Yahudi İzleyici: (ağlayarak) Konuşmanız sırasında Yahudilere yönelik birçok kez Nazi benzetmesi yaptınız. Bu son derece incitici. Bu, Nazi rejimi altında gerçekten acı çekmiş olan insanlar için çok aşağılayıcı.
Norman Finkelstein cevap veriyor:
— Bu tavra artık saygı duymuyorum. Gerçekten duymuyorum. Bu timsah gözyaşlarından hoşlanmıyorum ve onlara saygı da duymuyorum. (Dinleyicilerden alkışlar ve yuhalamalar yükselir)
— Yabancı bir dinleyici kitlesi önünde "Holokost kartını" oynamaktan hoşlanmıyorum ama şu an kendimi buna mecbur hissediyorum. Rahmetli babam Auschwitz'deydi. Rahmetli annem Majdanek toplama kampındaydı. Ailemin her iki taraftan da tüm üyeleri katledildi. Annem ve babam Varşova Gettosu Ayaklanması'na katıldılar.
— İşte tam da annem ve babamın bana ve iki kardeşime öğrettikleri dersler nedeniyle, İsrail'in Filistinlilere karşı işlediği suçlar karşısında sessiz kalmayacağım! Onların acılarını ve ölümlerini kullanarak; İsrail'in her gün Filistinlilere karşı işlediği işkence, vahşet ve ev yıkma suçlarını meşru göstermeye çalışmaktan daha aşağılık bir şey düşünemiyorum!
— Bu yüzden artık bu gözyaşlarıyla sindirilmeyi veya baskılanmayı reddediyorum. Eğer zerre vicdanın olsaydı, burada döktüğün o gözyaşlarını Filistinliler için döküyor olurdun!
🔴 Solda, Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar’ın makam aracı. (kendi hususi aracı Skoda Superb’i kullanacağını açıkladı)
🔴 Sağda ise Ardahan’ın 2 bin nüfuslu Köprülü Beldesi için yaklaşık 4 milyon TL’ye alınan yeni makam aracı. (Volkswagen Tayron 1.5 e-TSI R Line)
El Salvador Başkanı Nayip Bukele tarafından yürürlüğe konulan "Sıfır Boş Zaman" planıyla, mahkumlar kendi yemeklerini hak etmek ve topluma verdikleri zararı telafi etmek için fiziksel olarak farklı işlerde çalışmak zorunda.
Merhamet ceberutlara değil, zayıflara gösterilmelidir.
“¿Por qué Dios creó el mal?”
[Esta es probablemente la mejor respuesta que he oído a esa pregunta.]
Un profesor universitario preguntó a sus estudiantes:
“¿Acaso todo lo que existe fue creado por Dios?”
Un estudiante respondió valientemente:
Senaryo yıllardır olduğu gibi sezon başından belliydi.
1. Önce sanki başa başmış giden bir şampiyonluk mücadelesi başlıyor.
2. O sırada Fenerbahçe lehineymiş gibi görünen birkaç maçta hakem hatalarının üzerine kabartma tozu dökülerek abartılıyor.
3. Peşinden eş zamanlı olarak "bu sezon Fenerbahçe'yi şampiyon yapacaklar" söylemi devreye giriyor.
4. Birkaç hafta sonra Galatasaray'ın bildirileri peş peşe yayınlanıyor. Araya sıkıştırılan basın toplantıları oluyor. Durumun kritiklik derecesine göre.
5. Bu süreç Şubat ayında terse dönüyor. Fenerbahçe çoğunluğu hakem hatalarından oluşan puan kayıpları yaşamaya başlıyor; ve puan farkı açılıyor.
6. Bir anda bahar geliyor. Süper Lig'in kalitesinden söz ediliyor; futbol konuşuluyor. Okan Buruk'un süreci nasıl doğru ve güzel yönettiği...
7. Artık hakemlerimize güven duyulması gerektiğinin açıklamalarını dinliyoruz.
8. Ve Fenerbahçe Yönetimi de her ne kadar geç kalmış olsa da bildiri yazmaya, basın toplantısı düzenlemeye başlıyor.
9. Sezonun rengi iyice belirginleştikten sonraysa sezon başında yapılan açıklamalar, bildiriler unutuluyor.
10. Zaten bu dönem hem kamuoyunda hem de Fenerbahçe'nin içinde "ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali" sürecine evriliyor.
11. Stadyumda oyuncular ıslıklanıyor, yönetim istifaya davet ediliyor.
12. Eğer Kongre zamanıysa zaten yarışın havasına giriyor Camia.
13. Yeni sezon hazırlıkları. Teknik direktör kim olacak? Hangi oyuncular transfer edilecek?
14. Heyecan uyandıran transferlerle Fenerbahçe yeni sezon hazırlıklarına başlıyor...
15. Ve her şey yeniden aynı döngü ile çalışıyor...
Tam ortasındayım yağmurun
Karın soğuğun ortasındayım
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz
Sabretmeye, sevmeye, öğrenmeye
Tam ortasındayım yolun
Koşunun ortasındayım
Tam varıyorum ki hedefe
Bir yenisi başlıyor
Bu oyun hep aynı değişmiyor
Hala devam hala figan
Hem de bile bile
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz
Sabretmeye, sevmeye, öğrenmeye...
Senaryo yıllardır olduğu gibi sezon başından belliydi.
1. Önce sanki başa başmış giden bir şampiyonluk mücadelesi başlıyor.
2. O sırada Fenerbahçe lehineymiş gibi görünen birkaç maçta hakem hatalarının üzerine kabartma tozu dökülerek abartılıyor.
3. Peşinden eş zamanlı olarak "bu sezon Fenerbahçe'yi şampiyon yapacaklar" söylemi devreye giriyor.
4. Birkaç hafta sonra Galatasaray'ın bildirileri peş peşe yayınlanıyor. Araya sıkıştırılan basın toplantıları oluyor. Durumun kritiklik derecesine göre.
5. Bu süreç Şubat ayında terse dönüyor. Fenerbahçe çoğunluğu hakem hatalarından oluşan puan kayıpları yaşamaya başlıyor; ve puan farkı açılıyor.
6. Bir anda bahar geliyor. Süper Lig'in kalitesinden söz ediliyor; futbol konuşuluyor. Okan Buruk'un süreci nasıl doğru ve güzel yönettiği...
7. Artık hakemlerimize güven duyulması gerektiğinin açıklamalarını dinliyoruz.
8. Ve Fenerbahçe Yönetimi de her ne kadar geç kalmış olsa da bildiri yazmaya, basın toplantısı düzenlemeye başlıyor.
9. Sezonun rengi iyice belirginleştikten sonraysa sezon başında yapılan açıklamalar, bildiriler unutuluyor.
10. Zaten bu dönem hem kamuoyunda hem de Fenerbahçe'nin içinde "ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali" sürecine evriliyor.
11. Stadyumda oyuncular ıslıklanıyor, yönetim istifaya davet ediliyor.
12. Eğer Kongre zamanıysa zaten yarışın havasına giriyor Camia.
13. Yeni sezon hazırlıkları. Teknik direktör kim olacak? Hangi oyuncular transfer edilecek?
14. Heyecan uyandıran transferlerle Fenerbahçe yeni sezon hazırlıklarına başlıyor...
15. Ve her şey yeniden aynı döngü ile çalışıyor...
Tam ortasındayım yağmurun
Karın soğuğun ortasındayım
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz
Sabretmeye, sevmeye, öğrenmeye
Tam ortasındayım yolun
Koşunun ortasındayım
Tam varıyorum ki hedefe
Bir yenisi başlıyor
Bu oyun hep aynı değişmiyor
Hala devam hala figan
Hem de bile bile
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz
Sabretmeye, sevmeye, öğrenmeye...