Üç Allah dostu, üç güzel ve özel söz...;
“Ben mürşid Fakirullah’ım. Allah’ı seveni severim.”
“Hiçbir amelime güvenmiyorum, lakin Allahü Teâlâ’nın düşmanlarına düşmanlığım var.”
“Allah’ı sevmeyen bizi de sevmesin.”
Usta oyuncu Haluk Bilginer'in "Babam öldü ama sahneye çıktım" diyenlere yerin dibine soktuğu o sarsıcı tespiti:
🔷 "The show must go on" yani "Şov devam etmeli" lafı kadar aptalca bir laf yoktur.
🔷 Bu, Anglo-Sakson kapitalizminin uydurduğu, "Sen çalışmaya devam et, paralar gelsin" diyen acımasız bir yalandır.
🔷 Efendim neymiş, "Babam öldü ama acımı içime gömüp yine de sahneye çıktım..."
🔷 Halt etmişsin sen!
🔷 Çıkmamalıydın!
🔷 Senin baban ölmüş yahu, bir insanın yaşayabileceği en büyük acı.
🔷 Daha ötesi var mı?
🔷 Benim babam ölecek ve ben o gece sahnede insanları güldürüp soytarılık edeceğim?
🔷 Yok öyle bir dünya.
🔷 O tiyatro perdesi o gün kapanmalı!
🔷 Biz dünyanın en önemli, en kutsal işini falan yapmıyoruz.
🔷 Alt tarafı oyunculuk bu.
🔷 Hiçbir tiyatro oyunu, hiçbir şov insan hayatından ve insan acısından daha değerli olamaz.
Dünya Kupasında Senagalciyiz arkadaşlar.
Muhteşem bir teknik direktörleri var.
Bugünkü basın toplantısı harikaydı.
Gazeteci: Bugün New Jersey eyaletinde şiddetli rüzgarlar vardı ve güvenlik heyeti, güvenliğiniz için dışarı çıkmamanızı istedi ama siz neden namaza çıktınız?
Babı Thiaw: Namazdan daha önemli bir şey var mı?? Bence bu senin bana soracağın bir soru değil. Buna hakkın yok. Sen rüzgardan korkuyorsun, biz rüzgarı yaratan Allah'tan korkuyoruz. Biz buraya eğlence amaçlı bir oyun için geldik ama Allah'a ibadet için yaratıldığımızı unutamayız. Eğer bugün Dünya Kupası finali olsaydı ve biz finalde olsaydık, Cuma namazı için gidersek şampiyonluğu kaybedecek olsak da Cuma namazını tercih ederiz, onun vakti belli çünkü. Bizim dinimizin ritüelleri hakkında bizimle böyle konuşamazsınız.
Yazık.
Yürek yaralayıcı.
Yardım etseydiniz.
Yol gösterseydiniz.
Sahip çıksaydınız.
Ekmek parası, rızık, evlâd ü iyal, hane, komşu, misafir, muhacir, Ensar.. bunlar aziz kelimeler.
Vallahi içim parçalandı, gözlerim doldu.
Adamların üstüne 12 sene bomba yağdı ya hu.
Dile kolay..
Bize yakışan bu değil.
Ecdadımız böyle yapmadı.
Mahalleli toplansın sahip çıksın adamcağıza.
Konudan bağımsız. İbn Haldun şöyle der:
“Aşağı tabakadan gelen kimseleri Yönetimine, Kadılık makamlarına ve insanların işlerinin başına getirmeyin. Çünkü bu görevlere geldiklerinde, masumlara ve şeref sahibi kimselere zulmetmeye, insanları aşağılamaya çalışırlar. Zira kendilerini sürekli aşağı görme duygusu ve peşlerini bırakmayan eksiklik kompleksi onların iç dünyasına yerleşmiştir.”
📍İNŞİRAH
Cerrah, ''3 tane göğüs kemiğin tümörden dolayı çürümüş, onları kesmem lazım'' dediğinde, paniklemeden,
- Sonra'' diye sordum.
+Onların yerine platin yerleştireceğim, göğüs kemiği vazifesi görecek.
- X Ray cihazından geçerken öter mi?
+Sanmam ama öterse beni de bilgilendirirsin.
Kalbe yakın aort damarı üzerindeki tümör 7 santimetreden büyüktü ve cerrahım bunun oldukça tehlikeli olduğunu en kısa sürede alınacak kemoterapi tedavisiyle ne kadar küçültülebilirse bu yönde bir sürecin ilerlemesi gerektiğini söylemişti. Oldukça acı veren ve bitkin düşüren bir kemoterapi sürecinin ardından yine cerrah ile bir araya gelmiştik. Şaşkınlığını dile getirdiği cümlelerle ifade ettikten sona,
- 7 cm'lik tümör yarıdan fazla küçülmüş ve iki göğüs kemiğin de nasıl olduğu konusunda fikir sahibi değilim ama kendi kendini yenilemiş. Sadece 1 göğüs kemiğinle ilgili platin takma düşüncem var, 9-10 saat sürecek ameliyatın da bu şaşırtıcı iyileşmeyle 2-3 saatte falan sona erecek gözüküyor.
-Hayırlısı...Rabbimize teslimiz, O'na aidiz ve O'na döndürüleceğiz.
Bir yandan tıbbi desteğini önceleyen cerrah diğer yandan benim inanca dair bağlılığıma şahit olunca, kendisini vesile gördüğümü şifa makamı olarak da Rabbe tam teslimiyet gösterdiğimi fark etmişti.
Ameliyat sonrasında herhangi bir platin takma işlemi yapılmamış, o birkaç günlük esnada da diğer göğüs kemiğinin hiç el değmeden onarıldığına şahit olan cerrahın, ''Nasıl olduğu konusunda yine fikir sahibi değilim, kesip yerine platin takmayı düşündüğüm 3 göğüs kemiğin de kendi kendini onarmış'' sözlerini İlahi mucizeye bağlayarak, ''Allah'tan'' diyerek tamamlamıştı.
Cerrahın şaşkınlığı benim için şaşırtıcı değildi. Çünkü kanser olduğumu öğrendiğimden itibaren her gün hem de defalarca kalbimin ve ruhumun derinliklerinde hissederek İNŞİRAH SURESİNİ okumuş, o suredeki ayetlerin manevi gücüne, maddi gerçekliğine sıkıdan sıkıya bağlanmış ve tıbbi vesilelere de yapışarak Rabbimize gerçek bir mütevekkil olarak tevekkül etmiştim.
Ve o inanç, o tevekkül, o yönelme; hikmet sahibi, çok çok merhametli, çok çok bağışlayan, tövbeleri çok çok kabul eden, sonsuz kudret sahibi Rabbimizin acımasıyla şifaya dönüşmüştü. Gerçekten de izzet ve şeref sahibi Rabbimizin ayette de buyurduğu gibi; Güçlükle birlikte bir kolaylık vardı.!
Bu geçici imtihan dünyasında dünyevi güçlüklerle karşılaşan kardeşlerime bir reçete, bir vesile, bir kolaylık kılavuzu olsun ve sıkıdan sıkıya yapışsın diye hayatımın bir kesitinde faydasını gördüğüm ve tarafı olduğum bu sınavı paylaşmak istedim..
📍İNŞİRAH SURESİ
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını yükseltmedik mi?
Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
Ancak Rabbine yönel ve yalvar.
Ağır ceza hakimisin. 6 yaşında kızın var yani annesin. Devlet sana lojman vermiş. Sen kızını tenise götürür getirirken orada tanıştığın inşaat mühendisi ile sevgili oluyorsun.
Lojmandaki daireye genç erkek avukat ! aldığın için mühendis sevgilinden ağır dayak yiyor hastanelik oluyorsun.
Olay soruşturulurken ortaya torbacılık yapan başka bir erkek yani taksi şoförü ! çıkıyor. Şimdi de onunla yazışmalarını okuyoruz! Taksi şoförüyle Tekirdağ’dan Çanakkale’ye uyuşturucu temin ettiriyorsun!
Açığa alınıyorsun, rezilliklerin yetmiyor, adliyede olay çıkartıp Başsavcılık koridorlarında hakaretler yağdırıyorsun…
Kimsin ki sen? Senin gibi bir paçozu kim hakim savcı yapıyor? Senin gibi rezil biri nasıl devletin en önemli makamına oturabilir? Biz bu kadının meslekten ihraç kararını, kararın gerekçesini, adını soyadını öğrenebilecek miyiz? Ve bunun gibiler içimizden ne zaman temizlenecek? Daha sonra bunların baroya kaydının engellenmesi mümkün olacak mı?
En önemli soru; bu kadın 6 yaşındaki çocuğuna bugüne kadar nasıl annelik yapmış? Bir de bu soruşturulsun. @MahinurOzdemir@tcailesosyal@adalet_bakanlik@abakingurlek@HSKKurumsal
Hiç Kusura bakmayın arkadaş, siz linç edeceksiniz, küfür edeceksiniz diye söyleyeceğimizden geri durmayız..
Galatasaray'ın Şampiyonluk kutlamalarında, Bir Fransız vatandaşı olan Sacha Boey, Filistin bayrağı ile sahneye çıkıyorsa sonuna kadar alkışlanır.
Milli takım oyuncusu Barış Alper Yılmaz milletin gözüne sokarak bira içiyorsa eleştiririz.
Milli oyuncu hedef gösterilmez, linç edilmezmiş, Önce Milli takıma yakışır adam olsun, başımızın üstünde taşırız. yaşam tarzıymış bilmem ne? geçiniz gider eğlencesini evinde eğlence merkezinde yapar bize ne?
Küfür ve hakaretleriniz sizin nasıl zavallı olduğunuzu gösterir..
Doğu Demirkol:
• Tesettürlü olmanın hoş bir şey olmadığını toplum bana öğretmiş.
• Anneme ben şunu dediğimi hatırlıyorum; 'Okula gelme sakın beni almaya akşam.'
• Ya onun da neler çektiğini şimdi şimdi hissediyorum.
• Ankara Hukuk mezunu, eğitimli bir insan neden böyle oldu, şimdi öyle bir algı var.
• Annemi de biliyorum, eve gelen çamaşır makinesini takan adam diyor ki; 'Abla okuma yazman var mı?' diyor anneme başı kapalı diye.
• O da diyor ki; 'İsviçre'de ben yüksek lisans yaptım.
• Türkçe mi, Fransızca mı demek zorundaysa' diyor tamirci adama.
Başını örtmek kadınlara verilmiş bir imtiyazdır, hak değildir. Sadece üstün nitelikli kadınlar başını örtebilir."
İsmet Özel
#gözaltı Yusuf Yıldırım Acun Ilıcalı
“Sporcu Kurye” adıyla tanınan içerik üreticisi Hamit Kağnıcı:
"Ben kadının çalışmasına karşıyım. Kadının tabiatında zorluk yoktur. Kadın naif ve güçsüz bir varlıktır.
Feminizm adı altında kadınları köleleştirdiniz. Benim sesimi yükselterek konuşamadığım karıma elin adamı mobbing uygulayacak, sesini yükseltecek, bağıracak… Hayırdır?
Bu feminizm denilen illet yüzünden kadın hakları adı altında kadınlarımızı köleleştirmeye zorluyorlar.
Zamanında akşama kadar kargo dağıtıyordum, akşam sporuma gidiyordum ve gece on ikiden sonra da servisçilik yapıyordum. Gece de üç dört saat uykuyla tekrar ertesi gün kargo dağıtmaya gidiyordum. Karıma eziyet edilmesin diye kendime eziyet ettim.
Pişman mıyım? Değilim. Erkeğin doğası ve hormonları buna müsait.
Şimdi ben bağnaz ve gericiyim, siz aydınsınız."
الصحفي : مارايك في تصرف لامين يامال بالامس في احتفالات برشلونه بالدوري وهل يجب على اللاعب عدم التدخل في امور ليست خاصه بكرة القدم؟
جوارديولا : وهل يجب عليك انت ايضا التدخل في اشياء ليست من اختصاصك انت هنا لتسألني عن مباراه كريستال بالاس غدا
وبرغم ذلك سأرد علي سؤالك.....لاعب الكره هو قدوه يقتدي به الملايين ورأيه مؤثر لذلك يجب عليه المشاركه برأيه اذا لزم الامر
ماذا ستفعل اذا وجدت زوجتك وابنائك تحت انقىا.ض البيوت مثلهم هناك هل ستخرج هنا في المؤتمر لتتحدث عن لاعب يرتدي قميص ويجري خلف كرة ؟؟ بالطبع لا!!
انت لاتختار المواضيع التي نريد التحدث عنها لذلك هي اشياء ليست من اختصاصك موقف لامين يجب عليه ان يفتخر به اصبح حديث العالم الان.
Ben 25 yaşında evlendim, 35 yaşında 3 çocuğum vardı. Tek maaş, eşim ev hanımı, ev kira, ağır meslek, sık tayin... Sofrada bereket, evde huzur, aza kanaat ve çok şükür...
İslâm hukuku evin geçim sorumluluğunu erkeğe yükler. Ekonomik güç otorite sağlar. Reislik getirir. Erkeğe evinden uzaklaştırma kararı veren bir hukuk sistemi sakattır. Aile birliği sarsılır. Benim param, senin paran yok bizim paramız var demedikçe tartışmalar bitmez.
1000 erkeğin istihdamı
1000 kadının evliliğini
ve 1000 aile kurulmasını
anlamına gelir
Ama 1000 kadının istihdamı
1000 erkeğin işsizliğine
yol açar
İlk seçenekte işlerin öncelikle erkeklere verilmesi gerekmez mi‼️
Beş yıldır internette ilmî videolar çekiyorum. ilk kez benden bu kadar sert bir ifade duyacaksınız.
Çünkü gerçekten artık bu toplumu anlamakta zorlanıyorum.
Karıkoca evin içindeki her hâlini çekiyor. Hamilelik testini Kâbe’nin karşısında açıklıyor. İnsan kendi mahremini milyonlara servis eder mi? Türkiye’de açılan domuz çiftliklerinden midir, yediklerimizden içtiklerimizden midir bilmiyorum ama size ne oluyor kardeşim? Hiç mi arınız, namusunuz, hayânız kıskanmanız kalmadı?
İmam olanlar, din görevlisi olanlar bile eşini evin içinde çekip paylaşıyor. Yüzünü göstermiyor ama sırtından çekiyor; sanki çok takvalı bir iş yapıyormuş gibi… Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Bu nasıl bir şuursuzluk?
Geçen bir video gördüm. Birisi
Elli-altmış yaşındaki anne babasına “Birbirinize sarılın, video çekeyim” diyor. Siz ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz? Yatak odanızı, özelinizi, hamile kaldığınızı, çocuk doğurduğunuzu, yediğiniz yemeği, kavganızı, sarılmanızı… Her şeyi paylaşıyorsunuz. Sizin hiç özeliniz yok mu?
Bırakın Müslümanlığı, bu bir insana yakışır mı?
Az önce gördüğüm video yüzünden bu kadar sinirlendim. Kâbe’nin karşısındaki otelde namaz kılıyorlar. Üç tane kamera koymuş etrafa. Namazın ortasında hamilelik testini çıkarıp “Hamileyim” diye gösteriyor. Bu nasıl bir şuursuzluk, bu nasıl bir edepsizliktir? Kardeşim özelini özel yaşasana
Eskiden insanlar anne babasının yanında böyle meseleleri konuşmaya utanırdı. Siz şimdi milyonların önünde mi konuşuyorsunuz bunları?
Size yazıklar olsun.
Ama suç sadece onlarda değil. Asıl suç toplum da .
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu insanları izliyorsunuz. Takip ediyorsunuz. Prim veriyorsunuz. Onlar da o primden şöhret ve para kazanıyor. Sonra sizin çocuklarınız da onlara özeniyor. Evlenen çocuklarınız da aynısını yapıyor.
Yazıklar olsun.
Başka hiçbir şey söylemiyorum.
Rabbim bu toplumu hayâsızlığın, teşhirin ve edepsizliğin şerrinden muhafaza eylesin.
Bugün karavanla umreye giden arkadaşımı ziyaret ettim başından geçenleri dinlemek için. Aracı arıza yapmış. 3 gün Mekke'de bir aile ağırlamış bunları çoluk çocuk. Tamir ücreti almamışlar. Ve sırf Türkiye'den geldikleri için böyle davranmışlar. Suriye'den geçerken de TR plakayı görenlerin camlardan sarkıp el salladığını, kendilerine çok sıcak davrandıklarından bahsetti.
Mekke'de evinde kaldıkları kişi Türkiye'yi çok sevdiğinden ve Trabzon'a geldiğinden bahsetmiş. İçimden "İnşallah adamın kötü hatıraları yoktur." dedim. Rize'de yaşadığım dönemde Trabzon'a gelen Arap turistlere nasıl muamele edildiğini az çok görüyorduk.
Bizim insanımız bu konuda bilinçlendirilmeli. Bu insanlar turist. Hatta belki de ülkeni ziyaret eden en temiz turistler olabilir. Sen ben gibi müslüman. Bir Almandan, Rustan çok daha fazla saygıyı ve güler yüzü hak ediyorlar.
Umreye/hacca gidenler de Türk hacılara nasıl iyi davrandıklarını bilir. İnşallah haber doğrudur.
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
"Bir Adam eve girdiğinde eşini ağlarken buldu. Sebebini sordu.
Eşi dedi ki: “Evimizin üstündeki ağaçtaki kuşlar beni görüyor. Bu Allah’a karşı bir günah olabilir mi?”
Adam, onun bu hassasiyetine ve Allah’tan korkusuna saygı duyup onu öptü ve bir balta getirip ağacı kesti.
Bir hafta sonra işten erken döndü ve eşini bir adamla buldu.
(Adam hiçbir şey yapmadı, sadece ihtiyacını aldı ve şehri terk etti.)
Uzak bir şehre gitti. Orada halkın sarayın önünde toplandığını gördü. Sebebini sordu.
Dediler ki: “Şehrin hazinesi çalındı.”
O sırada parmak uçlarında yürüyen bir adam geçti. “Bu kim?” diye sordu.
Dediler ki: “Şehrin şeyhi. Bir karıncaya basıp günaha girmemek için böyle yürüyor.”
Adam dedi ki: “Vallahi hırsızı buldum.”
Onu saraya götürdüler.
dedi ki: “Hazinenizi çalan budur.”
Araştırdılar ve gerçekten şeyh hırsız çıktı.
Kral sordu: “Bunu nasıl anladın?”
Adam dedi ki: “İhtiyat (Hassasiyet) aşırıya kaçmışsa ve fazilet sözleri çok abartılıysa, bil ki orada bir şey gizleniyordur.”
Aga benim aklım almıyor.
Almıyor.
Almıyor.
Almıyor.
Faize 1m atan 32k para alıyor.
X'te sayfa açan 100k dan bahsediyor.
Instada abonelik açanlar aylik 500k 700k diyor.
Asgari ücretli calisan kardesim var 3 vardiya 28k +devamsızlık primi ile 35k ya çıkıyor.
Hanımı eve et al gelirken diyor 1 kg et için 12 saat emeğini veriyor olum noluyor ya.
Bu nasil bir anomali?
Emek, alın teri ne kadar ucuz olmuş ya.
Valinin Oğlu
Fransız Lisesinde okuyor,
Lüks tatiller yapıyor,
Gençlik merkezinde özel odası bulunuyor,
Uyuşturucu vs herşey var,
Silahlı geziyor,
Kızlara tecavüz ediyor,
Gülistanın kafasına sıkarak öldürüyor,
Gülistanın Kız arkadaşı barajda ölü bulunuyor.
Ve bu yaratıktan Devletin haberi olmuyor.
Haberi olmaması mümkün değil
Babası Hükumet tarafından atanmış bir Vali,
6 yıldır çözülemiyor,
Birden paket açılıveriliyor..
***
Ülkemiz gerçekten Yetim ve Kimsesiz halde,
Çok kötü Üvey Baba yada üvey Annenin eline düşmüş,
Artık hersey onun insafına kalmış durumda..
Ve tabii yine hiç bir İstifa yok,
O Katil Babayı o makama kim tayin etti,
Kim en yüksek,
Bürokratik Devlet Memuru görevine layık gördü.
Ah benim Cennet Vatanım,
Bir iki Kişinin elinde yok olup gidişin içimi parçalıyor..
Müslüman ve Milliyetçiler bu arada..
Ama Çocuklarını,
İmam Hatip Lisesine değil,
Türk Okul Liselerine değil..!
Ecnebi Fransız Amerikan İngiliz
Hristiyan Okullarına gönderirler..
Neden, Dindar nesil yetişsin diye.(!)
Yersen.. Yersin Yersin...
Bu kadar Gerizekalı bir Toplum tamda böyle idare edilir..
Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'ye,
Sapkamı çıkarıyor önlerinde eğiliyorum..
Bir İngilizin yapamadığı yaptınız,
Bir Yunanın yapamadığını yaptınız.
Bunları yaparken de kendinizi,
Gerizekâlı topluma bir güzel alkışlattınız.
Bravo..
Tebrik ederim sizleri..
Fatih Yazar