Japonya 31 yıl sonra faizini %1'e çıkardı.
Haber bütün ekranlarda. Gözler piyasaya çevrildi. Bitcoin ne olacak, yen ne olacak?
Ama kimsenin sormadığı asıl soru şu.
Japonya bu kararı neden, sanki mecburmuş gibi verdi?
Cevabı bugünde değil, 40 yıl öncesinde, bir otel odasında aramak gerek.
1985'e gidelim.
O yıllarda Amerika'nın en büyük tehdidi Çin değildi. Japonya'ydı.
Sony, Toyota, Honda her eve girmişti.
Japon şirketleri Amerika'nın simgelerini topluyordu. Rockefeller Center'ı, Hollywood stüdyolarını satın aldılar.
Dünyanın en büyük 10 bankasının çoğu artık Japondu.
Amerika tarihinde ilk kez geçilme korkusu yaşıyordu.
Buna izin vermedi.
1985'te New York'ta, Plaza Oteli'nde 5 ülke toplandı. Bir karar aldılar. Japon yeni değerlenecekti.
Sonuç hızlı geldi. 2 yılda yen, dolar karşısında neredeyse 2 katına çıktı.
Bunun anlamı şuydu.
Düne kadar ucuza satılan bir Japon arabası, bir anda pahalandı. Dünya o arabayı artık almadı.
İhracat motoru durdu. Japonya panikledi.
Merkez bankası imdada koştu. Faizi neredeyse sıfıra indirdi, piyasayı ucuz parayla doldurdu.
Ama o para fabrikaya değil, spekülasyona gitti. Borsaya ve gayrimenkule.
Sonra tarihin en büyük balonu şişti.
O kadar büyüdü ki, Tokyo'daki İmparatorluk Sarayı'nın arazisi, koca Kaliforniya eyaletinden değerli sayıldı.
Borsa endeksi 4 kat arttı.
Herkes zengin olduğunu sandı.
1990'da balon söndü.
Borsa tepeden %80 aşağı indi. Üstelik o tepeyi yeniden görmesi 30 yılı aştı.
Ama asıl tuzak çöküş değildi. Sonrasıydı.
Fiyatlar düşmeye başladı ve durmadı.
Şöyle düşünün.
Bir mağaza her gün fiyatları biraz daha indiriyor. Bugün alır mısınız? Hayır, yarın daha ucuz olacak diye beklersiniz.
Bütün bir ülke böyle düşündü. Kimse harcamadı, herkes erteledi. Harcama durunca ekonomi dondu kaldı.
Buna deflasyon tuzağı denir. Japonya bu tuzaktan yıllarca çıkamadı, faizi sıfıra çakılı kaldı.
İşte 31 yıl rakamı buradan geliyor.
Japonya en son bu kadar yüksek faizi, bu tuzağa düşmeden önce görmüştü.
Bu arada dünya boş durmadı. Japonya'nın sıfır faizli parası, bütün küresel piyasaların gizli yakıtı oldu.
Mantık basitti.
Japonya'dan bedavaya borçlan, dünyanın yüksek getirili varlığına yatır, farkı cebine at. Trilyonlarca dolar bu yoldan aktı.
Yani Amerika'nın Japonya'yı durdurmak için kurduğu sistem, ironik biçimde bütün dünyanın bağımlı olduğu bir musluğa dönüştü.
Gelelim bugüne.
Yen yıllardır değer kaybediyor, çünkü Amerika ile Japonya arasındaki faiz farkı iyice açıldı. Fark büyüdükçe yen daha da hızlı eridi.
Üstüne Hürmüz krizi bindi. Enerji fiyatı yükseldi, Japonya ise neredeyse bütün enerjisini dışarıdan alıyor.
Sonunda Japonya köşeye sıkıştı. Yıllarca kaçtığı şeyi yapmak zorunda kaldı. Faizi artırdı.
Şimdi geri çekilip bakın.
Bugün Japonya kendi kararını verdi sanıyoruz.
Oysa bu yolun ilk taşı, 40 yıl önce o otel odasında döşenmişti. O imza olmasa, ne balon olurdu, ne kayıp yıllar, ne de bugünkü bu hamle.
İşte tarihin sessiz kuralı.
Bir ülkeyi durdurmak için savaşmak gerekmez. Bazen bir otelde atılan tek bir imza, 40 yıl iş görür.
Japonya bugün o odadan çıkmaya çalışıyor.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Tipping on X just got real. ⚡
Send $KAS to anyone on X straight from your phone — tap Share → KasTip → done. On-chain in ~1 second.
Non-custodial: your keys never leave your device. We can't touch your funds.
📱 Coming to Google Play & App Store soon. Follow for launch.