2025 MEB-AGS’de Tarih 10, Coğrafya 8, Eğitim Bilimleri 24 soruydu. Yeni sistemde ise Tarih 6, Coğrafya 6, Eğitim Bilimleri 30 soru oldu. Yani sınavın ağırlıkları açıkça değişti.
Buna rağmen bugün açıklanan sonuçların 2025 MEB-AGS puanlama sistemi esas alınarak hesaplanması tam anlamıyla bir garabettir.
Sistemi değiştirip puanlamayı eski sisteme göre yapmak, ölçme-değerlendirmenin temel mantığıyla bağdaşmaz. Binlerce öğretmen adayının emeği söz konusuyken böyle bir uygulama “teknik hata” denilerek geçiştirilemez.
Soru dağılımı yeni, puanlama eski… Bu nasıl bir adalet?
ÖSYM bu hesabın gerekçesini derhal ve açık biçimde kamuoyuna açıklamalıdır. Öğretmen adayları keyfî uygulama değil, adil ve tutarlı bir değerlendirme istiyor.
#ösymbaşkanıistifa
Depremde onbinler ölür istifa yok, otelde insanlar yanarak ölür istifa yok, maden kazası olur istifa yok, hastanede bebek öldürülür istifa yok, memleketin 50 yeri aynı anda yanar istifa yok, okul taranır istifa yok. Her felaketin sebebi kader, her güzelliğin sebebi tek bir kişi.
Savaşta mıyız diye yazanlar oluyor ya bazen, evet savaştayız. Devasa servet transferleriyle ekonominin içinden geçildiği, orta sınıfın tükenip bir grup sermayedarın ülkedeki toplam gelirin ezici çoğunluğuna sahip olduğu bir sınıf savaşının içindeyiz.
Çocuklar üzerinden siyaset yapacak değiliz. Ancak eğitimi yöneten Bakanın, devlet okullarına güvenmeyip çocuğunu özel bir okula göndermesini sorgulamak zorundayız. Milletin çocuklarına imam hatip güzellemesi yaparak imam hatiplere yönlendiren Sayın Bakan, kendi çocuğunu özel okula gönderiyorsa samimi değildir.
Bizim derdimiz ne o çocuk, ne de özel okullar. Bizim derdimiz devlet okullarında eğitimin niteliğinin yükseltilmesidir. Sayın Bakanın görevi ve yapması gereken budur, bunu yapamıyorsa o makamı boşaltmalıdır.
Yine cumhurbaşkanını eleştirdiği için tutuklanan bir vatandaş. Küfür yok, hakaret yok, saydıklarında yanlış da yok, hatta fazlası var, eksiği yok. Neden hapse atılıyor? Ne CB ne de diğer siyasetçiler Allah değildir. Artık şu içinde bulunduğunuz gaflet ve delaletten kurtulup yanlışlarınızı kabul edin. Sizin bulunduğunuz makam en ileri derecede eleştirilere de açık olmaktır.Kaldı ki siz bir kulsunuz, hatasız kul olmaz, bundan sebep yanlışlarınız eleştirilebilir.
Devleti kimin yöneteceği, o koltuğa kimin oturacağı bizim oylarımızla belirleniyorsa, bize kulak tıkayamazsınız ve söylediklerimizi suç sayamazsınız. Vatandaşın sesini kesmeye çalışmak niye? Bu dikta rejimi gibi baskıcı sistemle daha konuştuğu için kaç kişi esir edilecek?
Hiç mi böyle yapan ülkelerde sonunda ne olduğunu izlemiyorsunuz? Halkın bu denli sabrını zorlamak ve eziyet etmek niye, neden?
Şunu kabul edin, sizler elbet gideceksiniz ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Böyle yaparak sonucu değiştiremezsiniz, sadece mutlak sonu sancılı hale getirirsiniz. Burası monarşi devleti değildir ve halka yaptığınız bu haksız tutuklamalar insanlık suçudur.
Çalışma Bakanlığı önündeki eylemde bir öğretmen:
"Ben depremde bile artçıların arasında sınava hazırlandım. Alanımda derece yaptım. Yanımızda enkazlar varken bile sınava hazırlanmaya çalıştım.
Bu insanlar mülakatta beni elediler."
İsraf nedir ve nasıl yapılır, bunun açık örneğiyle karşı karşıyayız. Sn. @memetsimsek, sürekli tasarruftan söz ediyorsunuz ama ortada tam tersi bir tablo var. Eğitim fakülteleri varken, bu binalara ihtiyaç yokken; eğitimin ruhundan uzak @Yusuf__Tekin’in bu israf politikasına göz yummanız ne anlama geliyor?
Halka gelince 'yok', ranta gelince 'var' anlayışı tam da sizin 'Türkiye Yüzyıl'ınızın özeti.