EKONOMİK FATURAYI HALKA ÖDETMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ
💬 İktidar, uluslararası şirketlere ve sermayeye vergi afları sunarken; kendi yarattığı ekonomik krizin faturasını yine işçiye, emekliye ve çiftçiye kesiyor!
💬 Hukukun, adaletin ve demokrasinin olmadığı hiçbir yere nitelikli yatırım gelmez.
💬Türkiye’nin gerçek refahı rantiyeye sağlanan imtiyazlarla değil; evrensel hukuk normlarıyla, şeffaflıkla ve kalıcı barışla mümkündür.
#VarlıkBarışı #Ekonomi
Genel Sağlık Sigortası primini ödeyemeyen milyonlar, artmayan emekli ikramiyeleri ve derinleşen gelir eşitsizliği… Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “Biz sabretmekten emekli olduk” diyen emeklilerin sesi olduk. #emekli#ikramiye#kriptoyasası
Cumhurbaşkanının bir yandan Türkiye Varlık Fonu’nun yönetim kurulu başkanı, diğer yandan ise vesayet makamı olması ciddi bir garipliktir. Aynı makamın hem vesayet yetkisini kullanan hem de vesayete tabi olması, sadece idare hukukunun temel ilkelerine değil, akla ve mantığa da açıkça aykırıdır.
İktidar ve sermayedarlar ortaklaşarak kendi ayrıcalıklı düzenleri için asgari ücreti 28 bin 75 lira olarak açıkladı.
2025 yılı resmi enflasyonu yüzde 31 civarında beklenirken, asgari ücrete yüzde 27 zam yapıldı.
İnsanca yaşanabilecek seviyede olmayan bu rakamla emekçiler, işçiler nasıl geçinecek diye soruyoruz?
Hükümet asgari ücreti belirlerken çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişiler olduğu gerçeğini yine görmezden geldi.
Belirlenen bu miktarla milyonlarca emekçi bir kez daha açlığa ve yoksulluğa mahkum edildi.
DEM Parti olarak altını bir kez daha çiziyoruz: Asgari ücret en az 46 bin TL olmalıdır.
Yapılan zam, milyonlarca işçiyi sefalet koşulları altında yaşamaya zorlamak demektir.
Kabul etmiyoruz! Emeğin değersizleştirilmesine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Futboldaki cinsiyetçi saldırgan dil, bu yıl bütçe görüşmelerine de yansıdı.
Eril dile alkışlar yükselirken adaletsizlik örtüldü, yoksulluk normalleştirildi.
Tüm yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını esas alan; adaleti ve refahı sağlayacak bir ülke için Ekmek ve Barış mücadelemiz sürecektir.
Konya Ovası kuruyor, göller yok oluyor, nehirler tükeniyor.
İktidar seyrediyor, yandaş şirketler yağmalıyor.
Milyarlarca dolar “ulusal çıkar” yalanıyla harcanıyor, denetim yok, şeffaflık yok.
Köylü toprağına, hayvancı merasına hasret. Bu düzen doğayı da halkı da bilinçli biçimde yok ediyor.