Vefa Yurdu ve İlim Yayma Cemiyeti çok insan yetiştirdi.
Vefanın, inancın, kardeşliğin ve kutlu bir davanın merkezlerinden oldu.
İşte bu mektebin müstesna emektarlarından, ilim yayma gayesini bir hayat düsturu edinen, Vefa Yurdunun samimi bir hadimi olarak ömrünü bu yola vakfeden kıymetli büyüğümüz Ömer Aydın ağabeye Allah'tan rahmet diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Ailesinin, sevenlerinin ve İlim Yayma camiasının başı sağ olsun.
Gazze’deki soykırımı duymaya bile tahammülleri yok.
Avrupa Birliği Konferansı’nda (#COSAC) ifade özgürlüğümüze darbe vuruldu!
Bizi susturamayacaksınız!
Katil İsrail hukuk önünde, zulme sessiz kalanlar ise tarih önünde er yada geç hesabını verecek!
#FreePalestine
Kültürlü olmak bizi ahlâk sahibi olmaya götürüyorsa, ahlâkı ekonominin önüne geçirebiliyorsak, “daha âdil bir dünya” deyip başta Gazze olmak üzere her türlü zulme karşı çıkabiliyorsak kültüre ihtiyaç var demektir.
https://t.co/sQv56LR17o
TBMM Heyetimizle; Avrupa Birliği Parlamentoları Avrupa İşleri Komisyonları Konferansı (COSAC) Başkanlar Toplantısı'na katılım sağladık.
#COSAC#HU24EU@TBMMresmi@Burhan_Kayaturk
Üç buçuk kitap okuyan kendisini alim zannedip dini meselelerde uluorta ahkam kesiyor. Bu sadece cahil cesareti değil; zihinleri bulandırmak suretiyle dinin ve toplumun temellerine saldırıyorlar. Allah dinini korur elbette ama müslümanlar da bu alçak fırtınaya önlem almalı.
İnsan haklarıyla aynı anlamda ve aynı etik ağırlığa ve bağlayıcılığa sahip bir hayvan hakları kategorisi yoktur. Haklar insanlara mahsustur. İnsanlar ile hayvanlar arasında bir hayat ve varlık çatışması ortaya çıktığında öncelenmesi ve savunulması gereken İnsan haklarıdır...
Zühtü Arslan’ın armağanı
Prof. Dr. Zühtü Arslan, bağırıp çağırmadan, parmak sallamadan, polemiğe girmeden, yani AYM eski başkanlarının birçoğundan hatırladığımız kişisel, sınıfsal veya siyasi reflekslerle manevralar yapmadan çalışan, sakin ve hukuku önceleyen bir AYM başkanı oldu; bir standart oluşturdu, görev süresi dolunca da vakur bir şekilde ve zarif bir reveransla sahneden ayrıldı.
Bu yazı onun için.
https://t.co/4VV5RZW08E
Dava dilekçelerinde aşırı vurgu sorununu daha önce Bilimsel Yazma ve Yayınlama: Bir Stil Kılavuzu isimli kitabımda (2. Baskı, 2023, s.221-223) incelemiştim. Bir alıntı: "Her şeyin vurgulandığı yerde vurgu olmaz. Vurgu mahiyeti gereği istisnai bir şeydir". https://t.co/p952e3eQEL
Bugünkü yazı: Maç öncesi Norm Ender'in İstiklal Marşı ve 100. Yılı marşını orkestrayla söyleyeceği, tribünlerde Atatürklü ve Türk bayraklı koreografi yapılacağı duyurulan bir maç nasıl Atatürk merkezli krize döndü?
Riyad'daki krizi kim çıkardı?
https://t.co/f6YOYdenz1
❝Gazze dışında dünyada her yer işgal altında, hepimiz işgal edildik❞
❝Bu savaş, insan haysiyetinin yeryüzünü aştığı bir savaştır. Çünkü haysiyetin yer yüzünde ineceği bir yer kalmadı❞
Çevirmen Ayçin Kantoğlu, İslam Düşünce Enstitüsü (İDE) tarafından düzenlenen "İnsanlık Vicdanı Yol Ayrımında: Gazze" başlıklı panelde konuştu:
Çatışmanın kalıcı ve adil çözümü ancak; bağımsız, egemen ve coğrafi olarak birbirine bağlı 1967 sınırlarında başkenti #Kudüs olan #Filistin Devleti’nin kurulmasıyla sağlanabilir.
📍Avrupa Parlamentosu 70. #COSAC Genel Kurulu - #Madrid#FreePalestine#SoykırımaSeyirciKalma
107 yıllık tarihiyle ülkemiz gençliğinin önünde maziden atiye kurulan bir köprü olan Millî Türk Talebe Birliğimizin 62’nci Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kuruluşundan bugüne birliğimizin çatısı altında hizmet veren herkese şükranlarımı sunuyorum.
Çanakkale Savaşı döneminden başlayıp Millî Mücadele ve Cumhuriyetin çeşitli evrelerine kadar uzanan süreçte birliğimiz, daima milletimizin saldırı altındaki değerlerinin savunucusu olmuştur.
Millî Türk Talebe Birliğinin en önemli özelliği, ülkemizdeki milliyetçi ve mukaddesatçı gençlerin tamamını kucaklamayı başarabilmesidir.
Bugün de birliğimizden beklentimiz, gençlerimizin siyasi, sosyal, kültürel ve teknolojik olarak yoğun bir küresel bombardıman altında kaldığı şu dönemde aynı kuşatıcılığı sergilemeye devam etmesidir.
Geleceğimizin sahibi ve teminatı olan gençlerimizi güçlü bir tarihî ve kültürel donanımla dünyaya hazırlayamazsak işimizi zora sokarız.
Bireysel kariyeri peşinde koşmaktan başka ideali olmayan bir kitle, bizim istikbalimizi emanet edeceğimiz gençlik olamaz.
Birlik, beraberlik, inanç, cesaret ve istikrar içinde hareket eden, ülkesinin ve milletinin meselelerine kafa yoran, fikrî ve bedenî yetkinliğiyle öne çıkan bir gençlik inşallah bu çatı altında kendini gösterecektir.
Yaşadığınız mahalle bombalanıyor.
Evlatlarınız yanınızda ve bir arkadaşınız arıyor;”Hastanede paramparça çocuk cesetleri var-pek çoğunun kimliği tespit edilemiyor. Topluca gömülecekler birazdan” diyor.
Sonra ekliyor, ”İstersen çocukların ayaklarına ve kollarına isimlerini yaz, Allah korusun saldırılarda ölürlerse kim oldukları anlaşılır bari”
Telefonu kapatıp evladınızı yanınıza çağırıyorsunuz…
Saçınız beyazlıyor kızınız - oğlunuz yanınıza gelene kadar, 10 saniyede…
Sonra bacaklarına ve kollarına kim olduklarını yazıyorsunuz. Henüz sıcakken tenleri…
Kalemin ucu acıtmasın diye derisini, yumuşakça yazıyorsunuz.
Yavaş yavaş.
Gözlerine bakarak ve koklayarak…
“Allah korusun yavrum ama tedbir işte” diyerek yazıyorsunuz…
Ve işe yarıyor kahrolası zalimliklerin pençesinde, sıkıştığınız bir kentte evladınız için yaptığınız bu son jestiniz.
Gazze’de baba olmak, yazarken teni incinmesin diye sakındığımız evladınızın, buz kesmiş parçalarını toplamakla neticeleniyor.
Acınızla yanıp tutuşuyorsunuz da
ATEŞ
i
KES
e
miyor kimse.