Değerlendirmenize kısa bir değerlendirme
1. Biz Ömer Faruk Hocanın ilmini de edebini de hep taktir ettik. Bundandır ki Halis Hocanın ilk twitinde de saygı ifadeleri ve ilim talebesi vurgusu vardı. Münazara boyunca Halis Hoca ilim ehline gösterilmesi gereken saygıyı da edebi de gösterdi. Bir diğer ayrıntı da ilim meclisi ve ilim ehlinin yanında oturma adabı konusudur ki bunu da iyi bir nazarla görebilir herkes, moderatör kardeşler üzerinden.
2. 'Videolarından uzaktı' ifadesi sanırsam isabetli değil. Allah'ın haberi sıfatları mevzuunda Halis Hocanın ben 2005 yılından bu yana ana hatları ile akidesinde bir değişiklik bilmiyorum. Sizin de malumunuzdur. 'Camianın avam zümresi' ifadesi asla kabul edilebilir ve selefimizin üslubundan uzaktır Allahualem. Zira her bir mümin Allah katında çok değerlidir. Üst perdeden konuşma da isabetli değil.
Hutbenin, vaazın, ikili diyalogların dili ve ses tonu birbirinden farklıdır. Buna hitabet sanatı da denir. Muhatabının öfkesine yumuşak ses tonuyla ve nezaketle cevap vermek bazen çok daha etkilidir. Bazen de tam zıddı.
3. Tenzih, istiva, uluv gibi kavramlarda sabit olan bizim akidemizdi. Bilakis dikkatlice tahlil yapılırsa sema, fevk, istiva konularında (Türkçe'ye tercüme kısmındaki ihtilaf dışında) Ömer Hoca bazı şeyleri kabul etmiş oldu. Ki burada normal şartlarda ihtilaf yersizdir zaten.
4. Türkçe'nin yanlış anlamaya zemin hazırlayacak yeterlilikte olmaması akidenin izahının konusu olmamalı. Haberi sıfatları ile alakalı arapça ifadelerin olduğu gibi alınması belki tenzihe vesile olur evet ama bence NASLARIN anlaşılmaması fitnesini de doğurur. Semaya gök dememek, yükselme yerine yücelme gibi ifadeler kullanmak faydalı olabilir. Lakin külli dairedeki çağrışımda pek bir fark oluşmaz zihinlerde.
5. 'Cephane harcamak' ifadesi de çok tiyatral. Argümanların kıyasını sağlıklı yapmak gerekir. Ayet, sahih hadis, sahabe ve selef kavlinin karşısına on binlerde halef kelamcıların kavlinin ne ağırlığı olabilir. Ben Ömer Faruk Hocanın bilerek sizin ifadenizle kendi cephanesini açığa çıkarmadığını düşünüyorum. Zira karşı cenah, Halis Hocanın müktesebattan bihaber olduğuna hatta kimilerinin arapçaya vukufiyetinin zayıflığına dayandı. Lakin bence bu kanunun farkına varıldığı için derinlere inilmedi. Bu da Ömer Faruk Hoca açısından stratejik bir başarı idi. Zira NASLARIN karşısına kaviller ve tevillerle çıksaydı, kamuoyu veya 'avam zümre!' tarafından tenkit edileceğinin farkına vardı.
6. Kelâmî eserlerden birini veya bir kaçının okunmaması bir nakıslık teşkil etmez. Zira Halis Hoca usulen zaten kelam ilmine mesafeli olduğunu ifade ediyor. Bundan dolayı H 800'lü yıllarda yazılan bir eserle karşılaşmamak veya ilgilenmemek problem olarak görülemez.
7. Ömer Faruk Hocanın selefi camianın dayanaklarını biliyor doğru. Ama benim hocanın reddiye videolarından anladığım şu oldu. Başlangıçta bu eserleri tanımak ve anlamak için değil de kusur bulmak ve reddiye yapmak niyetiyle okuduğu için bazen de niyet okumalara veya başka hususlara da girebiliyor. Ama tasavvufi camianın Ömer Hocaya eleştirileri var ki şöyle: diyorlar ki Ömer Faruk Hoca özelikle İbn Teymiyye ve İbn Kayyımı fazlaca mütalaa ettiği için farkında olmasa da onlardan etkilenmiş ve genel inanışların dışında bazı görüşler izhar ediyor.
8. Galip mağlup ifadeleri çok yakışık almıyor kanaatindeyim. Bu bir müsabaka değil münazara. Ve amacı da bir niyet okumadan kaynaklı isimlendirmenin (haşevilik) açığa çıkarılması ve izale edilmesi. Ömer hoca provake olamadı ifadesi de kusurlu. Zira tasavvuf ehlinin eserlerinin teşbih ve tecsimle, bid'at ve uydurma hadislerle dolu olduğu sizin de malumunuzdur.
Bir insanın küfrüne, sirkine , nifağına yahut bid'atine inanmak ile onun yüzüne EY KAFİR EY MÜŞRİK diye hitap etmek ayrı şeylerdir. Birine Ey Kâfir demek de , sen kafirsin demek de bizim menhecimizde asla yerli değildir.
9. Jurnalcilik sufi camianın tamamının değil belki zümrelerin hastalığıdır. Tekfir ile jurnalcilik kıyaslanır mı?
Allahu alem
Kelamcılara kelamcıların kitap ve alimlerinden nakillerle, eşari ve maturidi alimlerin istinbat ve şerhleriyle hakkı ortaya koyup, hakkın herkes tarafından hakkıyla görülmesine vesile olan Halis kardeşimiz büyük bir çığır açmış ve birçok kimselerin göremediklerini göstermiştir...
Münazaradaki gayelerden birisi de insanların #tevhiddaveti hakkında bilgi sahibi olması idi.
Hamdolsun bu gerçekleşti.
Umulur ki güncel birçok itikadi meselenin de bu vesile ile konuşulacak zemini olur.
Türkiye topraklarında Halis Bayancuk Hoca’nın Ömer Faruk Hoca ile yaptığı münazara,
- Kaynak bilincinin tekrarına
- Güzel üslup ve seviyeli diyalog yapılabileceğine
- Yıllarca iftira ve etiket olarak zikredilen ön yargıların kırılmasına vesile olmuştur.
Son bölümündeki kapanış konuşması çok iyiydi.
#tevhiddaveti
Videoyu dinledim ve inşAllah iki açıdan ele alan bir video çekeceğim.
1- "Allah mekandan müzenezzehliği" konusunda getirilen itirazlar... Ben bu konuda maalesef @AltayCemMeric'in de sosyal medya etkisine kapılarak yorum yaptığını düşünüyorum...
2- "Akil nakil çatışması sorunsalı..."
Bu oldukça kadim bir meseledir. Çok uygun bir zeminde ve bu münazaradan bağımsız tartışılmalıdır. Bunu inşAllah ilerleyen zamanlara bırakmak gerekir.
Münazara da üç husus dikkatimi çekti;
Ömer F kormazın hiç gülümsememesi, karşı tarafa hiç hocam diye hitap etmemesi, başka konulara geçmemek için büyük çaba sarf etmesi.
Buna karşın;Halis kardeşin gülümsemesi, hocam demesi diğer bütün konuları tartışmalım demesi çok manidardır.
Mümin akidesiyle vardır. Akide kulluğun olmazsa olmazıdır. Akidenin nasıl olması gerektiği, bunun usulü nedir? Allahın sıfatlarını nasıl anlamamız gerekir?
İşte bu konularda sahabe, tabiin, etbatabiin inancı. Halis kardeşimizi bu hususta tebrik ediyorum.
Affedersiniz ama böyle bir tavır neden münazaradan önce ve münazaradan sonra aklına gelmedi de bizzat münazara esnasında aklına geldi. Orada bulunan onlarca kişinin şahitliğine müracaat edebilirsiniz. Gerek münazaradan önce gerek münazaradan sonra olabildiğince saygılı ve hürmetli davranırken bizzat münazara esnasında hocam dememek, saygın bir ifade kullanmamak için kendini kasması hiç dikkatinizden kaçmadı mı?
Her yapılan yanlışa bir kılıf uydurmak maalesef sizde fıtrat olmuş...
Münazaranın hemen akabinde muhaliflerimizin takipçilerinin zaten tarafgir yorumlar yapacaklarını, bu yorumlarında hak&batıl endişesi taşımaksızın takım tutar gibi holiganca davranacaklarını zaten biliyorduk. @EnesYelgun hocanında dediği gibi böylesi bir tutumun bizzat ilim talebesi olarak bilinen kimseler tarafından gelmesi doğrusu beni de şaşırtan en trajikomik durumlardan birisi oldu.