Arz-ı Mevud'un sonunu gösteren harita
Netanyahu'nun 18-19 Ekim'de ulusal güvenlik doktrinini açıklarken yayınladığı ittifak haritası, aslında bölgenin yeni yükselen güçleri karşısında 1978-79 sonrası oluşan ve İsrail ile İran'ın başını çektiği statükonun güç kaybettiğini, bir dönemin ve İsrail açısından Arz-ı Mevud planlarının sonuna gelindiğini işaret ediyor.
7 Ekim "Aksa Tufanı" sonrası gelişen Gazze soykırımı, Lübnan'ın işgali, Suriye devrimi ve Tel Aviv'in Suriye'nin güneyindeki işgalini genişletmesi ile ABD ve İsrail'in bu yılın başında İran'a yönelik saldırısı, Ortadoğu'da son elli yıldır süren statükonun da sonunu getiren gelişmeler oldu.
İsrail ve İran gibi karşıt kamplar bölgedeki etki ve güçlerini kaybederken, Türkiye'nin önde olduğu yeni bir bölgesel ittifak şekillendi. Netanyahu'nun "ulusal güvenlik doktrinini" açıklarken yayınladığı harita, İsrail'in Arz-ı Mevud hayallerinin sonuna gelindiğini açıkça gösteriyor. Netanyahu'nun görmediği —daha doğrusu görmeye yanaşmadığı— gerçek budur. O harita aslında Netanyahu'nun kaybettiğinin resmidir; fakat bunu görmeye yanaşmadığı için İsrail'i de büyük bir felakete sürüklemeye devam ediyor.
https://t.co/jzPTExnIk8
Beraat Albayrak’a yönelik tek merkezden başlatılan bu son iftira kampanyası en “temiz” olanı kirletmek üzerine. Fon krizinde FETÖ’nün servis ettiği isimleri TBMM’nin dokunulmazlık zırhının arkasına saklanarak gündeme getirenlerin amacı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın olan, aileden olan herkesi “kirli” göstermek. Özgür Özel de böyle yaptı, Faik Öztrak ile Ümit Özlale de böyle yapıyor. 17-25 Aralık FETÖ kumpasında olduğu gibi muhalefet FETÖ’nün kurşun askerine dönüşmüş durumda. FETÖ’nün başlattığı, dönemin CHP’sinin peşine takıldığı “128 milyar” algı çalışması da açığa çıktı, bu yalan ve algı operasyonları da yarın boşa çıkacak. Fakat burada taktik, büyük yalanları dolaşıma sokmak ve dünyayı dolaştırmak. Doğrular ise hala kaplumbağa hızında…
Faik Öztrak, Ümit Özlale ve türevleri tarafından kasıtlı ve iyi niyetten uzak şekilde servis edilen, dezenformasyon niteliğindeki asılsız beyanlara ilişkin açıklamamızı kamuoyunun takdirine sunarız.
Arz-ı Mevud'un sonunu gösteren harita
Netanyahu'nun 18-19 Ekim'de ulusal güvenlik doktrinini açıklarken yayınladığı ittifak haritası, aslında bölgenin yeni yükselen güçleri karşısında 1978-79 sonrası oluşan ve İsrail ile İran'ın başını çektiği statükonun güç kaybettiğini, bir dönemin ve İsrail açısından Arz-ı Mevud planlarının sonuna gelindiğini işaret ediyor.
7 Ekim "Aksa Tufanı" sonrası gelişen Gazze soykırımı, Lübnan'ın işgali, Suriye devrimi ve Tel Aviv'in Suriye'nin güneyindeki işgalini genişletmesi ile ABD ve İsrail'in bu yılın başında İran'a yönelik saldırısı, Ortadoğu'da son elli yıldır süren statükonun da sonunu getiren gelişmeler oldu.
İsrail ve İran gibi karşıt kamplar bölgedeki etki ve güçlerini kaybederken, Türkiye'nin önde olduğu yeni bir bölgesel ittifak şekillendi. Netanyahu'nun "ulusal güvenlik doktrinini" açıklarken yayınladığı harita, İsrail'in Arz-ı Mevud hayallerinin sonuna gelindiğini açıkça gösteriyor. Netanyahu'nun görmediği —daha doğrusu görmeye yanaşmadığı— gerçek budur. O harita aslında Netanyahu'nun kaybettiğinin resmidir; fakat bunu görmeye yanaşmadığı için İsrail'i de büyük bir felakete sürüklemeye devam ediyor.
https://t.co/jzPTExnIk8
Bu düşmanlık kime yarıyor?
Azerbaycan'ın iç ve dış politikasından duyulan rahatsızlıkları iki ülkenin ilişkilerini dinamitlemek için kullanmak doğru mudur? Başörtüsü hassasiyeti kullanılarak iktidar üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Azerbaycan’ın “düşman” ilan edilmesi bekleniyor!
İç politika ile dış politikayı karıştırmamak lazım. İçerideki iktidar-muhalefet kavgasını olduğu gibi dış politikaya yansıtamazsınız.
Bunu sadece Azerbaycan için söylemiyorum. İran'la bile gerektiğinde ittifak yapılır, birlikte hareket edilebilir. Kâğıt üstünde yakın ilişkilerimiz var. Sahada işler farklı yürür. İran resmiyette yanınızda durur, pratikte karşınızda. Gün gelir, çakışan çıkarlar ittifaka döner. Bu olmayacak iş değil. Ama ittifakı da dostluğu da devlet yürütür. Dış politikayı şekillendirenler karar verir. Temel çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre hareket edilir. İç çekişmeler üzerinden dış politika belirlenmez.
https://t.co/GFCy6bCzkG
Bu düşmanlık kime yarıyor?
Azerbaycan'ın iç ve dış politikasından duyulan rahatsızlıkları iki ülkenin ilişkilerini dinamitlemek için kullanmak doğru mudur? Başörtüsü hassasiyeti kullanılarak iktidar üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Azerbaycan’ın “düşman” ilan edilmesi bekleniyor!
İç politika ile dış politikayı karıştırmamak lazım. İçerideki iktidar-muhalefet kavgasını olduğu gibi dış politikaya yansıtamazsınız.
Bunu sadece Azerbaycan için söylemiyorum. İran'la bile gerektiğinde ittifak yapılır, birlikte hareket edilebilir. Kâğıt üstünde yakın ilişkilerimiz var. Sahada işler farklı yürür. İran resmiyette yanınızda durur, pratikte karşınızda. Gün gelir, çakışan çıkarlar ittifaka döner. Bu olmayacak iş değil. Ama ittifakı da dostluğu da devlet yürütür. Dış politikayı şekillendirenler karar verir. Temel çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre hareket edilir. İç çekişmeler üzerinden dış politika belirlenmez.
https://t.co/GFCy6bCzkG
Son günlerde Azerbaycan’daki başörtüsü meselesi üzerinden körüklenen tartışma, Ankara-Tel Aviv arasındaki nüfuz mücadelesinin bir ayağı.
Biz Arap Yarımadası’nda bir hamle yapıyoruz onlar da Kafkasya’da cevap veriyorlar.
Yakın geçmişte Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerine dair bu köşede çok sert eleştiriler yaptım. Keza Kaşıkçı cinayeti nedeniyle Riyad’a yönelik de…
Ancak tıpkı Suudi Arabistan gibi, bir tarafından İsrail'in diğer tarafından İran'ın çekiştirdiği Bakü'ye böyle bir süreçte yüklenmenin nereye hizmet ettiğini görüyorum.
İç ve dış politikalarında dört dörtlük uyum aramaya kalsak Türkiye'nin ilişki kuracağı devlet kalmaz.
Evet, bölgeye, dünya siyasetine Ankara merkezli bakıyorum.
Peki, gazetecilik ayağına attıkları her okla Türkiye'yi kalbinden vuranlar, düşman başkentlerinden alkış almalarını neyle izah ediyorlar?
İslami hassasiyet kılıfıyla ya da milliyetçilik cilasıyla piyasaya sürülen argümanlar, nasıl oluyor da her seferinde Türkiye'yi birincil tehdit ilan eden İsrail’in psikolojik harp hedeflerine hizmet ediyor?
"Tesadüfün iğne deliğinden" nişan alma ustalığını nerede kazanmışlar?
https://t.co/IQoybtlLzg
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ ARTIK ENGELLENEMEZ!
Daha önce ifade ettiğimiz gibi Terörsüz Türkiye hedefine yönelik sürecin adı çözüm süreci değil geçiş sürecidir. Geçiş sürecinde çok önemli bir mesafe alındı. Terörsüz Türkiye’ye geçişin tamamlanmasıyla Türkiye’nin yükselişi başlayacak ve büyük reformlar dönemine adım atılacaktır. O yüzden Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine farklı manalar yüklemeye çalışanlar, bir an önce gerçekle yüzleşmelidir.
Konuya ilişkin öne çıkan bazı hususları AA Analiz’de değerlendirdik. @AAGorus
https://t.co/L91f8mvxGw
Fitnenin başı İran
Sosyal medyada son günlerde Azerbaycan'dan gelen videolar birbiri ardına düşüyor. Okul kapısında ağlayan kız çocukları, başörtülü öğretmenler, "yasağa karşı duruyoruz" diye bağıran kalabalıklar. Görüntüler üst üste binince insan ister istemez "ne oluyor orada?" diye sormaya başlıyor. Ama işin aslı sadece başörtüsü değil. Bu görüntülerle birlikte Aliyev'e, Azerbaycan yönetimine ve Türkiye-Azerbaycan ilişkisine karşı yoğun bir kampanya yürüyor.
…
Türkiye karşıtlığında İsrail ve İran doğal müttefik gibi davranıyor. İkisi de bölgesel hegemonyalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ortadoğu'da dengeler değişiyor. Güç kaybı yaşayanlar, Türkiye-Azerbaycan gibi yakın bağları zayıflatmak için fırsat kolluyor. Başörtüsü meselesi de bu fırsatın aracı haline getirildi.
https://t.co/K7izOG466g
Fitnenin başı İran
Sosyal medyada son günlerde Azerbaycan'dan gelen videolar birbiri ardına düşüyor. Okul kapısında ağlayan kız çocukları, başörtülü öğretmenler, "yasağa karşı duruyoruz" diye bağıran kalabalıklar. Görüntüler üst üste binince insan ister istemez "ne oluyor orada?" diye sormaya başlıyor. Ama işin aslı sadece başörtüsü değil. Bu görüntülerle birlikte Aliyev'e, Azerbaycan yönetimine ve Türkiye-Azerbaycan ilişkisine karşı yoğun bir kampanya yürüyor.
…
Türkiye karşıtlığında İsrail ve İran doğal müttefik gibi davranıyor. İkisi de bölgesel hegemonyalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ortadoğu'da dengeler değişiyor. Güç kaybı yaşayanlar, Türkiye-Azerbaycan gibi yakın bağları zayıflatmak için fırsat kolluyor. Başörtüsü meselesi de bu fırsatın aracı haline getirildi.
https://t.co/K7izOG466g
Devlet istedi, Kandil boşalttı
Metina, örgütün "Medya savunma alanları" adı altında "kurtarılmış bölge" ilan ettiği coğrafyanın tam merkezinde. Şırnak ve Hakkari'ye yaslanan, Türkiye için güvenlik riski taşıyan stratejik bir üslenme alanı. Örgüt, devlet heyetinin talebi üzerine buradaki barınakları boşalttığını duyurdu.
Karayılan "çektik" diyor; ama devletin "gördük" demesi gerekiyor. Çünkü Metina'nın boşaltılması tek başına yeterli değil. Buradan çekilen güçler nereye gitti? Şehirlerdeki hücreler nereye çekildi? Silahlar gerçekten yakıldı mı, yoksa başka bir yerde mi depolandı? Bu soruların cevabı, önümüzdeki günlerde netleşecek. Devletin istihbaratı bu soruların peşinde.
https://t.co/UAdgVjmHC5
Devlet istedi, Kandil boşalttı
Metina, örgütün "Medya savunma alanları" adı altında "kurtarılmış bölge" ilan ettiği coğrafyanın tam merkezinde. Şırnak ve Hakkari'ye yaslanan, Türkiye için güvenlik riski taşıyan stratejik bir üslenme alanı. Örgüt, devlet heyetinin talebi üzerine buradaki barınakları boşalttığını duyurdu.
Karayılan "çektik" diyor; ama devletin "gördük" demesi gerekiyor. Çünkü Metina'nın boşaltılması tek başına yeterli değil. Buradan çekilen güçler nereye gitti? Şehirlerdeki hücreler nereye çekildi? Silahlar gerçekten yakıldı mı, yoksa başka bir yerde mi depolandı? Bu soruların cevabı, önümüzdeki günlerde netleşecek. Devletin istihbaratı bu soruların peşinde.
https://t.co/UAdgVjmHC5
Öcalan'a “koordinatör üye” formülü
Fon krizi tartışmalarının gölgesinde kalan "çözüm süreci"nde bu hafta yeniden hareketlilik bekleniyor. Gündem İmralı’nın statüsü. “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu” kuruldu, görev ve yetki alanları belirlendi. Abdullah Öcalan’ın da bu komisyonda yer alması bekleniyor.
Kandil ve DEM’in beklentisi Öcalan’ın bu komisyonun başına geçmesi, yani “koordinatör” olması. Bu görevi Öcalan’ın “statüsü” açısından önemli görüyorlar. Devlet Bahçeli “…barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır”
diyerek destek veriyor.
İktidar kanadında bir çekince var; Öcalan’ın bu komisyonda yer almasına onay veriliyor fakat bu sıfat üzerinden kamuoyunda tartışma yaşanması da istenmiyor. Biraz da bu sebeple, yumuşatılmış haliyle “Koordinatör üye” formülü üzerinde duruluyor.
👇
https://t.co/IvVtWAcl7E
Öcalan'a “koordinatör üye” formülü
Fon krizi tartışmalarının gölgesinde kalan "çözüm süreci"nde bu hafta yeniden hareketlilik bekleniyor. Gündem İmralı’nın statüsü. “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu” kuruldu, görev ve yetki alanları belirlendi. Abdullah Öcalan’ın da bu komisyonda yer alması bekleniyor.
Kandil ve DEM’in beklentisi Öcalan’ın bu komisyonun başına geçmesi, yani “koordinatör” olması. Bu görevi Öcalan’ın “statüsü” açısından önemli görüyorlar. Devlet Bahçeli “…barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır”
diyerek destek veriyor.
İktidar kanadında bir çekince var; Öcalan’ın bu komisyonda yer almasına onay veriliyor fakat bu sıfat üzerinden kamuoyunda tartışma yaşanması da istenmiyor. Biraz da bu sebeple, yumuşatılmış haliyle “Koordinatör üye” formülü üzerinde duruluyor.
👇
https://t.co/IvVtWAcl7E
FETÖ videolarını izleyip dezenformasyon yapıyorlar
“Çamur at izi kalsın" misali fon krizi üzerinden isim toto oynuyor, bakanlık yapmış isimleri tek tek karalayarak dezenformasyon yapıyorlar. Haysiyet cellatlarının yalanlarının ortaya çıkması yatsıyı bulmadı ama attıkları yalan bütün dünyayı dolaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a iftira atıp akşama kadar üzerinde tepindiler.
Yeni Parti'nin genel başkanı, sözcüsü ve milletvekilleri ve muhalefet medyası fon krizini dezenformasyon kampanyasına dönüştürmeye başladı.
Hatırlayacak olursak, FETÖ'nün Bylock uygulaması ortaya çıktığında da Kemal Kılıçdaroğlu, "İktidarda 120-180 Bylockçu var, açıklamıyorlar; 15 Temmuz'da kontrollü darbe yaptılar" demişti.
15 Temmuz FETÖ darbe girişimini sulandırmak için atmadık yalan, iftira bırakmamışlardı.
Bugün de aynı şekilde herkesi "fon çuvalına" koyarak kirletmeye, kurunun yanında yaşı da yakmaya çalışıyorlar. Referansları, kaynakları, bilgilendirildikleri merkez ise FETÖ'nün yurt dışındaki YouTube hesapları.
https://t.co/HJJGO8BjVf
FETÖ videolarını izleyip dezenformasyon yapıyorlar
“Çamur at izi kalsın" misali fon krizi üzerinden isim toto oynuyor, bakanlık yapmış isimleri tek tek karalayarak dezenformasyon yapıyorlar. Haysiyet cellatlarının yalanlarının ortaya çıkması yatsıyı bulmadı ama attıkları yalan bütün dünyayı dolaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a iftira atıp akşama kadar üzerinde tepindiler.
Yeni Parti'nin genel başkanı, sözcüsü ve milletvekilleri ve muhalefet medyası fon krizini dezenformasyon kampanyasına dönüştürmeye başladı.
Hatırlayacak olursak, FETÖ'nün Bylock uygulaması ortaya çıktığında da Kemal Kılıçdaroğlu, "İktidarda 120-180 Bylockçu var, açıklamıyorlar; 15 Temmuz'da kontrollü darbe yaptılar" demişti.
15 Temmuz FETÖ darbe girişimini sulandırmak için atmadık yalan, iftira bırakmamışlardı.
Bugün de aynı şekilde herkesi "fon çuvalına" koyarak kirletmeye, kurunun yanında yaşı da yakmaya çalışıyorlar. Referansları, kaynakları, bilgilendirildikleri merkez ise FETÖ'nün yurt dışındaki YouTube hesapları.
https://t.co/HJJGO8BjVf
FETÖ videolarını izleyip dezenformasyon yapıyorlar
“Çamur at izi kalsın" misali fon krizi üzerinden isim toto oynuyor, bakanlık yapmış isimleri tek tek karalayarak dezenformasyon yapıyorlar. Haysiyet cellatlarının yalanlarının ortaya çıkması yatsıyı bulmadı ama attıkları yalan bütün dünyayı dolaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a iftira atıp akşama kadar üzerinde tepindiler.
Yeni Parti'nin genel başkanı, sözcüsü ve milletvekilleri ve muhalefet medyası fon krizini dezenformasyon kampanyasına dönüştürmeye başladı.
Hatırlayacak olursak, FETÖ'nün Bylock uygulaması ortaya çıktığında da Kemal Kılıçdaroğlu, "İktidarda 120-180 Bylockçu var, açıklamıyorlar; 15 Temmuz'da kontrollü darbe yaptılar" demişti.
15 Temmuz FETÖ darbe girişimini sulandırmak için atmadık yalan, iftira bırakmamışlardı.
Bugün de aynı şekilde herkesi "fon çuvalına" koyarak kirletmeye, kurunun yanında yaşı da yakmaya çalışıyorlar. Referansları, kaynakları, bilgilendirildikleri merkez ise FETÖ'nün yurt dışındaki YouTube hesapları.
https://t.co/HJJGO8BjVf