Sizinle fotoğraf çektirmek istemeyen bir öğrencinin haberini asla okumazdık Hocam. Ama diplomayı çekiştiren akademisyen haberini okuyoruz. Aslında istediğini bir yerde de vermi�� oldunuz şahsa. Üstüne bu açıklama da maalesef şık olmadı. Seremoni dediğiniz şey farz değil, ayet değil. Foto istemiyorsa salın gitsin. Açıkçası hem tören esnasında tavrınız hem bu açıklamanız sizi haksız gösteriyor. Üstüne mezun kartının pasife çevrilmesi falan, işleri iyice karıştırdı. Bence yapacağınız en doğru hamlelerden biri öğrencinin rektörlük tarafından pasif hale getirilen bu kartını tekrar aktif etmek için ön ayak olmak olur.
Ha şunu da ekleyeyim. Yasin Hocanın yerinde herhangi bi başka akademisyen olsaydı yine haberimiz olmazdı. Mevzunun böylesi köpürtülmesinin ardında Hocanın kimliği, eğitim geçmişi duruyor. Boğaziçi’ne ve o fildişi kuleye yakıştıramıyorlar Hocayı. Belki oturup biraz vakit geçirseler, konulara bakışını dinleseler farklı düşünecekler ama etiketler her şeyin ötesine geçiyor. Burada da paraşüt vs demek işlerine geliyor. Cepheyi, mevzileri sıkılaştırmak biraz da böyledir.
“Pop-İslamcılık” dediğim bir anlayış zuhur etti son on yılda. Gelecek tahayyülü yalnızca siyasi iktidarla sınırlı, zerre kadar muhalif ruh taşımayan, dilinde hamasetin yuva yaptığı, parodi bir devletçilikle kuşanmış, mezhebi dinin önüne koyan, Amerikancılığı sözde reddedip özde bağrına basan, sosyal medya bağımlısı, aşırı popülist, aşırı şekilci, küçük ama çok bağıran bir topluluğun adsız ideolojisi.
Sorsan bu öğrenci arkadaşlarımız laikliği savunuyor. Oysa burada yapılanın laiklikle hiçbir alakası yok.
1. Laiklik, dinin kamusal hayattan silinmesi değil, devletin tüm dinlere karşı tarafsız olması anlamına gelir. Bu öğrenci arkadaşlarımız laikliği dini görünürlüğü bastırmak zannediyorlar. Bu laiklik değil zorbalıktır.
İdealde laiklik dindar insanların mezuniyet töreninde Kurandan alıntı yapmak da dahil olmak üzere inançlarını kamuya açık bir şekilde ifade etme haklarını korur.
2. Burada laiklik maskesi altında İslamofobik ve hoşgörüsüz bir tavır sergileniyor. Mezun Müslüman öğrenciler kendilerini ifade ettiğini düşündükleri barışçıl dini bir ifadeyi paylaşıyor. Bu ifade üniversitede benim ofisimde de yazar (gelip protesto ederler mi acaba?).
Burada kimse kimseye bir şeyi empoze etmiyor. Tam tersi laikliği savunduğunu iddia eden arkadaşlar kendi tavırlarını ve bakış açılarını empoze etmeye çalışıyor. Onlara göre dindarlar mezun olurken ayetli pankart tutamaz! Duygu ve ifadelerini bu noktada sınırlamaları lazım.
3. Aşağıdaki yazımda farklı laiklik türleri ve eleştirilerini bulabilirsiniz. İlgili dostlara tavsiye ederim.
https://t.co/aITG3tgZjQ
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
Akp’ye oy vermemek Islam’a, imana aykırı bir davranış değildir.
4 yıl imam-hatipte çalışmış biri olarak, gün içinde önümüze sürülen bir fotoğraf üzerinden imam hatiplerin şikayete neden olan durumunun gerekçelerini yazmaya çalışacağım. Bunlar benim gözlemimdir. Başkaları farklı sebepler de söyler:
1. İmam-Hatip sayısını artırmak. Kontrolsüz, inadına, öylesine yapmış olmak için.
2. Mevcut iktidarın bu okullar üzerinde olumlu ya da olumsuz dahlinin olması. Siyasete yakın isimlerin devamlı bu okullarla iç içe olması.
3. Tahammülsüz, beceriksiz, baskıcı öğretmen kadroları. Bakın bu maddeyi upuzun bir flood da yaparım. Bunun etkisi ilk 2 maddeyi solda sıfır bırakır. Bir sıraya uyarak yazmıyorum. Ama yapsaydım bunu başa koyardım. Ben bu tip idareci ve öğretmenler yüzünden idealist olarak gittiğim kutumdan midemde ülserle ayrıldım. Evet bayağı bayağı yoğun stresten ülser oldum.
4. İstemeyerek gelen öğrencilerin varlığı. Sistem gereği, istemeyerek gelenler de vardı. Ve bu bir tür bulaşıcı etki yaratıyor. Okulun atmosferini çok değiştirir.
Misal benim çalıştığım imam hatiplerden biri ciddi disiplin sorunları yaşadığımız bir okuldu. Sorunlu, sıkıntılı pek çok çocuğun ve ebeveynin olduğu bir okul. Başarı seviyesi düşük. İsmini yazmayı bilmeyen, okumayı bilmeyen öğrencilerin olduğu bir lise. Bu okulda çocukların öyle farklı, öyle önemli, öyle derin problemleri vardı ki. İşte bu okulda 3 numarada bahsettiğim öğretmen tipleri zorla namaza götürmeyi icraat sanıyordu. Onlarla ettiğim mücadeleyi anlatamam. Size bişi diyim mi? O okuldan mezun olup da iletişimde olduğum hiçbir öğrencim namaza devam etmiyor. O hocalardan biri “burası imam hatip namaz kılmıyorsa s….ktirsin gitsin” dedi, öğretmenler odasında bunu dedi ve ben “sen kimsin de kimi buradan kovuyorsun” diye tartıştım onunla. Sonucunda yaşadığım şeyi çok yakınlarım bilir. O detayı yazmayacağım ama çok büyük hakkımı yediler. Çok büyük hem de.
Mevzu zihniyet arkadaşlar. Mini etekli k��z fotosu diye paylaştıkları şey sonuç. O kadar körler ki kendi yaptıklarının nelere mal olduğuna. O kadar körler ki. Çuvaldızı asla kendisine batırmıyorlar. Ve hala burada o hedef gösteren, baskılayan, ezikleyen dili kullanıyorlar.
Evet, o kızları ayıpladınız, ne geçti elinize? Merak ediyorum ne geçti? Ne elde etmeyi umuyorsunuz?
Sizce bu tavrınız imam hatipteki tüm gidişatı değiştirecek mi? Hayır. Sorunun temeline inmeden, asıl problemlere odaklanmadan varacağınız yer o sevmediğiniz nokta olacak. Gün gün, an an içini boşalttınız o güzelim okulların.
Kendi vatandaşına, gencine ya da insanına sahip çıkmayan; onlara işkence devlet de ideoloji de temeldeki bütün sahiciliğini ve saygınlığını yitirir. İçerideki adaletsizliğe ses çıkaramayanın dışarıya parmak sallaması basit timsah göz yaşlarından ibarettir.
Filistin davasına bütün ahlaksızlıklarınızı ve adaletsizliklerini temizleyebileceğiniz abdest muamelesi yapmaktan vazgeçin. Türkiye’nin İsrail’e enerji tedariğini, ikiyüzlü ambargo ticaretini eleştiren gençler de tekme tokat dövülerek gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
Demek ki mesele onun ya da bunun davası değil. Asıl mesele iktidar bloğunun kimseye yar etmek istemediği çıkarları. Bu yüzden 300’den fazla genç bayramı hapishanede geçiriyor, kalp hastası bir adama onu içeride tutarak işkence ediliyor.
Biz bu topraklarda beraber yaşamaktayız. Sokağa çıkanlar çocuklarımız akrabalarımız komşularımız. Kimse diğerini kovamaz ötekileştiremez damgalayamaz. Trol diline teslim edilecek kadar hafife alınamaz gelecegimiz. Aklımızı başımıza alalım.
Ramazan’a Özel Kitap Hediyesi
İnciller Güvenilir Metinler midir?(4)
Meryem Oğlu İsa Nasıl Tanrılaştırıldı?(3)
Mesih’in Peşinde(3)
10 kitabımı, bu tweeti beğenip retweet eden 10 şanslı takipçime çekilişle ve “imzalı” hediye ediyorum.
Etkinlik 6 Mart Perşembe saat 21.00’de bitecektir.