Bu arada Kürdofaşizmin çok ilginç bir Trabzon ve Trabzonspor takıntısı vardır. Adeta takıntılı bir hayranlıkla bir yandan Karadeniz halkına saldırılır, diğer taraftan olabildiğince taklit edilir, özenilir. "Deniz görmüşü" kolpası da sanırım bunun sonucudur. 90'lı yıllardan bu yana sosyolojik inceleme yaparsanız bunun sonucunu milyonlar üzerinde gözlemleyebilirsiniz. Bu durum Karadeniz kadınının statüsünden, folklora, silahlanmaya oradan da Trabzonspora kadar varıyor.
Karadeniz kadını örneğin yapısı ve ekonomik bağımsızlığı sayesinde çok güçlü bir karakterken, onu örnek alarak Doğu için uydurulan hanımağa figürünün hiçbir sosyolojik gerçekliği ve geçerliliği yok.
Karadeniz'in merkezle çatışan çok köklü bir eşkıyalık sorunu/tarihi varken, Güneydoğu'da özellikle Kürt beylerinin silahlı grupları nizami bir şekilde merkezi devlete bağlı kalır, veya ondan güç devşirirdi. 90'lar göçüyle birlikte bu "Karadeniz Mafyasına" feci şekilde özenilerek bazen de şemsiyesi altında bir "Aşiret Öykünmesi" başladı. Öyle bir aşiret gerçekliği yok. Hemşehrim Serhat Albayrak gibileri de sağolsun, aşiret dizileri saçmalıkları sebebiyle dün kendini para kazanmak ve ağadan kurtulmak için şehre atan marabaların torunları bugün kendilerinden aşiret kasa olarak bahseder oldu.
Trabzonsporun 70'lerdeki Anadolu İhtilali de bu özentinin ayaklarından biri. Maddi imkansızlıklar ve has Trabzonlulardan oluşan takımın ligi domine etmesi Anadolu'da birçok insanda sempati yarattı. "Amed" Projesinin ana esin kaynağı bu. Ama bu şampiyonluklar örgüt parasıyla, iktidar itelemesiyle ve yapay taraftarla olmadı. Kabul görmesinin sebebi de kendini ülkeden bağımsız bir milli takım gibi gören bir takım olmamasıydı. Ezcümle; büyük hayranlık büyük nefret doğurur.
@ivirzivirh4157@platcornweb fazla izlenenler bence bide onların beyanına göre baya devlet tarafından inceleniyor bence onların böyle bir lüksü olmaz çünkü günlük en az 2-3 cimer yiyorlardır lakin az izlenen her şeyi yapabilir zamanın da eightbornu izliyordum izlediğim yayıncıların hepsi bitöi çıktı