Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ben ve üç belediye başkanımız; Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşadığımız sorunlar konusunda defalarca partinin yetkili makamlarında çözüm aramamıza rağmen maalesef bir sonuca ulaşamadık.
Yaşanan anti-demokratik uygulamaların yanı sıra hem benim temel prensiplerim olan hem de Aydınlılara ve aileme verdiğim dürüstlük, yasalar çerçevesinde hizmet, kamu ahlakından taviz vermeme ilkeleri nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı yolda yürüme imkanım artık bulunmamaktadır.
Özellikle bilinmesini isterim ki, bu noktaya gelinmemesi için her seviyede dürüstlük, ahlak, yasalara uygunluk taleplerimizi dile getirmeme rağmen, şahsım ve ailem hedef alındık.
Sonuç itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapma imkanı kalmadığından ve gördüğüm lüzum üzerine parti üyeliğinden istifa ediyorum.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı şevk ve azimle; hiçbir ayrım yapmadan bugüne kadar nasıl hizmet ettiysem Aydın halkının aynı prensiplerle hizmetinde olmaya devam edeceğimden hiçbir hemşehrimin şüphesi olmasın.
Bütün Aydınlı hemşehrilerimi saygılarımla selamlıyorum.
Anayasal haklarını kullandıkları için mi hata yapmış bu gençler? Bu tarz savunmalar mide bulandırıcı geliyor. İçeride olan gençlerin hepsi sizden dik duruşlu. Ekran karşısında şov yapacağınıza,hepsini içeride ziyaret etmenizi öneririm. @Yilmaz_Ozdill
Öyle her ağzını açtığında sövmeyeceksin. Sövdüğünde de öyle bir söveceksin ki zamanı ve mekânı bükecek. Afrika’da İtalyana ettiğin laf Akdeniz’in tuzlu sularını, Sina çölünün kızgın kumlarını aşıp bir asır sonra seninle “Şaşı Kamal” diye alay eden lavukların boğazına kaçacak.
O dönemki Türkiye, 146 Azeri'yi Sovyetlere teslim ederek en doğru kararı vermiştir. Zira Stalingrad'tan Berlin'e kadar Alman ordusunu kovalayıp 5 milyon Alman'ın canını alan Kızıl Ordu, zaten topraklarına göz koyduğu Türkiye'ye acımaz, bi vuruşta gebertip bırakırdı. Türkiye'nin Sovyet tehdidinden emin olması 1952 yılını bulmuştur. 1945-1952 arasındaki 7 yıllık dönem daima tehdit altında ve paranoya içinde geçmiştir. 146 Azeri'yi iade etmeyip ne yapacaktınız? 10 kamyonundan 9'u çalışmayan ve askerleri salgından kırılan, savaşmadığı savaş boyunca 22.000 ölü veren bir orduyla Sovyet ordusunun karşısına mı çıkacaktınız? Gelip Ankara'da kalinka oynarlar, adınızı da Anadolu Sosyalist Halk Cumhuriyeti yaparlardı.
PayPal’ı, Booking’i, Instagram’ı aniden yasaklayarak girişimcilerin satış ve ihracatını baltalayarak, dünya şarap üretiminin merkezi olabilecekken kasten engeller koyarak, küçük işletmeleri dışlayıp kredileri, teşvikleri sadece eşe-dosta dağıtarak ekonomiyi mahveden hükümet değilmiş gibi, hukuk talebiyle boykot yapılınca “ekonomimize zarar veriyorsunuz” diye ağlayan herkes iki yüzlüdür. Başta da ticari ve sınai aktörleri temsil ettiğini iddia eden kurumların koltuklarını işgal edenler.
bir de sicilinize işlenir, fişlenirsiniz diye korkutuyorlar. kendilerinden olmayanı mülakata almamalarını geçtim, kıytırık bir bürokratın piçi kendilerinden olmayanı arabasıyla ezse ceza almıyor. sen neyle tehdit ediyorsun?
Every 2 years Turkey rugs its foreign investors, wipes out 5 years of carry in seconds, then says "sorry, we will never do it again"... then 2 years later it does the exact same thing wiping out another generation of carry traders