« Les enfants d’aujourd’hui ont besoin de regarder YouTube en voiture pour ne pas s’ennuyer »
Moi à 7 ans quand ma goutte de pluie préférée perdait la course sur la fenêtre :
Bugün 40 yaşında biriyseniz eğer, hayatınızın üçte birinden fazlasında Galatasaray’ın kalesinde Fernando Muslera vardı. Değişkenliğin sıradanlaştığı, ayrılıkların çabuklaştığı, âşina olunanların yoklaştığı bir dünyada aynı yerde durduğunu bildiğiniz nadir figürlerdendi.
Bugün 30 yaşında biriyseniz eğer, hayatınızın neredeyse yarısında Galatasaray’ın kalesinde Fernando Muslera vardı. Çocukluk anılarınızın bulanıklaştığı, hâlâ genç olduğunuz ama bir şeylere geç kaldığınızı düşünmeye başlayıp, kendinizle hesaplaşma içine girdiğiniz bir dönemdesiniz belki de. Geri dönüp, 2011’den bugüne baktığınızda yaşadığınız her türlü duyguyu aklınıza getirin. Mutluluk, hüzün, umut, kayıp, hayatınıza girenler, hayatınızdan çıkanlar; ne uzun bir süre aslında…
Bugün 20 yaşında biriyseniz eğer, neredeyse kendinizi bildiğinizden beri Galatasaray’ın kalesinde Fernando Muslera vardı. Tüm ömrünüz onun hikâyesini izleyerek geçti. Öğrenim yılları, kurduğunuz hayaller, birçok ilk heyecan, üniversite zamanları belki de. Hepsi yaşanırken değişmeyen Galatasaray’ın kalecisiydi.
İnsan, böyle durumlarda sadece bir sporcuya değil; yüzlerce anıya, geride kalan dostlara, ailesine, çocukluğuna, gençliğine, hayatında olmayanlara ve daha birçok farklı duyguya veda ediyormuş gibi hissediyor. Çünkü aslında hiç tanışmamış olsanız dahi hikâyesine ortak olduğunuz insanlar, sizin hayatınızın bir parçası hâline geliyor onca zaman.
Dün, Nando’nun gözleri dolarken ve bugün oyundan çıkarken milyonlarcamızın yaşadığı his, geride kalan yıllardaki anılara ilişkindi. Çok alışkın olduğunuz bir dönemin sona erdiğini, size çok tanıdık gelen bir figürün artık hep baktığınız yerde olmayacağını bilmek, o günlerin bir daha gelmeyeceği gerçeğini hatırlatırken hüzünlendirir. İnatla bitmediğini düşündüğünüz birçok şeyin, “Yarın son dakikalarımı oynayacağım,” cümlesinden sonra artık geride kaldığını idrak edersiniz. Geleceğe bakmak, hayal kurmak elbette güzeldir ama kalbinize dokunan henüz yaşamadıklarınız değil; sahip olduğunuz hatıralarınızdır.
Bugünden sonra, Türkiye’de bir daha hiçbir futbolcunun 14 sene boyunca bu seviyede, aralıksız şekilde ve hep ana planda kalabileceğini sanmıyorum. Ne fiziksel, ne mental, ne de performans anlamında. O yüzden, bundan 100 yıl sonra da rekorlardan, efsanelerden bahsedilirken onun ismi hep bu konuşmalarda olacak.
Hikâyenin tamamına tanıklık edenler için ne şans…