Aziz Vatandaşlarım,
Kurban Bayramı’nı idrak ederken bu vesileyle milletçe içinde bulunduğumuz şartları ve geleceğimizi değerlendirmek istiyoruz.
Yaklaşık çeyrek asırdır dünyada yeni bir düzen kurulmaktadır. Gerek iç politikada gerekse uluslararası ilişkilerde ciddi kırılmalar, belirsizlikler ve savrulmalar yaşanmaktadır. Türkiye ise ehliyeti, liyakati, bilimi, millî, manevi ve evrensel değerleri geri plana iten; samimiyet ve adaletten uzak bir yönetim anlayışı nedeniyle ekonomik, siyasi, kültürel ve ahlaki alanlarda ağır sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır.
Bugün milletimizin en temel meselesi geçim derdidir. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, işsizlik, gelir adaletsizliği ve üretimden uzaklaşan ekonomi anlayışı milyonlarca vatandaşımızı yoksulluk sınırına mahkûm etmiştir. Emekliler, çiftçiler, işçiler, memurlar, esnaf ve gençler geleceğe umutla bakamamaktadır.
Adalet duygusunun zedelenmesi ise milletimizin vicdanında derin yaralar açmaktadır. Hukukun üstünlüğüne olan güvenin sarsılması, liyakatin yerini kayırmacılığın alması ve devlet kurumlarının siyasallaşması toplumda ciddi bir güvensizlik ortamı oluşturmuştur. İktidar ve başta ana muhalefet olmak üzere mevcut siyasi yapı, siyaseti çözüm üretme zemini olmaktan uzaklaştırmış; milletin beklentilerine cevap veremez hâle gelmiştir.
Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen ümitsizliğe yer yoktur. Türk Milleti tarih boyunca nice ağır badireleri aşmış, yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır. Bugün de milletimizin sağduyusu, inancı ve iradesiyle yeni bir uyanış ve diriliş olacağına inancımız tamdır.
Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor; aziz milletimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık ve mutluluk diliyoruz. Hacı adaylarımıza da sağlık ve afiyet temenni ediyor, haclarının mebrur olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN VERMEDİĞİ MUTLAK BUTLAN KARARI HUKUKSUZLUKTUR
ADALETE DAYANMAYAN SİYASETİN SONU ZULÜM VE ZİLLETTİR.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararı, hukuk devleti ve demokrasi açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir.
YSK kararlarının kesin olduğu hükmüne rağmen, YSK’nın onayladığı ve mazbatasını verdiği bir kurultayın ilk derece mahkemesi kararıyla iptal edilmesi; mevcut siyasi partiler ve seçim mevzuatı açısından yetki gaspı niteliği taşımaktadır. Bu karar, fiilen CHP’ye kayyum atanması anlamına gelmektedir. Bir siyasi partinin yönetiminin yargı eliyle değiştirilmesi, demokratik teamüller ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu durumun, siyasete olan güveni zedelemesi ve Türk siyasal hayatında ciddi bir kriz ortamına yol açması kuvvetle muhtemeldir. “Mutlak butlan” kararı, zaten aksaklıklarla yürüyen demokrasiye olan güveni daha da aşağı çekecektir.
Millet Partisi’nin temel hedeflerinden olan “Hukuk Devleti” ve “Gerçek Demokrasi” anlayışının gerekliliği her geçen gün daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.
HUKUK VE AHLAK, TÜRK SİYASETİNİN TEMEL TAŞI OLMAK ZORUNDADIR
Yeri gelmişken belirtmek isteriz ki, bizim görüşümüze göre hukuk devletinin gereği olarak YSK kararları da Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin denetimine açık hâle getirilmelidir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi bünyesinde oluşturulacak özel bir daire aracılığıyla YSK kararlarının hukuk denetimine tabi tutulması elzemdir.
Bunun yanında siyasi ahlak ve etik değerler, siyasetin temel esasları hâline gelmelidir. Bugün Türkiye’de hem iktidarın hem de muhalefetin; ahlak, şeffaflık ve kamu vicdanı konusunda samimi bir muhasebe yapmasına ihtiyaç vardır.
Gerek ülke yönetiminde gerekse belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, siyasi kutuplaşmanın ötesinde; hukuk, denetim ve ahlaki sorumluluk meselesidir. Siyasi ahlak yalnızca rakibe yöneltilen suçlamalarla değil; herkes için geçerli olan adalet, dürüstlük ve hesap verebilirlik anlayışıyla hayata geçirilebilir.
Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali’nin ortaya koyduğu siyasi ahlak anlayışı bugün de önemini korumaktadır. “Bir ahlaki prensip için binlerce koltuğu feda ederim” sözü, Türk siyasetinin ihtiyaç duyduğu anlayışı özetlemektedir. Siyaset; makam, çıkar ve güç mücadelesi değil; millete hizmet etme, adaleti koruma ve vicdani sorumluluk taşıma görevi olmalıdır.
Bugüne kadar defalarca değiştirilen seçim ve siyasi partiler mevzuatı, çoğu zaman iktidarların siyasi çıkarlarına göre şekillendirilmiştir. Hazine yardımları, medya gücü, kamu kaynaklarının kullanımı ve seçim süreçlerindeki eşitsizlikler; demokratik rekabeti zedelemekte ve millî iradenin sağlıklı biçimde ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bu nedenle seçim sistemi; adil, eşitlikçi, şeffaf ve demokratik esaslara göre yeniden düzenlenmelidir. YSK’nın yapısı ve kararları da etkin bir hukuk denetimine açık hâle getirilmelidir.
Sonuç olarak siyaset, sorunların kaynağı değil çözümün adresi olmalıdır. Adaletin, liyakatin, ahlakın ve hukukun hâkim olmadığı bir siyasi düzen toplumda güven oluşturamaz. Türkiye’nin; güçlü bir hukuk devleti anlayışına, temiz siyasete ve milletin ortak vicdanını esas alan demokratik bir yönetime ihtiyacı vardır.
SİYASİ İKTİDAR GÖREVE!
Her an patlayabilecek bombalar aramızda serseri mayın gibi gezerken, toplumun ruh, akıl ve beden sağlığını korumaktan sorumlu olan ülkeyi yönetenlerin eli kolu bağlı olamaz!
Devleti yönetenler olaylara seyirci kalamaz!
Hemen sevgi, saygı ve toplumsal barış kültürünün ve medeniyetinin temellendirilmesine başlanmalıdır.
İşte Tarsus'ta bir serseri mayın ortalığı birbirine kattı, altı canımızı bizden aldı!
Yakalanacağını anlayınca da kendi canına kıyıp intihar etti!
İşte Çorlu'da bir serseri mayın iki emniyet mensubumuzu şehit etti!
Daha önce okul saldırılarıyla başlayan ve bu son saldırılarla devam eden gelişmeler bile aklımızı başımıza alıp harekete geçmek için yeterlidir. Saldırıların buzdağının görünen yüzü olduğunun bilincinde olunmazsa, Allah korusun, daha nice saldırılarla karşı karşıya kalacağız. Bu elim olayları büyük bir krizin veya tehlikenin habercisi olarak görmek ve gerekli tedbirleri almak zarurettir. Sorun, istisnai birkaç vaka gibi görmezden gelinemeyecek boyuttadır.
Daha fazla söz, akıl sahipleri için israftır!
İktidar, seyir makamı değil; meselelere çözüm makamıdır!
Silahlanmayı ve silah taşımayı sınırlandıracak, sıkı kurallara bağlayacak;
Sosyal medya, dizi ve filmlerden başlamak üzere şiddeti frenleyecek; bu dünya hayatının insan gibi yaşanmasını sağlayacak psikolojik, sosyolojik, psikiyatrik ve ekonomik tedbirlerle birlikte;
Sevgi, saygı, nezaket, zarafet, hoşgörü, sabır, adalet, bireyin kendi iç ve dış barış eğitimi ile güzel ahlakın kazandırılmasının yanı sıra;
Yasa, eğitim, yargı, ıslah, ceza ve infaz sistemlerimiz de çağa uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Sorun, bütün yönleriyle bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
“Ya devlet başa ya kuzgun leşe” sözü; iktidara, muhalefete ve yöneticilere ibretlik bir derstir!
Çiftçimiz; üretimin, bereketin ve milletimizin gıda güvencesinin en büyük teminatıdır.
Çiftçimizin güçlenmesi ve kalkınması, ülkemizin geleceğine sahip çıkmak demektir.
Bu anlayışla; MİLLÎ TARIM REFORMU ile yalnızca çiftçimizin emeğini, alın terini ve geleceğini korumayı değil, aynı zamanda Türkiye’nin yarınları için vazgeçilmez olan üretim gücünü ayağa kaldıracağımızı taahhüt ediyoruz.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun Açılmasına Kim, Neden ve Hangi Yetkiyle İzin Vermektedir?
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Atina’da yaptığı, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağına ilişkin açıklamalar; Türkiye’nin egemenlik hakları ve milli hassasiyetleri açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Türk milleti, kendi ülkesinde atılacak adımların yabancı devletlerin telkin ve yönlendirmeleriyle şekillendirilmesini asla kabul etmez. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir; milli meselelerde söz ve karar hakkı yalnızca Türk milletine aittir.
Yetkilileri, kamuoyunu tatmin edecek açık ve net bir açıklama yapmaya; bu konuda tavizsiz ve kararlı bir duruş ortaya koymaya davet ediyoruz.
Emeğin sömürülmediği, alın terinin karşılığının verildiği; adaletin hâkim olduğu bir Türkiye için mücadele ediyoruz.
İnsanca yaşamın, güvenceli çalışmanın ve hakça paylaşımın olduğu günleri birlikte inşa etme umuduyla,bu anlamlı günde tüm emekçileri saygıyla selamlıyorum.
#1Mayıs
Yürekten tebrikler şampiyon!
Milli güreşçimiz Rıza Kayaalp , Grekoromen stil 130 kiloda 13. kez Avrupa şampiyonu olarak tarihe geçti. Ay-yıldızlı bayrağımızı zirvede dalgalandırıp İstiklal Marşı’mızı bir kez daha gururla dinletti.
Kendisini gönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
KERKÜK TÜRK’TÜR, TÜRK KALACAK!
“Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz.” şeklindeki anlamlı mesajına uygun olarak; tüm Kerkük halkına adil, kapsayıcı ve en iyi hizmeti sunacağına olan inancımızı ve sevincimizi paylaşıyor, kendisine başarılar diliyoruz.
“Millî eğitim” anlayışının zedelenmesi, toplumu felakete sürükleyen bir sürecin başlangıcıdır.
Artık yüzleşme vaktidir.
Sorumlular hesap vermeli, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
OKULDA GÜVENLİK YOKSA, İKTİDAR NEREDE?
Şanlıurfa’nın ardından #Kahramanmaraş ’ta da okula silahlı saldırı düzenlenmiştir.
3’ü öğrenci, 1’i öğretmen olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetmiş, en az 20 kişi yaralanmıştır.
#EgitimdeŞiddeteHayır
Artık yüzleşme vaktidir.
Sorumlular hesap vermeli, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Cuma NACARşanan bu acı tablo; dünün ihmali, keyfiyeti ve sorumsuzluğunun kaçınılmaz sonucudur.
Ne öğretmen, ne öğrenci, ne veli zarar görsün; hiç kimse sahipsiz bırakılmasın.
Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü vesilesiyle; milletimizin huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan tüm emniyet mensuplarımızın Polis Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum.
Vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyor; görevleri başındaki tüm polislerimize sağlık, başarı ve esenlik diliyorum.