zifiri bir çukura yuvarlanıyor yarından umduğum ne varsa, zehre dönüyor ay yüzünü, dar ağacının gölgesi düşüyor önüme, üç vakit evvel zuhur etmiş gözlerime uykusuz vakitler, geçmiyor bu vakitler ah geçmiyor adını yad etmesem
mesele zamanın doğru ya da yanlış olması olmayacak, geç kalmışlık olacak. Ne var ki doğru ya da yanlış olmaya böylesine saplanmışken tarihi geçmiş sözler kalbe dokunamayacak.
Saçları aniden dökülmedi fakat bir gün bütün saçları dökülmüştü. Tel tel, aheste aheste, gün be gün azar azar kopup giden saçlardan başka onca şey varken durup durup saçlarım döküldü diye için için ağladı.
zaten ömrü de yetmezmiş. nereden bildiğini soramadım, sanırım yerine koyduğu tek doğru parça buydu, üzerine daha da düşünmeye gerek yok, zaten ömrü de yetmez.
hatırlamak için altını çizdiği her satırı unutmaya, unutmak için üstünü karaladığı her cümleyi hatırlamaya meyyal bir akıl ve metruk bir kalp ile ne yapabilirse bir insan onu yapıyordu
halbuki alelade susup, rüzgarlı bir öğlen hatta belki akşamın köhne bir saatinde misal sahilde veyahut arka sokakta telaşsız bir kahvecide yaşamadık ki hiç sonbaharı. nedendir olmadık hicran, yaşanmaşın hasreti mi ihtimalin gamsızlığımı ? gamsızdır ve pişkindir ihtimaller.
belki zamanın sonundaydı ve artık iyileşemiyordu,belki zaman yaralıydı.her halükarda sayılar, günler ve aylar kısır bir devinim içinde sadece geçip gidiyordu içinden
cesaret işi çok başka, tekinsiz bi kere, sağı solu belli olmuyor insanın, biliyor sular derin ama yüzmekten alıkoyamıyor kendini, dalgalar boyunu aşarken dahi.
Çağımızın sorunu “travmalar” peki siz travmatikleştiremediklerimizden misiniz?
Ses Kaydı yeni bölümü ile yayında 💚🍀
@Cihantazz#podcast#travma#seskaydı#Spotify
https://t.co/QSSCLrvAHG