Ne yaşayacağını ben de bilmiyorum sevgili danışanım!
Ben sadece hayatın bize sunduğu boşluk paketinin içindeki renkli duygu lastiklerinden yüreğine ilmekler atabilir,
heyecanlarını dürtebilir,
baktığın yönden başını çevirip bir de şuraya bak diyebilir, ++
Güneşin batışını sevdiğim bir terasta caz dinleyerek izlerken..
Sanatçı; şarkımın adı Uzak İstanbul dedi. Selimiye’de askerken yaşayamayıp izlemekle yetindiğim İstanbul için yapmıştım.
Ve birden başka bir ses yükseldi.
“Ben de Selimiye’de cezaevinde yatmıştım.”
Ve sahne buz😳
“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim.”diyor yazar.
Rastgele yaşamamış biriyseniz,tesadüflere çok yer yoktur bu hayatta.
Ve her gün nedensizce çoğalan bir umudunuz varsa,tesadüfünüzün anlamsızlığı mevzu bahis değildir
"Tesadüf" kelimesi, Arapçada "beklenmedik bir anda yüz yüze gelmek, birbirine şiddetle çarpmak" anlamına gelen (ṣ-d-f) kökünden gelir. Bir insanla veya olayla tesadüfen karşılaşmak, sadece denk gelmek veya şans eseri aynı yerde bulunmak değildir. Etimolojik olarak; kendi yörüngesinde savrulan iki bağımsız gövdenin, hayatın o karanlık ve kaskatı boşluğunda aniden ve körlemesine birbirine "çarpması", o sarsıcı darbeyle iki tarafın da yörüngesinden amansızca sapmasıdır. Tesadüf, masum bir denk geliş değil; evrenin o tekinsiz trafiğinde yaşanan sarsıcı bir ruhsal çarpışma anıdır.
Parmak uçları,senin parmak aralarına değdiği zaman,çocukluk sandığının anahtarına dönüşen kişi..O işte.
Sen mazideki o mutfaktan hüzünle çıkarken,ardında kalan çöp kovasına eğilip uzunca bakar seni üzen o şeye.
Sonra da mutfağın ışığını söndürür.
Ve ilk tenhada kucaklar seni.
-Kıskanç mısın ?
-Yok canım asla.
Benim sadece seni izleyen dolapla,belini saran kemerle,
tuttuğun kalemle sorunlarım olabilir. Bu kıskançlıktan sayılır mı ki?
En bi’fasıllı Cumartesi’ye🥂
Aslında bu fiyat değil de ben sizin için olanı söylüyorum cümlesi kadar kulağıma hiç bir cümle itici gelmiyor.
Belki başkası bu cümleyle çok özel olduğunu hissediyordur,benimse aklım karışıyor.
Neden?Neyinim ki ben senin? Özelliğim ne?Bana da herkesten ne istiyorsan onu söyle.
Ay çok mu güzel ?
Yoksa denizin geceye göz kırpışı mı?
Hepsi bir bütün olan bu muhteşem manzara mı?
Fotoğrafı çekenin yeteneği mi iyi yoksa kadrajı mı?
Hissettiği manzaraya beni şahit tutmak isteyenin inceliği mi?
Hangisi en güzel bilemedim.
Velhasıl ..
Leylim ley🎶
Güneş,bahçe kapısının aralığını eve girmek için zorlarken,büyük bir sevinçle açtığım kapıda hüzünle donakaldım.
Bahçemde bir bülbül.
Öylece yerde kalakalmış.
Kurda kuşa yem olmuş belli ki.
Sen ki tüm cıvıltınla süslerken sabahı,
neşeni çalıp gidenlere de yazıklar olsun kuşum😔
“Şarkının ortasında durup,herkesin içinde “eski aşkım geldi aklıma”dedi,ağladı.
Evliliğimin ortasına bırakılmış bu geri dönüşüm kutusuna bakakaldım. Günler sonra gelen özürden bana ne”dedi.
Haklıydı.
“Çünkü sevmek,yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.”
Yine bir gün teyzelik makamındayım.
Sürekli doğuruyorlar🤦🏼♀️
Kendisine şarkılarımı söylüyorum,senle bir hikayemiz olsun diye.
Hem zaten ilişkide en önemli şey reels yerine şarkı paylaşmak değil mi?
Bir gün bir yerde ansızın sadece şarkılar değil midir sevdiğimizi hatırlatan?
Haftalar önce arayıp,iş için geleceğini ve bende kalacağını söyledi.
Bir gün önce,iniş saatini soruyorum.
Ertesi gün olmuş,cevap yok.
Bir de sabah attığı hikayeleri izledim.
Bunun saygısızlık olmadığını düşünmeye kendimi zorluyorum🤨
Eh bi’bak bakalım,artık ben evde miyim?
Biri senin samimi aşkını hak etmiyor,
diğerinin yüce gönlü de seni bu şekilde yaşamayı hak etmiyor.
Birini seçmek zorunda değilsin.
Ardına bile bakma hatun..
İkisi de değil,dedim hep.
Neyse konumuz Kadir İnanır, ayrıca en sevdiğim hali de Kara Gözlüm’deki yerli Chopen rolüdür.
Tam da dilimin ucunda
“Roll Over Beethowen” ile uyanmışken,
mutfağa beni dansla götüren nasıl güzel bir denk geliş 🦋🥳🎈
Sahi…Dans,her zaman romantik olmak zorunda mı?
Benim içim hep bir Pulp Fiction dans sahnesi🫣
Gel ha böyle berry berry🥳🎶
modern rock müziğin temelini atan isim, her şey onunla başladı! elvis, beatles, hendrix, roling stones ve daha niceleri hep onu takip etti. chuck berry karanlığı anlatmadı, karanlığın içindekilere kaçacak bir yol çizdi!
Aile çay bahçesi vardı eskiden.
Ortada süs havuzu.Renkli lambalar,ağaç dallarından sarkardı.
Bizimkiler çay içerken benim sınırsız oralet hakkım vardı.2.bardağı talep ettiğimi ise hiç hatırlamıyorum.
İşte böyle bir yer Havuzbaşı.
Vedaları sevmeyenler için,
iyi bir yara bandı.
Her gördüğünde çocuk gibi sevinebileceğini fark ettiğin,sağının solunun senden habersiz kıpırdamasını sağlayan o his:
Heyecan.
Yüreğin gençliğinden gelen o armağan.
Dur! Bir de başına tatlı ekleyim.
Öyle bir an,
yanından geçerken bile,
içme suyuna hep şeker katmak ister gibi.
“Onu karanlığımla yormak istemiyorum.Ben bile bana dayanamıyorken..”diyen kadına,
“sen acı çekerken neden yanında olamıyorum”dedi adam.
Öyleydi bazısı işte,sevmeyi kalbi atan romanlardan öğrenirlerdi.
Üzerler, incitirler seni dedim içimden.
Ama sustum.
Öpüşmelerini izledim.
Bir filmden bahsetti.
Zaten genelde “dur hemen dinle” şarkıları, “bak bunu birlikte izleyelim”filmleri vardı,konuşmalarımızın içinde.
Hayat gibiydi ve hep.
Ama bu kez başka.
Karşılaştığımız bir durumda,üretken bir ikiliydik.
İşte ben,böyle yürek dolusu suç ortaklığına hayranım.
Ve evet imkansız değil olabiliyor bu.
Hem de nasıl güzel,nasıl sevecen,nasıl içten ve kadar “biz” dolu.
Bir o kadar da olaysız.
“Seni bütünüyle kendime istiyorum; ama senin özgür olmanı,
bağımsız olmanı da istiyorum
-bana bağlı olmanı;
ama benden bağımsız olmanı..”
Oruç Aruoba
Bahçeyi toparladım.
Masa ve sandalyeyi içeri alsam mı diye düşünürken,yaşadığım ufak bir tereddüt sonrası dışarıda kalsınlar kararı verdim.
Masamın üstünde renkli yapay çiçeklerden bir saksım var.
Onları nolur olmaz diye içeri aldım.
Biz kadınların,izahı olmayan bazı halleri🤦🏼♀️
“Kızın kirpikleri son derece güzeldi ve gözlerinin içi bir bahçeye benziyordu. Yüzü;bir dua gibi güzel ve derindi. Bakarken bütün mevcudiyetim bir merdiven olmuştu.
Bir uruç merdiveni.
Kendi benliğime mi çıkıyordum.”
Tanpınar’sın tabii.
Kıza çok yükseldim diyememiş.
Zarif adam.
Sana öyle bir yerden sorulmuştur ki o içten ve meraklı soru, vereceğin cevap yedi takla attırmıştır yaşanmışlıklarına.
Susmak da buna dahil sayfalarca yazmak da.
Ve sadece sana böyle sorular sorabilenin tüm ayırıcılığı,
“seni aldım kendime ayırdım”dedirtir insana.
#bahçemdeyaz