Çifte standartlar üzerine kurulu bir zihniyet, narsizmin ve zehirli bir karakterin en net imzasıdır.
Kendi üzerinde hak gördüğünü başkasına hak görmeyen, ihlal ettiği sınırların hesabını vermeyip seni suçlayan bir insanla mantık zemininde buluşamazsın.
Çünkü onun derdi adalet değil, kontrol ve üstünlük kurmaktır.
Kendi yaptığı saygısızlığı haklı bir gerekçe veya anlık bir hata sayan, ama senin gösterdiğin en ufak sınır tepkisini affedilemez bir suç ilan eden insanlarla dolu bir dünya var.
Bu tipler, senin anlayışını ve hoşgörünü bir erdem değil, istismar edilecek bir zayıflık olarak görürler.
Seni delirtme noktasına getirene kadar incelikli bir şekilde manipüle eder, duygusal depolu tüketir ve en sonunda haklı olarak verdiğin o şiddetli tepkiyi alıp Bak, asıl sorunlu ve dengesiz olan sensin diyerek zeytinyağı gibi üste çıkarlar.
Bu, zihni felç eden en sinsi gaslighting taktiğidir.
Radikal egemenliğini kazanmış uyanmış bir ruh, bu ucuz tiyatroya asla figüran olmaz.
Seni kışkırtıp kurban rolüne bürünen zehirli bir zihniyetle tartışmak, onun kurguladığı bataklıkta boğulmayı kabul etmektir.
Bir insanın kendine hak gördüğü değeri ve saygıyı sana çok görmesi, o bağın çoktan çürüdüğünün açık bir teşhisidir.
Sana değer vermeyen birinden değer talep etmek veya ona adil olmayı öğretmeye çalışmak ağır bir zaman kaybıdır.
O tür zihinlere verilecek tek ve en asil cevap tartışmak değil, erişimini sonsuza dek kesmektir.
Seni delirtmeye çalışanlara vereceğin en büyük yenilgi, buz gibi bir tepkisizlik ve sarsılmaz bir soğukkanlılıktır.
Bırak onlar kendi çifte standartlarıyla, sahte adalet anlayışlarıyla ve zehirli illüzyonlarıyla baş başa kalsınlar.
Senin görevin başkalarını terbiye etmek değil kendi zihinsel alanını bu tür parazitlerden arındırmaktır.
Maskeyi gördüğün an tartışmayı bırak, arkana bile bakmadan mesafeni koy ve kendi lekesiz huzurunda başı dik bir şekilde yaşamaya devam et...
YZN...
Kendi saygısızlıklarını gizlemek için senin haklı tepkini suç ilan etmek, manipülasyonun en alçak ve sinsi biçimidir.
Seni yaralayan hamleyi yapıp, ardından verdiğin tepkiye odaklanarak seni suçlu hissettirmeye çalışanlar kendi ahlaki yetersizliklerini ve sorumluluklarını sana ihale etmek isterler.
Bu, zihinsel bir illüzyon oyunudur.
Manipülatör, yaptığı sınır ihlalini ve hürmetsizliği unutturmak için senin verdiğin öfkeye, kırgınlığa ya da koyduğun tavra odaklanır.
Sen çok abartıyorsun, Senin bu tepkin kabul edilemez, Bak nasıl da saldırganlaşıyorsun diyerek odağı kendi eyleminden çıkarıp senin tepkine taşır.
Amaç, seni savunma pozisyonuna sokmak, zihnini bulandırmak ve sana kendinden şüphe ettirmektir.
Böylece hem yaptıkları saygısızlığın hesabını vermekten kaçarlar hem de seni vicdan azabıyla felç ederler.
Radikal egemenliğini kucaklamış uyanmış bir zihin, bu vicdan tuzağına düşmez.
Birinin sana yaptığı saygısızlığa verdiğin tepki yüzünden kendini suçlamayı tamamen bırak. Kendi sınırını korumak, hürmetsizliğe kapı kapatmak ya da tepkini koymak bir kusur değil saygının en doğal tezahürüdür.
Karşı tarafın senin verdiğin tepkiyi büyüterek seni kötü adam yapma çabası, onların kendi eylemleriyle yüzleşecek kadar cesur olmadıklarının açık bir kanıtıdır.
Onların kurguladığı bu sanal suçluluk zeminine girmemek için yapman gereken şey kendini savunma tuzağına düşürmemektir.
Kendi haklılığından ve duruşundan emin olduğunda, kendini açıklamak zorunda hissetmezsin.
Açıklama yapmak, onay aramak ya da ben aslında öyle demek istemedim diye bükülmek, onların oyununu kabul etmektir.
Bunun yerine, buz gibi bir soğukkanlılıkla dur, odağı onların yaptığı ilk saygısızlığa çakılı tut ve seni kendi tepkin üzerinden manipüle etmelerine asla izin verme.
Senin sınırın nettir o sınırı ihlal edenin seni nasıl etiketlediği senin meselen değildir...
YZN...
Hata yapmanın bile bir dik duruşu olur. Telafi edilir, gönül alınır, en azından bir şeyleri düzeltmek için çaba sarf edilir ama siz dümdüz pişkinsiniz.
"O hareketin beni mutsuz ettiğini bilmesine rağmen sürdüren birinin beni sevmesi mümkün değil. Birini seversen onun gönlünü hoş etmek istersin. Birbirinizin hassasiyetlerine karşı özenli yaklaşırsınız. Bir şeylerin inada bindirildiği bir ilişkide aşktan sevgiden söz edilemez."
"Bazı insanlar, sana haksızlık ettiklerini ve bunu hak etmediğini kabul edecek olgunluğa sahip olmadıkları için bir daha asla sana ulaşıp konuşmayacaklar.
Sorumluluk alamadıkları için, kendilerini kötü hissetmemek adına seninle ilgili kafalarında uydurdukları bir hikayeye inanmayı tercih edecekler."
Doğru söz, eğri kulağa ağır gelir. Çünkü hakikati kabul etmeye gönlü yoktur," der şair.
Öyle bir zamandayız ki; dürüst, yalancıdan özür diliyor. Eğri oturan, dik duranı eleştiriyor.
Haklı susuyor, haksız sırıtıyor...
“Sen, sana kaç kez inandığımı bilmiyorsun. Kaç kez hayal kırıklığına uğrattığını da. Sen, seni kaç kez affettiğimi bilmiyorsun. Kaç kez beni yerle bir ettiğini de. Sen, bana kaç kez söz verdiğini bilmiyorsun. Kaç kez sözünü harcadığını da. Sen, beni kaç kez yalnız bıraktığını bilmiyorsun. Kaç kez nefessiz kaldığımı da. Sen, benim kaç kez kendimle savaş verdiğimi bilmiyorsun. Sen hiçbir şey bilmiyorsun.”
Bir insanın seni sevdiğini söylemesi bir beyandır ama canın yandığında ne kadar yanında durduğu bir ispattır biz beyanlara kandık ispatlarda yalnız kaldık.
Sesimi unut,
Kokumu unut,
Bakışlarımı unut,
Gülüşümü unut,
Çocuksu hareketlerimi unut,
Geçtiğimiz yerleri unut,
Oturduğumuz yerleri unut,
Tüm anılarımızı unut,
Hatta adimı bile unut,
"ama seni günlerce düzelir diye beklediğimi, herkese karşı seni savunduğumu, kimsenin sana veremeyeceği değeri ve sevgiyi verdiğimi, mutlu ol diye çabaladığımı, senin için değişmeye çalıştığımı, kendimden çok seni düşündüğümü unutma."