satılsaydı fiyatları hızla düşecekti. THF ve DOH devreye sokularak fiyatın düşmesi engellenmiş veya fiyat yapay olarak dengede tutulmuş olur. SPK mevzuatında buna "karşılıklı işlemlerle piyasa dolandırıcılığı" denir ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası yaptırımı vardır.
3. Çıkar Çatışması ve Fon Rehberi İhlali: SPK’nın Portföy Yönetim Şirketlerine İlişkin Esaslar Tebliği uyarınca; şirketlerin yönettikleri fonlar arasında çıkar çatışması yaratması kesinlikle yasaktır. Bir fonun menfaati, diğer fonun zararına olacak şekilde gözetilemez. Ayrıca fonların birbirleriyle doğrudan veya dolaylı olarak bu tarz kurtarma amaçlı virmanlar yapması, İzahname ve objektif yatırım ilkelerine tamamen aykırıdır.
Şahsi görüşüm bunların hepsinin yapıldığını düşünen taraftayım ve bu tam anlamıyla eğer böyleyse piyasa dolandırıcılığıdır.
Kuvvetle muhtemel SPK tam da bu gerekçelerle (fonların kendi aralarında ilişkili şirket hisselerini döndürmesi, likidite krizini gizlemek için diğer fonları kullanması) düğmeye basmıştır. Kurul, bu usulsüzlükleri tespit ettiği Tera Portföy dahil bazı şirketlerin fon yönetim yetkilerini iptal etmiş, fonları tasfiyeye götürmüş ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.
Risk nedir sen tefeciye şahıslara yüksek faiz veriyor diye hırs yapıp paralarını verirsen bu senin riskindir hiç ağlamayacaksın kendin ettin kendin buldun olur
Burada insanlar ne yaptılar yastık altındaki paralarını bunca yıllık birikimlerini Devletin resmi kurumlarının kontrolünde olan fonlara koydular onun için burada tek suçsuz ve mağdur olan bizleriz para piyasasına olan güven bir gittimi bütün sistem bundan yara alır konuyu çok dallanıp budaklanmadan mağduriyet yaratmadan çozmek elzemdir
Risk nedir sen tefeciye şahıslara yüksek faiz veriyor diye hırs yapıp paralarını verirsen bu senin riskindir hiç ağlamayacaksın kendin ettin kendin buldun olur
Burada insanlar ne yaptılar yastık altındaki paralarını bunca yıllık birikimlerini Devletin resmi kurumlarının kontrolünde olan fonlara koydular onun için burada tek suçsuz ve mağdur olan bizleriz para piyasasına olan güven bir gittimi bütün sistem bundan yara alır konuyu çok dallanıp budaklanmadan mağduriyet yaratmadan çozmek elzemdir
Hangi fonlarda yapıldıysa, zaten birkaç tane ve isimleri belli; yapılan etik, mevzuat ve hukuk dışı hareketlerden menfaat ve zenginleşme sağlayan ilişkili tarafların, buradan sağladığı menfaatler ayrı bir fona aktarılarak, fonların likiditasyonunda kullanılabilir hale getirilmesi olumlu olur bence.
ABD SEC'in "Fair Fund" mekanizması var mesela; orada SEC, manipülasyondan elde edilen kazancı ve idari para cezalarını tek bir havuzda toplayıp doğrudan mağdurlara dağıtabiliyor.
Ama, hukuki olarak bizde de mümkün mü, ne kadar sürede bu imkan oluşur (çünkü ayrı bir düzenleme gerekebilir ve bunlar hep süreç), bu konunun uzmanları daha iyi bilecektir.
Risk nedir sen tefeciye şahıslara yüksek faiz veriyor diye hırs yapıp paralarını verirsen bu senin riskindir hiç ağlamayacaksın kendin ettin kendin buldun olur
Burada insanlar ne yaptılar yastık altındaki paralarını bunca yıllık birikimlerini Devletin resmi kurumlarının kontrolünde olan fonlara koydular onun için burada tek suçsuz ve mağdur olan bizleriz para piyasasına olan güven bir gittimi bütün sistem bundan yara alır konuyu çok dallanıp budaklanmadan mağduriyet yaratmadan çozmek elzemdir
Risk nedir sen tefeciye şahıslara yüksek faiz veriyor diye hırs yapıp paralarını verirsen bu senin riskindir hiç ağlamayacaksın kendin ettin kendin buldun olur
Burada insanlar ne yaptılar yastık altındaki paralarını bunca yıllık birikimlerini Devletin resmi kurumlarının kontrolünde olan fonlara koydular onun için burada tek suçsuz ve mağdur olan bizleriz para piyasasına olan güven bir gittimi bütün sistem bundan yara alır konuyu çok dallanıp budaklanmadan mağduriyet yaratmadan çozmek elzemdir
Gariban bir esnafın IBAN'ına üç kuruş gelse izlemeye alıyorsunuz.
✓Fon yöneticilerinin milyarlık hareketlerine neden bir yıldır sessiz kaldınız?
✓Neden milletin soyulmasına izin verdiniz?
@Morjinal@joceyln77 Hayır öyle değil varlıklar likitideye döndükçe havuza konulup pay adedine bölünüp peyderpey ödeme yapılacak yani kısaca 15-16-17 satış emri verenlerde eşit olacaklar