İstanbul ….. Aile Merkezinde aile hekimi olarak görev yapmaktayım. Bir süredir hastam olan bir vatandaş sıra beklememek için randevulu hastamın önüne geçip ilaç yazdırmak istedi. Randevulu hastaya baktıktan sonra yardımcı olacağımı söylesem de dinlemedi. Masama elini koyarak ve çok beklediğini söyleyerek bağırmaya, çirkin sözler söylemeye başladı. Kendisiyle ilgileneceğimi söylesem bile; "eşek gibi yazacaksın", "yazma da bir görelim bakalım", "bunlar çakal" gibi sözlerin ardından daha ağır küfürler ederek (ailemi, sülalemi hedef alan küfürler) binayı terk etti. Sokakta park halindeki aracına binerken de "şimdi eve gidip silahımı alacağım ve o doktorun kafasını patlatacağım" şeklindeki sözlerini ise orada bulunan birden fazla vatandaşın tanıklığıyla işittim.
Her şeyden önce ben 2 çocuk babası, tek maaşla ev geçindiren bir T.C. vatandaşıyım. Bu gibi kriminal insanlarla uğraşmanın sonunun iyiye varmadığını bilecek kadar da yaşadım. Çünkü cezaevinden çıktığını biliyorum. Bu yüzden önce beyaz kod verip polisi arasam da şikayetçi olma noktasında tereddütte kaldım. Neden mi tereddütte kaldım? Çok net:
Çünkü tehdit eden kişi sabıkalı. Ve böyle bir insanla uğraşmanın, benim ve ailemin hayatı için ciddi bir risk teşkil ettiğini düşünüyorum.
Bugün ben şikayetçi olsam, tutuklansa bile tekrar dışarı çıkabileceğini biliyorum. Kapımın önünde, çocuklarımın okul yolunda, eşimin markete gittiği sokakta onun karşımıza çıkmayacağının garantisini kim verebilir?
Bu tehdit; anlık bir öfke nöbeti mi yoksa soğukkanlı ve planlı bir korkutma teşebbüsü mü kestiremiyorum.
Bir kişi elini kolunu sallayarak tehdit edebiliyor, ardından hiçbir şey olmamış gibi aramıza karışabiliyor. Bu durumda benim güvenliğimi kim sağlayacak?
İki çocuğumun babası olarak ben, sabaha kadar kapıma biri gelir mi diye diken üstünde yaşamak zorunda mıyım?
Sağlık çalışanına yönelen tehditlerin ve şiddetin ciddi cezalarla sonuçlanmadığını yıllardır tecrübe ettik. Bu yüzden "Neden korkuyorsun?" diye sormayın.
Asıl soru şudur:
Ben ve benim gibi yüzlerce hekim neden bu korkuyla yaşamak zorunda? Neden görevini yapan bir doktor, “Ya bu adam gerçekten dönüp canımıza kast ederse?” diye geceleri uykusuz kalmak zorunda? Ve neden hâlâ bizden “sabırlı” olmamız bekleniyor?
Ve ne yazık ki bu korku, bu ülkede sağlık çalışanı olmanın artık bir parçası haline geldi.
İşte bu yüzden, beyaz kod verip polis çağırmış olsam da, şikayetçi olma noktasında tereddüt ettim. Çünkü sistemin beni gerçekten koruyacağından emin değilim.
Bu yüzden şikayetçi olup hayatımı riske atıp atmayacağımı sorguladım.
Herkes şunu anlamalı:
Doktora silah çeken eli durduramazsanız, yarın o silah sizin çocuğunuzun hayatını çalacak!
Sağlıkta şiddet yasaları derhal ağırlaştırılmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı, “beyaz kod” değil, “kırmızı alarm” verilmelidir.
Yoksa beyaz önlükler, beyaz kefene dönüşür.
Ve biz sadece “geçmiş olsun” deriz. Ama artık çok geç olur.
Geçen haftalarda tehdit ve hakarete maruz kalan
bir meslektaşımız ve üyemizin feryadı
Bir taraftan #eziyetyönetmeliği
Bir taraftan performans dayatması
Bir taraftan ekonomik kriz
Ama Hayati önem arzeden ortak sorunumuz
#saglıktasiddet
istanbul'daki eylemde konuşan bir liseli öğrenci:
"bize diyorlar ki, siyasete karışmayın. sizin siyasetiniz öğretmenlerimizi görevden aldı. sizin siyasetiniz ders kitaplarını gericilikle doldurdu. sizin siyasetiniz bizden bir gelecek çaldı"