Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
🗣️İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
📌"Sağcı ve aşırı sağcı kesime sesleniyorum: Dünyayı ateşe verenleri destekleyip, sonra o yangının çıkardığı dumandan şikayet edemezsiniz."
📌"Hem pastam dursun hem karnım doysun diyemezsiniz.’"
Bir rezilliğe tanıklık ediyoruz.
Haftalar önce madenci kardeşlerimiz bileğinin hakkıyla, çocuklarının geleceği için bedenini açlığa yatırarak burada bir direniş kazandı. Devletin 3 bakanı söz verdi, “patron işçilerin tüm haklarını ödeyecek” dedi. Haftalar sonra bugün biz yine Yıldızlar SSS Holding önünde, tutulmayan sözlerin peşinde direniyoruz.
Soruyorum: Devlet daha verdiği bir sözü tutmayacaksa nerede bunun kudreti? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir tane patron bozuntusuna işçilerin hakkını ödetemiyor öyle mi? Gençlere cop vurup biber gazı sıkarken çok güçlüsünüz ama bir patrona söz geçirmekten acizsiniz, öyle mi?
Bu süreçte birkaç defa “bütün alacaklar ödendi” açıklaması yaparak işçileri kandırdılar, biraz önce de benzer bir açıklama yapıldı. Patronların ve yetkililerin sözüne güven duymadığımız için işçi arkadaşlarımız avukatlarımızla görüşme halinde, tüm hesaplar kontrol ediliyor ve herkes tüm haklarını alana kadar burada beklemeyi sürdürüyoruz.
Şunu iyi bilsinler: İşçi kardeşlerimizin tek bir lirası bile patronda kalmayacak. Devran nasıl olsa dönecek; söz verip oyaladığınız, kandırdığınız işçilerin hesabı mahşere kalır zannediyorsanız yanılıyorsunuz!
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi.
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
⚠️ “Yolsuzlukları ortaya çıkarmayayım diye 70 gündür cezaevinde tutuluyorum.”
👉🏻 Tutuklu gazeteci İsmail Arı, cezaevinden seslendi:
• Bugün Sincan zindanındaki 70’inci günüm. 70 gündür gazetecilik yapamayayım, yolsuzluklar�� ortaya çıkarıp hukuksuzlukları anlatamayayım diye cezaevinde tutuluyorum.
• Ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum, görmüyorum ama 70 gündür sesim duvarları aşsın diye çırpınıyorum.
• Sincan Cezaevi, Silivri kadar popüler olmasa da burası da aslında Türkiye’nin aynası durumunda. Dışarıda olup bitenler bu zindana yansıyor.
• Bu hafta koğuşumuza yeni bir ‘misafir’ geldi. Koğuşun yeni üyesi 50 yaşındaki bir CHP delegesi.
• İki kez seçilmiş. Önce halk meclisi üyesi olarak seçmişler, bir de partilileri parti delegesi olarak seçmiş.
• Koğuşun bir diğer üyesi ise söz ve ses sanatçısı. İşte bu yüzden ‘cezaevi Türkiye’nin aynası’ dedim.
• Peki soruyorum: Akademisyenin, siyasetçinin, sanatçının ve gazetecinin cezaevinde ne işi var?
• Avrupa’nın kıskandığını iddia ettikleri Türkiye bu mu? Çok yakınımızda, Sincan F Tipi Cezaevi’nde ise bir başka seçilmiş Belediye Başkanı Tanju Özcan var.
• Bizim yaşadıklarımız ‘büyük bir çöküşü’ kesin olarak gösteriyor. Bu süreçte tarihin doğru tarafında durup durmayanlar da ortaya çıkıyor.
• Önceki bayramı gözaltında, bu bayramı cezaevinde geçirdim. Ben 70 gündür yerde yatıyorum. CHP delegesi de yerde yatıyor.
• Payımıza bedel ödemek düştü. Burada çok sevdiğim ailemden, dostlarımdan, gazetemden uzağım. Kalın duvarların ardındayım.
• Çok büyük bir hukuksuzlukla ve eziyetle karşı karşıyayım.
• 5 Haziran’da haber alma hakkınıza, gazeteciliğe ve demokrasiye sahip çıkmak için beni yalnız bırakmayın.
• Sadece kendimi savunmayacağım, aynı zamanda gazeteciliği savunacağım.
Ana muhalefet partisinin büyük kongresini yerli işbirlikçilerle bir olup alelade bir mahkeme eliyle “yok saymak” Anayasa’yı yok saymaktır.
Siyasi partileri yok saymaktır.
Örgütlenme hakkını, seçme ve seçilme hakkını yok saymaktır.
Yok olacak tek şey sırtını dünyadaki kara düzene ve içerideki sair haine dayayarak bir cumhuriyetten bir krallık yaratmaya çalışanlardır.
Biz yurttaşız.
Tebaa değiliz.
Olmayacağız.
Meydanları doldurmaya devam eden tüm İzmirlileri ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’i kutluyorum.
Ben Kemal geldim!
Özgür Özel’i susturmak için geldim!
İmamoğlu’nu hapiste çürütmek için geldim!
CHP örgütünü felç etmek için geldim!
Bana kurultayda oy vermeyen delegeden intikamımı almak için geldim!
Toplumsal muhalefeti dağıtmak için geldim!
Saray’a hizmet etmek için geldim!
Deniz Baykal'ın kaseti ortada yokken, 8 ay önce İsveç'te bir enstitü rapor yayınladı. Deniz Baykal'ı kaset ile istifaya zorlayıp yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirilmezse AKP, PKK açılımı yapamaz, yapsa da başarılı olamaz.
Mutlak Butlan Kılıçdaroğlu'nun bu görevini tamamlamak içindir ama CHP'yi değil AKP'yi dağıtacak.
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
BEKİR COŞKUN
Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler, yarısı hocaya,
yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum
şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…
*
Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…😪😪😪
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…
(3 Ocak 2015)
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasına, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum; Tele1'in yağmalanmasına engel olalım, bize sahip çıkın!
MERDAN YANARDAĞ
TELE1’i bir de benden dinleyin…
Tele1, kurum olarak küçük ama ülküsü büyük bir kanaldı..
Baskıcı, ötekileştirici düzene
asla boyun eğmedi…
Onca cezaya, ekran karartmaya
sonuna kadar direndi…
Siyasi ablukaya alındı, ekonomik ambargo uygulandı… Tınmadı!
“Fikri hür vicdanı hür” ilkesine sadık bir yayın politikası; halkın sesi olmaya çalışan yayıncıları vardı…
Bozuk düzenin aktörleri,
varlığından hep rahatsızdı.
Çünkü “mış” gibi yapmayanların kanalıydı…
Fikriyatı ile başa çıkamadılar, izleyicilerini caydıramadılar, çalışanlarını yıldıramadılar…
Sonuç: “Kırın kapıyı girin içeri, gerekirse sonra kanun çıkarırız” yöntemine sarıldılar…
Şimdi Tele1’i satışa çıkarmışlar… Sanmayın ki, satılan sadece bir kanal… “Taraf olmayan bertaraf olur” düzenini olağanlaştırıyorlar…
@tele2haber@drmyanardag@merdanyanardag@ranaulas@murattaylan72@namko54@Saliimsen #tele1
İsrail'in son cinayeti!İ
Ateşkese rağmen bomba yağdırmaya devam etti; melek yüzlü, Lübnanlı gazeteci Emel Halid'i öldürdü.
Aynı günlerde,İsrail devletinin kuruluşunu kutladılar dans ederek, kahkaha atarak nazi kılıklı, Netanyahu ve hükümet üyeleri!
Zalimlik zaman tanımıyor!